You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

CAHİLİYE CEMİYETİ (TOPLUMU)

CAHİLİYE CEMİYETİ (TOPLUMU)

Üye
CAHİLİYE CEMİYETİ (TOPLUMU)
Bismillahirrahmanirrahim
Cahiliye toplumu nedir? Şüphesiz ki İslâm dışı her toplum cahiliyet toplumudur.
Cahiliyet toplumu yalnız başına Allah (c.c.)’a kulluk esasına dayanmayan, bağlanmayan her
toplumun adıdır. Bu kulluk, itikadî düşünce sisteminde, ibadet şekillerinde ve kanuni
hükümlerde ortaya çıkar.
Bu konu bakımından yapılan tarifin çerçevesi içerisine yeryüzünde fiilen mevcut olan
bütün toplumlar girer. Ve bu toplumların hepsi de cahiliyet toplumu adını alır.
Komünist toplum şekilleri cahiliyet toplumunun tarifine girer. Çünkü bir kere
komünist toplumlar doğrudan doğruya Allah (c.c.)’ı inkâr etmekte ve evrende bulunan her şeyi
madde veya tabiat dedikleri değişken güce bağlamaktadırlar. İnsan hayatında ve tarihindeki
en önemli gücü “ekonomi” veya “üretim vasıtaları” olarak değerlendirmektedir. İkinci olarak
komünist toplumda sosyal idare, bütünüyle bir doğru (realite) olarak meydana gelmiş olsa
bile, bu idare, bu hakimiyet Allah (c.c.)’ın değil partinindir. Ve insanlar bu komünist partisinin
kulu durumundadır. Ayrıca bu düşünce tarzında ve nizamda (sistemde) insanın insanlığını
ayaklar altına alan ve insanın temel istek ve arzularının sadece hayvani istek ve arzulardan
ibaret olduğunu kabul eden bir takım aksaklıklar vardır. Komünist düşünceye göre insanın
bütün istekleri yemek, içmek, oturmak, cinsiyet gibi unsurlardır. Bunun yanı sıra insanı
hayvandan ayıran ve başlangıçta da Allah (c.c.) inancı, seçme hürriyeti, söz hürriyeti gibi ruhî
değerlere asla yer vermemekte ve insanı bütün bunlardan mahrum etmektedir. Bu arada
insanın insanlığını ifade eden en önemli özelliklerin başında gelen şahsiyetini ve ifade
hürriyetini elinden almaktadır. İnsanın ferdî hürriyeti, ferdî mülkiyetinde ve çalışma,
uzmanlık sahasını kendisinin seçmesinde, kendi varlığı hakkında dilediği gibi sanat
kabiliyetini kullanmasında ve insanı hayvanlardan ayıran veya makineden ayıran diğer
özelliklerinde belirmektedir. Gerek komünist düşünce, gerekse komünist sistem insanı,
insanlık derecesinden hayvanlık veya makine durumuna düşürür.
Bu cahiliyet toplumu ifadesi içerisine putperest toplumlar da girer. Putperest toplum
halen Hindistan’da, Japonya’da, Filipinler’de ve Afrika’da hakim durumdadır. Bunlar da
bütünüyle cahiliyet toplumudurlar. Çünkü bunlar Allah (c.c.)’tan başkasını İlahlaştırma esasına
dayalı bir inanç sistemine bağlıdırlar. Ayrıca tanrılığına inandığı bir takım ilahlara ve
mabutlara çeşitli şekillerde ibadet etmektedirler. Başvurulması bakımından Allah (c.c.)’ın
dışında ve Allah (c.c.)’ın şeriatının haricinde kaynaklara dayanan sistem ve şeriatları
uygulamaktadırlar. Bu sistem ve şeriatlar gerek mabed bekçilerinden, kahinlerden,
büyücülerden, kabile reislerinden, din adamlarından alınsın, gerekse laik ve medeni
heyetlerden alınsın farksızdır. Çünkü kanun koyma hakkı Allah (c.c.)’ın şeriatından başka
noktalara dayanmaktadır. Yani gerek millet adına olsun, gerek parti adına olsun, gerekse
herhangi bir varlık adına olsun, en üstün hakimiyet kaynağı bu heyetlerin elindedir.
Yahudi ve Hıristiyan toplulukları da yeryüzünün neresinde olursa olsun bu cahiliyet
toplumunun içerisine (kapsamına) girmektedir. Yeryüzündeki bütün Hıristiyan ve Yahudi
toplumlar cahiliyet toplumudurlar. Çünkü onlar tahrif edilmiş (değişmiş) bir inanç sistemine
bağlıdırlar. Ve bu inanç sisteminde uluhiyet yetkisi yalnız başına Allah (c.c.)’a ait değildir.
Aksine, muhtelif şekillerde Allah (c.c.)’a eş putlar bulunmaktadır. Bu putlar gerek teslis
akidesiyle ve Allah (c.c.)’a oğulluk isnadıyla gelmiş olsun, gerekse Allah (c.c.)’ı (haşa) başka
şekilde düşünmek tarzında olsun farksızdır: “Yahudiler: ‘Üzeyr Allah’ın oğludur’ dediler.
