You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

General
RE: Ayetler ve sureler
Kaynak ülkücüdünya. Com

Taha suresi

Ey Muhammed! Kur'ân'ı sıkıntıya düşesin diye indirmedik. Allah'tan korkan için bir öğüt  indirdik.

Rahmân kudret ve hakimiyyetiyle Arş'a hakim oldu

gök ve yerdekiler, toprak altında olanlar O'nundur. 

Sen Allah'a dua ve zikirle sesini yükseltirsen O şüphesiz gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir. 

Allahtan başka ilâh yoktur. En güzel isimler O'nundur. 

Habîbim! Musa'nın başından geçen hayat  sana geldi mi? Hani o bir ateş görmüştü de, "Yerinizde durun, gözüme bir ateş ilişti, belki size kor getiririm, yahut ateşin yanında yol gösterici bulurum" demişti. Ateşe vardığı zaman şöyle çağrıldı: "Ey Musa! Ben şüphesiz senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar, çünkü sen kutsal bir vadi olan Tuvâ'dasın."Ben seni seçtim, şimdi  vahyolunacak şeyleri dinle." 

Şüphesiz ben Allah'ım, benden başka  ilâh yoktur. bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl. 

kıyamet muhakkak gelecektir. Onun vaktini gizli tutuyorum ki, herkes yaptığının karşılığını görsün.

Sakın kıyamete inanmayıp, heva ve hevesine uyan kimse seni, iman etmekten alıkoymasın; sonra helak olursun. 

Ey Musa! Sağ elindeki nedir?  Musa dedi: "O  asâmdır, ona dayanırım, onunla davarlarıma yaprak silkerim ve onda başka hacetlerim de var" 
Allah: "Ey Musa! onu yere bırak dedi. Musa bir de ne görsün o yılan olmuş koşuyor. Allah buyurdu ki: "Tut onu, korkma; biz onu eski durumuna çevireceğiz" Bir de bir mucize olmak üzere elini koynuna koy ki, embeyaz çıksın." Bunları mucizelerimizi gösterelim diye yaptık." 

Firavun'a git, çünkü o hakikaten azdı." 

Musa dedi ki: "Ey Rabbim göğsüme genişlik ver, 
İşimi kolaylaştır, Dilimden düğümü çöz Ki, sözümü anlasınlar. bana ailemden bir vezir ver. Kardeşim Harunla Onunla arkamı kuvvetlendir. Elçilikde onu bana ortak et. seni çok tesbih edelim. Seni çok analım. Şüphe yok ki sen bizi görüp duruyorsun." 
Allah buyurdu: "Ey Musa! Dilediğin sana verildi." 

And olsun biz, sana ihsan etmiştik" Hani bir vakit şu ilhamı annene verdik: Onu  tabuta koy  denize bırak. Deniz onu sahile atsın. Onu hem bana düşman, hem ona düşman olan biri alsın." benim gözetimim altında yetiştirilmen için, üzerine katımdan bir sevgi bırakmıştım. Ey Musa

Hani kız kardeşin Firavun'un sarayında "Ona bakacak birini size buluvereyim mi? diyordu. Böylece seni tekrar annene verdik gözü aydın olsun kederlenmesin. sen, bir adam öldürdün de seni gamdan kurtardık. Seni musibetlerle imtihan ettik. yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. ey Musa! peygamberlik yaşına geldin. Ben, seni kendime peygamber seçtim. 

Sen kardeşinle birlikte mucizelerimle Firavun'a gidin, çünkü o azdı. İkiniz de beni anmakta gevşeklik etmeyin. Varın da ona yumuşak söz söyleyin; olur ki, öğüt dinler, yahut korkar. 
Musa ile Harun Rabbimiz! Onun bize kötülük yapmasından veya azgınlığından korkarız" dediler. 
Allah buyurdu ki: "Korkmayın, zira ben sizinle beraberim, işitir ve görürüm." 

Firavun'a deyin ki: "Biz Rabbinin  elçileriyiz. İsrailoğulları'nı bizimle gönder azab etme; biz sana Rabbinden bir mucize ile geldik. Selam doğru yolda gidenleredir."

Bize vahyolundu ki, azab şüphesiz gerçeği inkâr edip ona sırt çevirenleredir." 

Firavun: "Ey Musa! Sizin Rabbiniz kimdir?" dedi. 
Musa: "Bizim Rabbimiz her şeye şeklini veren, sonra da yolunu gösterendir." dedi. 

Firavun geçmiş asırlar insanların durumu nedir?" dedi. Musa dedi ki Onların bilgisi Rabbimin katında kitapta yazılıdır. Rabbim yanlış yapmaz ve unutmaz."

Yeryüzünü sizin için bir döşek yapan, oradan sizin için yollar açan ve gökten bir su indiren O'dur."

İşte biz su ile türlü türlü bitkilerden çiftler çıkardık. 
Hem siz yiyin, hem hayvanlarınızı otlatın.

Akıl sahibleri için nice ibretler vardır! 

Sizi topraktan yarattık, ölümünüzden sonra ona döndüreceğiz. sizi bir kere daha çıkaracağız. 

And olsun ki, Firavun'a mucizelerimizi gösterdik. o yalan sayıp kabulden çekindi. 

Firavun Musa'ya şöyle dedi: "Ey Musa! Sen sihrinle bizi yerimizden çıkarmak için mi geldin O halde biz de senin sihrin gibi bir sihirle geleceğiz şimdi bir buluşma yeri tayin et ki caymayacağımız bir yer olsun." Musa: "Sizinle buluşma zamanı, süs  günü ve insanların toplanacağı kuşluk vaktidir." dedi. 
Firavun bütün hile vasıtalarıyla geldi. 

Musa dedi ki: Yazıklar olsun size! Allah'a yalan uydurmayın. Sonra bir azab ile kökünüzü keser. Allah'a iftira eden hüsrana uğramıştır." 

Sihirbazlar tartıştılar ve Musa ve Harun'u göstererek şöyle dediler: "Bu ikisi sihirbazdır; büyülerle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve dininizi yok etmek istiyorlar." 

bütün tuzaklarınızı bir araya getirin, hep bir sıra halinde gelin. üstün gelen muhakkak zafer kazanmıştır." 

Korkma, çünkü sen muhakkak üstünsün galib geleceksin

Büyücü her nerede olursa olsun başarıya ulaşamaz." 

bütün sihirbazlar secdeye kapandılar, "Musa ile Harun'un Rabbine iman ettik" dediler. 

Firavun: "And olsun ki, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim  sizi hurma dallarına asacağım. hangimizin azabının şiddetli ve devamlı olduğunu bileceksiniz" dedi. 

Sihirbazlar: "Ey Musa! Ya sen at, yahud ilk  biz olalım" dediler. Musa dedi ki: "Hayır, siz atın." Bir de ne görsün!  ipleri ve değnekleri, sihirden ötürü kendisine sanki yürüyorlarmış gibi geldi. Musa içinde bir korku hissetti. dedik ki: "Korkma, çünkü sen muhakkak üstünsün galib geleceksin
Sağ elindekini atıver, o, onların yaptıklarını yutar. Çünkü o büyücü tuzağıdır. Büyücü ise, her nerede olursa olsun başarıya ulaşamaz." Sonunda bütün sihirbazlar secdeye kapandılar, "Musa ile Harun'un Rabbine iman ettik" dediler. 

Firavun: "Ben izin vermeden mi  iman ettiniz? O, muhakkak size sihir öğretendir. And olsun ki, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim muhakkak sizi hurma dallarına asacağım. hangimizin azabının şiddetli ve devamlı olduğunu bileceksiniz" dedi. İman eden sihirbazlar şöyle dediler: "Bize gelen mucizeler ve bizi yaratana karşı, asla seni tercih edemeyiz. Ne hüküm vereceksen ver. Sen, ancak bu dünyaya hükmedebilirsin." 

biz hem günahlarımıza, ve sihre karşı, bizi bağışlasın diye, Rabbimize iman ettik.

Allah sevabça sdaha hayırlı ve azab verme bakımından da daha devamlıdır." 

Her kim Rabbine suçlu olarak varırsa, şüphesiz ki ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de dirilir. 

Kim de bir mümin olarak salih amellere varırsa, ionlara en yüksek dereceler vardır. 

Adn cennetlerinin altlarından ırmaklar akar, onlar, orada ebedî olarak kalırlar. işte bu, küfür ve isyandan arınanların mükafatıdır. 

Musa'ya şöyle vahyettik: "Kullarımla geceleyin yürü Mısır'dan çık asânı vurarak denizde kuru bir yol aç; firavundan korkmazsın ve boğulmaktan endişe  etme

Firavun ve ordularını  denizde korkunç bir boğulma sarıverdi 

Firavun kavmini yanlışa sürükledi ve doğruya götürmedi. 

Ey İsrailoğulları! Sizleri düşmandan kurtardık Tûr dağında size söz verdik, üzerinize de kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size verdiğimiz rızıkları yiyin taşkınlık etmeyin, sonra üzerinize gazabım iner. Kime gazabım inerse, muhakkak mahvolur. 

ben, tevbe eden, iman edip salih amel işleyen, hak yolda sebat gösteren kimse için çok bağışlayıcıyım. 

Ey Musa! Seni kavminden ayırıp gelmeye sevkeden nedir?" dedik. Musa Onlar benim izimdeler Ben sana acele geldim ki, hoşnud olasın" dedi. 
Allah biz senden sonra kavmini imtihan ettik. Sâmirî onları saptırdı" dedi. 

Musa öfkeli ve üzgün olarak kavmine  şöyle
dedi: "Ey kavmim! Rabbiniz size güzel bir vaad vermedi mi? Size süre mi uzun geldi, yoksa Rabbinizden gazab inmesini arzu ettiniz de mi, vaadinizden caydınız?" 

Onlar dediler ki: "Biz verdiğimiz sözden, kendiliğimizden caymadık.  biz o Kıbtî kavminin eşyasından ağırlıklar yüklenmiştik. Onları ateşe attık. Sâmirî de kendi mücevheratını atmıştı." 
böğüren bir buzağı heykeli çıkardı. Sâmirî ve adamları: "İşte sizin de, Musa'nın da ilâhı budur, ama o unuttu" dediler. Onlar görmüyorlar mıydı ki, buzağı,  hiçbir söze karşılık veremiyor; onlara ne  zarar, ne bir yarar veremiyordu. 

