You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Zamana Sığmayan Sözler

Zamana Sığmayan Sözler

Profesör
RE: Zamanın Ötesine Sözler
İçli gönüllere, iman sahibi ruhlara seher vaktinde sunulan can şarabı.


• Sana can şarabı içirsem de artık gam yeme; kedere kapılma! Gamın da yeri mi? Artık her neşeli kişiden rehin olarak neşe al!
• Can şarabı içireyim de, seni iki yüz kanatlı bir melek yapayım. Bütün beşeri kirliliklerden, günahlardan temizlenesin. Böylece insanın işlediği suçları, kötülükleri, vasıfları, huyları üstünden atarak, insan şeklinde bir melek olasın.
• Daha hayatta iken, ruhun bedenden kurtulması, insanın kendinden kaçması nasıl olurmuş, eteğinden canlılık tozlarını silkerek, daha yaşarken ölen kişi ne hale gelirmiş, onları, o halleri sana göstereyim.
• İçli gönüllerin, iman sahibi ruhların halis ve Özel şarap içtikleri seher vaktinde, seni öyle bir mest edeyim ki, artık günleri ve geceleri saymaktan kurtulasın.
• Kaza ve kader, yaşadığın hayat şartları gereği karşına çıkardığı hadiselerin, belaların oklarını atar durur da sonra sana acır, yardım eder, işini kolaylaştırır.
• Rüzgar buluşma şeker kamışlığından esip gelmede, o rüzgar öyle tatlı bir rüzgar ki tadına bakıyor da şeker bile, şekerim diyemiyor.
• Sevgili lütfetti. Seher vaktinde güneş gibi bir kadeh sundu. 0 Mansur şarabını içtim, öyle kendimden geçtim, öyle mest oldum ki, bedenimin her cüz'ü, her zerresi duyduğu heyecandan oynamaya başladı.
• Ben çok mest oldum. 0 vakit "Dur." dedi. "Sana bir kadeh daha sunayım da şu ayrılık artık aramızdan kalksın."
• Ey cihan sakîlerinin canı! Sun, sun!.. Kerem sahibi, keremlerde bulunur, ay da aylığını yapar, gökyüzünde ışıklar saçarak mahzun mahzun dolaşır durur.
• Eşi benzeri olmayan Allah'ın Celal güneşine and olsun ki, şu başımızın üstünde dönüp duran, gezip dolaşan gök kubbesi, yaratıldığından beri senin gibi bir güzeli bulamadı, göremedi.
• Güzellikte kusursuz, edada eşsiz olan sevgili; ben susuyorum. Söylediklerimin tamamını sen söyle! Çünkü seher vaktinde sunduğun can şarabının mestliği beni benden aldı götürdü.


[Resim: avatar_1657.gif]

Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 18-03-2015, Saat:10:56 PM, Düzenleyen: Gül-i Cennet.
Profesör
RE: Zamanın Ötesine Sözler

[Resim: dua1416es_1_.jpg]

• Elbette duymuşsundur; hakandan; "Güzeller perde arkasından çıksınlar!" diye ferman geldi!

• Hakan; "Bu sene böyle istiyorum; güzelleri görmek kolay olsun!" diye buyurdu!

• Hakan salına salına meydanda gezerken evde oturup kalmak haramdır!

• Bizimle meydana gel de, hem apaçık, hem de gizli meclisi seyret!

• Helvalar yapılmış, kebap olmuş kuşlar hazırlanmış! Ne de çok, çeşitli nimetler var; bereketli sofralar kurulmuş!..

• Ay parçası gibi güzel köleler, önde de sakî, her taraftan çalgıların cana hoş gelen nağmeleri duyulmada!..

• Fakat, mest olmuş kişilerin canları padişahın aşkına tutulmuş da, sakîden de vazgeçmiş, sofradan da!..

