Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Yalandan sakının! Çünkü yalan insanı günaha götürür. Günah da Cehenneme sürükler.) [Buhari]
(Müminde her huy olabilir. Ama, hain olmaz ve yalan söylemez.) [İbni Ebi Şeybe, Bezzar]
(İnsanları güldürmek için yalan söyleyenlere, yazıklar olsun!) [Ebu Davud]
Bütün kötülüklerin esası yalandır. Peygamber efendimizin en sevmediği huydur. Yalan söylemek münafıklık alametidir.
ALLAH indinde en büyük hata, yalan konuşmaktır. (Hazret-i Ali)
Seyyid Abdülkâdir Geylani hazretleri, "Bu işe başladığınızda, temeli ne üzerine attınız? Hangi ameli esas aldınız da böyle yüksek dereceye ulaştınız?" diye soranlara buyurdu ki: (Temeli doğruluk üzerine attım. Hiç yalan söylemedim. İçim ile dışım bir oldu. Bunun için işlerim hep rast gitti.)
Yalan söylemenin caiz olduğu yerler vardır; Bunlardan bir kaçını bildirelim.
1-Harpte iken, çünkü harp hiledir.
Hazret-i Ali (RadıyALLAHü anh) otururken düşmanın biri, aniden karşısına kılıçla çıkıp, (Şimdi seni benim elimden kim kurtarabilir?) der. Hazret-i Ali de, parmağı ile adamın arkasını gösterip (Peki dövüşelim; fakat iki kişiyle mi?) der. Düşman, arkamdaki kim diye bakınca, Hazret-i Ali, kılıcını çekip, düşmanını zararsız hâle getirir. Düşman, oturan insana yaptığı kendi hilesini görmeden (Bana hile yaptın?) der. Hazet-i Ali de, (Ama asıl sen beni gafil avlayacaktın ya) der ve (Harp hiledir.) Hadis-i şerifini bildirir.
2-İki müslimanı barıştırmak için
İnsanları aldatmak, kandırmak için de yalan söylememelidir.
Hazret-i Abdullah bin Âmir anlatır:
Ben küçükken, Resul-i Ekrem (SallALLAHü aleyhi ve selem) evimize gelmişti. Oynamaya giderken, annem bana, (Abdullah gel, sana bir şey vereceğim) dedi. Resul-i Ekrem, (Ona ne vereceksin?) buyurdu. Annem de (Hurma vereceğim) dedi. Bunun üzerine Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Eğer bir şey vermeyip aldatmak için söyleseydin, yalan günahı yazılırdı.) [Şir'a]
Doğru sözlü olmalı, yalandan uzak durmalı, güzel ahlak edinip örnek bir müsliman olmaya gayret edilmelidir.
Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurdular: “Doğruluk iyiliğe, iyilik ise Cennet’e götürür. İnsan, doğruluğu ile ALLAHü teâlânın katında sıddîklardan yazılır. Yalancılık, kötülüğe, kötülük de Cehennem’e götürür.” (Kıymetsiz yazılar)
Abdülkadir Geylani hazretleri buyurdu ki;
Küçük bir kafile ile Bağdat'a gitmek üzere yola çıktım. Hemedan'ı geçince, altmış atlı eşkıya çıka geldi. Kafilemizi bastılar. Kervanı soydular. İçlerinden biri benim yanıma geldi. "Ey derviş! Senin de bir şeyin var mı?" diye sordu. "Kırk altınım var" dedim. "Nerededir?" dedi. "Koltuğumun altında dikili" dedim. Alay ediyorum zannetti. Beni bırakıp gitti. Bir başkası geldi, o da sordu. Fakat, o da bırakıp gitti. İkisi birden reislerine gidip, bu durumu söylediler. Reisleri beni çağırttı. Bir yerde, kafileden aldıkları malları taksim ediyorlardı. Yanına gittim. "Altının var mı?" dedi. "Kırk altınım var" dedim. Elbisemin koltuk altını sökmelerini söyledi. Söküp, altınları çıkardılar. "Neden bunu söyledin?" dediler. "Annem, ne olursa olsun yalan söylemememi tembih etti. Doğruluktan ayrılmayacağıma söz verdim. Verdiğim sözde durmam lazım" dedim. Eşkıya reisi, ağlamaya başladı ve; "Bu kadar senedir ben, beni yaratıp, yetiştiren Rabbime verdiğim sözü bozuyorum" dedi. Bu pişmanlığından sonra tevbe edip, haydutluğu bıraktığını söyledi. Yanındakiler de, "İnsanları soymakta, yol kesmede sen bizim reisimiz idin, şimdi tevbe etmekte de reisimiz ol" dediler. Sonra, hepsi tevbe ettiler. Kafileden aldıkları malları sahiplerine geri verdiler.

![[Resim: urjn1.jpg]](http://t1311.hizliresim.com/1h/p/urjn1.jpg)