And olsun  Harun daha önce onlara: "Ey kavmim! Siz  imtihana çekildiniz. Sizin  Rabbiniz Rahmân'dır. Gelin uyun ve emrime itaat edin" demişti. Onlar şöyle demişlerdi: "Musa bize gelinceye kadar, biz buzağıya  tapmaya  devam edeceğiz." 

Musa gelince kardeşine şöyle dedi: "Ey Harun! bunların sapıklığından , seni engelleyen ne oldu?" 
Neden yolumu takip etmedin, emrime karşı mı geldin?" Harun: "Ey anamın oğlu! Sakalımı ve başımı tutma. Ben senin 'İsrailoğullarında ayrılık çıkardın, sözüme bakmadın' diyeceğinden korktum." dedi. 

Hz. Musa Ey Sâmirî! Senin yaptığın nedir?" dedi. 
Sâmirî: "Onların görmediklerini gördüm: Sana gelen Cebrail'in izinden bir avuç toprak aldım onu mücevherata attım. Bunu, nefsim hoş gösterdi" dedi. Musa şöyle dedi: "Haydi çekil git. Artık senin için 'benimle temas yok'  vahşi gibi yalnızlığa mahkum olacaksın senin için  kaçamayacağın bir ceza daha vardır. ibadet edip durduğun ilâhını yakacağız, sonra kül edip denize savuracağız." 

Sizin ilâhınız, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah'dır. Onun ilmi her şeyi kuşatmıştır. 

Ey Muhammed Sana geçmişi  anlatıyoruz. Şüphe yok ki, sana katımızdan bir zikir ve ibret alınacak bir kitab verdik. 

Kim ondan yüz çevirirse, şüphesiz o, kıyamet günü bir günah yüklenecektir. Devamlı azabın altında kalacaklar.

Kıyamet günü ne fena bir yüktür

Sûr'a üfürüleceği gün ki biz suçluları gözleri göğermiş olarak mahşerde toplayacağız. 

gizli gizli konuşurlar konuştuklarını biz çok iyi biliriz

Ey Muhammed  Sana dağların kıyametteki durumunu sorarlar, de ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak." yerlerini dümdüz boş bir halde bırakacak." ne bir çukur, ne de bir tümsek göreceksin." 

O gün, hiçbir tarafa sapmadan o davetçiye Sûr'un çağrısına uyarlar. Rahmân'ın heybetinden sesler kısılmıştır. bir fısıltıdan başka  işitemezsin. 

O gün, Rahmân'ın  izin verdiği ve hoşnud olduğu kimselerden başkasının şefaatı fayda vermez. 

Allah, onların geleceklerini de, geçmişlerini de bilir. Onlar ise O'nu ilmen kavrayamazlar. 

Bütün yüzler, diri ve bütün yarattıklarını gözetip duran Allah'a baş eğmiştir.

Bir zulüm yüklenen gerçekten hüsrana uğramıştır. 

Her kim mümin olarak salih amel işlerse, o, ne bir haksızlıktan ne de çiğnenmekden korkar. 

biz Arapça bir Kur'ân indirdik. tehditleri açıkladık belki sakınırlar, onlara bir ibret ve uyanış verir. 

Hükmü gerçek ve  hükümdar olan Allah en yücedir.

Ey Muhammed Kur'ân sana vahyedilirken, vahiy bitmeden önce Kur'ân'ı okumada acele etme; "Rabbim! benim ilmimi artır" de. 

Âdem'e ağaçtan yeme diye emrettik, fakat unuttu biz onda bir azim ve kararlılık bulmadık. 

Bir vakit meleklere: "Âdeme hürmet için secde edin" demiştik; İblis'ten başka hepsi secde etmişti. 

Biz Âdem'e şöyle demiştik: "Ey Âdem! Şüphesiz İblis sana ve eşine düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, sonra  perişan olursun

senin acıkmaman ve çıplak kalmaman ancak cennettedir. sen orada ne susarsın, ne de güneşin sıcağında kalırsın" 

şeytan vesvese verdi. Şöyle dedi "Ey Âdem! Sana sonsuzluk ağacını ve çökmesi olmayan bir saltanatı göstereyim mi?" ikisi de ağaçtan yediler. ayıp yerleri  açıldı cennet yaprağından örttüler Âdem Rabbinin emrinden çıktı da şaşırdı. 

Rabbi, onu seçti de tevbesini kabul buyurdu doğru yolu gösterdi. 

Artık benden size bir hidayet geldiği zaman, kim hidayetime uyarsa io, sapıklığa düşmez ahirette zahmet çekmez. 

Her kim zikrimden ve Kur'ân'dan yüz çevirirse, ona darlık vardır ve onu kıyamette kör  haşrederiz. 

Kur'ândan yüz çeviren Rabbim! beni niçin kör haşrettin, oysa ben gören bir kimseydim" der. 
Allah sen âyetlerimizi unutmuştun, der

haddi aşanları, Rabbine âyetlerine inanmayanları biz cezalandırırız.

muhakkak ki ahiret azabı  şiddetli ve devamlıdır. 

yok edilen nesiller onları doğruya sevk etmedi mi

bunda ibret alacak aklı olanlara nice deliller vardır. 

hüküm zamanı olmasaydı, hemen azaba uğrarlardı

güneşin doğmasında ve batmasında sabret

Rabbini hamd ile tesbih et.

Gece ve gündüz tesbih et ki hoşnudluğa eresin.

Kâfirlerden sınamak için dünya hayatının zineti
mal ve saltanatı verdik

mal ve saltanata sakın rağbetle bakma.

Rabbinin ahiret rızkı hayırlı ve devamlıdır. 

Ey Muhammed Ehline namaz kılmalarını emret,

senden bir rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırırız.

Güzel akibet takva sahiplerinindir. 

De ki: "Hepimiz beklemekteyiz, siz de bekleyedurun.

Şüphesiz düz yolun sahiplerini ve kimlerin doğru yolda olduğunu yakında bileceksiniz.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Ayetler ve sureler
Kaynak Sorularlaislamiyet.com

KEHF SURESİ

*Kur'an-ı Kerim'in onsekizinci Sûresidir. ashâb-ı kehf'den bahsettiği için bu adı almıştır. Mekke'de nâzil olmuştur. Yüz on âyettir Yirmi sekizinci âyetin Medine'de indiği rivâyet edilir. Kehf, geniş mağara anlamına gelir. Sûrede üç önemli kıssa vardır Ashâb-ı Kehf, Musa ve Hızır (a.s) kıssası ve
Zülkarneyn kıssası.*Sahâbeden Üseyd ra Kehf sûresini okumuştu. Evindeki atı ürkmeğe, deprenmeğe başladı. Üseyd Yâ Râb! Sen âfetten emin kıl, diye dua etti. Hemen onu bulut kapladı. Üseyd olayı Hz. Peygambere anlattı. Rasûlüllah, "Oku ey kişi. Çünkü o bulut Sekine'dir. Kur'ân dinlemek için yahut Kur"ân-ı tebcil için inmiştir", buyurdu Hz. Peygamber buyurmuştur: "Kim, Kehf sûresinden on âyet ezberlerse, deccâl'den korunmuş olur" *Kureyş'in kâfirlerinden Hâris, Hire'ye gitmiş Rüstem ve İsfendiyer hikâyelerini öğrenmişti.Allah Rasûlü insanlara İslâm'ı anlatırken bu adam söze karışır "Ben, ondan daha güzelini anlatırım" diyerek peygamberimizin etkisini azaltmaya çalışırdı İslâmı önleyemeyen Kureyşliler, Hâris'in yanına Mu'ayt'ı da kattılar, ve Medine Yahudilerine gönderdiler. Kureyşlilerin amacı fitne ile müslümanlığı engellemekti Yahudilerin yanına giden iki Kureyşli "siz kitap ehlisiniz" dediler. Peygamberimizin tebliğ ettiği din için bilgi istediler.Yahudiler, üç öğütte bulundu. genç yiğitleri, seyyah adamı, ruhu sorun" dediler. Haris Mekkede Allah Rasûlüne üç soru sordular. Ve kehf sûresi nâzil oldu

*Ashab-ı Kehf . Yahudilerin "genç yiğitleridir mağara arkadaşları", "yedi uyurlar" da denilir Sûrenin onuncu âyetinden yirmi yedinci âyetin sonuna kadar Ashâb-ı Kehf'den bahsedilir. Ashâb-ı Kehf, İsa aleyhisselâm'ın dinine amel eden birkaç gençtir putlara taptırmak veya öldürmek isteyen Roma mücâdele etmiş ve mağaraya gizlenmişlerdir Cenâbı Hak onları düşmanlarından korumak öldükten sonra dirilmeye ibret kılmak için üç yüz dokuz yıl mağarada uyuttu. Uyandıkları zaman birkaç saat uyuduklarını sandılar. İçlerinden birisi, kasabaya inince bir kaç asır önceki gümüş para, olayın anlaşılmasına yol açtı. Ve topluma, öldükten sonra dirilme gösterildi *Musa (a.s), Hızır (a.s)'dan ledün ilmini öğrenmek ister. ve yolculuk yaparlar. bir gemiye binerler, gemi denize açılınca Hızır (a.s) deler. Musa (a.s) anlam veremez ve Hızır'a itiraz eder. Hızır (a.s) açıklar. Gemi denizdeki yoksullarındır. Yoluna devam ederse ikorsanlar pusu kurup, gemiyi ele geçireceklerdi. Ve hızır gemiyi delerek gasptan kurtardı Yolculuk karada devam etti Hızır (a.s) bir bir çocuğu öldürdü. Çocuğun suçsuz öldürülmesine Musa (a.s) itirazı etti hızır as Oğlana gelince, anası ve babası iman etmişdi. onları bir azgınlık ve kâfirlik bürümesinden endişe ettik" Yasarsa ana babayı küfre düşürecek bu çocuk yerine, yüce Allah o aileye daha hayırlı ve merhametli başka bir çocuk verecektir diğer kasabada yiyecek istediler. halk vermedi. Bu Hızır'ın dikkatini yıkılan bir duvar çekti. Duvarı sağlamlaştırdı. ücret istemedi. Hz. Musa itiraz etti. Hızır (a.s) Bu ev yetim çocuğa aitti. Duvarın içinde, hazine vardı. Çocukların babası sâlih bir zattı duvarın yıkılması hazinenin ortaya çıkması önlendi. bütün bunları Allah'ın emriyle yapmıştır.

