You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

General
RE: Ayetler ve sureler
Kaynak ülkücüdünya.com

 FURKAN SURESİ

bize kavuşmayı ummayanlar "Bize melekler indirilmeliydi, ya da Rabbimizi görmeliydik" dediler. Andolsun ki, büyük azgınlık ettiler. Melekleri görecekleri gün, günahkarlara sevinç yoktur.

her iyi işi dikkate alırız, onu saçılmış zerreler haline getiririz. O gün cennetliklerin kalacakları yer çok iyi, dinlenecekleri yer pek güzeldir. O gün gökyüzü beyaz bulutlar halinde yarılacak ve melekler bölük bölük indirileceklerdir. 

o gün gerçek hükümranlık, çok merhametli olan Allah'ındır. Kâfirler için ise pek çetin bir gündür. 
zalim ellerini ısıracak: "Eyvah!" diyecek, "keşke Peygamberin yanında bir yol tutsaydım!" 

Şeytan insanı uçuruma sürükleyip yapayalnız ve yardımcısız bırakmaktadır. 

biz her peygamber için günahkarlardan düşman yapmışızdır. hidayet verici ve yardımcı olarak Rabbin yeter. 

O yüzleri üstü cehenneme toplanacaklar var ya! işte onlar, yerleri en kötü, yolları en sapık olanlardır. 

Andolsun ki Musa'ya kitap verdik, kardeşi Harun'u yardımcı yaptık. Haydi âyetlerimizi yalan sayan o kavme gidin" dedik. Sonunda yola gelmeyen kavmi yerle bir ettik. 

Nuh kavmi Peygamberleri yalancılıkla itham ettiler, onları suda boğduk ve kendilerini insanlara ibret yaptık. Biz zalimler için acıklı bir azab hazırlamışızdır. 

Ad'ı, Semud'u, Ress halkını ve bir çok nesilleri inkârcılıkları yüzünden helak ettik Onlara misaller getirdik; öğüt almadıkları için hepsini kırdık geçirdik. Andolsun ki, putperestler bela ve fenalık yağmuruna tutulmuşlardır.

Seni gördükleri zaman "Bu mu Peygamber diye alaya alıyorlar. bizi neredeyse tanrılarımızdan saptıracaktı" diyorlar. Azabı gördükleri zaman, kimin sapık olduğunu bilecekler! 

Kötü duygularını kendisine tanrı edinen kimseyi gördün mü? onların söz dinleyeceğini yahut akıllanacağını mı sanıyorsun? onlar hayvanlar gibidir, gidişçe daha sapıktırlar. 

Rabbinin gölgeyi nasıl uzatmakta olduğunu görmedin mi? Dileseydi onu hareketsiz kılardı. Sonra biz güneşi, delil kılmışızdır. Sizin için geceyi örtü, uykuyu istirahat kılan, gündüzü çalışma yapan
Rüzgarları rahmetine müjdeci gönderen ve gökten tertemiz bir su indiren O'dur. 

ölü toprağa can verelim, yarattığımız nice hayvanlara ve insanlara su sağlayalım, diye. 
gökten tertemiz bir su indiren O'dur. 

Andolsun insanların öğütleri anlatmışızdır; ama insanlar nankörlük edip diretmiştir. 

Habibim Şayet dileseydik her köye bir uyarıcı gönderirdik. Madem yalnız seni gönderdik Öyleyse kâfirlere boyun eğme ve Kur'ân ile onlara karşı olanca gücünle büyük bir savaş ver! 

Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir serhat koyan O'dur. 

O sudan, bir insan yaratıp ona bir neseb bahşeden ve sıhriyet bağı ile akraba yapan O'dur. Rabbinin her şeye gücü yeter. 

Allah'ı bırakıp kendilerine ne fayda, ne zarar veremeyen şeylere kulluk ediyorlar. İnkârcı olan Rabbine karşı uğraşıp durmaktadır.

biz seni müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. 
De ki: "Ben, sizden ücret değil, ancak Rabbine doğru yol tutmayı dileyen kimseler olmanızı istiyorum." 

Sen, ölümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan. O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından haberdar olarak O yeter. 

Gökleri yeri altı günde yaratan, sonra Arş'a hükmeden Rahmân'dır. Haydi ne dileyeceksen her şeyden haberdar olan Rahmândan dile. 

Onlara "Rahmân'a secde edin" dendiğinde "Rahmân da neymiş? Senin emrettiğine secde eder miyiz derler ve bu emir onların nefretini artırır. 

Gökte burçları var eden, onların içinde bir kandil güneş ve nurlu bir ay barındıran Allah, yüceler yücesidir. 

İbret almak veya şükretmek dileyen kimseler
O çok merhametli Allah'ın kulları tevazu ile yürür cahil kimseleri incitmeksizin selam" derler
Rablerine secdeler ve kıyama yatarlar. 

Onlar ki, şöyle derler: Cehennem azabını üzerimizden sav! Doğrusu azab geçici değildir. 
Orası cidden ne kötü bir uğrak, ne kötü bir konaktır. 

onlar ki, harcadıklarında ne israf ne cimrilik ederler; orta yol tutarlar. onlar ki, Allahtan başkasına yalvarmazlar, Allah'ın haram kıldığı cana kıymaz ve zina etmezler. Bunları yapan cezasını bulur. 
Kıyamet günü azabı kat kat olur ve orada alçaltılmış olarak temelli kalır. 

tevbe ve iman edip iyi davranışlarda bulunanlar başka; Allah onların kötülüklerini iyiliğe çevirir. Allah bağışlayıcı engin merhamet sahibidir. 
tevbe edip iyi davranış gösteren şüphesiz tevbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner.

onlar yalan şahitlik etmezler, boş bir şeye rastladıkları zaman vakar ile giderler. 
Rablerinin âyetleri hatırlatıldığında onlara karşı sağır ve kör davranmazlar. 

onlar ki: "Ey Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl" derler. 

İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamları ile mükafatlandırılacaklar, orada hürmet ve selamla karşılanacaklar Orada ebedî kalacaklar, orası ne güzel bir konak ve ne güzel bir makamdır. 

Resulüm De ki: "Rabbim size ne kıymet verir duanız olmasa? Ey inkârcılar! Size bildirileni yalan saydınız; o halde azab yakanızı bırakmayacaktır! 
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Ayetler ve sureler
Kaynak online kuraan.net

Şuara Suresinin Fazilet ve Sırları

Resulullah (Sav) buyurdu ki: “Her kim şu’ara Suresini okursa, hz Nuh hz Hud hz Salih hz Şuayb hz İbrahim ve hz Muhammed (Sav)‘e iman edenlerin ve yalanlayanların sayısınca sevap verilir."
Her türlü zarardan korunmak için okunur.Kabakulak bölgenin etrafı çizilip Şuara suresinin 130. ayeti çizili olan kısmın içine yazılırsa, Allah’u Teala’nın izniyle şifa bulur Her türlü kötülüğün işlendiği günümüzde kendimizi ve ailemizi küfür, şirk ve sapkınlıktan korumak için Şu’ara suresinin 169. ayeti okunmalıdır.

ŞUARA SURESİ

Tâ, Sîn, Mîm. Bunlar apaçık kitabın âyetleridir. 

Resulüm iman etmiyorlar diye kendine kıyacaksın 
Biz dilersek üzerlerine gökten bir âyet indiririz de, boyunları eğilekalır. 

Rahmân'dan yüz çevirirler. yalandır" dediler; fakat onlara alay edip durdukları haber yakında gelecektir. 

Yeryüzüne bakmadılar mı? Biz orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirmişiz. Şüphesiz bunda mutlak âyet vardır; ama onlar iman etmezler. 
şüphe yok ki Rabbin, galip ve engin merhamet sahibidir. 

Bir vakit de Rabbin, Musa'ya Git o zalim kavme" dedi. Firavun kavmi, hâlâ sakınmayacak mı?" 

Musa şöyle seslendi: "Ya Rab! Doğrusu korkarım ki beni yalancı sayarlar." göğsüm daralır, dilim dönmez, onun için Harun'a elçilik ver." 
onların isnad ettikleri bir suç var. korkarım ki, hemen beni öldürürler." 

Allah buyurdu, "haydi ikiniz âyetlerimizle gidin. Şüphesiz ki, sizinle beraberiz. Haydin Firavun'a gidin de deyin ki: biz, âlemlerin Rabbinin elçisiyiz. 
İsrail oğullarını bizimle gönder." Â, dedi, biz himayemizde büyütmedik mi? Hayatını aramızda geçirmedin mi?" o kötü işi yaptın. Sen nankörün birisin!" Musa, "Ben, dedi, o işi yaptım şaşkınlardandım." Sizden korkunca kaçtım. Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı." 

Firavun dediki Âlemlerin Rabbi dediğin nedir ki?" 
Musa cevap olarak: "Eğer gerçeğini düşünüp anlayan olsanız itiraf edersiniz O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi'dir." 


Musa dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, daha önce ki atalarınızın da Rabbidir." Firavun Size gönderilen elçiniz mutlaka delidir" dedi. Musa dediki Şayet aklınızı kullansanız anlarsınız ki O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir." 

Firavun: "Benden başkasını ilâh tutarsan, andolsun seni zindana kapatılmışlardan ederim" dedi. 
Musa sordu: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?" Firavun: "Haydi getir onu bakayım, doğrulardan isen" dedi. Musa asâsını bıraktı apaçık bir ejderha oluverdi. 

Elini koynundan çıkardı; bakanlara bembeyaz nur oluverdi. Firavun çevresindeki lere: "Bu dedi, sihirbaz!" Sizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. ne buyurursunuz?" 