Hıristiyanlar da: ‘Mesih Allah’ın oğludur’ dediler. Bu onların kendi ağızlarının sözüdür.
Onlar kendilerinden önce küfretmiş olanların sözünü andırıyorlar. Allah onlara hadlerini
bildirdi. Onlar nasıl yüz çeviriyorlar?” (Tevbe:30). “Allah üçten üçüncüsüdür, diyenler kafir
2
olmuşlardır. Bir tek ilahtan başka bir ilâh yoktur. Onlar sözlerinden vazgeçmezlerse
onlardan kafir olanlara elbette acı bir azap gelecektir.” (Maide:73).
“Yahudiler: ‘Allah’ın eli bağlıdır’ dediler. Kendi elleri bağlansın. Söyledikleri
sözden dolayı melânete uğrasınlar. Hayır O’nun elleri açıktı. O dilediğine verir.” (Maide:74).
“Yahudiler ve Hıristiyanlar: ‘Biz Allah’ın oğulları ve dostlarıyız’ dediler. Öyleyse
günahlarınızdan dolayı O size niçin azap ediyor? de. Hayır, siz O’nun mahluklarından
beşersiniz.” (Maide:15).
İbadet ve merasimleriyle bu sapık inanç ve akideden doğan çarpık düşünceleriyle de
ayrıca cahiliyetin sınırı içerisine girerler. Hem nizam ve prensipleriyle, Allah (c.c.)’tan
başkasının hakimiyeti esasına dayanan, Allah (c.c.)’ın emirlerinden başkasının sultalarından
yardım dileyen bir takım insanların ve toplumların koyduğu prensiplere, Allah (c.c.)’tan başkası
için söz konusu olmayacak üstün hakimiyet yetkisi tanıyan görüş şekilleriyle de bunlar
cahiliyet toplumunun hudutları içine girerler. İşte bunun için Allahü Teâlâ (c.c.) eskiden beri
onları müşrik olarak vasıflandırmıştır. Onların hahamlara ve rahiplere bu yetkiyi tanımış
olmaları ve onların kendiliklerinden koydukları hükümleri kabul etmeleri sebebiyle müşrik
adını vermiştir.
“Onlar hahamlarını ve rahiplerini Allah’tan başka tanrılar edindiler. Meryem oğlu
Mesih’i de. Halbuki tek bir İlah’a kulluk etmekten başka bir şeyle emrolunmamışlardı.
O’ndan başka ilâh yoktur. O, onların şirk koştukları şeyden münezzehtir..” Hem onlar
hahamların ve rahiplerin doğrudan doğruya tanrı olduklarına da inanmıyorlardı. İbadet ve
amelleriyle onlara tapınmıyorlardı. Sadece hakimiyet yetkisini onlara veriyorlardı ve onların
koyduğu hükümleri kabul ediyor, emirlerini benimsiyorlardı. Halbuki Allah (c.c.) bu konuda
onlara izin vermemişti. Şu halde onlara doğrudan doğruya müşrik adını vermek daha doğru
olurdu… Ayrıca onlar haham ve rahiplerden başka bir takım kimseleri de tanrılaştırıyorlardı.
Son olarak da, bu cahiliyet toplumunun çerçevesi içerisine günümüzde kendilerine
Müslüman adı verilen toplumlar da girer. Her ne kadar bu toplumlar cahiliyet çerçevesi
içerisine girerken Allah (c.c.)’tan başka birisini tanrılaştırdığı veya Allah (c.c.)’tan başka ilahlara
tapındığı için girmemekte ise de, günlük yaşayış sistemi bakımından Allah (c.c.)’tan başkasına
kulluk ettiği için ve yalnız Allah (c.c.)’a kul olmaya rıza göstermediği için girmektedir.
Günümüzün Müslüman toplumları her ne kadar doğrudan doğruya Allah (c.c.)’tan başka
birisini tanrılaştırmamakta ise de, uluhiyetin en önemli özelliklerinden birini Allah (c.c.)’tan
başkasına vermekte, Allah (c.c.)’tan başka, insanların koydukları hükümlere tabi olmakta ve
hakimiyet yetkisinden hayat nizamını, sistem ve değer ölçüsünü, adet ve geleneklerini
almakta ve yaklaşık olarak bütün hayati değerlerini bu ölçülere göre ayarlamaktadır. Halbuki
Allahü Teâlâ (c.c.) onların hakkında şöyle buyuruyor: “Kim Allah’ın indirdikleriyle
hükmetmezse, işte onlar kafirlerin ta kendileridir…” Hükmedilenler hakkında da şöyle
buyuruyor: “Sana indirilen Kur'an’a ve senden önce indirilenlere inandıklarını iddia
edenleri görmedin mi? Küfretmemeleri emrolunmuşken tağut ile muhakeme edilmelerini
isterler. Şeytan onları uzak bir sapıklığa saptırmak istiyor. Onlara: Allah’ın indirdiğine ve
Peygambere gelin denilince münafıkların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün. Ya
başlarına kendi işlediklerinden ötürü bir musibet geldiğinde nasıl olur? Sonra da gelmişler
sana ‘Billahi gayemiz sadece bir iyilik etmek ve ara bulmaktan ibaret idi’ diye yemin
ediyorlar. Onlar öyle kimseler ki -kalplerindekini ve yalan yere yeminlerini Allah bilir- sen
onların bu hallerini nazari itibare alma da öğüt ver, kendileri hakkında tesirli sözler söyle.
