Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında bir kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (istiyorsan onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzeliği (geçerli ilke) edinirsin."
Güneşin kara çamurlu bir gözede batması bilimsel acıdan hiç mantıklı değil fakat bunu gözlemleyenin Zulkarneyn olması ve manzarayı bizim gibi görmesi akla mantığa uyar fakat ayetin devamına bakarsak:
Güneşin battığı yer neresidir?
Eğer ayette "Zulkarneyn, mağripe vardığında güneş batıyordu" gibi bir ifade olsaydı hiç bir sorun yoktu, gayet doğal bir ifade olurdu bu. Ama dikkatinizi çekerim ayette: "Sonunda güneşin battığı yere varınca...." şeklinde ifade geçiyor. Dikkatinizi bu cümleye yoğunlaştırmanızı istiyorum. "Sonunda" diyor, yani uzun süredir devam eden bir seyahat var ve Zulkarneyn sonunda güneşin battığı yere varıyor. Demekki daha evvelden güneşin battığı yere varamamıştı.
"Sonra yine bir yol tutup gitti. Sonunda Güneş'in doğduğu yere ulaşınca, Güneş'i, kendilerine Güneş'ten başka örtü vermediğimiz bir topluluğun üzerine doğuyor buldu."
Yine bir seyehat var ve Zulkarneyn güneşin doğduğu yere gidiyor. Güneşin doğduğu yer neresidir?