Dediler ki: "Bunu ve kardeşini eğle, şehirlere toplayıcılar gönder." Bütün sihirbazlar bir araya getirildi. Halka, toplanın denildi. Sihirbazlar Firavun'a "Şayet üstün gelirsek, ücret vardır, değil mi?" dediler. Firavun cevaben: "gözde olacaksınız" dedi. 

Musa Atın, ne atacaksanız" dedi. iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un kudreti hakkı için galip geleceğiz" dediler. Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuyor! 
Sihirbazlar derhal secdeye kapandılar. İman ettik, dediler, Âlemlerin Rabbine " Musa ve Harun'un Rabbine!" 

Firavun dedi ki: "Ben size izin vermeden iman ettiniz ha! Anlaşıldı ki o sihri öğreten büyüğünüzmüş! Ama bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, hepinizi çarmıha gerdireceğim!" Zararı yok dediler nasıl olsa biz Rabbimize döneceğiz." 

biz müminlerin evveli olduğumuzdan Rabbimizin bize mağfiret buyuracağını ümit ederiz" 

Biz, Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz" diye vahyettik. Firavun askerler gönderdi: bunlar, sayıları az bölük pörçük bir cemaattır." hakkımızda gayz besliyorlar. " 
Biz uyanık ve tekvücut bir cemaatız. diyorlar

biz, Firavun ve kavmini bahçelerden, pınarlardan, 
Hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. 
onlara İsrail oğullarını mirasçı yaptık. 

Firavun ve adamları onların ardına düştüler. 
Musa'nın adamları "Eyvah, yakalandık! dediler. 
Musa: "Hayır, aslâ! dedi, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yolunu gösterecektir." 

Musa'ya "Vur asân ile denize" diye vahyettik; infilak etti, her bölük koca bir dağ oluverdi, Musa ve beraberindekilerin hepsini kurtardık, ötekileri suda boğduk. 

Şüphesiz âyetlerde ibret vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir. şüphesiz, Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir. 

Resulüm onlara İbrahim'in kıssasını naklet. 
o, babası ve kavmine, "Neye tapıyorsunuz?" demişti. Birtakım putlara taparız onlar sayesinde toplanırız" dediler. 

İbrahim as dediki yalvardığınızda onlar sizi işitiyormu size fayda veya zararları olur mu?" Yok, dediler, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk." 
İbrahim as dedi ki: atalarınızın, neye taptığını düşündünüz mü?" 

onlar benim düşmanımdır ancak âlemlerin Rabbi dostumdur O beni yaratan doğruyu gösterendir," 
yediren, içirendir," Hastalağıma şifâ verir." 
O ki, canımı alacak, ve diriltecektir. hesap günü, hatamı bağışlayacağını umduğumdur." 

Ya Rab! Bana hikmet ve hüküm ver ve beni iyilere kat." beni doğru anılanlardan eyle!" beni cennetin varislerinden eyle!" Babamı da bağışla, çünkü o yanlıştadır

İnsanların diriltilecekleri gün, beni mahcub etme." 
O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar Ancak Allah'a temiz bir kalple gelenler kurtuluşa erer O gün Cennet müttakilere yaklaştırılmıştır. Azgınlar için cehennem hortlatılmıştır. 

Onlara, "Allah'ı bırakıp taptıklarınız, nerede? Size yardım edebiliyorlar mı kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir. Ve arkasından putlar ve azgınlar cehennemin içine fırlatılmaktadırlar. 

İblis orduları dediler ki: Vallahi biz, apaçık sapıklık içindeymişiz." biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk." bizi hep o günahkarlar saptırdı." 
bizim için ne şefaatçi var," Ne de yakın bir dost." 


şüphesiz Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir. Nuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla itham etti. 

kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?" Haberiniz olsun ki ben, güvenilir bir Peygamberim.Gelin Allah'tan korkun ve bana itaat edin." sizden ücret istemiyorum. mükafaatımı verecek olan ancak, âlemlerin Rabbidir." 

Nuh dedi ki Gelin, Allah'tan korkun ve bana itaat edin." dedilerki, senin ardına düşük kimseler düşmüşken, biz sana inanır mıyız?" Nuh as dedi ki: "Onların hesabı ancak Rabbime aittir. Ben ancak uyarıcıyım." 

Dediler ki: "Ey Nuh! vazgeçmezsen, taşa tutulacaksın!" Nuh as "Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla itham etti." benimle onların arasında hükmünü ver. Beni ve müminleri kurtar." 
biz onu ve beraberindekileri, gemide kurtardık. 
arkasında kalanları suda boğduk. 

Şüphesiz mutlak âyete alınacak derslere iman etmiş değillerdir.şüphesiz Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir. 

Âd kavmi peygamberleri yalancılıkla itham etti. 
kardeşleri Hûd şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?" 

ben, size gönderilmiş, güvenilir bir Peygamberim." 
Gelin Allah'tan korkun ve bana itaat edin." 
ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir. " 
Siz her tepeye bir alâmet bina edip eğlenir durur musunuz?" Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz?" Artık Allah'tan korkun ve itaat edin." 


O Allah'tan korkun ki, size Davarlar, oğullar," 
Cennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar ihsan etmektedir." 

ben sizin hakkınızda büyük bir günün azabından korkuyorum." Dediler ki: "Sen ha vaaz etmişsin, ha vaaz edenlerden olmamışsın, Biz azaba uğratılacak da değiliz." biz kendilerini helak ettik. Şüphesiz bunda mutlak âyet alınacak ders vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir. 

şüphesiz Rabbin, mutlak galip ve merhamet sahibidir. Semûd kavmi de peygamberleri yalanladılar kardeşleri Salih şöyle demişti: Allah'tan korkmaz mısınız?" ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim." Gelin, Allah'tan korkun ve bana itaat edin." 

sizden hiçbir ücret istemiyorum. mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir." 


Siz Bahçelerin, pınarların içinde," Ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalar arasında," güven içinde bırakılacak mısınız?" bir de dağlardan keyifli kâşâneler oyuyorsunuz." 

Gelin! Allah'tan korkun itaat edin." Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın." 

Sen büyülenmişsin!" Sen de ancak bizim gibi beşersin. doğru isen, haydi bize bir mucize getir." 
Salih as "İşte mucize bu dişi devedir; su içme hakkı onundur, belli bir günün içme hakkı sizin" dedi. 

Sakın ona kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalayıverir." Derken onu kestiler; kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda âyet ve ders vardır, ama iman etmiş değillerdir. 

Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir. 
Lût kavmi peygamberleri yalancılıkla itham etti. 
Hani kardeşleri Lût as şöyle demişti
erkeklere mi gidiyorsunuz?" sizler insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz!" 

dediler ki "Ey Lût! davadan vazgeçmezsen sürülenlerden olacaksın." Lût "Doğrusu ben, size buğzedenlerdenim." Yâ Rabbi! Beni ve ailemi onların vebalinden kurtar." Biz de onu ve ailesini kurtardık, 

hepsini helak ettik. üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, o yağmur ne kötü bir yağmurdu! 
Şüphesiz âyet ve ders vardı Ama iman etmiş değillerdir. Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir. 

Eyke halkı da peygamberleri yalancılıkla itham etti. Şuayb şöyle demişti: Allah'tan korkmaz mısınız?" Ölçeği tam ölçün hak yiyenlerden olmayın." doğru tartın." değer düşürmeyin. bozgunculuk yapmayın." sizi nesilleri yaratan Allah'tan korkun." 

dedilerki"Sen, büyülenmişsin." bizim gibi beşersin biz seni yalancı sayıyoruz." doğru sözlü isen, üstümüze gökten parça düşürüver." Şuayb, "Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir" dedi. 
onu yalancı saydılar da kendilerini azab yakaladı büyük azab idi! 

Şüphesiz bunda bir âyet ve ders vardır. Ama iman etmiş değillerdir. şüphesiz Rabbin, galip ve merhamet sahibidir. muhakkak Kur'ân âlemlerin Rabbinin indirmesidir. Resulüm Onu Rûhu'l-emin Cebrail indirdi; Uyarıcılardan olasın diye kalbin üzerine; Açık bir Arapça lisan ile. 

O, şüphesiz daha önceki kitaplarda vardı. 
İsrailoğullarının onu bilmesi, onlar için bir âyet değil midir? Biz onu Arapça bilmeyenlere indirseydik yine iman etmezlerdi.onu günahkar kalplere soktuk. anladılar, ama acıklı azabı görünceye kadar iman etmezler. 

İşte azab onlar farkında olmadan, ansızın geliverecektir. O zaman "Bize mühlet verilir mi diyeceklerdir. Oysa dünyada iken azabımızı çarçabuk istiyorlardı. 

onlara senelerce zevk ettirsek, Sonra vaad edilen azab gelip çatarsa, yaşadıkları zevkin hiçbir faydası olmayacaktır. biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak uyarıcı olmuştur. ihtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değiliz. 

Şüphesiz onlar vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır. sakın Allahtan başkasına kulluk edip yalvarma, yoksa azaba uğratılanlardan olursun. 

Önce en yakınlarını uyar. sana uyan müminlere kanadını indir. sana karşı gelirlerse, de ki: "Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım." Sen mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan. 

O gece namaza kalktığın zaman seni görüyor.
secde edenler arasında dolaşmanı görüyor.
her şeyi işiten, her şeyi bilen O'dur. 

