You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Kıdemli Üye
Zühd
"Ebedi hayatta; ahiret hayatına inanıp da (hep) aldatıcı dünya hayatı için çalışana hayret ederim."
(Hadis-i Şerif, Beyhaki, Şuabü'l-İman)

ZÜHD
Zühd, Allahü Teala'nın yasakladığı şeylerden kaçınıp dünya varlığına ve lezzetlerine rağbet etmemek; Hakk'ın rızasına ve ahiret nimetlerine kavuşmak için çalışmaktır.
Zühd, kazancı, çalışmayı terk ederek atalet (tembellik) içinde olmak değildir. Zühd elde bütün eşyayı bırakmak, bunları kullanmamak değil, elinde olan dünyalığa kalben bağlı olmamak, dünya malını elde etmek için meşru olmayan yollara başvurmamaktır. İbn-i Mübarek (rah.), kendisine "zahid" diye hitab edenlere demiştir ki: "Ben nasıl zahid olabilirim; zaten hiçbir şeye sahip değilim. Zahid, Ömer bin Abdülaziz'dir ki, kendisine dünya saltanatı verildiği halde ona rağbet etmemiştir.
Zühdün üç mertebesi vardır.
Birincisi: Haramı terk etmektir. Bu avamın zühdüdür.
İkincisi: Dünya malından ihtiyaca yetecek kadarından fazlasını terk etmektir. Bu da havassın; seçilmişlerin zühdüdür.
Üçüncüsü ise masivayı; Cenab-ı Hak'tan gafil bırakacak olan her şeyi terk etmektir. Bu da seçilmişlerin seçilmişleri olan havassü'l-havassın zühdüdür.
Allahü Teala'dan gafil bırakmayan ve israf etmeden harcanan bir dünya varlığı Allahü Teala'nın ihsanıdır ve makbuldür. Bundan dolayı da Cenab-ı Hakk'a hamd ve şükür etmelidir. Başkalarına muhtaç olmamak için helalinden kazanmak, vera ve takva esaslarındandır. Müslüman için dünya varlığı esasında kötü değildir. Aksine insanlar bu dünyada bulundukça çalışmağa kazanmağa mecburdurlar.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.): "Bir Müslüman, helalinden kazanmak maksadıyla çalışıp yorgun bir halde gecelerse, günahları bağışlanmış olarak gecelemiş olur." buyurmuşlardır.
Ashab-ı Kiram'dan birçokları servetlere sahiptir. Taha ve Zübeyr (r.anhüma) hazretlerinin bir hayli servetleri vardı. Kufe'de, Basra'da, Medine-i Münevvere'de muhteşem konaklar yaptırmışlardı. Halbuki bu zatlar son derece zühd ve takva sahibi idiler. Servetleri ibadet ve itaatlerine mani olmuyordu. Bu zatlar Aşere-i Mübeşşere'den idiler. Cennetle müjdelenmiş olmaları dünyayı terk etmelerini icab ettirmiyordu.
Elhamdülillah, Müslümanım.
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.