KIRKBEŞİNCİ BÖLÜM
...şöye bir mücahidlere baktı, hepsi cankulağı ile dinliyordu. Özellikle Hamza pür dikkat dinliyordu.
Şamij Basayev konuşmasına devam etti...
Rus Karargâhında
Eski komutanın yerine yeni bir komutan atanmıştı. Yeni komutan eski komutanı mumla aratıyordu.
Hemen kurmaylarını topladı ve onlarla bir durum değerlendirmesi yaptı.
Komutan:--Eski komutan çok pasif ve korkak birisiymiş. Burada taş taş üstünde bırakılmamalı idi.
Halbuki duruma bakıldığında, ortalık güllük gülistanlıkmış gibi görünüyor. Bunların gözlerini iyice
yıldırmamız lazım. Bunun için de tüm planları uygulamalıyız. Burası cehenneme dönmeli. Bu arada
ne yapıp yapmalı, asilerin komutanlarının yerini tesbit etmeliyiz.
Yüzbaşı Lev!
Yüzbaşı Lev:--Buyurun komutanım!
Komutan:--Hemen birini ya da birilerini kendi safımıza çekmeliyiz. Ama bunlar Olcayto gibiler
olmasın. Dikkat çekmeyen ve kimsenin kendilerinden, şüphelenmeyeceği ve çekinmeyeceği
kişiler olmalı. Böyle kişileri bulduğunda ilk yapacağın şey onları uyuşturucuya alıştırmak olsun.
Ne olursa olsun bizden kopmamalı.
Yüzbaşı Lev:--Başüstüne komutanım. İlk işim bu olacak.
Binbaşı Leonid, sana gelince senin ilk işin Grozni'de operasyon olacak, bunun için de her şeyi yapmalısın. Operasyon muhakkak netice vermeli.
Binbaşı Leonid:--Başüstüne komutanım!
Rus komutan ve kurmayları geç saatlere kadar toplantı yaptılar ve bir takım kararlar aldılar.
Alınan kararlara bakıldığına göre çeçenleri zor günler bekliyordu. Çünkü bu zalimlerin hiç acıması
yoktu ve bunlardan her şey beklenirdi.
Ertesi gün Binbaşı Leonid komutasında, iri yarı ruslardan müteşekkil bir birlik hazırlandı ve bu
birlik hemen Caharkale sokaklarına daldı. Sokaklarda kadın ve çocuklar ile yaşlı insanlardan
başka kimseler yoktu. Bir rus askeri sokakta yürüyen bir yaşlı çeçenin kafasına tüfek dipçiği
ile vurdu, darbe o kadar şiddetliydi ki yaşlı adam orada canverdi.
Ruslar acımasızca saldırmaya başladı, bütün evlere girdiler, evlerin altını üstüne getirdiler. Kısa
bir süre içerisinde kadın, çocuk ve yaşlılardan gördüklerini bir meydanda topladılar.
Binbaşı Leonid:--Hepiniz beni iyi dinleyin, asilere yardım yaptığınızı, onlara yiyecek, giyecek ve
lojistik yardımda bulunduğunuzu biliyorum. Şimdi bana söyleyin bakalım, asiler nerede?
Yaşlı bir kadın:--Bizim kimseden haberimiz yok, kendimizi geçindirecek gücümüz var mı ki, asi
dediğiniz insanlara yardımda bulunalım.
Binbaşı Leonid:--Kes sesini bunak kadın, diyerek, silahını çekti ve kadının kafasına iki el ateş
etti. Yaşlı kadın kısa bir süre çırpındı ve oracıkta şehid oldu. Orada toplanan insanlar adeta
donmuşlardı. Ne olmuştu da bunlar bu kadar acımasız olmuşlardı. Bu arada yaşlı bir adam:
--Neden bu kadını vurdunuz, bu mu sizin insanlığınız, bu mu sizin erkekliğiniz? diye tepki göste-
rince, binbaşı onuda şehid etti. Kimseden herhangi bir cevap alamayacağını anlayan binbaşı
ateş emri verdi, rus askerleri oradaki insanların üstüne mermi yağdırdılar, yüzden fazla insan
şehid edilmiş, yüzlerce insan da yaralanmıştı. Yaralıların durumu, şehid edilenlerden daha kötüydü,
çünkü onların tedavi olma durumu da yoktu. Bir çoğu şehid olacak, şehid olana kadar da epeyce
acı çekeceklerdi, diğerlerinin bir kısmı ise bir çok organını kaybedip sakat kalacaklardı. Zalimlerin
tarihi hep bu tür olaylarla doluydu. Onlardan mertçe savaşmaları beklenemezdi, mert olsalardı
zaten zalim olamazlardı. Dünyanın diğer yerlerinde olduğu gibi burada da yine savaştan en çok
zarar gören, yine kadın, çocuk ve yaşlılardı. İnsanlar gittikçe daha da zalimleşiyordu. Teknoloji
zulmü de beraber getiriyordu. Mekke müşrikleri bunlar kadar zalim değildi. Onlar kadınlara ve
çocuklara el kaldırmayı zillet sayıyorlardı. İçlerinde istisnalar vardı ama, bu zalimler onları mumla
aratıyordu. Irak'ta Amerika'nın Saddam'ı arattığı gibi.