Şeytanlar günaha, iftiraya düşkün herkesin üzerine iner Onlar şeytana kulak verirler ve yalancıdırlar
onlara sapıklar uyar. her vadide şaşkınca dolaşıp yapmadıkları şeyleri söylerler

iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar müstesna; haksızlık edenler, hangi dönüşe döndürüleceklerini bileceklerdir. 
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Ayetler ve sureler
Kaynak mumsema.org

Şuara Süresi Nuzul Sebebi 


İbn Abbâs'tan rivayetine göre Sûre, son beş âyeti 224-227. âyetleri dışında Mekke'de nazil olmuştur. İbnu'z-Zübeyr'den ise sûrenin mekkî olduğunu kaydedlmektedir.Şuarâ Sûresi, Vakıa Sûresinden sonra nazil olmuştur.Âyet adedi, iki yüz yirmi yedidir. 197. İsrail oğullarının bilginlerinin bunu bilmesi de onlar için bir âyet değil midir?
İbn Abbâs'tan rivayetle Mekkeliler, Hz. Peygamber hakkında Yesrib yahudilerine birilerini göndermişdi. Yahudiler: Evet, o peygamberin geliş zamanıdır." deyip vasıflarını saydılar fakat vasıflarını karıştırdılar. İşte bunun üzerine bu âyet-i kerime nazil oldu.204. azabımızı çabucak istiyorlar?
Bu âyet-i kerime "Ey Muhammed, daha ne zamana kadar bizi azâbla tehdit edip duracaksın? Tehdit ediyorsun ama başımıza gelmiyor." diye alay etmeleri üzerine nazil olmuştur.*205. Gördün mü, şayet Biz Azîmüşşân onları yıllarca yararlandırsak;  206. Sonra kendilerine va 'dolunan şey başlarına gelse,207. Eğlendirilmiş olmaları onlara bir fayda sağlamaz.Ebu Cehdam'dan rivayetine göre Hz. Peygamber rüyasında kendisi şaşkın gösterilmiş ve rüyasını ashabına anlatmış O'na sormuşlar ve Efendimiz Benden sonra düşmanımın ümmetimden olduğunu gördüm."buyurmuş ve bunun üzerine Gördün mü, şayet Biz Azîmüşşân onları yıllarca yararlandırsak; Sonra kendilerine va'dolunan gelse, Eğlendirilmiş olmaları fayda sağlamaz."  âyet-i kerimeleri nazil olmuş Efendimiz (sa)'in gönlü hoş olmuştur

*214. Ve yakın akrabalarını uyar.Bu âyet-i kerimenin inmesiyle Hz. Peygamber Safa tepesine çıkarak Kureyşlileri çağırıp onları uyarır, Ebu Leheb
"Soyu kesilesice bizi bunun için mi topladın." demesi üzerine Mesed Sûresi nazil oldu
215. Mü'minlerden sana tâbi olanlara kanatlarını ger.âyet-i kerimesi nazil olunca Hz. Peygamber (sa), uyarmaya ehl-i beyti ve ailesi ile başladı bu, müslümanlara ağır geldi.. bunun üzerine Allah Tealâ: "Mü'minlerden sana tâbi olanlara kanatlarını ger." âyet-i kerimesini indirdi.*224. Şairlere gelince; onlara da ancak azgınlar tabi olurlar.  225.  Görmedin mi onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar.* 226. Ve onlar, gerçekten yapmadıklarını söylerler. Ayetlerin nüzul sebebi ise Biz Muhammed'in söyledikleri gibisini söyleriz." deyip Hz. Peygamber i hicveden şiirler dinlemek üzere bedevilerin toplandığı Abdullah ibnu'z-Ziba'râ, Hübeyre ibn Vehb el-Mahzûmî, Müsâfi' ibn Abdi Menâf, gibi müşrik şâirleri hakkında nazil olmuştur. Ayetteki şairlere tabi olan "azgınlar"dan maksat Hz. Peygamber (sa)'i ve getirdiklerini hicveden şiirlerini dinlemek üzere toplanan bedevilerdir.İkrime şöyle demiştir: 
İki şair karşılıklı birbirlerini hicvediyordu insanlardan bir grub birisini desteklerken diğer bir grup ötekine destek veriyordu. bu âyet-i kerimeler bunun üzerine nazil olmuştur.

*227. Ancak iman etmiş, salih ameller işlemiş, Allah'ı zikretmiş ve zulmden sonra zafer kazanmış olanlar müstesnadır.zulmetmiş olanlar nasıl bir yıkılışla yıkılacaklarını görecek ve bileceklerdir.
"Şairlere gelince; onlara da ancak azgınlar tabi olurlar." âyet-i kerimesi nazil olunca Hassan ibn Sabit, Abdullah ibn Revaha Peygamber e ağlıyarak geldiler ve: Ey Allah'ın elçisi, elbette Allah, âyet-i kerimeyi indirirken bizim şair olduğumuzu biliyordu." diye sızlandılar da bunun üzerine Allah Tealâ bu âyet-i kerimeyi indirdi Hz. Peygamber onları çağırarak kendisine inen "Ancak iman etmiş, salih ameller işlemiş olanlar müstesnadır..." âyet-i kerimesini tilâvet buyurdular.*Şairlere gelince; onlara ancak azgınlar tabi olurlar." âyet-i kerimesinin nüzulü üzerine ağlıyarak Hz. Peygamber e gelenlere Hz. Peygamber âyet-i kerimenin: "Ancak iman etmiş, salih ameller işlemiş, Allah'ı çokça zikretmiş ve zulme uğratıldıktan sonra zafer kazanmış olanlar müstesnadır..." kısmını okudu "İşte bunlar sizsiniz." buyurdu verilmektedir.[20]
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Ayetler ve sureler
Kaynak ülkücüdünya.com

NEML SURESİ

Tâ, Sîn. Bunlar sana, Kur'ân'ın ve apaçık kitabın âyetleridir. İman eden müminler için hidayet rehberi ve müjdeci olmak üzere. müminler namazı doğru kılar zekatı verir ahirete kesin olarak iman ederler. 

Şüphesiz ahirete inanmayanların işlerini süslü gösterdik ilerisini göremezler, kalpleri körelmiştir. 
bunlara ağır azab vardır, ahirette en çok ziyana uğrayacaklar onlardır. 

Resulüm Şüphesiz Kur'ân, sana hikmet sahibi ve her şeyi bilen Allah tarafından indirilmektedir. 


Musa as ailesine şöyle demişti: "Gerçekten ben ateş gördüm, size oradan haber getireceğim yahut kor ateş getireyim, umarım ki ısınırsınız." Oraya geldiğinde şöyle seslenilmişti: "Ateş ve çevresindekiler mübarek kılınmıştır! Âlemlerin Rabbi Allah, eksiklikden münezzehtir

Ey Musa! İyi bil ki, ben, mutlak galip ve hikmet sahibi Allah'ım Asânı at!" onu yılan gibi görünce arkasına bakmadan kaçtı. Ey Musa korkma! benim huzurumda peygamberler korkmaz." 

kim haksızlık yapar, sonra kötülüğü iyiliğe çevirirse, bilsin ki ben bağışlayıcıyım, çok merhamet sahibiyim." 

Firavun ve kavmine git onlar yoldan çıkmış bir kavimdir âyetlerimize sihirdir" dediler. 
zulüm ve kibirden ötürü inkâr ettiler. Bozguncuların sonuna bir bak! 

Andolsun ki biz, Davud'a ve Süleyman'a ilim verdik. Onlar: "Bizi mümin kullarından üstün kılan Allah'a hamd olsun" dediler. Süleyman dedi ki: "Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi ve bize her şeyden nasip verildi. bu bir lütuftur." 

Cinlerden, insanlardan ve kuşlardan ordular Süleyman'ın hizmetinde toplandı, hepsi onun tarafından sevkediliyordu. 

karınca vâdisine geldikleri zaman, bir karınca: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin!" dedi. 

Süleyman dedi ki: "Ey Rabbim! Bana 
ve ana babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın iyi iş yapmamı gönlüme getir. Rahmetinle, beni iyi kulların arasına kat." 

Süleyman Kuşları gözden geçirdi ve şöyle dedi: "Hüd-hüd'ü göremiyorum? kayıplara mı karıştı?" 
Ya bana mazeretini getirecek, ya da onu şiddetli bir azaba uğratacağım, yahut boğazlıyacağım!" 
Hüdhüd gelip: "Ben, senin bilmediğini öğrendim. Sebe'den sana çok önemli bir haber getirdim. 

Sebelilere hükümdarlık eden, büyük bir tahta sahip bir kadınla karşılaştım." Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Şeytan, yaptıklarını süslü göstermiş doğrudan alıkoymuş. Bunun için hidayete giremiyorlar." 

Göklerde ve yerde gizleneni açığa çıkaran, gizleyi bilen Allah'a secde etmezler." O büyük Arş'ın sahibi olan Allah'tan başka tapılacak yoktur." 

Süleyman Hüdhüd'e dedi ki: "Doğru mu söyledin, yoksa yalancılardan mısın, Şu mektubumu götür, kendilerine ver, sonra çekil sonuca bak." 
Sebe melikesi Beyler, ulular! Bana çok önemli bir mektup bırakıldı Mektup Süleyman'dandır, Rahmân ve Rahîm Allah'ın adıyla başlamaktadır. " 

Bana baş kaldırmayın, teslimiyetle gelin yazmaktadır Melike dedi ki: "Beyler, ulular bir fikir verin. Onlar, cevap verdiler: "Biz güçlü kimseleriz, savaş erbabıyız, buyruk senindir; emrini düşün taşın." 