*üçüncü kıssa Zülkarnayn'e aittir. Zülkarneyn'in kim Peygamber olup olmadığı da tartışmalıdır. Allah'ın sâlih kulu, tevhid inancına sahip bir mü'mindir Kendisine yeryüzünde büyük güç verilmiş doğu ve batıya yolculuk yapmıştır. Azerbaycan'a ulaştığında söz dinlemeyen bir kavim buldu. Onlar, fesat çıkaran Ye'cuc ve Me'cuc kabilelesine karşı, Zülkarneyn'den yardım istediler. Zülkarneyn azgın kavmin önüne demir ve bakırdan set yaptı "Artık onu aşmaya ve delmeye de muvaffak olamadılar. Bu dedi Rabbimden merhamettir. Rabbimin va'di gelince. O, bunu dümdüz yapar" *zengin inkârcı ile yoksul mü'min örneği ibretlidir. Allah birine üzüm bağı, hurmalık ve ekinlik verir. su fışkırtır. Güzel ürün alır serveti arttıkça gurura kapılır, yoksulu küçük görür. Kendisini güçlü görür çiftliğin sonsuza kadar kalacağını sanar Kıyameti inkâr eder. onu uyarırlar Allah dilerse bir anda helâk olabileceğini hatırlatırlar. Fakat söz dinlemez. Bir gün serveti, çiftliği batar, hiçbir şeyi kalmaz. Keşke Rabbime ortak tutmasaydım diyerek pişman olur. Artık ona Allah'tan başka yardım edecek yoktu ve kendisi Allah'tan öç alabilecek değildir *Sürede dünya nimetlerinden, âhiret azabından, müşriklerin Peygambere sorularından, iman örneklerinden bahsedilir. Sûre şu âyetle son bulur: "De ki; Ben ancak sizin gibi beşerim. bana ilâhınızın bir tek Allah olduğu vahyediliyor. kim Rabb'ıne kavuşmayı ümit ediyorsa güzel amel işlesin ve Rabb'ine kullukta ortak tutmasın
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Ayetler ve sureler
Kaynak dua ve sureler android programı

Resulullah buyuruyor

Babanıza iyilik edin oğullarınız da size iyilik etsin.

Bana itaat eden Allah'a itaat etmiş olur. Bana âsi olan da Allah'a asi olmuş olur.

Emire  itaat eden bana itaat etmiş, Emir'e asî olan bana da asi olmuş olur.

doğruya çağırana ve uyanlara sevap verilir. Ve onların sevabı eksilmez.

Sapıklığa çağırana günah verilir. ona uyanların günahlarından hiçbir şey eksilmez.

Beş günahın keffâreti yoktur. Bunlar; Allâh'a şerik koşmak,adam öldürmak,mümine iftira etmek, muharebeden  kaçmak ve yalan yere yemin 

Beşikten mezara kadar ilim tahsil ediniz.

Biat etmeyerek ölen cahiliyet zamanında ölür 

Cemaatten ayrılarak ölen cahiliyette ölür

Binekli yürüyene, yürüyen durana, az olanlar çok olanlara, küçük büyüğe selâm verir.

Bir adamın hayra sarfettiği paranın en efdali, Allah yolunda atı için verdiği ve Allah rızası için mücahid arkadaşlarına sarfettiği paradır.

baba, çocuğa güzel terbiyeden iyi miras bırakamaz

insanın  zenginliği, dünyada yaptığı iyiliklerdir.

kul ki,Allâhü Teâlâ onun kalbinden beşere merhamet yaratmamıştır,haib ve hâsir olmuştur

Bir topluluk bir yere vardığında, birinin selâm vermesi ve Oturanlardan birinin  selâm alması yeterlidir.

Allah (c.c) korkusundan ağlayan ve Allah  rızası nöbet bekleyen igözü cehennem ateşi yakmaz.

Büyüklerle oturunuz, alimlere sorunuz. Hikmet ehli ile düşüp kalkınız.

Cahiller cesur olurlar.

- Cenabı Hakkın rızası aranan bir ilmi sırf dünya metaına nail olmak için öğrenen bir kimse, kıyamet gününde cennet’in kokusunu bile duymaz.

- Cennet, onun ayakları altındadır.

- Dünya tatlı ve manzarası câziptir. Allah sizi dünyâda başkalarına halef kılacak ve nasıl muâmele edeceğinize bakacaktır. Binâen aleyh dünyâdan korkunuz ve kadınlardan korununuz.

- Dünyada iki yüzlü olanlar, kıyamet günü ateşten iki yüzlü olarak gelirler.

- Dünyanızı ıslah ediniz. Yarın ölecekmiş gibi de ahiret için çalışınız.

- Düşmanlarınızın en kuvvetlisi içinizdedir.

- Eğer biriniz, hoşlanmadığı bir rüya görürse, hemen kalkıp namaz kılsın ve o rüyayı kimseye anlatmasın.

- Evlâdım! Evine girince selâm ver ki, selâmın hem sana, hem de aile halkına bir bereket olsun.

- Evlat kokusu, cennet kokusudur.

- Ey insanlar! Allah’a tövbe ve istiğfar ediniz, ben günde yüz kere tövbe ediyorum.

- Farz ibadetlerinden sonra Allâh yanında amellerin en sevgilisi (rızâsına muvâfık olanı) , müslümanın kalbine sevinç koymaktır.

- Gece ile gündüz müsavi olduğu veya ahirzaman yaklaştığı vakitte mü’minin rüyası ekseriye doğru olur. Mü’minin rüyası nübüvvetin kırkaltıda bir cüz’üdür. Müslimin diğer bir rivayetinde: Sizden hanginiz en doğru sözlü ise onun rüyası da en doğrudur.

- Gizli ve âşikâr her işinde,Allah'dan korkmayı tavsiye ederim..

- Güçlü kimse insanları güreşte yenen değil, belki hiddet anında kendini zapteden, iradesine sahip olan adamdır.

- Günahlara tevbe eden günah işlemeyen gibidir. Günahlara tevbe ve istiğfar edip, o günaha devam eden,Rabbi ile istihza (alay) eden gibidir.

- Haset, ateş nasıl odunu yer yutarsa iyilikleri yer yutar, mahveder.

- Hayır büyüklerinizle beraberdir..
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Ayetler ve sureler
Kaynak islamveihsan.com

MAZLUM MÜSLÜMANLARA OKUNACAK DUALAR

Rasûlullah şöyle buyurmuştur: Allah katında, kulun اَللّٰهُمَّ ارْحَمْ أُمَّةَ مُحَمَّدٍ رَحْمَةً عَامَّةً demesinden daha sevimli bir dua yoktur: Allah’ım! Ümmet-i Muhammede rahmetin ile merhamet eyle!»” 

Rasûlullah buyurmuştur Kim mü’minlerin affedilmesi için istiğfâr ederse, Allah Teâlâ ona her mü’min için bir hasene yazar.” 

Rasûlullâh buyurmuştur: Kim sadaka bulamazsa, duasında Allâh’ım, kulun ve Rasûlün Muhammed’e Mü’min erkek kadınlara müslüman erkek ve kadınlara da salât ve rahmet eyle!» desin! Bu sadaka yerine geçer.” 

Rasûlullah Efendimize Allah Teâlâ şöyle buyurdu:
Eğer rahmetimi istiyorsanız mahlûkâtıma merhamet edin!».

Hz. Ömer (r.a)’in üzerinde tam on altı yama vardı… ve Şöyle dua ediyordu Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’i benim yüzümden helâk etme!”

Kerhî (k.s) şöyle buyurur: Kim her gün on defa:
Allâh’ım, ümmet-i Muhammed’in ıslâh eyle! sıkıntılarını gider! Allâh’ım, ümmet-i Muhammed’e rahmet eyle» derse Allah dostlarından yazılır.

Dahhâk şöyle anlatır: Rüyamda Şurayh bin Yûnus’u gördüm Rabbimiz sana nasıl muâmele etti?” diye sordum. O da: affetti ve lutuf olarak sarayımı Muhammed bin Beşir’in sarayı yanına yaptı” dedi. hayretle:Ama sen bizim yanımızda daha üstün ve değerliydin?!” dedim.Öyle deme!” dedi. “Allah Teâlâ mü’minlerin amellerinden ona nasîb ihsân eyledi. o Allah’a dua ederken:اَللّٰهُمَّ اغْفِرْ لِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْمُسْلِمِينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْكَائِنِينَ مِنْهُمْYâ Rabbî, mü’min ve müslüman kullarını ve nesilleri affeyle!» derdi.”

Allah dostları, dualarında hep ümmet-i Muhammed’i düşünerek şu şekilde ilticâ etmişlerdir:اَللّٰهُمَّ اغْفِرْ أُمَّة مُحَمَّدٍ اَللّٰهُمَّ ارْحَمْ أُمَّةَ مُحَمَّدٍاَللّٰهُمَّ انْصُرْ أُمَّةَ مُحَمَّدٍاَللّٰهُمَّ احْفَظْ أُمَّةَ مُحَمَّدٍ للّٰهُمَّ اجْمَعْ أُمَّةَ مُحَمَّدٍ اَللّٰهُمَّ أَصْلِحْ أُمَّةَ مُحَمَّدٍ اَللّٰهُمَّ فَرِّجْ عَنْ أُمَّة مُحَمَّدٍ Allah’ım! Ümmet-i mağfiret eyle rahmet eyle Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’e yardım eyle, zafer nasîb eyle!Ümmet-i Muhammed’i muhâfaza eyle Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’i yekvücût eyle Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’i ıslah eyle sıkıntılarını gider!
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Ayetler ve sureler
Kaynak islamveihsan.com

DUALAR ve ZİKİRLER KURÂN’DA GEÇEN DUALAR

Fatiha Sûresi Bismillahirrahmânirrahîm. Elhamdü lillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na’budü ve iyyâke neste’în. İhdinessırâtel müstakîm. Sırâtellezine en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.”
Rahmân ve rahîm olan Allah’ın adıyla. Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. O, rahmân ve rahîmdir. mâlikidir. Rabbimiz! Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız. Bize doğru yolu göster. lütuf ve ikram yolunu; gazab ve sapmış yolu değil

Bakara Sûresi: 67.  Âyet Eûzu billâhi en ekûne minel câhilîn. Cahillerden Allah’a sığınırım.”

Bakara Sûresi: 127. Âyet Rabbenâ tekabbel minnâ inneke entessemiy’ul’aliym.”Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! sen işitensin, hakkıyla bilensin.”

