“kardeş kusura bakmayın biraz hadiseye uzak kaldığımdan olabilir ama ben özellikle bu yazdıklarınızda ve genel olarak ta diğer bütün yazdıklarınızı bir araya getirip düşününce pek tutarlı bir şey bulamadım”
Bulamadıysanız o sizin sorununuzdur…
“ilk paragrafta hedeflenen islami gayelerin gerçekleşmesinin tek yolu olarak devrimden bahsetmişsiniz...ikinci paragrafta ise sıradan statükocu bir kafa yapısının talep edebileceği özgürlükleri-eşitlikleri sıralamışsınız...ve M. yüksel...en ilginç olan da politik görüşünüzün "liberalizm" oluğunu söylemeniz...merak ediyorum acaba bunların hepsini nasıl birarada tutabiliyorsunuz!?...”
Aslında Buradaki mevzu bahs yazı bir tutarlılık abidesidir:
Her şeyi açık ve net anlatmışım, ama yine de sizin kafanızdaki sorulara cevap bulması açısından yazımı ve kendi görüşümü tekrar şerh edeyim…
Ayrıca, Kusura bakılacak bir şey yok estağfirullah…
“ilk paragrafta hedeflenen islami gayelerin gerçekleşmesinin tek yolu olarak devrimden bahsetmişsiniz”
Doğru söylemişim, o yönde hareket etmesemde ki hareket edilecek ortam yok (K)
Doğruyu söylemek ayıp mı ?
Doğruyu söylemek tutarsızlık mı?
Ben burada İslami gayelerden ziyade, İslami sistemin nasıl geleceği tezini savundum…
Çünkü,
Bir takım kesimler çıkıp, Mevcut anayasal sistem içinde hareket edilerek İslami devlet düzeninin geleceği iddiasında bulunuyorlar ve bunu bu şekilde yapacaklarında kendileri olduğunu iddia ediyorlar…
Ama, bu iddia edenler şunu bilmiyorlar mı ? afedersiniz: Rejimin 6 ok üzerinde olduğunu "Buna bu şekilde" teşebbüs ettikleri anda 0 altı okun üzerine oturmanın içten bile olmayacağını…
Ben bilyorum, daha önce olmuştu ordan biliyorum...
Bu bağlamda AKP iddia etmiyor ama, öyle olacağını zanneden taraftarları olabilir. Milli görüş’ün bu iddialarının bir manası olmadığını söylüyorum…
Bu realite den hareketle İkinci Pragraftada mevcut zeminde kendim ve kendim gibi düşünen insanların ne yaptığını ve ne yapacaklarını anlatıyorum...
“ikinci paragrafta ise sıradan statükocu bir kafa yapısının talep edebileceği özgürlükleri-eşitlikleri sıralamışsınız ”
Burada bilmiyorum nasıl bir denklem kurdunuz da Stotükocu=Liberalizm sonucuna vardınız ilginç ?
Eğer Liberalizm’in karşıtlığı nedir diye bir anket yapsalar herhalde konuyla alakalı herkes Stotükocu der… herhal…
Nasıl olurda, hak ve özgürlükleri en büyük değer kabul edip değişimden yana olmakla, mevcut durumu devlet organlarını kullanarak baskı ve dayatmayla devam ettirmeyi bir tutabilirsiniz… Bak işte burda bir tutarsızlık var...
Bunu siz sormamışınız da ama sorarsınız,
Bak buradada şöyle dedim:
"Dindar değilim keşke, (Dindar ve hassas) olabilsem bu konuda şunu söyleyebilirim “ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol” realitesinden hareketle politik görüşümün “liberal” olduğunu söyleyebilirim…"
Buradada doğruyu söylemişim yine aynı şekilde doğruyu söylemek tutarsızlık mıdır ?
“M. yüksel...en ilginç olan da politik görüşünüzün "liberalizm" olduğunu söylemeniz...merak ediyorum acaba bunların hepsini nasıl birarada tutabiliyorsunuz!?...”
"M.Yüksel". ee bu noktaya kolay gelinmedi Allah Şehadetini kabul etsin, rahmetle anıyorum…
Kim Şehid etti Metin yükseli ?
Sevgili Üstadımız İsmet ÖZEL hani diyor ya ben hala Koministim... Kim ne derse desin onun ne demek istediğini “anlayan” anlar…
Benimki de o hesap Bende “Liberalim” kişi hak ve Özgürlüklerimle, Özgürce ve Müslümanca yaşamak istiyorum Allah vermiş bu hakkı, var mı ötesi ?
İslam Müslüman olmayan kişilerin, hak ve özgürlüklerini müslüman olanlara müdahele etmediği sürece kısıtlamaz tam tersine garanti altına alır...