Melike, "Hükümdarlar bir memlekete girdiler mi perişan ederler ve halkı hakir hâle getirirler.Onlar böyle yapacaklardır" dedi. Ben hediye göndereyim bakayım elçiler ne ile dönecekler." 

Elçiler, hediyelerle gelince Süleyman şöyle dedi: "Siz bana mal ile yardım mı etmek istiyorsunuz? Allah'ın verdiği, sizin verdiğinizden daha iyidir. Ama siz, hediyenizle böbürlenirsiniz." 

Ey elçi Onlar iyi bilsinler ki, kendilerine karşı koyamayacakları ordularla gelir, onları, muhakkak surette hor ve hakir halde oradan çıkarırız!" 
Süleyman müşavirlerine dedi ki: "Ey ulular! Onlar teslimiyet gösterip gelmeden önce, hanginiz Melike'nin tahtını bana getirebilir?" Cinler Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten gücüm ve güvenim var." dedi. 

Kitaptan ilmi olan şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye Rabbimin lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiştir nankörlük eden bilsin ki Rabbim müstağnidir, kerem sahibidir." 

Süleyman dedi ki: "Onun tahtını bilemeyeceği bir vaziyete sokun; bakalım tanıyabilecek mi, yoksa tanıyamayanlardan mı olacak?" Melike gelince, bize daha önce bilgi verilmiş ve biz teslimiyet göstermiştik." 

O'nu, Allah'tan başka taptığı şeyler alıkoymuştu. Çünkü kendisi inkârcı bir kavimdendi. 

Ona "köşke gir!" dendi. Melike onu derin bir su sandı eteğini çekti. Süleyman "Bu billurdan yapılmış, şeffaf bir zemindir" dedi. Melike dedi ki: "Rabbim! kendime yazık etmiştim. âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum." 

Andolsun Allah'a ibadet edin diye Semud'a kardeşleri Salih'i gönderdik. birbirleriyle çekişen iki zümre oluverdiler. 

Salih dedi ki: "Ey kavmim! İyilik dururken niçin kötülüğe koşuyorsunuz? Allah'a istiğfar etseniz, belki rahmete ulaşırdınız." Size çöken uğursuzluk Allah katında yazılı-dır. siz imtihana çekilen bir kavimsiniz" dedi. 

O şehirde dokuz çete vardı yeryüzünde bozgunculuk yapıyor iyiliğe yanaşmıyorlardı. 
Allah'a and içerek dedilerki Gece baskın yapalım; ailenin yok edilişi sırasında orada değildik, inanın ki doğru söylüyoruz' diyelim." 

Onlar tuzak kurdular, biz de planlarını altüst ettik. 
İşte bak! Tuzaklarının akibeti nice oldu: Onları da, kavimlerini de helak ettik.İşte haksızlıkları yüzünden çökmüş evleri! Bilen bir kavime elbette ibret vardır. 

İman edip Allah'a karşı gelmekten sakınanları kurtardık. 

Lût'u peygamber olarak kavmine gönderdik O, kavmine şöyle demişti: "Göz göre göre hayasızlık mı yapacaksınız

Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşacak mısınız? Doğrusu siz beyinsiz bir kavimsiniz
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Ayetler ve sureler
Kaynak onlinekuraan.net

Neml Suresi Fazilet ve Sırları

Resulullah buyurdu ki: "Her kim Neml Suresini okursa, Hz Süleyman  Hz Hud Hz Salih Hz Şuayb  ve Hz İbrahim e iman eden ve inkar edenlerin sayısınca, on sevap verilir. Ve kabirden "Lâ ilâhe illallah" diyerek kalkar" Sureyi okuyan kimse, düşman şerrinden korunur. saygınlığının artmasını isteyen Neml Suresinin 9-11 ayetlerini, Receb ayında Cuma günü üzerinde taşımalı ve sürekli okumalıdır.bereketli yağmura kavuşmak düşman ve kötülükden korunmak için neml suresinin 59-64 ayetleriyle dua edilmelidir.İlim ve Fende ilerlemek ve eşyanın hakikatini tanımak için Neml suresinin 93. ayetini okumalıdır.

Kaynak mumsema.org

Neml Süresi Nuzul Sebebi 

*Sûre Mekkede bazı âyetlerinin Medinede nazil olduğu önce Şuarâ, sonra Neml, sonra da Kasas Sûreleri nazil olmuştur. 93 âyettir. “Neml” karınca demektir. 18. âyetde, Süleyman aleyhisselâmın ordusuna yol veren karıncalardan söz edildiği için sûre bu ismi almıştır.surede Neml karınca Vadisi kıssasının yer alması ve karıncaların birbirine hitaben" "Hz. Süleyman'ın (a.s.) ordusunca çiğnenmeye maruz kalmamaları" için yuvalarına girmelerini tavsiye eden nasihatinin anlatılır
Cenab-ı Hakk'ın kendisine kuş ve hayvan dilini öğrettiği Hz. Süleyman (a.s.) karıncanın sözünü anladı tebessüm etti. verdiği nimetden dolayı Rabbine şükretti. *Bu sure önceki suredeki peygamberlerin kıssalarının devamı gibidir. Hz. Davud ve Hz. Süleyman (a.s.) kıssaları anlatılır.Şuara Suresi'nde peygamber kıssaları anlatılmaktadır. Meselâ, Hz. Musa Hz. Salih kıssası Hz. Lût kıssası gibi.Şuara, Nemi ve Kasas sureleri peşpeşe ve bu sırayla, nazil olmuşlardır. üç surenin başlangıcında benzerlik bulunur: ta-sin-mim ile, başlamaktadırlar Nemi ve Şuara surelerinde konu benzerliği bulunmaktadır. Şuara suresinde ayetler kitabın ayetleridir." Kur'an âlemlerin rabbi tarafından indirilmedir. ", ayetler Kur'anın ayetleridir." âlemlerin rabbi tarafından indirilmedir, denmiştir.kavminden gördüğü eziyete ve kavminin kendisinden yüz çevirmesine karşılık Rasulullah(sav) teselli edilmiştir
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Ayetler ve sureler
Kaynak ülkücüdünya.com

Neml Suresi

kavminin cevabı sadece: "Lût ailesini memleketinizden çıkarın onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış!" demelerinden ibaret oldu. 
onu ve ailesini kurtardık. Yalnız karısı müstesna; onun azaba uğrayanların içinde kaldı

Onların üzerlerine öyle bir yağmur indirdik ki, ne kötü idi uyarılanların yağmuru! 

Resulüm de ki: "Hamd olsun Allah'a, selam olsun  kullarına. Allah mı hayırlı, yoksa O'na koştukları ortaklar mı?" 

gökleri ve yeri yaratan, gökten su indiren mi onunla, bir ağacına bile gücünüzün yetmediği güzel bahçeler bitirmişizdir.

Allahtan başka bir ilâh mı var onlar sapık bir güruhtur. hakikatı bilmiyorlar. Onlar mı hayırlı yoksa, yalvardığında  karşılık veren sıkıntıyı gideren, sizi yeryüzüne hakim yapan mı?
Ne kıt düşünüyorsunuz!

Onlar mı hayırlı yoksa, yeryüzünü oturmaya elverişli kılan, nehirler akıtan, sabit dağlar yaratan, mı Onlar mı hayırlı yoksa, kara ve denizin karanlığında size yol bulduran, rahmetinin  önünde yağmuru rüzgarı müjdeci gönderen mi? Allah çok yücedir,

Onlar mı hayırlı yoksa, önce yaratan, sonra yaratmayı tekrar eden sizi hem gökten, hem yerden rızıklandıran mı? Allah ile beraber başka bir ilâh mı var?

De ki: Göklerde ve yerde Allah'tan başka kimse gaybı bilmez. Ne zaman diriltileceklerini  bilmezler. ahiret hakkında bilgiler ardarda gelmektedir. Ama onlar  şüphe içindedirler. kördürler. 

İnkârcılar dediler ki:  biz ve atalarımız toprak olduktan sonra çıkarılacak mıyız?" And olsun, bu tehdit atalarımıza da yapılmıştır. Bu masaldan başka bir şey değildir." 

De ki: "Hele bir yeryüzünde gezin de, günahkarların sonu nice oldu, bir bakın!" Habibim Onlara karşı mahzun olma, kurmakta oldukları tuzaklardan ötürü sıkıntı duyma

vaad ettiğiniz azab ne zaman?" derler. 
De ki: "Çabucak gelmesini istediğiniz  azabın bir kısmı yakında ensenize binecektir." 

Rabbin, insanlara karşı lütuf sahibidir insanların çoğu şükretmezler. Rabbin  onların sinelerinin gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir. 
Gökte ve yerde  hiçbir şey yoktur ki Lehv-i mahfuzda bulunmasın. 

Haberiniz olsun kiKur'ân, İsrail oğullarına, çok şey anlatmaktadır. o, müminler için hidayet rehberi ve rahmettir. Rabbin onlara hükmünü verecektir. O, mutlak galiptir, hikmet sahibidir. 

sen Allah'a güven. Çünkü sen hakikatin üzerindesin. sen, ölülere işittiremez  kaçmakta olan sağırlara da daveti duyuramazsın. 

Sen körleri sapıklıkdan doğruya getirecek değilsin. Ancak gönülden teslim olana âyetlerimize iman edenlere duyurabilirsin. 

Söylenen başlarına geleceği vakit, bunlar için yerden bir "dâbbe" çıkarırız ki bu, onlara  âyetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler.  âyetlerimizi yalan sayanlar hesap yerine sevkedilirler. 