Bakara Sûresi: 128. Âyet Ey Rabbimiz! Bizi sana boyun eğenlerden kıl, neslimizden sana itaat eden bir ümmet çıkar, bize ibadeti göster, tevbemizi kabul et; tevbeleri kabul eden, merhametli olansın

Bakara Sûresi: 201. Âyet Rabbenâ âtina fiyddünyâ haseneten ve fiyl’âhireti haseneten ve kınâ azâbennâr.”Ey Rabbimiz! Bize dünya ve ahirette iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru!”

Bakara Sûresi: 250. Âyet Rabbenâ efrig aleynâ sabren ve sebbit ekdâmenâ vensurnâ alel kavmil kâfirîn.”Ey Rabbimiz! sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır kâfir kavme karşı bize yardım et.”

Bakara Sûresi: 286. Âyet Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bize ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediğini yükleme! Bizi affet Bizi bağışla! Bize acı! Sen mevlâmızsın. Kâfire tokarşı bize yardım et!”

Âl-i İmrân Sûresi: 8. Âyet Rabbenâ lâ tüzığ kulûbenâ ba’de iz hedeytenâ veheb lenâ min ledünke rahmeten, inneke entel vehhâb.”
Rabbimiz! Bizi hidayetten eğriltme. katından rahmet bahşet. sen çok bahşedensin.”

Ârâf Sûresi: 47. Âyet Rabbenâ lâ tec’alnâ ma’al kavmiz zâlimiyn.”Ey Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu ile beraber bulundurma!”

Ârâf Sûresi: 126. Âyet Rabbenâ efriğ ‘aleynâ sabren ve teveffenâ müslimiyn.”Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak canımızı al.”

Ârâf Sûresi: 155 . Âyet Ente veliyyunâ fagfir lenâ verhamnâ ve ente hayrul gâfirîn.”Sen sahibimizsin, bizi bağışla bize acı! Sen bağışlayansın en iyisisin

Ârâf Sûresi: 156 . Âyet Vektub lenâ fî hâzihid dunyâ haseneten ve fîl âhırati innâ hudnâ ileyk…”Bize dünyada ve ahirette iyilik yaz Şüphesiz biz sana döndük…”

Yûnus Sûresi: 85. Âyet Fe kâlû alâllâhi tevekkelnâ, rabbenâ lâ tec’alnâ fitneten lil kavmiz zâlimîn.”
Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz, bizi zalimin baskı ve şiddetine maruz bırakma!”

Hud Sûresi: 41. Âyet Bismillâhi mecrâhâ ve mursâhâ, inne rabbî le gafûrun rahîm.”O’nun yürümesi ve durması Allah’ın adıyladır. Rabbim bağışlar ve merhamet eder.”

Hud Sûresi: 47. Âyet Rabbi innî eûzu bike en es’eleke mâ leyse lî bihî ilm ilmun ve illâ tagfirlî ve terhamnî ekun minel hâsirîn.”Rabbim bilgim olmayanı istemekten sana sığınırım beni bağışlamaz ve acımazsan, ziyana uğrarım

Hud Sûresi: 88. Âyet Ve mâ tevfîkî illâ billâhi aleyhi tevekkeltu ve ileyhi unîb.”Başarım Allah’ın yardımı iledir. yalnızca O’na dayandım ve O’na döneceğim”

Yusuf Sûresi: 101. Âyet Teveffenî muslimen ve elhıknî bis sâlihîn.”Ey Rabbim Beni müslüman olarak vefât ettir beni sâlihler arasına kat

İbrahim Sûresi: 40. Âyet Rabbic’alnî mukîmes salâti ve min zurriyyetî rabbenâ ve tekabbel duâi.”
Ey Rabbim! Beni ve soyumu namazı kılanlardan eyle; Rabbimiz Duamı kabul et!”

İbrahim Sûresi: 41. Âyet Rabbenâgfirlî ve li vâlideyye ve lil mu’minîne yevme yekûmul hisâb.”
Rabbimiz hesap günü beni, ana-babamı ve müminleri bağışla

İsrâ Sûresi: 24. Âyet Rabbirhamhumâ kemâ rabbeyânî sagîrâ. Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, sen de öyle rahmet et!”

İsrâ Sûresi: 80. Âyet Rabbi edhılnî mudhale sıdkın ve ahricnî muhrace sıdkın vec’al lî min ledunke sultânen nasîrâ.”Rabbim! Gireceğim ve çıkacağım yerde dürüstlük sağla. Bana hakkıyla yardım edici kuvvet ver.”

Kehf Sûresi: 10. Âyet Rabbenâ âtinâ min ledunke rahmeten ve heyyi’ lenâ min emrinâ raşedâ.”
Rabbimiz! Bize rahmet ver kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır.”

Kehf Sûresi: 24. Âyet Asâ en yehdiyeni rabbî li akrabe min hâzâ raşedâ.”Rabbim beni doğruya ulaştırır.”

Tâhâ Sûresi: 25-28. Âyetler Rabbişrah lî sadrî. Ve yessir lî emrî. Vahlul ukdeten min lisânî. Yefkahû kavlî.”Rabbim! Gönlüme ferahlık ver. İşimi kolaylaştır. Dilimdeki tutukluğu çöz. Ki sözümü anlasınlar.”

Tâhâ Sûresi: 114. Âyet Rabbi zidnî ılmâ.”
Rabbim, ilmimi artır.”

Enbiyâ Sûresi: 83. Âyet Ennî messeniyed durru ve ente erhamur râhimîn.” Başıma dert geldi. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin.”

Enbiyâ Sûresi: 89. Âyet Rabbi lâ tezernî ferden ve ente hayrul vârisîn.”Rabbim! Beni tek bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın.”

Müminun Sûresi: 26. Âyet Rabbinsurnî bimâ kezzebûni.”Rabbim! yalanlamalarına karşı bana yardım et!”

Müminun Sûresi: 29. Âyet Rabbi enzilnî munzelen mubâraken ve ente hayrul munzilîn.”Ey Rabbim! Beni bereketli bir yere kondur. Sen konuk edenlerin en hayırlısısın.”

Müminun Sûresi: 97-98. Âyetler Rabbi eûzu bike min hemezâtiş şeyâtîn. Ve eûzu bike rabbi en yahdurûni.”Ey Rabbim! Şeytan vesveselerinden ve benim yanımda bulunmalarından sana sığınırım.”

Müminun Sûresi: 109. Âyet Rabbenâ âmennâ fagfir lenâ verhamnâ ve ente hayrur râhımîn.”Ey Rabbimiz! Biz inandık, bizi bağışla, bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın.”

Furkan Sûresi: 65. Âyet Rabbenâsrif annâ azâbe cehenneme inne azâbehâ kâne garâmâ. Ey Rabbimiz! cehennem azabını uzaklaştır onun azabı sürekli bir helaktir!”

Furkan Sûresi: 74. Âyet Rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ ve zurriyyâtinâ kurrate a’yunin vec’alnâ lil muttakîne imâmâ.” Rabbimiz gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takvâ sahiplerine önder kıl

Şuara Sûresi: 83-85. Âyetler Rabbi heb lî hukmen ve elhıknî bis sâlihîn. Vec’al lî lisâne sıdkın fîl âhırîn. Vec’alnî min veraseti cennetin naîm.”
Ey Rabbim! hikmet bahşet ve beni salih kimselere beni doğrulukla anılanlardan kıl. Naîm cennetinin varislerinden eyle.”

Neml Sûresi: 19. Âyet Rabbi evzı’nî en eşkure ni’metekelletî en’amte aleyye ve alâ vâlideyye ve en a’mele salihan terdâhu ve edhılnî bi rahmetike fî ibâdikes sâlihîn. Rabbim! Beni; bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye salih amellere sevk et ve rahmetinle salih kullarına kat

Kasas Sûresi: 16. Âyet Rabbi innî zalemtu nefsî fagfirlî…”Rabbim kendime zulmettim başıma iş açtım. Beni bağışla…”

Kasas Sûresi: 21. Âyet Rabbi neccinî minel kavmiz zâlimîn.”Rabbim! Beni zalimlerden kurtar.”

Kasas Sûresi: 24. Âyet Rabbi innî limâ enzelte ileyye min hayrin fakîr. Rabbim hayra muhtacım.”

Saffat Sûresi: 100. Âyet Rabbi heb lî mines sâlihîn.”
“Ey Rabbim! Bana sâlihlerden bir oğul ihsan et!”


Ey Rabbimiz! rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla,
onları cehennem azabından koru
Rabbimiz Onları iyi olanları Adn cennetlerine koy. Şüphesiz azîz ve hakîm olan sensin!”

Zuhruf Sûresi: 13-14. Âyetler Subhânellezî sahhara lenâ hâzâ ve mâ kunnâ lehu mukrinîn. Ve innâ ilâ rabbinâ le munkalibûn. Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. bizim gücümüz yetmez Şüphesiz Rabbimize döneceğiz.”

Ahkaf Sûresi: 15. Âyet Rabbi evzı’nî en eşkure ni’metekelletî en’amte aleyye ve alâ vâlideyye ve en a’mele sâlihan terdâhu ve aslıh lî fî zurriyyetî, innî tubtu ileyke ve innî minel muslimîn.”
Rabbim! Bana ve ana-babama nimete şükretmemi yararlı iş yapmamı temin et. Benim ve zürriyetim için iyiliği devam ettir. sana döndüm. elbette ki ben müslümanlardanım.”

Haşr Sûresi: 10. Âyet Rabbenâgfir lenâ ve li ihvâninâllezîne sebekûnâ bil îmâni ve lâ tec’al fî kulûbinâ gıllen lillezîne âmenû rabbenâ inneke raûfun rahîm.”Rabbimiz! Bizi ve imanlı kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde, iman edenlere karşı kin bırakma! Rabbimiz sen şefkatli, çok merhametlisin!”

Mümtehine Sûresi: 4-5. Âyetler Rabbenâ aleyke tevekkelnâ ve ileyke enebnâ ve ileykel masîr. Rabbenâ lâ tec’alnâ fitneten lillezîne keferû, vagfir lenâ rabbenâ, inneke entel azîzul hakîm.”Rabbimiz sana dayandık, ve Dönüş ancak sanadır. Rabbimiz! Bizi, inkâr edenlere deneme kılma, bizi bağışla! Rabbimiz! Yegâne galip ve hikmet sahibisin

Tahrim Sûresi: 8. Âyet Rabbenâ etmim lenâ nûranâ vagfir lenâ, inneke alâ kulli şey’in kadîr. Ey Rabbimiz! Nûrumuzu tamamla, bizi bağışla; çünkü sen her şeye kadirsin.”