[Resim: avatar_1657.gif]

Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Zamanın Ötesine Sözler



Eğer sen, öd ağacıysan buhurdana gel; seni damdan atarlarsa, kapıdan düş içeriye gir!

• Madem ki sen bir Yüsufsun, kuyuya atılmaktan, zindana sokulmaktan kurtulamazsın. Sen kahır zehrini şeker say!

• "Allahuekber" diyorsun, bu bir adettir, bu bir resmî söyleyişdir. Gönülder söyleyiş değildir. Eğer sen "Ekber" dediğin o büyükler büyüğünün kuluysan bu büyüklere yakışır şekilde gel! Kendine çeki düzen ver!

• Ne diye altın arıyorsun? Kendi bakırını altın et! Altın olmuyorsa gel o gümüş bedenliye!

• Zenginlerin gözleri kupkuru. Fakirlerin ise nemli. Ey aşık! Sen kupkuru değil, nemli de değil; iki şekle de bürünme de öyle gel!

• Melek sıfatlarına mahremsen, melek gibi erkeklikden de, dişilikten de mü nezzeh ol da öyle gel!

• Yolculukta gönül sıfatını elde ettinse, gönül gibi ayaksız gel, başsız gel!

[Resim: avatar_1657.gif]

Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Zamanın Ötesine Sözler


İnsan-ı Kâmil
Doğan kuşu, padişah kuşu olması hasebiyle insan-ı kamil’e benzetilmiştir.
Çünkü padişah Allah’ı simgelerse onun kuşu olan doğan da insan-ı kamil’i simgelemelidir. Bunu Mevlânâ baykuşların arasına düşen doğan metaforuyla anlatır.

“Doğan diye, dönüp tekrar padişaha gelen doğana derler. Yolunu kaybeden kör
doğandır. Bir doğan, yolunu kaybetti, bir viraneye düştü, Baykuşların arasında kaldı.
O rıza nurundandı, baştanbaşa nurdu; fakat kaza ve kader çavuşu, gözünü kör etti;
Gözüne toprak saçtı, onu yoldan sapıttı, viranede baykuşlar arasına uğrattı.”