Allah buyurur: "Siz âyetlerimi, yalan saydınız haksızlıktan dolayı söz gerçekleşmiştir onlar konuşamazlar. 

Görmediler mi dinlensinler diye geceyi yarattık ve çalışsınlar diye gündüzü aydınlık yaptık. İman eden bir kavim için elbette  ibretler vardır. 

Sûr'a üfürüldüğü gün Allah'ın diledikleri müstesna göklerde ve yerde bulunanlar dehşete kapılır. Hepsi boyunları bükük O'na gelirler. 

Sen dağları görürsün yerinde durur sanırsın. Oysa onlar bulutun yürümesi gibi yürümektedir Bu, her şeyi sapasağlam yapan Allah'ın sanatıdır. Şüphesiz O, yaptıklarınızdan  haberdardır. 

Kim iyilikle gelirse, ona daha iyisi verilir ve onlar o gün korkudan emin kalırlar. Her kim kötülükle gelirse yüzleri ateşte sürtülür.  yaptığınız amellerin cezasını çekeceksiniz."

De ki Ben  her şeyin sahibi olan ve burayı kutlu kılan Mekke'nin Rabbine kullukla emrolundum. bana müslümanlardan olmam emredildi." 
Kur'ân'ı okumam emredildi."

kim doğruya gelirse, yalnız kendisi için gelir  kim saparsa de ki:  Hamd, Allah'a mahsustur. O, âyetlerini size gösterecek, siz de  görüp tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir. 
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Ayetler ve sureler
Kaynak sorularlaislamiyet. Com

KASAS SURESİ

Kur'an-ı Kerîm'in yirmisekizinci sûresidir. Mekke'de nazil olmuştur. Seksensekiz âyet bin yüz kırk bir kelime ve sekiz bin beş yüz harftir Hz. Mûsa'nın doğduğu andan itibaren yaşadığı olaylar Firavun'a karşı verdiği mücadeleler, genişçe anlatılır ve 23. âyette "el-Kasas" kelimesi geçtiğinden sûrey'e "el-Kasas" ismi verilmiştir. Kasas dilde, kıssa, hikaye ve rivayet anlamdadır. İbni Abbas tan rivayetle Şuara, Neml ve Kasas sureleri sırayla nazil olmuşlardır. Kasas suresinde Hz. Musâ (a.s)'ın kıssası genişletilerek açıklanmıştır. Şuarâ ve Neml surelerinden sonra, Hz. Musa ve Firavun kıssasına Kasas suresinde de yer verilmesinin sebebi; Firavun'un İsrailoğullarına yaptığı işkence ve zulüm ile Kureyşlilerin mü'minlere çektirdikleri cefa ve eziyetlerin birbirine son derece benzemeleridir.

Kasas Sûresi şöyle özetlenebilir. Firavun kavmine karşı egemenliğiyle övünüp, böbürlenir toplumu birbirine kırdırır, şeytan fikirliler  ona: "Senin mülkünü İsrailoğullarından biri yıkacaktır" deyince büyük bir endişeyle, zulümünü arttırır gibi şu emri verir "İsrailoğullarından doğacak erkek çocukları boğazlayın!" Hz. Musa doğar -onu koruyan Cenab-ı Hakk Firavun ve azgınları kendi eştiği çukura düşürür Allah (c.c): "Biz Hz. Musa'nın annesine onu korkmadan suya bırakmasını,  onu kendisine  peygamber seçeceğini vahyetti"  Dalgalar onu Firavunun kapısına getirdi. Karısı çocuğa ısındı  evlatlık edinip boğazlanmasını önledi

Yüce Allah'ın zalim tâğutlara karşı ihlasla amel edemi  korur   Hz. Muhammed ve ashabınıda korudu Allah'ın yolundan sapan, azgınlık eden, hidayetten alıkoyanı ise bozguna uğrattı
Süt annesi sıfatıyla asıl annesine iade edilen Hz. Musa, Allah (c.c) tarafından, zulüm ve haksızlığa uğrayan sınıfı hâkim kılmak için büyütülüyordu.  zorda kalanlar kendisinden yardım istedi yardım için birisine byumruk vurarak-bilmeden- ölümüne sebep oludu artık İsrailoğullarından olduğu anlaşılmıştı.korkuyla şehirden çıktı. Medyen şehrinde Allah'tan doğru yolu göstermesini  zâlimlerden korumasını diledi Medyen'de evlenip, sekiz sene çalışarak mihrini ödedikten sonra, Mustaz'afları azgınların baskısından kurtarmak için, ailesini de alarak dönüş yoluna koyuldu.

Yolculuğunda uzaktan bir ateş gördü ve ailesine  getirmek için "Ateşe doğru gelince, o mübarek  ağaçtan; "Ey Musa, şüphen olmasın ki ben, âlemlerin Rabbı olan Allah'ım" asânı yere atıver, denildi. Musa asânın yılan gibi hareket ettiğini görünce uzaklaştı, Allah Teâla Yâ Musa beri gel, korkma. emniyetle olanlardansın!" buyurdu "Elini koynuna sok kusursuz beyaz  çıksın Korkudan kollarını toparla. İşte bu mûcize Firavun ve cemaatına, Rabbinden belgedir, çünkü onlar fasıklar topluluğudur" denildi" Kardeşi harun Peygamber ile Firavun'a giden Hz. Musa, "... Bu büyüden başkası değildir. Biz atalarımızdan  işitmedik" cevabıyla karşılaşır. Firavun Kavmini  hidayetten engellemekle birlikte Rabbü'l-âlemin ile alay etme küstahlığını da gösterir:

'...Ey Haman! Haydi benim için çamurun üzerine ateş yak bana büyük bir kule yap. Belki ben Musa'nın tanrısına  bakarım. onu yalancılardan sayıyorum Bunun üzerine Biz onu askerlerini  yakalayıp denize fırlatıverdik... Bak zalimlerin âkıbeti nice oldu İşte Yüce Allah'ın kanunu budur.
Allah (c.c) Hz. Musa'yı Firavundan su ve dalgalarla korumuş, Firavun'u inkâr edeni suda boğmuştur. vündüğü sular kendini yutuvermiştir Firavun'u iktidardan uzaklaştıran çocuk, Firavun'un ve karısının yardımıyla büyümüş, Firavun kimi beslediğinin farkına aramamıştır. Öyleyse kim Allah'a başkaldırıp plânlarını bozabilir?
Hz. Muhammed (s.a.s)'den  ikibin sene önceki târihî olayların Kasas Sûresinde  anlatılmasının bir sebebi de, onun peygamberliğine delil olmasıdır. o, okuma-yazma bilmeyen bir ümmî idi. Mekkeli müşrikler Hz. Muhammed'in ikibin yıllık bilgileri öğrenebileceği kaynak olmadığını biliyorlardı. Öyleyse nereden öğreniyordu?

Hz. Musa ve İsrailoğullarını Firavun'a galip getiren Allah Hz. Muhammed (s.a.s) ile ashabını da güçlü müşriklere karşı galip getirecektir  Kârun kıssasında ise mal ve bilgilerle övünmenin, anahtar taşımanın  kötü sonucu açıklanmaktadır İlâhi kudret Kârun'u da hazinelerini de yere batırır
İsrailoğullarını ezen Firavun'un bilgi ve mal varlığını sömüren Karun ilâhi kudret ile helâk olmuşlardır. Her ikisinde askerî  güç,vardır ihlaslı insanlar acze düşünce, meseleyi  ilâhî kudret halletmiştir.
Kasas suresinin son bölümünde müşriklerin Rasûlüllah'a niçin inanmadıkları ele alınmaktadır: "Tevhid inancını benimseyerek, dinî, siyasî ve ekonomik üstünlüğümüzün sonu olur bu!.. Gidebileceğimiz bir yer kalmaz."

Allah (c.c) derin hastalıklara şu çareyi teklif etmiştir: "İşte Âhiret yurdu.. Biz onu, yeryüzünde büyüklenmeyi ve bozgunculuk çıkarmayı istemeyenlere armağan kılarız. Güzel sonuç takva sahiplerinindir" Allah ile birlikte başka bir ilaha  tapma... O'ndan başka ilah yoktur. O'ndan başka her şey helâk olacaktır. Hüküm O'nundur. Ve O'na döndürüleceksiniz"

Kaynak onlinekuran.net

Resulullah sav. buyurdu ki: "Her kim Kasas suresini okursa, Hz Musa as ’a iman eden ve inkar edenlerin sayısınca sevap verilir. Yerde ve gökte tüm melekler o kişinin inancında sadık olduğuna kıyametde şahidlik ederler.Azap ve esaretten kurtulmak için okunur.Karın veya karaciğer hastalıklarından şifa bulmak isteyen Kasas Suresinin 22-28. ayetlerini okumalıdır. bu ayetler yolculukta her türlü kaza ve bela gibi musibetlerden korur Zulmünden korkulan bir kişinin şerrinden korunmak için o kişilerin yüzüne  kasas Suresinin 23-25. ayetleri okunmaldır. Öğrendiği ve ezberlediğini unutmamak isteyen kişi kameri ayın ilk Perşembe günü başlayarak 3 gün oruç tuttuktan sonra Kasas suresinin 51-55 ayetlerini cam bir kaba yazıp üzerine zemzem suyu koyarak sabah aç karnına içmelidir.Yalancı şahitlerin şerrinden korunmak isteyen kişi, Kasas Suresinin 68-70 ayetlerini  okumalı  üzerinde taşımalıdır.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Ayetler ve sureler
Kaynak ülkücüdünya.com

KASAS SURESİ

Tâ, Sîn, Mîm. Bunlar, apaçık kitabın âyetleridir. 
İman edecek bir kavim için Musa ile Firavun'un haberlerinden bir kısmını okuyacağız. 