Kalem Sûresi: 51-52. Âyetler (Nazar Duası)
Ve in yekâdullezîne keferû le yuzlikûneke bi ebsârihim lemmâ semiûz zikra ve yekûlûne innehu le mecnûn. Ve mâ huve illâ zikrun lil âlemîn.”
inkâr edenler Zikr’i işittiklerinde seni devirivereceklerdi. Hâla da kin ve hasetlerinden o delidir» derler. Oysa Kur’an âlemler için öğüttür.”

Nuh Sûresi: 28. Âyet Rabbigfirlî ve li vâlideyye ve li men dehale beytiye mu’minen ve lil mu’minîne vel mu’minât ve lâ tezidiz zâlimîne illâ tebârâ.”
Rabbim! Beni, ana-babamı, iman ile evime girenleri, imanlı erkek ve kadınları bağışla, zalimlerin helâkini arttır.”

Şifa Âyetleri (Hastalara Okunacak Dualar)

Ve yeşfi sudûre kavmin mu’minîn.”
Anlamı: “Allah, müminin kalplerine şifa versin
gönüllerini ferahlatsın!” (et-Tevbe)

Ve şifâun limâ fîs sudûr…”
Anlamı: “…Gönüllerdeki dertlere şifâdır…” (Yûnus, 57)

Yahrucu min butûnihâ şarâbun muhtelifun elvânuhu fîhi şifâun lin nâs…”arıların karınlarından şerbet çıkar onda insanlara şifâ vardır…” (en-Nahl)

Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîn…”Biz, Kur’ân’dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, mü’minler için şifâ ve rahmettir…” (el-İsrâ,)

Ve izâ maridtu fe huve yeşfîn.”Hastalığımda bana şifâ veren O’dur.” (Şuarâ)

Kul huve lillezîne âmenû huden ve şifâ’…”
De ki: Kur’ân inananlar için doğruyu gösteren bir kılavuzdur ve şifâdır…” (Fussılet)
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Ayetler ve sureler
Kaynak ülkücüdünya.com

 MÜ'MİNUN SÜRESİ

Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir, 

Onlar namazlarında huşû içindedir boş ve yararsız şeylerden yüz çevirir zekat yerine getirirler, 
Ve onlar ki, iffetlerini korurlar, eşleri ve cariyeleriyle ilişkilerinden kınanmış değillerdir. onlar emanet ve ahidlerine riayet ederler, namazlarını muhafaza ederler, Firdevs'e varis olan bu kimseler orada ebedî kalırlar. 

And olsun biz insanı, çamurdan, yarattık. 

İnsanı emin ve sağlam bir karargahta nutfe haline getirdik. nutfeyi bir alaka (embrio) yarattık, alakayı bir mudga (bir çiğnem et parçası halinde) yarattık,

kemik yarattık, kemiklere et giydirdik, sonra onu diğer bir yaratık olarak teşekkül ettirdik. Yapıp yaratanların en güzeli Allah, pek yücedir. 

siz muhakkak ki öleceksiniz. şüphesiz, kıyamet gününde tekrar diriltileceksiniz. 

Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu yerde durgunlaştırdık. Bizim onu gidermeye elbet gücümüz yeter. 

yağmurun sayesinde syararınıza hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik bunlarda sizin için meyveler vardır ve siz yersiniz. 

Tûr-ı Sinâ'da yetişen bir ağaç meydana getirdik bu ağaç, hem yağ, hem de yiyenlerin ekmeğine katık verir. 

Hayvanlarda da sizin için ibretler vardır. Onların karınlarındakilerden size içiririz. Onlarda sizin için faydalar daha vardır; etlerini yersiniz. 

And olsun biz, Nûh'u kavmine gönderdik. "Ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin. O'ndan başka ilah yoktur. Hâlâ sakınmaz mısınız?" 

Nuh kavminin içinden kâfir kodaman "Bu, dedi sizin gibi bir beşerden başka bir şey değildir. Size hakim olmak istiyor. Eğer Allah peygamber göndermek isteseydi, muhakkak melek gönderirdi. Biz atalarımızdan böyle bir şey duymadık." 
Bu, delidir. Öyle ise, ona katlanıp gözetleyin

Hz Nuh: "Rabbim! dedi, beni yalana çıkarmalarına karşı bana yardım et!" şöyle vahyettik vahyimizle gemiyi yap. emrimiz gelip tandır kaynayınca, her cinsten eşler halinde iki tane ve bir de içlerinden, hüküm verilmiş dışındaki aileni gemiye al. Zulmetmişler için yalvarma! onlar kesinlikle boğulacaklardır

Sen, yanındakilerle beraber gemiye yerleştiğinde: Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun" de. Ve de ki: "Rabbim! Beni mübarek bir yere indir. Sen, konuklatanların en hayırlısısın." 

Şüphesiz sizin için ibretler vardır. biz, kullarımızı denemişizdir. 

Allah'a kulluk edin; çünkü sizin O'ndan başka bir rabbınız yoktur. Hâlâ Allah'tan korkmaz mısınız? bir resul gönderdik. 

kâfir olup ahireti yalanlayan ve dünyada kendilerine refah verdiğimiz kodaman peygambere dedi ki Bu sizin gibi bir insandır; sizin yediğinizden yer,
bir beşere itaat ederseniz ziyan edersiniz." 

Kâfir der ki o peygamber Size, öldüğünüz, toprak ve kemik yığını haline geldiğinizde, tekrar çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?" Heyhât o size vaad edilen ne kadar uzak!" Dünya hayatından başka gerçek yoktur. ölür ve yaşarız; diriltilecek değiliz." Bu adam,Allah hakkında yalan uydurandır biz ona inanmıyoruz." 

Peygamber: "Rabbim, dedi, beni yalanlamalarına karşı bana yardımcı ol!" Allah şöyle buyurdu: "Pek yakında onlar pişman olacaklar!" 

Hak tarafından korkunç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini kuşattık. Zalimler topluluğunun canı cehenneme! 

Hiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir. 

biz peygamberlerimizi gönderdik. onlar peygamberi yalanladılar; biz onları yokluğa yuvarladık iman etmeyen kavmin canı cehenneme! 

birtakım âyetlerimiz ve açık bir ferman ile Musa'yı ve kardeşi Harun'u gönderdik. Firavun kibire kapıldı ululuk taslayan zorba bir kavim oldu Biz, dedi "kavimler bize kölelik ederken bu iki adama inanacak mıyız?" yalanladılar, ve helâk edilenlerden oldular. 

Andolsun biz Musa'ya bonlar yola gelirler diye, kitabı verdik. Meryemoğlu ve annesini (kudretimize) alâmet kıldık; onları, yerleşmeye elverişli, sulu bir tepeye yerleştirdik. 

Ey peygamberler! Temiz ve helali yiyin; güzel amel ve hareketlerde bulunun. ben yaptıklarınızı bilirim. 

işte sizin ümmetiniz bir tek ümmet ve ben de sizin Rabbinizim. Öyle ise benden sakının."

insanlar işlerini parça parça böldüler. Her grup, kendinde bulunan ile sevinip böbürlendi. 
Sen şonları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak onlar farkına varamıyorlar. 

Rablerine olan saygıdan titreyenler, âyetlerine inananlar, Rablerine ortak tanımayanlar, 
Ve, Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri titreyerek yapanlar; onlar, iyiliklere koşuşurlar ve iyilik için yarışırlar. 

Biz hiç kimseyi, gücünün yettiğinden başkası ile yükümlü kılmayız. hakkı söyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar. 

onların kalpleri cehalet içindedir. birtakım kötü işleri vardır refah ve bolluk içinde olanları sıkıntıya uğrattığımızda, feryadı basarlar. 

Boşuna feryad etmeyin bugün yardım göremeyeceksiniz. Çünkü âyetlerimiz okunurdu siz arkanızı dönerdiniz. Kafa tutardınız

Onlar Kur'ân'ı hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine, atalarına gelmeyen bir şey mi geldi? 
peygamberlerini tanımadılar da inkâr ediyorlar? 
deli olduğunu mu söylüyorlar? Aksine o, hakkı getirmiştir. onlar haktan hoşlanmamaktadırlar. 

hak, onların kötü arzu ve isteklerine uysaydı, mutlaka gökler ve yer kimseler bozulur giderdi. biz onlara şan ve şeref getirdik; fakat onlar kendi şereflerine sırt çevirirler. 

Resulüm istiyorsun? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır. sen doğru yola çağırıyorsun.ahirete inanmayanlar ise, ısrarla yoldan çıkmaktadırlar. 

onlara acıyıp sıkıntıyı giderseydik, körleşerek azgınlıkda direnirlerdi. Andolsun, biz onları sıkıntıya düşürdük yine Rablerine boyun eğmediler, niyazda da bulunmadılar. 

üzerlerine, azabı çok şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada şaşkın ve ümitsiz kalmışlardır! 

sizin için kulağı, gözleri ve gönülleri yaratan O'dur. Ne de az şükrediyorsunuz! 

sizi yeryüzünde yaratıp türeden O'dur. O'nun huzuruna toplanacaksınız.  O, yaşatan ve öldürendir; gecenin ve gündüzün değişmesi O'nun eseridir. Hâlâ aklınızı kullanmaz mısınız? 

Kafirler Dediler ki: "Sahi biz, ölüp de bir toprak ve kemik yığını haline gelmişken, mutlaka yeniden diriltileceğiz öyle mi?" Yemin ederiz ki, atalarımıza böyle bir vaadde bulunuldu; fakat bu masaldan başka bir şey değildir!"

Resulüm de ki: "bu dünya Allah'a aittir" "Öyle ise siz hiç düşünüp taşınmaz mısınız?"

Yedi kat göklerin Rabbi, azametli Arş'ın Rabbi Allahdır." siz Allah'tan korkmaz mısınız?"

her şeyin melekûtu yönetimi kendisinin elinde olan, her şeyi koruyup kollayan; fakat kendisi korunmayan muhtaç olmayan kimdir?" Allahdır."

Allah evlat edinmemiştir; O'nunla beraber hiçbir ilâh yoktur. Aksi takdirde her ilâh kendi yarattığını idare eder ve bir gün mutlaka biri mutlaka galip gelirdi. Allah, onların yakıştırdıklarından münezzehtir. 

Allah, gaybı da, açık olanı da bilir. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden çok yüce ve münezzehtir. 

Resulüm De ki: Rabbim! Eğer onlara yöneltilen tehdidi göstereceksen, beni, o zalimler topluluğunda bulundurma, Rabbim! 

