İslâm ümmeti, vasat bir ümmettir. (Bakara Sûresi, 2/143 )
Yaşamın dengesini yakalamak bisiklete binmekten çok daha zor , gözetilecek unsurlar çok fazla , ama imkansız da değil , zira “O” bizlere taşıyamayacağımız yük vermemiştir.
“Yiyiniz, içiniz, sadaka veriniz ve giyininiz. Ancak kibirlenmeyin ve israf etmeyin. Şüphesiz Allah (c.c.) nimetinin eserini (görüntüsünü) kulunun üzerinde görmek ister.” (Buhari, Libas 1; İbnu Mace, Libas 23 )
Denge fikri yukarıdaki hadisi düşünürken aklıma düştü . Müslüman nimeti nasıl taşımalı nasıl göstermeli derken, lüks hayatlar içindeki Müslüman kardeşlerimi düşündüm. Nimeti gösterelim derken vasatı ( orta yolu ) mu terk ettiler ?
Belki lüksün ne olduğu konusunda, belki ihtiyacın limiti konusunda farklı düşünüyoruz . Bunu netleştirmek için dönüp Kur’an ve hadislere bakmamız herhalde en iyisi . Kur’anı yaşayan , ahlakı Kur’an olan Peygamberimizin nasıl giyindiğine, evini ne şekilde inşa ettiğine, ev eşyasının ne olduğuna bakmamız en güzeli olur . Zira Usve-i Hasene, en güzel örnek O ‘dur. Peygamberimizin ( s.a.v) ve Raşid Halifelerimizin ( r.a.) hayatlarında bugünkü lüks anlayışının zerresini bulamıyoruz. Ezvacı Tahirat’tan bir örnek olarak Hz. Aişe validemizin ( r.a.) kendisine gelen pahalı hediye kumaşları , değeri fakirlere dağıtılmak üzere elden çıkardığını , elbiselerine kat kat yamalar yaptığını okuyoruz. Peki Hz. Aişe validemiz Allah’ın nimetini üzerinde göstermiyor muydu ? Haşa en güzel şekilde gösteriyordu. Misal ilim nimetini çok güzel taşıyor ve insanlar ile paylaşıyordu.
Bize rehberlik etmesi beklenen yıldızlara , Ashab-ı Güzinin hayatlarına ne kadar benziyor hayatlarımız ? Hz. Ömerin lükse merakı var mıydı ? Hz. Ebu Bekir servetini nasıl tüketmişti ? evla olan almak mıdır vermek mi ? ne çok ne çok soru var akla gelen. Ya cevaplar kardeşlerim ? ya cevaplar …..
Sonra, yemin olsun ki, o gün (size verilen) her nimetten sorulacaksınız. ( Tekasür suresi 8. ayet )