You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Profesör
Bab' Aziz


Ana rahmindeki bebek kâinatın bütün sırlarına vakıftır.”
Şair, yazar, ressam, yönetmen Nacer Klahmir’in çöl üçlemesinin 2005 yapımı son filmi. Filmin 2005 yapımı olması da aslında tesadüf değil. 2001 sonrası dünyada 11 eylül olayınında fazlaca etkisiyle Müslümanlara karşı oluşan nefretin-kinin etkisiyle ortaya çıkan radikallik yerine islâmın değişik bir yanını ortaya koyuyor. “Bab’aziz-Ruhunu tefekkür eden prens” (Baba aziz). İşte tam bu noktadan hareketle başlıyor. Bir yol-yolculuk hikayesi. Film türkçeye Baba aziz diye çevrilse de aslında “aziz kapı” demek. “Kum, ki ondan geldik, ve dönüşümüz ona” diyor filmde derviş. Yönetmene göre çöl, kum, devinen ve uçsuz bucaksız değişen, Arap dilini çağrıştırıyor. Her Arapça kelimede biraz akıp giden kum bulunur. Ayrıca aşk şiirinin kaynağı çöldür.

[Resim: bab-aziz-le-prince-qui-contemplait.jpg]
“Üçlemenin her bir filminde, çölün kendisi de başlı başına bir karakterdir” (İlk ikisi 1984’de çektiği Les baliseurs du désert ve 1991′de çektiği Le collier perdu de la colombe)
bab-aziz-le-prince-qui-contemplait
Besmele ve Al-i İmran suresiyle başlıyor Bab’aziz. İnsanın inancının ve hakikatinin kendine özgülüğünden bahseder biraz bunu da “Allah’a ulaşan yollar yaradılmışlar’ın nefesleri adedincedir” cümlesiyle özetliyor.
Yaşı ilerlemiş a’ma bir derviş (sûfi) olan Baba aziz (parviz shaminkhou) çölde sufilerin otuz yılda bir gerçekleştirilen derviş toplantısının bilinmeyen yerini aramaktadır. Hayat dolu bir kız olan torunu İsthar’da (maryam hamid) onu uzu çöl yolculuğunda (arayışında) dedesine yardım ve eşlik etmektedir.

Çölde, değişik hikâyelerle gelen bir çok gezginle karşılaşıyorlar. Filmin başında işaret ettiği gibi, herkes kendine ayrılmış yolu adımlayıp, kendine biçilmiş görevi tamamlayarak varıyor toplantıya.
“Hasan kardeşinin katilini,
Osman bir kuyunun dibinde görüp yitirdiği sarayını,
Zeyd ise sevgilisi Nur’u arıyor..
Ve aslında hepsi aynı yöne gidiyor.”
Fakat İştar toplantının yapılacağı yeri bulamamaktan ötürü korkmamaktadır. (Baba aziz İştar’ın sorularını cevaplıyor)
“ -Tek başına mı gideceksin?
-Ben yolumu bulurum.
-Ama kaybolursan!
-İnancı olan kişi asla kaybolmaz, küçük meleğim. Barış içinde olan kişi yolunu kaybetmez.“
Yol boyunca ruhunu izleyen prensin hikayesini anlatmaktadır. Baba aziz ve küçük İştar’ın yol hikayeleriyle beraber prensin öyküsünü de izleriz. Hikaye içinde hikaye anlatılır bir nevi.

[Resim: avatar_1657.gif]

Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Bab' Aziz
[Resim: bab-aziz-le-prince-qui-contemplait-son-a...6-12-g.jpg]

Yol boyunca ruhunu izleyen prensin hikayesini anlatmaktadır. Baba aziz ve küçük İştar’ın yol hikayeleriyle beraber prensin öyküsünü de izleriz. Hikaye içinde hikaye anlatılır bir nevi.