Biz, onlara yönelttiğimiz tehdidi sana göstermeye elbette ki kadiriz. 

Sen, kötülüğü en güzel tutumla sav, biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz. 
Ve de ki: Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım! Onların yanımda bulunmalarından sana sığınırım. 

müşriklerden birine ölüm gelip çattığında, Rabbim, der, lütfen beni dünyaya geri gönder," 
boşa geçirdiğim dünyada iyi iş yapayım. Onun söylediği söz boştur.

yeniden dirilecekleri güne kadar bir berzah vardır. 
Sûr'a üflendiği zaman aralarında artık ne soysop vardır, ne de birbirlerini soruşturacaklardır. 
kimlerin tartıları ağır basarsa, bunlar kurtuluşa erenlerdir. Kimlerin de tartıları hafif gelirse, kendilerine yazık etmişlerdir; ebedî cehennemdedirler. 

Orada dişleri sırıtır halde iken ateş yüzlerini yalar.
Allah Teâlâ, Size âyetlerim okunurdu da, siz onları yalanlardınız değil mi?... der. 

Derler ki: Rabbimiz Azgın ve sapıklar idik. 
Bizi çıkar. biz zalim insanlarız. Allah buyurur ki: Alçaldıkça alçalın orada! konuşmayın artık. 

kullarım Rabbimiz! iman ettik; bizi bağışla, ve merhamet et, sen, merhametlilerin en iyisisin." diyorlardı. Bugün onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, muradlarına erenlerdir. 

siz kullarımı alaya aldınız; beni yâd etmeyi unuttunuz kullarıma gülüyordunuz.  inkârcılar Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?" Sizi huzurumuza getirilmeyeceğinizi mi sandınız? 

Mutlak hâkim ve hak olan Allah, çok yücedir. O'ndan başka ilâh yoktur. O, bereketli Arş'ın sahibidir. 

Her kim Allah ile birlikte diğer bir ilaha taparsa hesabı ancak Rabbinin nezdindedir.

kâfirler kurtuluşa eremezler. 

Resulüm! De ki: "Rabbim, bağışla ve merhamet et! Sen merhametlilerin en iyisisin." 
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Ayetler ve sureler
Kaynak ülkücüdünya.com

 MÜ'MİNUN SÜRESİ

Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir, 

Onlar namazlarında huşû içindedir boş ve yararsız şeylerden yüz çevirir zekat yerine getirirler, 
Ve onlar ki, iffetlerini korurlar, eşleri ve cariyeleriyle ilişkilerinden kınanmış değillerdir. onlar emanet ve ahidlerine riayet ederler, namazlarını muhafaza ederler, Firdevs'e varis olan bu kimseler orada ebedî kalırlar. 

And olsun biz insanı, çamurdan, yarattık. 

İnsanı emin ve sağlam bir karargahta nutfe haline getirdik. nutfeyi bir alaka (embrio) yarattık, alakayı bir mudga (bir çiğnem et parçası halinde) yarattık,

kemik yarattık, kemiklere et giydirdik, sonra onu diğer bir yaratık olarak teşekkül ettirdik. Yapıp yaratanların en güzeli Allah, pek yücedir. 

siz muhakkak ki öleceksiniz. şüphesiz, kıyamet gününde tekrar diriltileceksiniz. 

Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu yerde durgunlaştırdık. Bizim onu gidermeye elbet gücümüz yeter. 

yağmurun sayesinde syararınıza hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik bunlarda sizin için meyveler vardır ve siz yersiniz. 

Tûr-ı Sinâ'da yetişen bir ağaç meydana getirdik bu ağaç, hem yağ, hem de yiyenlerin ekmeğine katık verir. 

Hayvanlarda da sizin için ibretler vardır. Onların karınlarındakilerden size içiririz. Onlarda sizin için faydalar daha vardır; etlerini yersiniz. 

And olsun biz, Nûh'u kavmine gönderdik. "Ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin. O'ndan başka ilah yoktur. Hâlâ sakınmaz mısınız?" 

Nuh kavminin içinden kâfir kodaman "Bu, dedi sizin gibi bir beşerden başka bir şey değildir. Size hakim olmak istiyor. Eğer Allah peygamber göndermek isteseydi, muhakkak melek gönderirdi. Biz atalarımızdan böyle bir şey duymadık." 
Bu, delidir. Öyle ise, ona katlanıp gözetleyin

Hz Nuh: "Rabbim! dedi, beni yalana çıkarmalarına karşı bana yardım et!" şöyle vahyettik vahyimizle gemiyi yap. emrimiz gelip tandır kaynayınca, her cinsten eşler halinde iki tane ve bir de içlerinden, hüküm verilmiş dışındaki aileni gemiye al. Zulmetmişler için yalvarma! onlar kesinlikle boğulacaklardır

Sen, yanındakilerle beraber gemiye yerleştiğinde: Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun" de. Ve de ki: "Rabbim! Beni mübarek bir yere indir. Sen, konuklatanların en hayırlısısın." 

Şüphesiz sizin için ibretler vardır. biz, kullarımızı denemişizdir. 

Allah'a kulluk edin; çünkü sizin O'ndan başka bir rabbınız yoktur. Hâlâ Allah'tan korkmaz mısınız? bir resul gönderdik. 

kâfir olup ahireti yalanlayan ve dünyada kendilerine refah verdiğimiz kodaman peygambere dedi ki Bu sizin gibi bir insandır; sizin yediğinizden yer,
bir beşere itaat ederseniz ziyan edersiniz." 

Kâfir der ki o peygamber Size, öldüğünüz, toprak ve kemik yığını haline geldiğinizde, tekrar çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?" Heyhât o size vaad edilen ne kadar uzak!" Dünya hayatından başka gerçek yoktur. ölür ve yaşarız; diriltilecek değiliz." Bu adam,Allah hakkında yalan uydurandır biz ona inanmıyoruz." 

Peygamber: "Rabbim, dedi, beni yalanlamalarına karşı bana yardımcı ol!" Allah şöyle buyurdu: "Pek yakında onlar pişman olacaklar!" 

Hak tarafından korkunç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini kuşattık. Zalimler topluluğunun canı cehenneme! 

Hiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir. 

biz peygamberlerimizi gönderdik. onlar peygamberi yalanladılar; biz onları yokluğa yuvarladık iman etmeyen kavmin canı cehenneme! 

birtakım âyetlerimiz ve açık bir ferman ile Musa'yı ve kardeşi Harun'u gönderdik. Firavun kibire kapıldı ululuk taslayan zorba bir kavim oldu Biz, dedi "kavimler bize kölelik ederken bu iki adama inanacak mıyız?" yalanladılar, ve helâk edilenlerden oldular. 

Andolsun biz Musa'ya bonlar yola gelirler diye, kitabı verdik. Meryemoğlu ve annesini (kudretimize) alâmet kıldık; onları, yerleşmeye elverişli, sulu bir tepeye yerleştirdik. 

Ey peygamberler! Temiz ve helali yiyin; güzel amel ve hareketlerde bulunun. ben yaptıklarınızı bilirim. 

işte sizin ümmetiniz bir tek ümmet ve ben de sizin Rabbinizim. Öyle ise benden sakının."

insanlar işlerini parça parça böldüler. Her grup, kendinde bulunan ile sevinip böbürlendi. 
Sen şonları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak onlar farkına varamıyorlar. 

Rablerine olan saygıdan titreyenler, âyetlerine inananlar, Rablerine ortak tanımayanlar, 
Ve, Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri titreyerek yapanlar; onlar, iyiliklere koşuşurlar ve iyilik için yarışırlar. 

Biz hiç kimseyi, gücünün yettiğinden başkası ile yükümlü kılmayız. hakkı söyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar. 

onların kalpleri cehalet içindedir. birtakım kötü işleri vardır refah ve bolluk içinde olanları sıkıntıya uğrattığımızda, feryadı basarlar. 

Boşuna feryad etmeyin bugün yardım göremeyeceksiniz. Çünkü âyetlerimiz okunurdu siz arkanızı dönerdiniz. Kafa tutardınız

Onlar Kur'ân'ı hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine, atalarına gelmeyen bir şey mi geldi? 
peygamberlerini tanımadılar da inkâr ediyorlar? 
deli olduğunu mu söylüyorlar? Aksine o, hakkı getirmiştir. onlar haktan hoşlanmamaktadırlar. 

hak, onların kötü arzu ve isteklerine uysaydı, mutlaka gökler ve yer kimseler bozulur giderdi. biz onlara şan ve şeref getirdik; fakat onlar kendi şereflerine sırt çevirirler. 

Resulüm istiyorsun? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır. sen doğru yola çağırıyorsun.ahirete inanmayanlar ise, ısrarla yoldan çıkmaktadırlar. 

onlara acıyıp sıkıntıyı giderseydik, körleşerek azgınlıkda direnirlerdi. Andolsun, biz onları sıkıntıya düşürdük yine Rablerine boyun eğmediler, niyazda da bulunmadılar. 

üzerlerine, azabı çok şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada şaşkın ve ümitsiz kalmışlardır! 

sizin için kulağı, gözleri ve gönülleri yaratan O'dur. Ne de az şükrediyorsunuz! 

sizi yeryüzünde yaratıp türeden O'dur. O'nun huzuruna toplanacaksınız.  O, yaşatan ve öldürendir; gecenin ve gündüzün değişmesi O'nun eseridir. Hâlâ aklınızı kullanmaz mısınız? 

Kafirler Dediler ki: "Sahi biz, ölüp de bir toprak ve kemik yığını haline gelmişken, mutlaka yeniden diriltileceğiz öyle mi?" Yemin ederiz ki, atalarımıza böyle bir vaadde bulunuldu; fakat bu masaldan başka bir şey değildir!"

Resulüm de ki: "bu dünya Allah'a aittir" "Öyle ise siz hiç düşünüp taşınmaz mısınız?"

Yedi kat göklerin Rabbi, azametli Arş'ın Rabbi Allahdır." siz Allah'tan korkmaz mısınız?"

her şeyin melekûtu yönetimi kendisinin elinde olan, her şeyi koruyup kollayan; fakat kendisi korunmayan muhtaç olmayan kimdir?" Allahdır."

Allah evlat edinmemiştir; O'nunla beraber hiçbir ilâh yoktur. Aksi takdirde her ilâh kendi yarattığını idare eder ve bir gün mutlaka biri mutlaka galip gelirdi. Allah, onların yakıştırdıklarından münezzehtir. 

Allah, gaybı da, açık olanı da bilir. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden çok yüce ve münezzehtir. 