O avrupanın meşhur İnsan Hakları Beyannamesi ile Pygamberimiz (s.a) Veda hutbesi arasında mana olarak pek fark yoktur...
Bak şimdi Din yönünden cosmapolit Ortadoğu kan gölü İslam olduğu zamanlar, huzur timsaliydi farklı inanç ve kültürlere sahip insanlar huzur içinde yaşıyordu...
Bir türlü deyemedim...
Asıl demek istediğim şu:
şu an Real baktığımızda devrimci “ciddi” bir yapı oluşum yok olurda ona destek vermezsem yan çizersem vebalini, tahmin edebiliyorum…
ama şu an ki Devrimci yapılanmalarda pek, Slagon devrimiciliği ve İnternet devrimciliği dışında pek Real gelmiyor bana…
Burada “bana göre” Realite den hareketle mevcut zemin kullanılabilir…
AKP’den haraketle…
Olay budur…
Burada da zannedersem onu anlattım:
“Bunun sadeleştirilmesi de şudur: Ben kardeşim bu ülkede çocuğumu istediğim okula istediği şekilde göndermeliyim kimse benim hayat tarzıma müdahele olmamalı (kamu hizmeti veren olarak dahil) yani açıkcası, istediğim hayat tarzında, çelme takılmadan, müdahele edilmeden müslüman haklarımla yaşamalıyım olay budur. Fazlası değil”
Bu da real bir şeydir sanırım, tutarlılık adına…
Yazımın sonunda da AK partinin mevcut zemini kullanamadığını, son zamanlarda yaptığı icraatlerle Stotükonun ekmeğine yağ sürdüğünü, akıllı hareket etmediğini, süreci eline yüzüne bulaştırdığını anlattım:
“Konumuza dönelim , Ak parti durumun bu noktaya gelmesinde büyük oranda suç sahibi niye kronoljiyi geri sayalım kendi düşünce sisteminin veya diğer mazlum düşünce sistemlerinin en büyük baş belası “Şemdinli vakıa” sında bir “cesur savcı” çıkmış neşter atıcak, gel sen Adelet Bakanlığı kanalıyla “kendi oturduğun dalı keser gibi” adamın ayağının kaymasına göz göre göre Hukuk katliamı yapılmasına aracı ol, sonra da sıkışınca bol bol Ergenokon türküsü söylesen ne yazar dürüst bir adam yer mi bunu… Seçimden sonra faşolarla, al gülüm ver gülüm yapma hesaplarına gir olur mu ? Bunlar daha dün seçimden önce fikirdaşı, “sosyal demokrat halkçı” etiketli faşistlerle birlik yapıp elindeki bayraklarla TÜRK ‘E karşı türklük propogandası yaptığını ne çabuk unuttun, sonrasında dürüstlük veya tutarlılık adına alevilerin ben çocuğuma din dersi vermek istemiyorum deyince buna yok efendim olmaz diyen Milli eğitim bakanı kimin bakanı. Senin o zaman o stotükocular dan farkın ne… dahası “Akl” gereği başörtüsünü toplu bir reform ve özgürlük paketinde getirmek varken faşoların gazına gelip getirmek niye… sonuçta kendin gibi düşünmeyen ama bu sistemden mağdur liberal ve özgürlükçü kesimin de desteğini yitirip olay bu noktaya gelir…”
Bence bu gayet tutarlı ve daha da önemli “Realist” bir yaklaşım…
Son olarak ta “Uğur MUMCU’nun benim için çok önemli bir sözü vardır…
TÜRKİYEDE İNSANLAR "BİLGİ" SAHİBİ OLMADAN "FİKİR" SAHİBİ OLUYOR…
Bende öyleymişim sonradan fark ettim…
Geç oldu ama güç olmadı…
İnsanlar özellikle müslümanlar çok kullanıldı ve artık kullanılmaya tahammülümüz yok bunun çözümüde: "Kuran" dışında her konu ve veri real kaynaklar dahilinde korkmadan konuşulmalı dokunulmaz olmamamalı ve irdelenmeli yoksa o her sorununun çözümü araştırmak yerine "Dış mihraklar yapmıştır" deyip geçme vesveseleri kolaycılığı bitmez...
Her türlü eleştiriye açığım belli bir seviye dahilinde...
Kaynak: Amacım kendimi Hz.Yusuf a.s karşılaştırmakta değil örnek olarak nasıl "Hz. Yusuf a.s Firavun hükümdarlığındaki Mısır da maliye bakanlığı yaptıysa"
Not:
Hüseyin Üzmez ve M. İslamoğlu mevzusunda hakkımda yaptığınız eleştirilerede cevap yazacağım ileride...