Prens çölde bir ceylanın peşine takılır ve bir kuyunun başında kendi suretini izlemeye başlar. Aylarca kuyunun başında oturur sadece suya bakar. Ruhunu seyre dalan prensin hikayesi ne mânidardır. Prens uzak ülkesinde, dünya varlıklarının tepesine oturmuş, çölde ona sunulan suyu beğenmezken, bir kısrağın derdine evinden ayrılır. Derken bir ceylan görür. Uzun süre durup dinlenmeden ceylanın peşinde koşar. Onu uzun zaman sonra, bir suyun başında kendini seyre dalmış halde bulurlar. Prens çevresindeki Derviş dahil herkes yorgun düşüp ayrıldığında bile, gece gündüz, suyun başından kalkamaz. Ama baktığı kendi tezahürü değildir. Çünkü yalnızca aşık olmayan orada kendi aksini görür.Prensin delirdiği sanan halkta prensi orada yalnız bırakır, Prensin mabeyincisi dahi.
“O şimdi canını seyretmede” der derviş. “Dokunmayın ona”
“Orada suyun aksine bakarak
uzun zaman kaldı.
Sonunda halkı onu unuttu
Yalnızca derviş gözetiyordu onu
bazen ceylan da geliyordu
Prens ruhunu öyle çok seyreyledi ki
sonunda manevi dünya uğruna
maddi olandan vazgeçti.
Prens de bir derviş mi oldu?
İştar;Küçük meleğim kalbinde ki gözlerle görmeye başlıyorsun.”
Yalnız yaşlı bir derviş başında beklemektedir, gündüz ve geceler boyunca prensi gözetleyen bir de güzel bir ceylan vardır. Prens uzun zaman kuyu başında kalır ruhunu öyle seyreyliyor ki sonunda manevi dünya uğruna maddi olandan vazgeçer. Onu gözetleyen derviş ortadan kaybolmuş yalnız elbiselerini bırakmıştır prensin yanına, prens dervişin elbiselerini giyer ve çölün bağrına bırakır kendini.
Baba aziz toplantı yerini bulduğu vakit yolculuk sona erer. Ya da filmin anlatımıyla, aslında yolculuk tam o zaman başlar.
-Hasan…
-Seni bekliyordum.
-Beni mi bekliyordun?
-İntikalime tanık olman için.
-Neden ben? Ben ölümden çok korkarım…
-Muhakkak. Eğer bebeğe zifiri karanlıkta anne karnında şöyle denseydi:
“Dışarıda ışığın dünyası var,yüksek dağları,muntazam denizleri,engebeli düzlükleri,çiçek açan muhteşem bahçeleri,nehirleri,yıldızlarla dolu seması ve parlayan güneşiyle…Ve sen tüm bu ihtişama rağmen,burada karanlıklar arasındasın… “
Doğmamış sabî,bu ihtişam hakkında hiç bir şey bilmez ve hiçbirine inanmazdı. Tıpkı bizim ölümle karşılaşmamız gibi. Bunun içindir ki, korkuyoruz.
-Fakat ölümün içinde nur olamaz.Çünkü o her şeyin sonudur.
-Bidâyeti olmayan şeyin,nihâyeti nasıl olur?
-Hasan, evladım,Zifaf gecemde mahzun durma.
-Zifaf gecen mi?
-Evet, ebediyet ile nikâh gecem.Vakit geldi.Şimdi beni yalnız bırak. Sonra vücudumu kumla örtmek için dön.”

[Resim: avatar_1657.gif]

Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Bab' Aziz


[Resim: acc4b1lc4b1s.jpg]

“İkimiz bir araya gelince
Sen ve ben…
iki farklı beden
tek ruhuz,
Sen ve ben.
sen ve benden müstesna,
aynı neşenin sevinci.
Nafile sözcüklerden dingin ve hür,
Sen ve ben.
*******************************
Bu dünyadaki insanlar bir mum alevinin önündeki üç pervane gibidirler.İlki aleve yaklaştı ve şöyle dedi;
-Ben aşkı biliyorum
İkincisinin kanatları yaklaşarak aleve değdi ve o dedi;
-Ben aşkın ateşinin nasıl yaktığını bilirim.
Üçüncüsü kendini hiç tereddüt etmeden ateşin kalbine attı…Ve ateş onu eritti.
Yalnızca o bildi: Gerçek aşk nedir.

[/video]

[Resim: avatar_1657.gif]

Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 22-11-2014, Saat:11:15 PM, Düzenleyen: Gül-i Cennet.
Profesör
RE: Bab' Aziz
[Resim: bab_aziz_5.jpg]

“Can ile süpür cananın eşiğini ancak o zaman gerçek aşık olursun.”




“Dervislik dedigin hırka ile taç degil,Gönlünü dervsş eyleyen hırkaya muhtaç degil…”

[Resim: avatar_1657.gif]

Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.