yaz geldi demek...
çukurovaya nem düştü...
içime aynı ikilem düştü;
yaz mı sıcaktır
kış mı soğuk...
ya da güzel olan nedir
soğuk mu sıcak mı...
bu sene de yine yeşil bir dünya
cayır cayır yanacak mı...
yaz geldi demek;
benim için çocukluk demek...
camiiye kursa gidip dua ezberlemek
ezberleyemeyince çaktırmadan "tüymek"
dostum emin'le baraja kaçıp
balık peşine düşmek...
yanmak, kararmak, yorulmak...
"güneşin alnında" deli gibi koşmak
patlak topla uzaktan gol atıp coşmak...
tüm mahalle hep beraber saçları sıfıra vurmak...
mevsim normallerinin neresinde olursa olsun hava
pamuk tarlalarında kıyasıya bir yarış...
mısır, buğday, harman...
deste olmuş ekin yığınları...
izohips haritalarıyla kaplı bir gömlek...
yaz terlemek demek...
koca bir şehrin yayla yollarına düşmesi
sivrisinek ve tezek...
bostanda büyüyen günebakan
ve ona sarılan fasulye demek...
yayla domatesinden yapılan salata
yanında bulgur pilavı demek...
ve mutluluğu hayatımın...
karpuz, peynir, ekmek...
mutlu bir yaz demek...