Üç ana belirtisi var: Zevke düşkünlük, ben merkezcilik, yalnızlık... Bu belirtileri mutsuzluk izliyor.
Bu sendromu yaşayan kişiler, 'Başkası açlıktan ölse bana ne' düşüncesiyle kendisi dışındaki kişiler hakkında kaygı hissetmemeye başlıyor. Kendine hayran olma, ego fetişizmi de denilebilecek şekilde narsistik eğilimler taşıyor. 'Bana zevk veren şeyler iyidir, zevk vermeyen şeyler kötüdür' şeklinde iyi-doğru değerlerinde değişme yaşanıyor. Somut zevk ve eğlenceleri yaşamın amacı olarak görüyor. Bu kişiler, başarılı iseler çevrelerinde sahte dostlar bulunuyor. Erkekseler başarıyı, kadınlarsa güzelliği kaybettiklerinde, dostları yanlarından uzaklaşıyor.
Yukarıdaki üç özelliği mutsuzluk izliyor. Mutsuzluğu telafi etmek için daha çok eğlenceye, sekse yöneliyorlar. Sonuç olarak yukarıda da sözünü ettiğimiz insan tipi çıkıyor ortaya. Sadece kendisi için harcama yapan, paraya tapan, sorumluluklarını göz ardı eden Kaliforniya Sendromlu insanlar.
Dünyada büyük metropollerde yaşanan bu soruna artık Türkiye'de de büyük şehirlerin lüks semtlerinde rastlanmaya başlandı. Etiler, Bağdat Caddesi buna örnek gösterilebilir. Kaliforniya Sendromu'nun, depresyonun artışında önemli bir altyapı oluşturduğu da düşünülüyor. Özellikle 1990 sonrası kuşaklarda çocuklar, para, cinsellik ve uyuşturucu ile erken tanıştılar. Yeterli zihni ve ruhsal gelişimi tamamlamadan, ergenliği erken bitirdiler ama olgunlaşamadılar.
Psikiyatr Dr. Nevzat Tarhan