Resulüm De ki: Rabbim! Eğer onlara yöneltilen tehdidi göstereceksen, beni, o zalimler topluluğunda bulundurma, Rabbim! 

Biz, onlara yönelttiğimiz tehdidi sana göstermeye elbette ki kadiriz. 

Sen, kötülüğü en güzel tutumla sav, biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz. 
Ve de ki: Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım! Onların yanımda bulunmalarından sana sığınırım. 

müşriklerden birine ölüm gelip çattığında, Rabbim, der, lütfen beni dünyaya geri gönder," 
boşa geçirdiğim dünyada iyi iş yapayım. Onun söylediği söz boştur.

yeniden dirilecekleri güne kadar bir berzah vardır. 
Sûr'a üflendiği zaman aralarında artık ne soysop vardır, ne de birbirlerini soruşturacaklardır. 
kimlerin tartıları ağır basarsa, bunlar kurtuluşa erenlerdir. Kimlerin de tartıları hafif gelirse, kendilerine yazık etmişlerdir; ebedî cehennemdedirler. 

Orada dişleri sırıtır halde iken ateş yüzlerini yalar.
Allah Teâlâ, Size âyetlerim okunurdu da, siz onları yalanlardınız değil mi?... der. 

Derler ki: Rabbimiz Azgın ve sapıklar idik. 
Bizi çıkar. biz zalim insanlarız. Allah buyurur ki: Alçaldıkça alçalın orada! konuşmayın artık. 

kullarım Rabbimiz! iman ettik; bizi bağışla, ve merhamet et, sen, merhametlilerin en iyisisin." diyorlardı. Bugün onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, muradlarına erenlerdir. 

siz kullarımı alaya aldınız; beni yâd etmeyi unuttunuz kullarıma gülüyordunuz.  inkârcılar Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?" Sizi huzurumuza getirilmeyeceğinizi mi sandınız? 

Mutlak hâkim ve hak olan Allah, çok yücedir. O'ndan başka ilâh yoktur. O, bereketli Arş'ın sahibidir. 

Her kim Allah ile birlikte diğer bir ilaha taparsa hesabı ancak Rabbinin nezdindedir.

kâfirler kurtuluşa eremezler. 

Resulüm! De ki: "Rabbim, bağışla ve merhamet et! Sen merhametlilerin en iyisisin." 
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Ayetler ve sureler
Kaynak ülkücüdünya.com

NUR SURESİ

Nur suresi âyetlerini bizim indirdiğimiz ve hükümlerini farz kıldığımız bir sûredir.

düşünüp öğüt alırsınız diye âyetler indirdik. 

Zina eden kadın ve erkeğe yüz sopa vurun

Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah dinini tatbik hususunda sizi acıma kaplamasın Müminler cezaya şahit olsun. 

Zina eden erkek, zina eden veya müşrik bir kadından başkası ile evlenemez; zina eden bir kadınla da ancak zina eden veya müşrik erkek evlenebilir. Bu, müminlere haram kılınmıştır. 

Namuslu kadınlara zina isnadında bulunup, sonra dört şahit getiremeyene seksener sopa vurun şahitliğini kabul etmeyin. Onlar günahkardırlar. 

tevbe edip ıslah olanlar müstesnadır. Allah bağışlayıcı ve merhametlidir. 

Eşlerine zina isnadında bulunup da şahitleri olmayanlara gelince, onların şahitliği kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ederek şahitlik etmesidir. 
Beşinci defa eğer yalan söyleyenlerden ise, Allah'ın lanetinin kendi üzerine olmasını dilemesidir. 

Kadının, kocasının yalan söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ve şahitlik etmesi, Beşinci defa kocası doğru ise, Allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi kendisinden cezayı kaldırır. 

Allah'ın size bol lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tevbeleri kabul eden hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı haliniz nice olurdu.

Haberiniz olsun ki Muhammed'in(sav) eşine ağır iftira uyduranlar içinizdendir. Bunu kötülük saymayın; aksine iyiliktir. Onlar günah olarak ne işlemişse ceza) vardır. Elebaşlılık yapan, ve günahın büyüğünü yüklenene çok büyük azap vardır. 

Erkek ve kadın müminlerin, iftirayı işittiklerinde kendi vicdanları ile hüsnü zanda bulunup bu apaçık biftiradır" demeleri gerekmez miydi iddiayı atanların dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Madem ki şahitlerle ispat edemediler, öyle ise onlar Allah nezdinde yalancıların ta kendisidir

Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın lütuf ve merhameti üstünüzde olmasaydı, size mutlaka büyük bir azab isabet ederdi. 

siz iftirayı, gelişi güzel alıyor ve bilgili olmadığınız uydurma haberi ağızlarınızda geveleyip duruyorsunuz. önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. Halbuki Allah katında çok büyük bir suçtur. 

Eğer inanmış insanlarsanız, Allah, sizi sakındırıyor Ve Allah âyetlerini açıklıyor. Allah, çok iyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir. 

İnananlar arasında kötü söz ve davranışın yayılmasını arzulayan kimseler için dünyada da, ahirette de acı veren bir azab vardır.

Her şeyi Allah bilir; siz bilmezsiniz. 

sizin üstünüze Allah'ın lütuf ve merhameti olmasaydı; Allah çok şefkatli ve merhametli olmasaydı haliniz nice olurdu

Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını takip etmeyin. Kim şeytanın adımlarını takip ederse, şunu bilsin ki o, edepsizlikleri ve kötülüğü emreder.

üstünüzde Allah'ın lütuf ve merhameti olmasaydı, hiç kimse temize çıkmazdı. Allah, dilediğini arındırır. Allah işitir ve bilir. 

İçinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda göç edenlere mallarından bağışlasınlar, feragat göstersinler.

Allah'ın sizi bağışlamasını arzulamaz mısınız? Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir. 

Namuslu, kötülüklerden habersiz mümin kadınlara zina isnadında bulunanlar, dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir.

Onlar için çok büyük bir azab vardır. O gün dilleri, elleri ve ayakları, yaptıklarına şahitlik edecektir. 

O gün Allah onlara gerçek cezalarını tastamam verecek ve onlar Allah'ın gerçek olduğunu anlayacaklar. 

Kötü kadınlar, kötü erkeklere, kötü erkekler kötü kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara yaraşır. Kendilerine bağışlanma ve güzel bir rızık vardır. 

Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere, geldiğinizi farkettirip ev halkına selam vermedikçe girmeyin. Bu iyidir. bunu düşünüp anla

Bir eve geldiğinizde size izin verilinceye kadar girmeyin. size, "Geri dönün!" denilirse, hemen dönün. bu, temiz bir davranıştır.

Allah, yaptığınızı bilir. Allah, sizin açığa vurduklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir. 

İçinde kendinize ait bir şeylerin bulunduğu oturulmayan eve girmenizde herhangi bir sakınca yoktur.

Resulüm Mümin erkeklere, gözlerini harama dikmemelerini, ırzlarını korumalarını söyle. bu, temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah, haberdardır. 

Mümin kadınlar Gözlerini haramdan korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yaka üzerine kadar örtsünler.

Mümin kadınlar Kocaları, babaları, kayınbabaları, oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları köleleri erkeklerden, cinsî güçten düşmüş hizmetçiler, yahut kadınlığının farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler.

Mümin kadınlar Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar.

Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz. 

bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden iyi davranışta olanları evlendirin. fakir iseler, Allah lütfu ile zenginleştirir. Allah, lütfu geniş olan ve her şeyi bilendir. 

Evlenme imkanını bulamayanlar ise, Allahın lütfu ile varlıklı kılınıncaya kadar iffetlerini korusunlar.

Dünya hayatının menfaatlerini elde edeceksiniz diye, namuslu kalmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları zorda bırakırsa, Allah onlar için çok bağışlayıcı ve merhametlidir. 

Andolsun ki biz size âyetler, sizden öncekilerden örnekler ve takvaya ulaşmış kimseler için öğütler indirdik. 

Allah, göklerin ve yerin nurudur O'nun nuru içinde lamba bulunan bir kandil gibidir. O lamba bir billurdur inciye benzer bir yıldız gibidir mübarek bir ağaçtan çıkan yağdan tutuşturulur. Bu öyle bir ağaç ki yağı, kendisine ateş değmese bile ışık verir. ışık nur üstüne nurdur.

Allah dilediği kimseyi nuruyla hidayete iletir. Allah insanlara misal verir; Allah her şeyi bilir. 

Allah o evlerin yücelmesine ve içlerinde isminin okunmasına izin vermiştir. Orada sabah akşam O'nu tesbih ederler. 

Birtakım insanlar Allahı tesbih ederler ne ticaret ne alış veriş onları Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz.

Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar. 

Allah işledikleri amellerin en güzeli ile ecir verecek, lütfundan fazlasını bahşedecektir Allah, dilediğine hesapsız rızık verir. 

Küfredenlerin amelleri, ıssız çöllerdeki serap gibidir susayan onu su zanneder, ona vardığında hiç bir şey bulamamış, yanıbaşında inanmadığı, Allah'ı bulmuştur. Allah onun hesabını tastamam görmüştür.

Allah hesabı çok çabuk görür. 

kâfirlerin davranışları engin denizdeki karanlıklar gibidir onu dalga üstüne dalga kaplıyor; üstünde de bulut. Bir biri üstüne karanlıklar... İnsan, elini çıkarıp uzatsa, nerdeyse onu dahi göremez.

Bir kimseye Allah, nur vermemişse, artık o kimsenin ışık ve aydınlıktan nasibi yoktur. 

Görmez misin göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kanat çırpan kuşların Allah'ı tesbih ettiklerini? Her biri kendi tesbihini ve duâsını bilmiştir. Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilir. 

Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır; dönüş ancak O'nadır. 

Görmez misin ki Allah bulutları sürüklüyor; biraraya getirip üstüste yığıyor. Ve yağmur çıkıyor.

O, gökten,dağlardan dolu indirir. onu dilediğine isabet ettirir; dilediğinden de uzak tutar; bulutlardan çıkan şimşeğin parıltısı gözleri alır! 

Allah gece ile gündüzü evirip çeviriyor. Şüphesiz hakikatli gözler için mutlak bir ibret vardır. 

Allah, her hayvanı sudan yarattı. kimi karnı üstünde sürünür, kimi iki ayağı üstünde yürür, kimi dört ayağı üstünde yürür... Allah dilediğini yapar Allah her şeye kâdirdir. 

