zat-ı pak-i risalet
Şunu iyi bil ki, kainatta var olan her şey, sevgilinin tecellisinden ibarettir. Dünya bağını kopar, maddeye olan bağlılıktan kendini kurtar da, hür ol; ey oğul! Ne zamana kadar altının, gümüşün esiri olacaksın? Günler geçip gitti ise varsın geçsin. Gam yeme, onlara de ki: "Geçin gidin" sizin gidişlerinizden bizim korkumuz yoktur. O, ölümsüz olan, bâki olan Allah aşkını seç ki, o canına can katan mana şarabını sana lûtfetsin, seni yaşatsın. Sen öyle büyük bir varlığın aşkını seç ki, bütün peygamberler, O'nun aşkıyla kudret ve kuvvet buldular, şeref ve saadete erdiler. Kendimizi kontrol ederek, Cenâb-ı Hakk'tan, edebli bir insan olmak hususunda bizi başarıya ulaştırmasını niyâz edelim. Çünkü edebi olmayan Allah'ın lûtfundan mahrum kalır. Hayâl ettiğimiz şey, yani ruhumuzdaki hayâl yok gibidir. Fakat sen, bütün cihan halkını birer hayâl peşinde koşuyor bil. Bütün insanları, yürüyen, gezip dolaşan birer hayâl, birer gölge olarak gör. Seçkinlerin, temiz kişilerin halini kendine kıyas etme. Bütün insanlar, velileri kendi nefisleri ile kıyas ettikleri için yoldan çıkmışlardır. Bu sebepten ötürü, Allah'ın seçkin kullarından pek az kimse haberdar olabildi. Şunu iyi bil ki, tatlı suyu, acı sudan ayırt edecek kişi, ancak zevk sahibi olan, onları tadabilen kişidir. İnanan kişi ile münafık, her ikisi bir oyun peşinde iseler de, kendi inançlarına göre aynı işi yapıyorlarsa da, onlar birbirinden çok uzaktadırlar. Birisi Merv şehrinde, ötekisi Rey şehrindedir. Dünyada acı ve tatlı denizler bulunmaktadır. Aralarında bir berzah vardır, onların karışmalarına engel olmaktadır. Şunu iyi bil ki, bu iki deniz de bir asıldan bir kaynaktan meydana gelir. Sen ikisinden de vazgeç onların kaynağına git. Dünya ile ilgili hissin sağlığını hekimden, manevi hissin sağlığını da dosttan, gerçek sevgiliden isteyiniz. Bu hissin sıhhati, vücud sağlığına, ten binasının yiyecek ve içeceklerle onarılmasına bağlıdır. Halbuki manevi hissin sıhhati, az yemeye, az içmeğe, az uyumaya, bedeni çok tahrib etmeğe dayanmaktadır. Etrafında insan yüzlü birçok şeytan vardır. Bu sebeple, her ele el vermek, uygun değildir. Dostun, dostlarla buluşması hoştur. Sen de mânâyı yakala, eteğinden tut, sûret, görünüş inatçıdır, serkeştir. İnatçı sureti, görünüşü eziyetle, riyazetle erit ki Vahdet Hazinesi'ni görebilesin. Sen o inatçı sureti eritemez isen, kulu, kölesi olduğum Allah, inâyeti ile, merhameti ile onu eritir. Bu baş gözü ile o görünmez, ancak gönül gözü ile hissedilir. Çünkü o, hem kendini gönüllere gösterir, hem de dervişin dünyevi hadiselerle yırtılmış olan gönül hırkasını diker de onu, aşk ve irfân yoluna düşürür. Vahdet sırlarının nükteleri, mânâlı sözleri, keskin çelik bir kılıca benzer. Eğer kalkanın yoksa geriye doğru kaç. Put, testide gizli duran sudur. Sen nefsi, bu gizli kara suyun kaynağı bil. Put kırmak kolaydır, hem de pek kolay, kafat nefis putunu kırmayı kolay sanmak, bilgisizliktir, bilgisizlik. Nefsin, her anda bir hilesi vardır ki, onun her hilesi ile isyan denizinde yüzlerce Firavun ile Firavun'a uyanlar batmadadır. Sen, kurtulmak