Amr b. Şuayb, babaları vasıtasıyla Peygamber Efendimizden (s.a.v) şöyle rivayet etmiştir:
Cebrail, neşeli ve güler yüzlü bir şekilde bu duayı gökten Resulullah’a (s.a.v.) indirerek şöyle dedi: “Selam senin üzerine olsun, ey Muhammed!” Resullah “Sana da selam olsun, ey Cebrail!” dedi.
Cebrail (aleyhisselâm); Allah sana bir hediye gönderdi, dedi. Resulullah buyurdu ki: “Hediye nedir? Ey Cebrail!”
dedi ki: “Arşın hazinelerinden olan ve Allah’ın seni onunla şereflendirdiği sözlerdir.” Buyurdu ki: “O sözler nelerdir? Ey Cebrail!” ; dedi ki:
“يَا مَنْ أَظْهَرَ الْجَمِيلَ وَ سَتَرَ الْقَبِيحَ يَا مَنْ لَمْ يُؤَاخِذْ بِالْجَرِيرَةِ وَ لَمْ يَهْتِكِ السِّتْرَ يَا عَظِيمَ الْعَفْوِ يَا حَسَنَ التَّجَاوُزِ يَا وَاسِعَ الْمَغْفِرَةِ يَا بَاسِطَ الْيَدَيْنِ بِالرَّحْمَةِ- يَا صَاحِبَ كُلِّ نَجْوَى وَ يَا مُنْتَهَى كُلِّ شَكْوَى يَا مُقِيلَ الْعَثَرَاتِ يَا كَرِيمَ الصَّفْحِ يَا عَظِيمَ الْمَنِّ يَا مُبْتَدِئاً بِالنِّعَمِ قَبْلَ اسْتِحْقَاقِهَا يَا رَبَّنَا وَ يَا سَيِّدَنَا وَ يَا مَوْلَانَا وَ يَا غَايَةَ رَغْبَتِنَا أَسْأَلُكَ يَا اللَّهُ أَنْ لَا تُشَوِّهَ خَلْقِي بِالنَّارِ"
"Ey güzellikleri açığa çıkaran, ey kötü ve çirkinlikleri örten, ey (suçluyu) suçu sebebiyle (hemen) cezalandırmayan, ey hürmet perdesini yırtmayan, ey affı büyük olan, ey güzel bağışlayan, ey mağfireti geniş olan, ey rahmetini (kullarına) açan, ey her sessiz yalvarışın sahibi (onu işiten, teveccüh eden), ey bütün şikâyetlerin ulaşacağı son nokta, ey tökezleyip ayağı kayanları bağışlayan, ey affında cömert olan, ey büyük bahşeden, ey müstahak olmadan nimetlerini bahşeden, ey Rabbimiz, ey Efendimiz, ey Mevlâ’mız, ey isteklerimin sonu, ey Allah’ım! Senden cehennem ateşiyle yaratılışımı çirkinleştirmemeni istiyorum.”
Resulullah (sallallahu aleyhi ve ve sellem) buyurdu ki: “Bu sözlerin sevabı nedir? Ey Cebrail!” ; dedi ki: “Eğer yedi kat gök ve yerin melekleri bir araya gelse ve onun kıyamet günü olan sevabını vasfetmeye kalksa, binde birini bile sayamazlar."