Firavun, Mısırda azmış, halkını parça parça etmişti. bir zümreyi güçsüz buluyor oğullarını boğazlıyor, kızlarını sağ bırakıyordu.  o bozgunculardandı. 

Biz istiyorduk ki,güçsüz düşürülenlere lütufta bulunalım, onları önder yapalım, onları hakim kılalım, Firavun ordularına, çekinmekte oldukları şeyi gösterelim. 

Musa'nın anasına "Onu emzir, zarardan kaygılandığında onu denize bırakıver, hiç korkup kaygılanma, biz onu tekrar sana vereceğiz ve onu peygamber yapacağız" diye bildirdik. 

Firavun ailesi onu aldı. o, kendilerine düşman ve bir tasa olacaktı. Şüphesiz Firavun Hâmân ve askerleri yanılıyorlardı.Firavun'un karısı sepetin içinden çocuk çıkınca kocasına gözün aydın! Onu öldürme  bize faydası dokunur, evlad ediniriz" dedi. sonunu sezemiyorlardı. 

anasının yüreği  bomboştu. vaadimize inananlardan olmasaydı meydana çıkacaktı. 
biz onu, gözü aydın olsun, gam çekmesin  Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu bilsin, diye anasına geri verdik.

yiğitlik çağına girip olgunlaşınca, hikmet ve ilim verdik. güzel davrananları  mükafatlandırırız. 

Musa, şehre girdi. biri kendi tarafından diğeri düşman tarafından iki adamı döğüşür buldu. Kendi düşmana karşı olan yardım diledi. Musa ötekine  yumruk indirip  ölümüne sebep oldu. "Bu, şeytan işidir. O,  saptırıcı, bir düşmandır" dedi. 

Musa, "Rabbim! kendimi ziyana uğrattım. Beni bağışla!" dedi; Allah onu bağışladı. Çünkü, çok bağışlayıcı, çok merhamet edici olan ancak O'dur. 

Musa, "Rabbim! Bana lutfettiğin nimetlere andolsun ki, artık suçlulara arka olmayacağım" dedi. Şehirde korku içinde, sabahladı. Bir de ne görsün, dün yardım isteyen kimse feryadla yardım istiyor. Musa dedi ki: "Doğrusu sen, azgınsın!"

Musa, düşmanı yakalamak isteyince, adam dedi ki: "Ey Musa! Dün cana kıydın, bana da mı kıymak istiyorsun? arabuluculardan olmak istemiyor  yaman bir zorba olmayı arzuluyorsun sen!" 

Şehrirden bir adam geldi dedi ki: "Ey Musa!  gelenler seni öldürmek istiyorlar. buradan çık! İnan ki senin iyiliğini isteyenlerdenim." Musa korka Rabbim! Beni zalimlerden kurtar" Umarım Rabbim beni doğru yola iletir." dedi. 

Musa, Medyen suyuna varınca, hayvanlarını sulayan insanlar buldu. iki kadına Derdiniz nedir?" dedi. cevap verdiler: "Çobanlar çekilmeden biz sulamayız; babamız  yaşlıdır. " Musa, onların davarlarını suladı.  gölgeye çekildi Rabbim! indireceğin her hayra muhtacım" dedi. 

iki kadından biri utana utana "Babam, dedi, bizim yerimize hayvanları sulamanın karşılığını ödemek için seni çağırıyor." Musa, Hz. Şuayb'a gelip başından geçeni anlatınca korkma, o zalim kavimden kurtuldun" dedi. 

Hz Şuayb'ın iki kızından biri: "Babacığım! Onu ücretle çoban tut. Çünkü ücretle istihdam edeceğin en iyi kimse, bu güçlü ve güvenilir adamdır" dedi. 
Hz Şuayb  sekiz yıl çalışmana karşılık kızımı sana nikahlamak istiyorum.on yıla tamamlarsan sana ağırlık vermek istemem. İnşaallah beni iyi  bulacaksın." Musa cevap verdi: "Bu seninle benim aramdadır. süreyi doldurursam  ki, bana karşı husumet yok. Söylediklerimize Allah vekildir." 

Musa süreyi doldurup ailesiyle yola çıkınca, Tûr tarafında bir ateş gördü. Ailesine: bekleyin; size ısınmanız içinbateşten bir parça getiririm" dedi. 
mübarek vâdide ağaç  seslendi: "Ey Musa ben, bütün âlemlerin Rabbi olan Allah'ım." 

Asânı at!" denildi. Musa asâyı yılan gibi  görünce, dönüp kaçtı. "Ey Musa!i gel, korkma.  sen emniyette olanlardansın." buyuruldu.Elini koynuna sok, bembeyaz çıkacaktır. kollarını kendine çek. bu Firavuna karşı Rabbinin delilidir.  onlar, yoldan çıkan bir kavim olmuşlardır

Musa dedi ki: "onlardan birini öldürmüştüm, beni öldürmelerinden korkuyorum." Kardeşim Harun'un dili benimkinden düzgündür. Onu beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. bana yalancılık ithamında bulunmalarından endişe ediyorum." 

Allah buyurdu: "Seni kardeşinle destekliyeceğiz ve size öyle bir kudret vereceğiz ki, âyetlerimiz sayesinde onlar size erişemeyecekler. Siz ve size tabi olanlar üstün geleceksiniz." 

Musa apaçık âyetleri getirince, "Bu,  uydurulmuştur sihirdir. dediler. Musa  dediki: "Rabbim, kendi katından kimin hidayet rehberi getirdiğini  hayırlı akibetin kime nasip olacağını en iyi bilendir. Muhakkak zalimler, kurtuluşa eremezler." 

Firavun: "Ey ileri gelenler! Sizin için benden başka bir ilâh tanımıyorum. Ey Hâmân, haydi ateş kule yap Musa'nın ilâhına çıkayım; ama , o mutlaka yalan söyleyenlerdendir." dedi. 

O ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten döndürülmeyeceklerini sandılar. Biz onu ve askerlerini yakalayıp denize atıverdik. Bir bak, zalimlerin sonu nice oldu! 

Onları ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü görmeyeceklerdir. arkalarına lanet taktık. Onlar, kıyamet gününde kötülenmişler arasındadır. 
Andolsun ki biz, nesillerini yok ettik

Musa'ya olur ki düşünür, öğüt alırlar diye, insanlar için apaçık deliller, hidayet rehberi ve rahmet olarak o Kitab'ı Tevrat'ı vermişizdir. Resulüm Musa'ya vahyettiğimizde sen  bulunmuyordun hadiseyi görenlerden değildin. 

biz nice nesiller var ettik de, uzun zamanlar geçti. Sen Medyen halkından  değildin;  biz başka peygamber göndermiştik. Musa'ya seslendiğimiz zaman Tûr'un yanında değildin. senden önce peygamber gelmeyen bir kavmi uyarman için Rabbinden bir rahmet olarak  bildirdik ola ki öğüt alırlar. 

başlarına musibet geldiğinde, "Rabbimiz! Ne olurdu bize bipeygamber gönderseydin âyetlerine uysak ve müminlerden olsaydık" diyecek olmasalardı seni göndermezdik onlara hak gelince, "Musa'ya verilen mucizeler ona da verilmeli değil miydi?" dediler.

Peki Musa'ya verileni  inkâr etmemişler miydi? "sihir" demişler ve şunu söylemişlerdi: "Doğrusu biz hiçbirine inanmıyoruz." Resulüm De ki: "Eğer doğru sözlüler iseniz, Allah katından  bir kitap getirin de uyayım!" 

onlar, sırf heveslerine uymaktadırlar. kendi hevesine uyandan daha sapık kim olabilir? Elbette Allah zalim kavmi doğru yola iletmez. 

Onlar Kur'ân okunduğu zaman "O'na iman ettik. o, Rabbimizden gelmiş hakikattir. derler. onlara, sabretmelerinden ötürü mükafatları iki defa verilecektir.

kötülüğü iyilikle savarlar,  verdiğimiz rızıktan  Allah rızası için harcarlar. boş sözden  yüz çevirirler "Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz size.  selam olsun. Biz kendini bilmezleri istemeyiz" derler. 

Resulüm Sen sevdiğini hidayete eriştiremezsin; Allah dilediğine hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi O bilir. 

Biz seninle beraber doğru yola uyarsak, yurdumuzdan atılırız" dediler. Biz onları,  katımızdan bir rızık olarak her şeyin toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir yere yerleştirmedik mi? onlar bilmezler. 

Biz, şımarmış nice memleketi helak etmişizdir
Rabbin, âyetleri okuyan bir peygamber göndermedikçe, helâk edici değildir. biz, ancak zalim memleketleri helâk etmişizdir. 

Size verilen şeyler, dünya hayatının  vasıtası ve debdebesidir. Allah katında olanlar daha hayırlı ve  kalıcıdır.  buna aklınız ermeyecek mi? 

güzel vaadde bulunduğumuz, ve ona kavuşan kimse, dünya hayatının geçici zevkini yaşattığımız ve kıyametde azab için huzurumuza getirilenler arasında bulunan kimse gibi midir? 

O gün Allah onları çağırarak, ortaklarım olduklarını iddia ettikleriniz, nerede?" diyecektir. O gün  azab hükmü gerçekleşen kimseler, "Rabbimiz! Biz nasıl azmışsak, azmışları da azdırdık. Onların suçlarındanbberi olduğumuzu arzederiz. Zaten onlar bizlere tapmıyorlardı." derler. 