Binbaşı Leonid, askerlerine geri çekilme emrini verdi. Tüm insanları bir günde öldürmeleri onların da
işine gelmiyordu. Askerlerin moralini düzeltmek ,için ara sıra böyle katliamlara ihtiyaç vardı.
Diğer yandan, Yüzbaşı Lev, kendisine uygun bir yem aramaya
başlamıştı. Caharkale'nin kenar
mahallelerini dolaşıyordu. Tam ümidini kestiği bir sırada...
KIRKBEŞİNCİ BÖLÜMÜN SONU
--------------------------------------------------------------------------------
KIRKALTINCI BÖLÜM
Çeçen Karargâhında
Şamil Basayev, Şehidlik konusunda bilgi vermeye devam etti.
--Kardeşlerim! hepinizin beni can kulağı ile dinlediğinizi görüyorum. Hepinizin şehadete sevdalı
ve susamış olduğunuzu, görüyorum. Evet! kaldığımız yerden devam edelim, inşaALLAH.
...İmansız kişi şehit olamaz
Uhud harbinde Peygamberimiz’e (s.a.v.) demir zırh ile yüzü örtülü bir kişi geldi de:
“Ya RasulALLAH! Hemen harp edeyim de sonra müslüman mı olayım?” diye sordu. Rasulullah (s.a.v.):
“Müslüman ol, sonra harp et.” buyurdu. O da hemen müslüman oldu, sonra vuruştu. Nihayet şehit edildi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.):
“Az işledi, fakat çok kazandı.” buyurdu. (Buhari, 8/277)
Ebu Hureyre, bu hadiseyi bir bilmece haline sokarak, haydi bana bir kişi bildiriniz ki o, bir kere olsun namaz kılmadan cennete girmiş olsun, diye sorarmış.
"ALLAH (c.c.), iman edenlerin amellerini zayi etmez. Şehadet, ALLAHu Teala’nın mümin kullarına ilahi mevhibesidir. Bunu belirleyen "ALLAH Teala’dır. Kullar, sadece zanni hükümle, hüsnü zan besleyerek umarız şehit olmuştur diye sadece iyi niyetini açıklar.
İmansız olan kafirler hangi şartlarda olursa olsun onlar asla şehit olamazlar. Zira kafirin bütün amelleri seraba benzer. Beklentileri olmasına binaen umduklarını bulamazlar.
Şehitlik, Muhammed ümmetine tahsis edilmiş üstün bir gaye, büyük bir mertebedir. Peygamberimiz (s.a.v.):
“Kim şehit olmayı içtenlikle dilerse, ALLAH, onu şehitlerin menziline ulaştırır. Bu kişi, isterse yatağında ölmüş olsun.” buyuruyor. (Müslim)
Kur’an ve sünneti birbirinden ayıranlar şehit değildir
İman bir bütündür. Bölünmeyi kabul etmez. İnanılması gerekenlerin büyük çoğunluğunu kabul etseniz de, bir veya bir kaçına inanmasanız iman etmiş olmazsınız. Kur’an-ı Kerim’de "ALLAH (c.c.) şöyle buyuruyor:
“ALLAH’ı ve peygamberlerini inkar edenler ve (inanma hususunda) "ALLAH ile Peygamberini birbirinden ayırmak isteyip, bir kısmına iman ederiz ama bir kısmına inanmayız diyenler ve iman ile küfür arasında bir yol tutmak isteyenler yok mu işte gerçekten kafirler bunlardır.” (Nisa, 150-151)
Son zamanlarda “sünnetsiz Kur’an sevdalısı” olanların sayısı artmaktadır. Bu anlayışın dinen hiçbir değeri yoktur ve merduttur. ALLAHu Teala, Kur’an-ı Kerim’de habibine ve O’nun sünnetine uymamızı şöyle beyan buyuruyor:
“Peygamber (s.a.v.) size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının. "ALLAH’tan korkun. Çünkü ALLAH’ın azabı çetindir.” (Haşr, 7)
Kur’an-ı Kerim’e, din ve imana, Peygamberlerden herhangi birine Peygamberin bir sünnetine, bir hadisi şerife, bir İslam mabedine "ALLAH korusun sövmek, hakarette bulunmak veya bunlardan birini küçümseyip hiçe saymak küfürdür. Tevbe etmeden, imanı, nikahını tazelemeden bu hal üzere ölenlerin ölüm şekli ne halde olursa olsun şehadet gibi muazzam rütbede nasibi yoktur.