istiyorsan, Musa'nın Rabbine ve Musa'ya sığın. Benliğe kapılıp, firavunluk ederek imanını kaybetme. Ey kardeş! Sen Allah'ın emrine ve aziz Peygamberimizin sünnetine uy da, Ebû Cehl'inden ve nefsâni isteklerden kurtul... Hak yolunda yürürken, hased gelir çatar da gırtlağına yapışırsa, bil ki, bu hasedde şeytanın azınlığı var. Hakk yolunda hasedden daha zor, daha tehlikeli bir geçit yoktur. Gönlüne hased sokmayan kişi ne mutlu kişidir. Şunu iyi bil ki, bu beden hased evidir. Ev halkı, bedene ait bütün duygular, idrâk, işitme, görme, takdir etme duyguları, hased yüzünden kirlenirler, pis bir hale gelirler. Beden, hased evidir, ama Allah kâmil insanların bedenlerini tertemiz etmiş, arındırmıştır. "Evimi temizleyin" ayeti kerimesi, vücud ve ruh temizliğini emreder. Gerçi, vücud topraktan yaratılmıştır. Fakat, hakikatte vücud bir nur hazinesidir. İçinde hased bulaşığı olmayan kimseye hased edersen, hile yaparsan, o hased yüzünden gönlüne karartılar çöker, lekelenir. Hakk erlerinin ayakları altına düşen toprak ol, bizim gibi sen de hasedin başına toprak saç. Büyüklerin büyüğü olan, gönüllere gönül kesilen sevgili peygamberimizin; namaz ancak kalb huzuru ile tamam olur hadisini hatırla da nefsten, yani şeytandan kurtulmak için kalb huzuru ile namaza başla. Bu vâdide, bir klavuz olmadıkça yola çıkma, Halîl İbrahim (a.s) gibi batanları sevmem, de. Allah, senin gözüne, kendi görüş nurunu verirse, gözünde bu âlem gibi yüzlerce âlem peydahlanır. Gerçekten de bu cihan, sizin canlarınızın hapishanesidir. Siz, asıl kendi yurdunuzun bulunduğu tarafa doğru gidiniz. İçinde bulunduğunuz bu cihan sınırlıdır, mahduddur; halbuki öteki hudsuzdur, sonsuzdur. Bu cihanda görülen nakışlar, şekiller, suretler, mânâ âleminin önünde perdedir, engeldir. Ruh, seni çok yukarlara, göklerin ötelerine götürürken sen, su ve balçık tarafına yönelenerek, esfel-i safiline, aşağıların aşağısına düşmüşsün. Bu düşüşle, sen kendini akılların bile kıskandıkları çok üstün bir halden, süfliliğe, aşağının aşağılılığı haline düşürmüşsün. Hırs atını yıldızlara doğru sürmüşsün, onlara dair bilgiler elde ediyor, mesafeler ölçüyor, yeni yeni yıldızlar keşf ediyorsun da, kendini keşf edemiyorsun. Ey hayırsız evlâd, sen Âdem'in torunu olduğun halde, ne zamana kadar, bu alçaklığı bir yücelik; bu soysuzluğu bir şeref sayacaksın? Şunu iyi biliniz ki, ilâhi kudret karşısınnda bütün mahlukat, iğne önündeki gergef gibi acizdir. Yıkanmak için dereye girersen, su içindeki dikenin sana zararı dokunur. Her ne kadar diken, aşağılarda suyun dibinde gizlenmiştir, görülmemektedir. Ama batınca, suda diken olduğunu anlarsın. İçimize doğan, bizi rahatsız eden şeytani düşünceler, hayaller vesveseler, kalbimize batan, görünmez dikenlerdir. Bu dikenler, bir kişiden değil, binlerce kişiden geçip kalbimize batmaktadır. Sabr et. Hislerin değişsin, gönül gözün açılsın da onları gör, gör de müşkillerin hallolsun. O vakit kimlerin sözlerini dinlememiş, kimleri kendine baş edinmiş, yol gösterici sanmışsın anlarsın.(Hazreti Mevlana)
Deliye her gün bayram...
Bunu ilk beğenen sen ol.