Andolsun biz her şeyi bildiren âyetler indirdik. Allah dilediğini doğru yola iletir. 

Allah'a ve Resulüne inandık ve itaat ettik" diyorlar sonra yan çiziyorlar; bunlar mümin değillerdir. 

Allah'a ve Resulüne çağrıldıkları zaman, yüz çevirip dönerler. eğer Allah ve Resulü kendi lehlerine ise, gönülden saygı ile gelirler. Kalplerinde hastalık mı var? şüphe ve tereddüd içinde midirler? Allah ve Resulünün zulüm edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır, asıl zalimler kendileridir! 

Allah'a ve Resulüne davet edildiklerinde müminlerin sözü ancak "işittik ve itaat ettik" demeleridir. bunlar kurtuluşa erenlerdir. 

Her kim Allah'a ve Resulüne itaat eder, Allah'a saygı duyar ve O'ndan sakınırsa, işte asıl bunlar bedbahtlıktan kurtulanlardır. 

emrettiğinde en ağır yeminleri ile Allah'a yemin ettiler. De ki: Yemin etmeyin. İtaatiniz malumdur! Bilin ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. 

De ki: Allah'a itaat edin; Peygambere itaat edin. yüz çevirirseniz bilin ki, Peygamberin sorumluluğu kendine yüklenen, sizin sorumluğunuz size yüklenendir.

itaat ederseniz, doğruyu bulursunuz. Peygambere düşen, sadece açık açık duyurmaktır. 

Allah, iman edip iyi davranışlarda bulunanlara, i, kendilerini yeryüzüne sahip ve hakim kılacağını, onlar için seçtiği dini onların iyiliğine yerleştirip koruyacağını ve geçirdikleri korkudan sonra, güven sağlayacağnı vaad etti. Çünkü onlar kulluk ederler. Hiçbir şeyi eş tutmazlar.

kim inkâr ederse, büyük günahkarlardır. 

namazı kılın, zekatı verin ve peygambere itaat edin ki rahmete eresiniz. 

İnkâr edenlerin, Allah'ı aciz bırakacaklarını sanmayasın! Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varış yeridir orası! 

Ey iman edenler! köle ve evlerinizde bulunanlar, soyunduğunuz vakit yanınıza gireceklerinde sizden üç defa izin istesinler. Bu mahrem bulunacağınız vakittir. Bu vakitlerin dışında ne sizin için, ne de onlar için bir mahzur yoktur.

İşte Allah, âyetlerini size açıklar. Allah her şeyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. 

nikah ümidi kalmayan, çocuktan kesilmiş yaşlı kadınların zinetlerini göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında vebal yoktur. iffetli olmaları kendileri için daha hayırlıdır. Allah işitendir, bilendir. 

A'maya topala güçlük ve hastaya güçlük yoktur.

Sizin için de kendi evlerinizden, baba anne kardeş amca hala dayı, teyze veya anahtarlarına malik olduğunuz yerlerden, dostlarınızın evlerinden yemenizde sakınca yoktur.

Toplu halde veya ayrı ayrı yemenizde bir güçlük ve günah yoktur.

Evlere girdiğiniz zaman Allah tarafından mübarek ve güzel bir yaşama dileği olarak selam verin. Allah düşünüp anlayasınız diye âyetlerini açıklar. 

Müminler Allah'a ve Resülüne gönülden inanmış kimselerdir. Peygamberden izinsiz bırakıp gitmezler.

Resulüm senden izin isteyenler, Allah'a ve Resulüne iman etmiş kimselerdir. sen de onlardan dilediğine izin ver; onlar için Allah'tan bağış dile; çünkü Allah mağfiret edicidir, merhametlidir. 

Ey müminler Peygamberin davetini başka davetler gibi zannetmeyin. İçinizden, sıvışıp gidenleri muhakkak ki Allah bilmektedir.

O'nun emrine aykırı davrananlar, başlarına bela gelmesinden veya elemli bir azaptan sakınsınlar. 

Bilmiş olun ki, göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. O, sizin ne yolda, ne durumda olduğunuzu iyi bilir.

Huzuruna döndürülecekleri günde yapmış olduklarını haber verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.. 
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Ayetler ve sureler
Kaynak ülkücüdünya.com

FURKAN SÜRESİ

O öyle bir ilâhtır ki, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinindir. O hiç çocuk edinmedi, hükümranlıkta ortağı yoktur. O, her şeyi yaratıp bir ölçüye göre düzenleyerek takdir etmiştir. 

Kâfirler, O'nu bırakıp bir şey yaratamayan, kendileri yaratılmış olan, kendilerine ne zarar ve ne fayda verebilen; öldürmeye, diriltmeye ve ölümden sonra canlandırmaya güçleri yetmeyen tanrılar edindiler. 

İnkâr edenler: "Bu Kur'ân Muhammed'in uydurmasıdır, ona başka bir topluluk yardım etmiştir" diyerek haksız ve asılsız bir söz uydurdular. Kur'ân öncekilerin masallarıdır; başkalarına yazdırmış dediler. 

Ey Muhammed(sav) De ki: "Onu, göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, merhamet edendir." 

İnkâr edenler Şöyle dediler: "Bu ne biçim peygamber ki, yemek yer, sokaklarda gezer? Ona, melek indirilseydi ya!" Yahut kendisine hazine verilseydi veya besleneceği bahçe olsaydı ya zalimler, inananlara "Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler. 

Ey Muhammed(sav) sana nasıl misaller getirdiklerine bir bak! Onlar sapmışlardır, yol bulamazlar. 

Öyle yücedir dilerse sana altından ırmaklar akan cennetler verir, sana köşkler de yapar. 

onlar kıyameti yalanladılar. Biz ise o saati yalanlayanlara çılgın alevli bir ateş hazırladık. 

cehennem ateşi uzaktan görününce, onun hışımlanmasını kaynamasını ve uğultusunu işitirler. 

Elleri boyunlarına bağlı olarak cehennemin dar bir yerine atıldıklarında, yok olmayı isterler. Onlara şöyle denilir Bu gün bir yok olmayı değil, nice yok olmaları isteyin! 

takva sahiplerine vaad olunan ebedilik cenneti bir mükafattır ve bir varış yeridir. orada ne isterlerse var, orada ebedî kalacaklar. bu Rabbinden yerine getirilmesi istenen bir vaaddir. 

o gün Rabbin onları Allah'tan başka taptıkları şeylerle toplar da, der ki: "Siz mi saptırdınız şu kullarımı, yoksa kendileri mi yolu kaybettiler?" 
Onlar: "Sübhansın seni tenzih ederiz. senden başka dost bize yaraşmaz;

sen onlara ve atalarına nimet verdin seni anmayı unuttular ve helaki hak eden bir kavim oldular."

taptıklarını sizi yalancı çıkardılar. Artık ne azabınızı geri çevirebilir, ne de bir yardıma çare bulabilirsiniz içinizden kim zulmederse, ona büyük bir azab tattıracağız. 

Sizin bir kısmınızı bir diğerine imtihan sebebi kılmışızdır bakalım sabredecek misiniz Rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Ayetler ve sureler
Kaynak online kuraan.net

Furkan Suresinin Fazileti

Resulullah (Sav) buyurdu ki: “Her kim Furkan suresini kursa, yorgunluk çekmeksizin cennete girer.“Furkan Suresi Düşmanın perişan olması için okunur.Kötü alışkanlıkdan kurtulmak için 7 kere okunması tavsiye edilmiştir.Ağaçların verimli meyve vermesi için, ağaçların altından alınan toprağa Furk’an suresi 48-49. ayetleri okunur. Cehennem azabından korunmak için Furkan suresinin 65. ayeti okunur Hayırlı evlat isteyen kişi, Furkan Suresinin 74. ayetini okumalıdır

Kaynak mumsema.org

FURKÂN SURESİ 

*Adını, ilk ayetinde geçen "furkan" kelimesinden alır. "Furkan", hakkı bâtıldan ayırandır ve Kur'an-ı Kerim'in isimlerindendir. 77 ayettir. Mekke döneminin ortalarında ve Yâsin Sûresinden sonra nâzil olmuştur. 68-70. ayetlerinin Medine'de indiği rivâyet edilir. Mushaftaki resmi sırası 25., iniş sırasına göre ise 42. suredir. surede; Mekke'li müşriklerin Kur'an'a ve Hz. Muhammed'in peygamberliğine itirazlar ele alınmakta ve bunlara uygun cevaplar verilmektedir. Sure sonunda, Müminun Suresi'nin başında olduğu gibi, müminlerin ahlâkî-manevî üstünlükleri tasvir edilmektedir. Surenin temel mesajları
Kur'an Allah kelamıdır, o bir insan sözü değildir. Allah, onu parça parça indirmiştir. Her şey Allah'ındır. Allah'ın eşi ve ortağı yoktur. yarattıklarına ölçü ve düzen veren odur.
*yarattıklarına rızık veren Allah'tan başkasını tanrı edinmek zalimliktir. Yüce Allah, kâinatı altı zamanda yaratmıştır. Gökyüzünde burçları, güneşi ve ayı, gece ile gündüzü yaratan ve bütün kâinatı yöneten odur. Tüm peygamberler gibi, Hz. Muhammed bir insandır. bir uyarıcı ve müjdecidir. 
İnkarcılar, hakkı işitmeyen, düşünmeyen hayvandan aşağı olan varlıklardır. Ahireti inkar edenler şiddetli azapla karşılaşacakdır. İnananlar ebedi cennetle ödüllendirileceklerdir. Allah'ın Elçisi gerçek dost ve doğru yoldur. İnsanlar onu dost edinmeli ve onun yolunu takip etmelidirler. Geçmişteki inkarcı toplulukların başlarına gelenlerden ibret alınmalıdır. , müminlerin şu hususlara dikkat etmelidir Alçak gönüllülük,cahillere uymamak, 
geceyi ibadetle geçirmek, cehennem azabından Allah'a sığınmak, *harcamalarda israf ve cimrilikten kaçınmak şirkten uzak durmak sadece Allah'a yalvarmak; haksız yere kimsenin canına kıymamak, zinadan kaçınmak; Allah'ın ayetlerini görmezlikten ve duymazlıktan gelmemek; Allah'tan hayırlı eş ve çocuk istemek. müminler, sabretmelerine karşılık en yüce cennetlerle ödüllendirilip orada sürekli olarak kalacaklardır. Dua ve ibadet, insana değer kazandırır. İbadeti ve duası olmayan kişinin Allah katında hiçbir değeri yoktur. 
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.