Tâhirü’l Mevlevî bu hikayeyle ilgili şunları aktarıyor; “eski padişahlar ava çıkarlarken kuş tutup getirsin diye bu işe alıştırılmış doğan, şahin, atmaca gibi avcı kuşlardan birini bilekleri üstünde bulundururlarmış. Uçan bir kuş görülünce padişah bileğindeki kuşu fırlatır, o da gider, uçan kuşu yakalar getirirmiş. Mükafat olarak da
kendisine bir parça et verilirmiş. Buradaki doğan ile dünyada insan avlayıp taraf-ı ilahîye götürmeye memur edilmiş zevât-ı kiram kastedilmektedir.” Doğanın baykuşlar arasında bulundurulması,yani enbiya ve evliyanın halk arasına gönderilmesi onları irşad içindir.
“Doğan”dan murad insan- Kâmil, “harabe”den murad dünya, ve “baykuş”tan murad ehl-i gaflet kimselerdir. Padişah tarafından av için terbiye edilmiş doğan o kimsedirki, dönüp dolaşıp yine şahın koluna kona, ve kör doğan o kimsedir ki, terbiyeye isti’dadı olduğu halde henüz terbiye edilmemiş ehl-i dünyaya karışmış ola. Şaha rücü edici bir doğan olan Kâmil, bu dünya viranesine, yani beşeriyet alemine düştü.Bununla beraber viranede de baykuşlar arasına düştü. Kaza-yı ilahî onu baykuş mesabesinde olan ehl-i gaflet arasında dünya harabesine tevdî’ etti.
“Padişahtan ayrı düşmesi şöyle dursun, baykuşlar, başına vurmağa, güzelim kanatlarını yolmaya başladılar. Baykuşlar arasına“Kendinize gelin; doğan yerinizi,yurdunuzu almaya geldi” diye bir velveledir düştü. Mahalle köpekleri gibi hepsi de
kızgın, korkunç bir halde garip doğanın başına üşüşüp hırkasını çekiştirmeye başladılar.
Doğan, “ Ben baykuşlara lâyık mıyım? Baykuşlara bunun gibi yüzlerce virane bağışladım. Ben burada kalmak istemem, padişaha dönmek isterim.
Tasalanıp kendinize kıymayın. Ben burada durmam vatanıma giderim.
Bu harabe, sizin gözünüze hoş bir yer görünüyor, bana değil.
Benim naz ettiğim yer,
padişahın koludur” diyordu. Baykuş ise “ Doğan sizi evinizden, barkınızdan etmek için hileye sapıyor. Hile ile bizi yurdumuzdan ayırmak, yuvamızdan etmek niyetinde.
Bu hileci, tokluk gösteriyor ama Allah hakkı için bütün harislerden beterdir.
Hırsından balçığı pekmez gibi yer. Ayıya kuyruğunuzu kaptırmayın.
Bizim gibi saf kişileri yoldan çıkarmak için padişahtan, padişahın elinden dem vurmakta.
Bir kuşcağız, hiç padişahla düşüp kalkar mı? Bir parçacık aklınız varsa dinlemeyin bu sözü,O, padişahın cinsinden mi, vezirin cinsinden mi? Hiç sarımsakla badem
helvası yenir mi?
Padişah, adamlarıyla beni arıyor demesi de hilesinden, fendinden.
Bu, kabul edilmeyecek bir malihulya. Bu, olmayacak bir lâf, ahmak aldatmak için kurulmuş bir tuzak!
Kim buna inanırsa ahmaklığından inanır . Zayıf bir kuşcağızın padişahla ne münasebeti olabilir?
En aşağı bir baykuş , onun beynine vursa ona padişahtan yardımcı gelecek ha!
Hani, nerede?” demekteydi. Doğan dedi ki: “ Benim bir tüyüm bile kopsa padişah,baykuş yuvasının kökünü kazır. Baykuş kim oluyor ki? Bir doğan bile beni incitir,gönlümü kırar, bana cefa ederse, Padişah; her yokuşta her inişte doğan başlarından
harmanlar yapar, tepeler yüceltir.
Benim bekçim, onun inayetleridir. Nereye varırsam padişah arkamdadır.
Hayalim, padişahın gönlündedir. O, bensiz duramaz. Padişah beni uçurunca onun
ziyası gibi gönül yücelerinde uçarım. Ay gibi güneş gibi uçup gök perdelerini
aşarım.mutlu o doğana ki uçuşuma uyar; talihi yâr olur da sırrımı anlar. Akılların
aydınlığı, benim fikrimden; göklerin halk edilmesi, benim yüzümdendir.
Öyle bir doğanım ki Hüma bile bana hayran olur. Baykuş kim oluyor ki sırrımı bilsin. Padişah, benim kurtulmam için zindanı açtı, Yüz binlerce mahpusu azadetti.
Bir zamancağız beni baykuşlara hemdem etti de benim yüzümden baykuşları doğanlaştırdı.
Bana yapışın da doğan olun, baykuşsanız bile doğanlaşın!
Böyle bir padişaha sevgili olan nereye düşerse, düşsün, nasıl olur da garip
olur.?
Padişah kimin derdine derman olursa o, ney gibi feryat eder, sessiz sedasız kalmaz.
Ben mülk sahibiyim, başkasının sofrasına oturup yemeğini yemiyorum.
Padişah, uzaktan benim davulumu çalmakta, nöbetimi vurmakta. Benim davulumu
döğen “İrciî” sesidir. Benimle dâvaya girişenlerin rağmine şahidim, Hak’dır.
Padişahın cinsinden değilim, hâşa… bunu iddia etmiyorum. Fakat onun tecellisiyle,
onun nuruna sahibim.”329
Hakk’ın aşkıyla mest olmuş insan-ı kamil, sadece “irciî” “cennetime gir”
nidasını işitir. Çünkü o Hakk’ın tecellisiyle O’nda fena bulmuştur. Cemâlullah’tan
başka bir arzusu kalmamıştır. Padişah’ın doğana ikramı gibi Hak Teâlâ’da ona öylece ikram etmiştir. Ancak o doğan dünya viranesinde konaklamak zorundadır. Ve
ehl-i dünya baykuşlarla da birlikte yaşamak zorundadır. Bu ise doğana çok acı verir.
Çünkü o ötelerin tadına varmış ve padişahı tanımıştır. Ondan gayrısının yanında mutlu olmaz.