Allah'a koştuğunuz ortaklarınızı çağırın onlar cevap vermezler karşılarında azabı görürler. Ne olurdu dünyada doğru yola girselerdi O gün Allah onları çağırıp "Peygamberlere ne cevap verdiniz?" diyecektir. o gün onlar kapkaranlık olmuştur; onlar birbirlerine de soramayacaklardır. Fakat tevbe ederek, iman edip iyi işler yapan kimse kurtuluşu umabilir. 

Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Onların seçim hakkı yoktur. Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir şanı yücedir. Rabbin, onların, sinelerinde gizlediklerini de, açığa vurduklarını  bilir. 

İşte O, Allah'tır. O'ndan başka  yoktur.  hamd O'nundur, hüküm O'nundur. Ve ancak O'na döndürüleceksiniz. 

Resulüm De ki: "Düşündünüz mü hiç, eğer Allah üzerinizde geceyi kıyamete kadar  devam ettirse, Allah'tan başka size ışık getirecek  kimdir? işitmeyecek misiniz?" 

De ki: eğer Allah üzerinizde gündüzü kıyamet gününe kadar devam ettirse, Allah'tan başka, istirahat edeceğiniz geceyi size getirecek kimdir? görmeyecek misiniz?" 

Rahmetinden dolayı, Allah, geceyi ve gündüzü yarattı ki geceleyin dinlenesiniz gündüzün O'nun lütuf ve kereminden rızkınızı arayasınız.  şükredesiniz. 

o gün Allah onları çağırarak:  ortaklarım olduklarını iddia ettikleriniz hani, nerede?" diyecektir. O gün her ümmetten bir şahit çıkarılır, "Haydin,  delilinizi getirin!" deriz. bilirler ki, hakikat Allah'a aittir ve uydura geldikleri putlar kaybolmuşlardır. 

Karun, Musa'nın kavminden idi  azgınlık etmişti. Biz ona hazineler vermiştik ki, anahtarı kuvvetli bir topluluk zor taşırdı. Kavmi ona demişti ki: "Şımarma! Bil ki Allah şımarıkları sevmez." 

Allah'ın sana verdiğini O'nun yolunda harca ahiret 
yurdunu gözet, dünyadan nasibini unutma! Allah'ın sana ihsan ettiği gibi sen de insanlara iyilik et. bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz  Allah, bozguncuları sevmez." 

Karun ise: "O servet bana bilgim sayesinde verildi." demiştir. Bilmiyordu ki Allah, önceki nesillerden, daha güçlü, ondan daha çok taraftarı olan kimseleri helak etmişti. Günahkarlardan günahları sorulmaz Allah  hepsini bilir

Karun, ihtişam içinde kavminin karşısına çıktı. Dünyayı arzulayanlar, "Keşke Karun'a verilen biz de olsaydı. o, çok büyük devlet sahibidir" dediler. 

Kendilerine ilim verilmiş olanlar dedilerki: " İman edip iyi işler yapanlara Allah'ın mükafatı üstündür. Ona  ancak sabredenler kavuşabilir." 

biz onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Artık Allah'a karşı kendisine yardım edecek taraftarları olmadığı gibi, o, kendini savunup kurtarabilecek kimselerden değildi. 

dün karunun yerinde olmayı isteyenler  Demek ki Allah kullarından dilediğine rızkı çok da, az da verir. Şayet Allah  lütufta bulunmuş olmasaydı, bizi yerin dibine geçirirdi. Demek ki inkârcılar iflah olmazmış"

ahiret yurdu!nu böbürlenmeyi ve bozgunculuğu arzulamayan kimselere veririz. En güzel akıbet, takva sahiplerinindir. 

Kim iyilik getirirse ona ondan  üstünü vardır kim kötülük getirirse, kötülükleri işleyenler, yaptıkları kadar ceza görürler. 

Resulüm Kur'ân'ı okumayı, tebliğ etmeyi ve  uymayı sana farz kılan Allah, elbette seni dönülecek yere döndürecektir. De ki: "Rabbim, kimin hidayetle geldiğini ve kimin  sapıklık içinde olduğunu en iyi bilendir." 

bu kitab  Rabbinden bir rahmettir. sakın kâfirlere arka çıkma! Allah'ın âyetleri indirildikten sonra,  seni âyetlerden alıkoymasınlar. Rabbine davet et. Asla müşriklerden olma! 

Allah ile birlikte başka bir tanrıya tapıp yalvarma! O'ndan başka ilah yoktur. O'nun zatından başka her şey helak olacaktır. Hüküm O'nundur ve siz ancak O'na döndürüleceksiniz. 
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Ayetler ve sureler
Kaynak sorularlaislamiyet.com

ANKEBUT SÛRESİ


Kur'an-ı Kerîm'in yirmi dokuzuncu suresi. Mekke'de nazil olmuştur. Altmış dokuz ayet, yedi yüz seksen beş kelime, dört bin ikiyüz onbir harftir Fâsılası mim, nûn, râ harfleridir. Adını kırk birinci ayetde geçen "Ankebût" kelimesinden alır. Ankebût, örümcek demektir. Ayetin bütünü içinde şu şekilde kullanılır Allah'tan başka veliler liderler edinip onlara bağlananlar kendisine ev edinen örümceğe benzerler. Evlerin en çürüğü örümcek evidir. Keşke bilselerdi. " kâfirlerin kurdukları düzen ve sistemler, yönetimleri son derece zayıf ve yıkılmağa çökmeye hazırdır en zayıf yapı örümcek ağına benzetilir Örümcek ağı bir ev ve barınak olarak ne kadar çürük ise, kâfirlerin tapındığı putlar, tutundukları tâğût ve düzenler o kadar aciz ve zayıftır.

Ankebût suresi Mekki surelerdendir. baştaki onbir ayet Medine'de nazil olmuştur. cihad'dan ve münâfıklardan söz edilmektedir. sekizinci ayetin Ebi Vakkâs hakkındadır Mekke'de hicrete yakın bir zamanda indiği görüşündedirler surenin başındaki cihat kıtal" anlamında değil, müşriklerin işkence ve zulümlerine karşı sabredip insanın nefsiyle cihat etmesi anlamındadır Ammâr b. Yâsir, Ayyâş b. Ebi Rebîa, Mekke'de işkence çekiyorlardı. Ammâr'ın annesi, Ebu Cehil tarafından dövülmüş, sıcak günde demir zırh giydirilerek güneşin altında eziyet edilmişti. Sure eziyetlere sabredilmesi gerektiği hakkındadır Mekke'de insanlar İslâm'a girmişdi. Hicret ayeti nazil olunca ashab-ı kirâm Medine'den "Hicret etmedikçe ikrarınız kabul olunmayacak, derhal Medine'ye geliniz" diye haber gönderdi. Bderhal Medine'ye doğru yola çıktılar. Müşrikler bunları takib ederek geri çevirdiler.

Medine'den "hakkınızda ayetler nazil oldu" diye haber gönderdiler. yola çıktılar. Müşrikler onları takib ettiler. çarpışma çıktı. Müslümanlar şehît oldu, kimi kurtuldu. Bedir savaşında ilk şehit Mihca' b. Abdullah hakkında nazil olduğu rivayet edilir.iman ve imtihandan söz etmekte, iman mükellefiyetlerine değinmektedir. iman dille söylenen değil, zorluklara ve sıkıntılara karşı dayanmak ve sıkıntılarla ilâhî emirleri sabırla taşımaktır. surenin temel ekseni budur.
Bir gün Resulullah (s.a.s.) Aziz ve Celîl olan Allah bana dünya hazinelerini ve arzuları emretmedi. Ben ne altın ve gümüş biriktirmedim. rızık ayırmadım." buyurdu.

Bir topluluk Resulullah'a gelip: "Ey Allah'ın Resulü, sana inanırız. Fakat sayıca azız. Bedeviler çoktur. sayımız onlara eriştiği vakit sana inanır ve rızka kavuşuruz." dediklerinde ankebut suresinin 67.ayeti indi: "Çevrelerinde insanlara zulmedilirken, Mekke'yi mukaddes ve emin bir belde yaptığımızı görmüyorlar mı? Yoksa batıla inanıp Allah'ın nimetine küfür mü ediyorlar?" Ankebût suresinde Cenâb-ı Hakk'ın emirleri şöyledir Allah'dan başkasına ibadet edenlerin amelleri örümcek ağı kadar dayanıksız ve amelleri boşunadır Mü'minler kâfir toplum ve yönetim altında yaşarken sıkıntıya uğramaları kaçınılmazdır ancak Allah ahirette müminleri mükâfatlandıracaktır Allah'a iman yolunda çekilen sıkıntılar mihverdir dönüyor. Sure İnsanlar, "inandık" demekle bırakılacaklarını mı sanıyorlar?" diye başlar

Sıkıntı zulüm ve işkenceye dayanılmalıdır Eğer insanların işkencesi mazeret gösterilecek olursa, Allah'ın azabı daha şiddetlidir Allah Resulleri Allah'ın rızasını elde etmek için katlandılar onları yalanlayan ve inananlara işkence eden zâlimler helâk oldu Cenâb-ı Allah, iman edenleri teselli için, insanlıktan misaller verir ilk önce Hz. Nuh'u örnek gösterip Allah yolunda 950 yıl mücadele ettiğini tüm çabasına rağmen az sayıda insanı yola getirebildiği ifade ediliyor. Hz. İbrahim, Hz. Lut ve Hz. Şuayb'i zikredip hayatlarından, mücadelelerinden misaller veriyor. Salih müminlerin ahireti kazandığını; Âd, Semûd gibi kâfir ve zalim kavimlerin, Firavûn, Kârûn ve Hâmân gibi düzenbaz kimselerin helâk olduklarını bildirip, müminleri, Allah yolundaki mücadelelerinde direnmeye davet ediyor.