Biz Peygamberi ancak Allah’ın izni ile itaat olunması için gönderdik. Onlar kendilerine
yazık ettikleri zaman sana gelip Allah’tan mağfiret dileseydi, elbette Allah’ı tövbeleri
ziyadesiyle kabul edici ve çok esirgeyici bulacaklardı.”
3
CAHİLİYE CEMİYETİ (TOPLUMU) -II-
“Hayır Rabbine and olsun ki, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tayin edip
de sonra senin verdiğin hükümden dolayı içlerinde bir sıkıntı duymadan tamamen
kendilerini vermedikçe iman etmiş olmazlar.”
Ayrıca Allahü Teâlâ (c.c.)’nın Yahudi ve Hıristiyanları küfür damgası ile damgalayıp,
yalnız Allah (c.c.)’a kul olmaktan kaçınarak haham ve rahipleri tanrı edinmeleri üzerine şirk ile
nitelendirmesi, aynen bir takım insanların kendilerine Müslüman adını vermeleri, Hıristiyan
ve Yahudiler gibi bazılarını tanrılaştırmaları ve tapınmaları tarzındadır. Bu da onun gibi tek
başına Allah (c.c.)’a kulluk çerçevesinden çıkmaktadır. Bu da onun gibi Allah (c.c.)’ın dininden
çıkmak ve Kelime-i Şehadetin hududundan uzaklaşmaktır.
Bu cemiyetlerden bir kısmı açıkça laik olduklarını ilan etmekte, dinle hiç ilgilerinin
bulunmadıklarını belirtmektedirler. Bir kısmı da, dine hürmet duyduğunu ama dinin bir takım
bilinmeyen şeyler içerdiğini, bunun için de sosyal hayatta dini esasların, sistemlerin geçerli
olamayacağını ve dolayısıyla sosyal hayatlarını ilmî esaslara dayandırmak istediklerini, ilim
ise görülmeyen şeyleri kabul etmediğini ileri sürüyorlar. Halbuki bu sözleri tamamen cahilane
kuruntulardan ibarettir. Bu toplumlardan bir kısmı da fiili hakimiyeti Allah (c.c.)’tan başkasına
vermekte, onun dilediği gibi hükümler koymasını temin etmekte, sonra da kendiliklerinden
koydukları bu hükümlere işte Allah (c.c.)’ın şeriatı budur demektedirler. (Mısır’da olduğu gibi.)
Bunların hepsi Allah (c.c.)’a kulluk bakımından hududu aşmaktır. Bu hususları
tamamen belirttikten sonra İslâm’ın bütün bu cahiliyet toplumlarına karşı tutumu bir tek
cümlede düğümlenmektedir. İslâm bu gibi toplumların hepsinin de Müslüman toplum
olmadıklarını kabul etmekte ve kendi değer ölçüsüne göre bunların hepsini reddetmektedir.
Değişik şekillerde olmasına rağmen İslâm bu toplumların taşıdığı alamet (belirti), işaret ve
unvanların hiçbirini nazarı itibare almaz (kıymet vermez). Çünkü hepsi de bir tek gerçekte
birleşmektedirler. Bu gerçekte şudur: Bütün bu toplumların hayatı yalnız başına Allah (c.c.)’a
kulluk esasına dayanmamaktadır. Bundan dolayı da bir tek özellikte diğer cemiyetlerle
birleşmektedirler… “Cahiliye özelliğinde…”
Netice olarak Rabbimiz buyuruyor:
“Bir de size Peygamber ne getirirse onu alınız, neden de sakındırırsa vazgeçiniz.”
Sonra da Rabbimiz soruyor: “Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?..” Ve yine Rabbimiz
kendi sorusuna kendi cevap veriyor: “Ve Allah bilir, siz bilmezsiniz…” “..Size ilimden ancak
çok azı verildi..”
Şüphesiz ki bilen, yaratan ve rızık veren elbette ki hükmedecektir de. Ve yalnız hayat
nizamı olacak O’nun dinidir. Çünkü yalnız orasıdır hayatın döndürüleceği ana nokta…
İnsanların günlük yaşayışları, görüş ve ekolleri ise değişmeye, bozulmaya ve sapmaya
mahkumdur ve insana pek az ilim verilmiştir.
Bizi sırat-ı müstakime hidayet eden Allah (c.c.)’a hamd olsun. Eğer Allah (c.c.) hidayet
etmeseydi biz doğru yolu elbette bulamazdık.
Velhamdü lillahi Rabbil Âlemin.

Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.