Allah’ın kamil kulları da bu dünya zindanında halkla oturup kalkmak
zorundadır. Ancak onların aklı ve gönlü sadece Hak’tadır. Bir an evvel O’na kavuşmayı arzu ederler.

[Resim: avatar_1657.gif]

Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 01-01-2015, Saat:04:23 PM, Düzenleyen: Gül-i Cennet.
Profesör
RE: Zamanın Ötesine Sözler
Alet olmadan bu eserleri kim yaratabilir?



• Ey gönül! İnsanların birbirleri ile didikleştikleri bu dünyada, şu yağmada, şu talanda ne gördün ki varını, yoğunu, dükkanını bırakıp ötelere gittin?

• Hırs örümceği gibi şu yıkık evde, tükürükle ördüğün ağda sinekleri avlamaya çalışıyorsun.

• Dünya nimetlerinin zevkinden, lezzetinden, verdiği sarhoşluktan ötürü hakîkati göremiyorsun da, gönlünün dünya tuzağından kurtulduğunu sanıyorsun.

• Sellerin kopup geldiği şu alçak yerde, sel uğrağında kim balçıktan ev yapar? Sen tuzakta yem yiyerek karnını doyuranı hiç duydun mu?

• Ey gönül! Zamanı gelmişken şu dünya tuzağından sıçra, kurtul! Ezelde canlar bahçesinde uçup gördüğün yerlere git!

• Ey tavus kuşuna benzeyen ruh! Akıl kanadını aç, yüksel! Arşta uçtuğun yerler aklına gelmiyor mu?

• Ötelerde, arş üstünde pek mutlu olduğun yerlerde iken kaza ve kader îcabı uçtun, şu kirli yeryüzüne düştün. 0 güzelim kanatlarını verdin de iki üç tane yem satın aldın.

• Kıtlıktan çıkmış, çok acıkmış bir kişi gibi bu lokmaya öyle bir saldırdın ki, bazen dudağını ısırmada, bazen elini dişlemedesin.

• Nerede o padişahca himmet? Şehzadeye içirilen saadet sütü ne oldu?

• 0 sütle damarlarına karışan padişahca huy, kamil insan huyu ne oldu? Allah'a yemin ederim ki, o içtiğin ilk süt kana, pisliğe karışmaz.

• 0 padişahlar padişahı bizim çamurumuzu eliyle yoğurdu da; o himmeti, o ululuğu, o yüceliği sen onun elinden tattın.

• Allah'a yemin ederim ki, elest sesinin duyulduğu o dergahta padişah sana şeyhliği de, müritliği de öğretti.

• Gönülle sevgilinin bir olduğunu, ayrı olmadıklarını; bazen kilit olduğunu, bazen anahtar kesildiğini o sana haber verdi.

• 0 bazen öğüttür, bazen kayıttır, bağdır. Bazen zehirdir, bazen şekerdir; bazen tazeleşir, boy atar, bazen eskir, köhneleşir kurur gider.

• Ey sel bu yolda bazen yukarılardan aşağı doğru koşarsın, aktığın yerlerin rengine boyanırsın! Fakat denize kavuşunca artık renklerin kalmaz.