Allah'ın diniyle çelişen isteklerde bulunmaları hâlinde, ana-babaya itaat edilmemesi gerektiği,
Kur'an-ı Kerîm'in Rabbimiz'in yüce mucizelerinden olduğu, İslâm'a düşmanlık edenin uğrayacağı kötü sonun hak olduğu; Müminlerin Allah'u Teâlâ tarafından sonsuz nimete kavuşacakları, Allah yolunda mücadele edenlerin emeklerinin kayıp olmayacağı,dünya hayatının oyun ve eğlence olduğu ve geçici bir hayat ile insanların varacakları ahiret hayatının devamlı ve müminlere ikram edilecek uhrevî nimetlerinin ebedî olduğu,
Allah'a iftira edenlerin acıklı azabı hak ettikleri düstûrlarla belirtilir.Ankebût Hz. Peygamber'in Hicret'inde Sevr Dağı'ndaki Hıra Mağarası'na Hz. Ebû Bekir ile birlikte sığındığında mağarayı ördüğünden dolayı İslâm tarihinde ayrı bir kavram olarak geçmektedir.

Mekkeli müşrikler Resulullah'ı Mekke'den çıkıp Hıra Mağarasına vardığını gördüler.develerin izini takip ederek oraya ulaşırlar Fakat Mekkeliler Hıra Mağarası'na geldiklerinde kapının örümcek tarafından örülmüş olduğunu ve bir çift güvercinin orada yumurtladıklarını görmüşlerdi. Kureyşli müşrikler mağarada kimsenin olabileceğine ihtimal vermeden döndüler. Ankebût (örümcek) İslâm tarihine bu şekilde geçmiştir.

Kaynak onlinekuraan.net

Ankebut Suresinin Faziletleri

Resulullah (Sav) buyurdu ki: "Her kim Ankebut suresini okursa,yeryüzündeki mü’minler ve münafıklar sayısınca sevap verilir." Ruhi bunalımda okunursa, şifa bulur. sure yazılıp, hastaya içirilirse, Allah’ın izni ile şifa bulur. 1 kere suya okunup içenin hafızası güçlenir. kötülük yapacağı bilinen bir topluluğa Ankebüt Suresinin 30. ayeti Besmele ile okunmalıdır.Çare bulunamayan maddi ve manevi hastalıklara karşı Ankebüt suresinin 46. ayeti ile Rum suresinin 17-20. ayetleri 72 kere okunmalıdır.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Ayetler ve sureler
Kaynak ülkücüdünya.com

ANKEBUT SURESİ



Elif, Lâm, Mîm. İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılacaklarınımı sandılar

Andolsun imtihandan geçirmişizdir. Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları mutlaka ortaya koyacaktır. 

kötülük yapanlar bizden kaçabileceklerini mi sandılar? Ne kadar kötü ve yanlış hüküm veriyorlar! 

kim Allah'a kavuşmayı umuyorsa bilsin Allah'ın tayin ettiği vakit gelecektir. O her şeyi bilendir. 

Cihad eden ancak kendisi için cihad etmiştir Şüphesiz Allah, âlemlerden müstağnidir. 
İman edip iyi işler yapanların kötülüklerini örteriz onlara, yaptıklarının daha güzeli ile karşılık veririz. 

Biz insana, ana babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. onlar, seni, bana ortak koşman için zorlarlarsa, itaat etme. Dönüşünüz banadır. size yaptıklarınızı haber vereceğim. 

İman edip iyi işler yapanları, muhakkak salihler zümresine katarız. 

İnsanlardan kimi vardır ki, "Allah'a inandık" der; fakat Allah uğrunda eziyete uğratıldığı zaman, insanların işkencesini Allah'ın azabı gibi tutar. Rabbinden bir yardım gelse sizinle beraberdik" derler. Allah, elbette iman edenleri de, iki yüzlüleri de bilir. 

Kâfirler, iman edenlere, "Bizim yolumuza uyun, sizin günahlarınızı yüklenelim" derler. onların günahını yüklenecek değillerdir. onlar, yalan söylemektedirler. 

elbette kendi yüklerini, ve nice yükleri taşıyacaklar uydurdukları şeylerden kıyamet günü sorguya çekileceklerdir. 

Andolsun ki Nuh'u kendi kavmine gönderdik , o dokuz yüz elli yıl onlarla kaldı. Sonunda, onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi. biz onu ve gemidekileri kurtardık ve âlemlere ibret yaptık. 

İbrahim as kavmine şöyle demişti: "Allah'a kulluk edin, O'na karşı gelmekten sakının. Eğer bilmiş olsanız bu sizin için daha hayırlıdır." 

Siz Allah'ı bırakıp putlara tapıyor, asılsız sözler uyduruyorsunuz. Bilmelisiniz ki, Allah'ı bırakıp taptıklarınız, size rızık veremezler. rızkı Allah katında arayın. O'na kulluk edin. Ancak O'na döndürüleceksiniz." 

Eğer tebliğ edileni yalan sayarsanız, bilin ki sizden önceki milletler de yalan saymışlardı. Peygambere düşen yalnız açık bir tebliğdir. 

Allah'ın mahlukunu ilk baştan nasıl yarattığını, sonra bunu tekrarladığını görmediler mi? Şüphesiz bu, Allah'a kolaydır. 

De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın Allah nasıl yaratmış bakın. Allah ahiret hayatını da yaratacaktır." Gerçekten Allah her şeye kadirdir. 
O, dilediğine azab eder, dilediğine rahmet eder. O'na döndürüleceksiniz. Allah'tan başka dost ve yardımcı bulamazsınız. 

Allah'ın âyetlerini ve O'na kavuşmayı inkâr edenler var ya, işte onlar rahmetimden ümitlerini kesmişlerdir ve onlar için acıklı bir azab vardır. 

Kavminin İbrahim'e cevabı Onu öldürün, yahut yakın!" demelerinden ibaretti. Ama Allah onu ateşten kurtardı. bunda, iman eden kavim için ibretler vardır. 

İbrahim dedi ki: "Siz, dünya hayatına has muhabbet uğruna Allah'ı bırakıp putlar edindiniz. kıyamet günü kiminiz kiminizi tanımayacak, kiminiz kiminizi lanetleyecektir. Varacağınız yer cehennemdir. hiç yardımcınız da yoktur." 

Lut iman etti. İbrahim de dedi ki: "Ben Rabbime hicret edeceğim. Şüphe yok ki O çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir." O'na İshak ve Yakub'u bağışladık. Peygamberliği ve kitapları, soyundan gelenlere verdik. Onu dünyada mükafatlandırdık. Şüphesiz o, ahirette de salihlerdendir. 

Lut'u kavmine demişti ki: siz, daha önce hiçbir milletin yapmadığı bir hayasızlığı yapıyorsunuz!" 

siz, ille de erkeklere yaklaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?" Kavminin cevabı ise, Doğru söyleyenlerden isen Allah'ın azabını getir bize!" 

Lut:Ey Rabbim! Şu fesatçılar güruhuna karşı bana yardım eyle" dedi. Elçilerimiz İbrahim'e iki oğul müjdelediklerinde şöyle dediler: "Biz bu memleketi helak edeceğiz. oranın halkı zalim kimselerdir." 

İbrahim dedi ki: orada Lut var!" Şöyle cevap verdiler: "Biz oradakileri çok iyi biliyoruz. Onu ve ailesini elbette kurtaracağız. karısı azabda kalacak


Elçilerimiz Lut'a gelince, tasalandı. takatten düştü. O'na: "Korkma, tasalanma! biz seni de, aileni de kurtaracağız. Yalnız azabda kalacak karın müstesna"

Biz şüphesiz yoldan çıkanlara feci bir azab indireceğiz Andolsun biz, aklını kullanan kavim için ibret nişanesi bırakmışızdır. 

Medyen'e de kardeşleri Şuayb'ı gönderdik Şuayb, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, ahiret gününe ümit bağlayın, bozgunculuk yapmayın!" dedi. onu yalancılıkla itham ettiler. kendilerini sarsıntı yakaladı yurtlarında diz üstü çökekaldılar. 

Ad ve Semud'u da helak ediverdik. Sizin için, onların başına nelerin geldiği anlaşılmaktadır. Şeytan onlara yaptıklarını güzel gösterip onları yoldan çıkardı. Oysa görebilecek durumdaydılar. 

Karun'u, Firavun'u ve Hâmân'ı helak ettik Andolsun ki, Musa apaçık deliller getirmişti onlar büyüklük taslamışlardı. Halbuki azabımızı aşacak değillerdi. 
onlardan günahlarıyla suç üstü yakaladık: üzerine taşlar savuran rüzgarlar gönderdik,

kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyor, onlar kendilerine yazık ediyorlardı. 

Allah'tan başka dost edinenlerin durumu, kendine yuva yapan örümceğin durumu gibidir. evlerin en çürüğü şüphesiz örümcek yuvasıdır. Keşke bilselerdi. 

Allah, onların kendisini bırakıpta hangi şeye yalvardıklarını şüphesiz bilir. O mutlak güç ve hikmet sahibidir. 

İşte temsilleri insanlar için getiriyoruz; onları ancak bilenler düşünüp anlayabilir. Allah gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Şüphesiz, iman edenler için bir nişane bulunmaktadır. 

vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir.
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.