Rasulullah’ın da bulunduğu bir savaşta ashab-ı kiramdan biri için, “Ya RasulALLAH, falan da şehit oldu.” buyurduklarında rahmet Peygamberi şöyle dedi:
“Hayır o şehit olmadı. Çünkü “ne güzel savaşıyor” desinler diye savaştı, bundan dolayı şehit olamadı. Şehitlik ihlas ister, iyi niyete muhtaçtır. Amelleri niyetlere göre karşılık bulur.”
Kötülüğü emredenler ve iyiliği nehyedenler şehit değildir
Mü’min, iyiliği emir, kötülüğü nehiy ile görevlidir. Bu "ALLAH’ın emridir. ALLAH’ın emrine muhalefet edenler, onun şehitlik gibi bir nimetinden nasipleri yoktur. Hatta kötülüğü emredenlere severek, inanarak itaat edenler, bu hal üzere yaşar ve ölürlerse onlar da şehitlikten nasiplenemezler. İslamî bir kaidedir: Eğer bir mümin avcı ile mecusi bir avcı, iki av köpeğini av için gönderseler de avı hangisinin yakaladığı belli olmaz ise, o avın eti yenmez. İnsanlar ne uğurda, niçin öldüklerini bilmeden gaflet üzere ölürse şehit değildir.
Av için kurallar koyan İslam dini, şehadet için de şartlarını belirlemiştir. Şehitlikten ancak "ALLAH için yaşayan ve ölenler ALLAH’tan nasiplerini alabilirler. Ayeti Celile, kötülüğü bile bile emredenler hakkında -bırakın şehit olmayı- şöyle buyuruyor:
“Münafık erkekler ve münafık kadınlar (sizden değil) birbirindendir. Onlar kötülüğü emreder, iyilikten alıkor. "ALLAH, erkek münafıklara ve kadın münafıklara da, kafirlere de içinde ebedi kalacakları cehennem ateşini vadetti. O, onlara yeter. ALLAH onlara lanet etmiştir. Onlar için devamlı bir azap vardır.” (Tevbe,
Bu uygulamalarda haramın haram olduğunu bile bile işleyenler günahkar olurlar. Ama harama haram değildir diyerek yanlış yapanlar imandan uzaklaşır. "ALLAH’ın lanetlediği insan sınıfına girerler. “Zamanımız böyledir, ne yapalım.” gibi ham hayallerde bulunanlar günahta ısrar ederlerse ALLAH korusun ilahi azaba düçar olabilirler.
Şehit kimdir?
İman eden ve salih amel işleyen, Rabbına teslim olan, ALLAH kendisinden, kendisi de Rabbından razı olan, ALLAH için, ALLAH yolunda ölendir şehit. Bu hükmü de ALLAH (c.c.) verir ve onu mükafatlandırır.
Secde etmeye lüzum hissetmeyen, dinin emirlerinden rahatsız olan, baş örtüsünü içerisine sindiremeyen, müslümanları inancından dolayı hakir görenler, gafletle ölenler asla şehit olamazlar. Onlara A, B, C, E şehitleri dense de ALLAH ve Rasulü’ne karşı savaş açanların ne kendileri, ne de tabileri şehitlik mertebesine ulaşabilirler.
ALLAHu Teala şöyle buyuruyor:
“ALLAH ve Rasulü’ne karşı savaşanların ve yeryüzünde (hak) düzeni bozmaya çalışanların cezası ancak (acımadan) öldürülmeleri.”
ALLAH’a savaş açanların ALLAH’tan alacağı yoktur. İçkiyi, kumarı, faizi, zinayı hoş gören ve devamını sağlayanlar ALLAH’la savaş halindedir.
Tavsiyemiz
Bizi ve kainatı yoktan var eden ALLAH (c.c.), bizden nasıl bir yaşam tarzı istemiş ise rızası doğrultusunda, amel-i salih işleyerek, geçmiş günahlarımız varsa günahlarımıza samimi tevbe etmek, ihsanla yaşayıp imanla ölmektir. İşte o zaman ALLAH (c.c.), bizleri nice güzel nimetleri ile tezyin eder.
Niyet halis olursa Rabbimiz şehitlik gibi büyük bir nimetle bizi mükafatlandırır.
ALLAH’ım! Ümmet-i Muhammed’i Kur’an’a mahkum et. Amin.
--Kardeşlerim! şehadet konusunda, acizane size anlatacaklarım bu kadar. İnşaALLAH, bu anlattık-
larımdan faydalanmışsınızdır.
Mücahidler:--ALLAH (cc) sizden razı olsun komutanım, böyle bir konuyu sizden dinlemenin ruhumuzda
bıraktığı etki bir başka oldu. Yaşayan insanların anlattıkları, ancak insanlar üzerinde etkili olabilir.
Bu arada Hamza, Şamil Basayev'e döndü ve:.......
KIRKALTINCI BÖLÜMÜN SONU
![[Resim: urjn1.jpg]](http://t1311.hizliresim.com/1h/p/urjn1.jpg)