• Ey yeryüzü! Seni çok hırpaladılar. Durmadan seninle uğraştılar, seni kazıp durdular. Param parça ettiler. Fakat bütün bu işkencelere rağmen yaralanmadın, şikayet etmedin. Ey gökyüzü! Senin de bu ağır yük altında belin bükülmedi mi?

• Ey hakîkatler denizi! Yeryüzü, varlıklar senin dalgan ve köpüklerdir. Hem gizlisin, hem meydandasın. Her işte ve güçtesin, her an sayısız varlığı öldürürsün.

• Ey ışıklar saçan güneş! Sen de o denizden coştun, karanlıklar perdesini ışıklarla yırttın, ortaya çıktın, ondan aldığın göz kamaştırıcı ışıkları, nurları saçıyorsun.

• Ey azîz varlık! Eline aldığın her toprak altın kesildi. Hangi taşı seçtiysen la'l oldu, zümrüd oldu.

• Nice acılar, nice ekşiler senin yüzünden helva oldu, şekere döndü. Seçtiğin meyve güzelleşti, olgunlaştı. Kokular aldı, renklere girdi.

• Kimin talebesi olabilirsin ki, bütün kainatın yaratıcısı, ustasısın. Sen alet olmadan bu güzel san'atları, eserleri yaratmak, ortaya koymak kimin elinden gelir?

[Resim: avatar_1657.gif]

Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Zamanın Ötesine Sözler
[Resim: images?q=tbn:ANd9GcRqFGqZw2-zgBGhlktyQK_...SQGVvtSapK]

[Resim: avatar_1657.gif]

Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Zamanın Ötesine Sözler


Ey sazını güzel çalan çalgıcı
Sen gi-gi sesi çıkartıyorsun sazından, ben gu gu
Sen tak tak, ben hak hak
Sen hey hey, ben hû hû
Ey gönülden kaynaklanan ve sarhoşluk yaratan neşe
Gel ey Tebrizli Şems, bizi kendimizden eyle, kaybettir bizi kendimizden
Ey Tebrizli “hakkın güneşi” (Şems)
Ey gül ağacının dalı, ey Gol (Söyle) emrini söyleyen kişi!
Sen keklik sıfatlı bu bu diyorsun, ben guguk kuşu gibi gu gu
Ben senin güzel avazından şadım, boğazımda senin feryadın
Nağme ve isyan doluyum
Hak hak derim ve hu hu
Ey şarap kadehini dolduran sarhoş saki
Benim kırıldığımı seyret
Ey benim avucumdan kaçmış olan sen
Ben vallahi böyleyim
Senin o tuzağın kırıldı
Ben senin kadehini kırdım
Ben sarhoşum sen de sarhoşsun
Sen kırdın, ben de kırdım

Havan ve havan tokmağı gibi
İkiyiz ama aslında biriz biz
Ey Tebrizli şems
Senden başka kimseyle olamam
Düşe kalka gidiyorum
Aheste git, sakin ol, ben sarhoşum! Sen sarhoş!

[Resim: avatar_1657.gif]

Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 09-01-2015, Saat:10:44 PM, Düzenleyen: Gül-i Cennet.
Profesör
RE: Zamanın Ötesine Sözler
sizdende kardeşim..

[Resim: avatar_1657.gif]

Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Zamanın Ötesine Sözler

“Dedin ki; “Bahar mevsiminde bağa gel. Bağ gülmekle neşeler içindedir. Orada aydınlıklar var, şarap var, güzeller var.

Senin bulunmadığın yerde bütün bu güzellikler ne işe yarar? Senin bulunduğun yerde de, bu güzellerle benim işim ne? Sen varken başka güzellere güzelliklere bakabilir miyim?”


“Ey can! Bağ var bahar var, uzun boylu servi var. Biz bu güzel yerden, bu çevreden başka bir yere gitmeyiz. Ey can! Yüzündeki örtüyü aç, kapını kilitle. Şimdi bir biz varız, bir sen varsın. Ev bomboş!”

[Resim: avatar_1657.gif]

Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.