Vefa: İnsanın kendinden adadığı şeyi gerçekleştirme, diliyle söyleyip kendini bağladığı sözü yerine getirme hususunda sabır göstermesi, kendisini yoksul düşürme pahasına da olsa adadığını vermesi demektir. Az da olsa sözünü yerine getirirken zorluk çekmeyen kimse vefal ı sayılmaz.
Bir kimsenin, kendi hakkında verdiği hükmü yerine getirme hususunda çaba sarfederken sıkıntı çektiği oranda vefahlığının oranı da yükselir. Yani sözünü yerine getirirken ne kadar zahmet çekerse o sıkıntılar onun vefasının değerini artırır.Bu, güzel bir davranıştır ve bütün insanların yararınadır.Çünkü: Vefakarlığıyla bilinen kimsenin sözü kabul edilir, makamı yüksek olur.
Özellikle kralların, reislerin bu ahlaka sahip olmaları çok daha önemlidir. Kralların, liderlerin buna ihtiyaçları çok daha fazladır. Çünkü kralların vefa duygularının şayet az olduğu emrindekiler tarafından bilinirse sözlerine güvenilmez dolayısıyla da istekleri de
yerine getirilmez. Ne askerleri ne de yardımcıları onlara itimat etmez.
Emaneti sahibine vermek de vefanın bir gereğidir. Bu; insanın tasarrufuna verilen mal ve benzeri şeylerde insanın kendilerine ait olmayan bir şeyi almaktan kaçınmasıdır.
Kişi kendisine tevcih edilen güveni ne pahasına olursa olsun hiçbir vakit boşa çıkarmamalı, emanetleri elinden geldiğince kusursuz ve eksiksiz bir şekilde sahiplerine vermeli, ait oldukları yere koymalıdır.
Muhyiddin İbn Arabî (k.s)
Mekarim'ul Ahlak sh.20