Belki de en nadide bir sızımdın
Yüreğine söz dinletemeyen
Vefasızdım, inandım
Nihayetinde bir insandım,
Umutla yaşardım, duyguları
Nasıl hiçe sayardım
Her lahzada halin insicamında
Yaşayan fermandın, her ne yapsan
Ruhumdan kopamazdın
Vurgundum,
Kalbin efkârında gamdın
Hüzün vadeden heyecandın,
Düşlerimde baharı yaşattın
Hülyalarımda sürur bahşeden farktın,
Yalnızlık dünyamda hep yanımdaydın
Hiç gelmiyordun,
Beni üzüyor incitiyordun, kalbimi
Kırıyor acıtıyordun, bilmiyordun
Ben
Sana tutsaktım,
Tutkun olan şafaktım
Vakti sukuta erdirecek kadar
Uzaktın, her gece ağlattın
Nereye baksam, toprağı koklasam,
Sararan yaprağı tutsam sen vardın
Sen halin suhuletine sevda
Yaşatan kitaptın, aşk mısralarında
En çok söylenen nakarattın
Her ruhun
Bir sevdası olmalı, adanmalı
Hiçliğin feyzinde nefsi
Arzulardan arınmalı, O’na koşmalı
Sülfitlikten ziyade
Ruhiliği esas yapmalı, çile ve ecirle
Sufiliğin farkını anlamalı
Aç kalmalı, gönlü tok olmalı,
Hırkası temiz, urbası yamalı
Bulunmalı, asla utanmamalı
Bilgi ve aşk
Olmadan iman nicedir
Hale dokunmayan kelam
Nefsi keyfiyettir, edep niyedir
Kalp korkusu hayâ ile
Bereketlenen ülfettir,
Haşyet hassasiyet vesilesidir
Kitabı celili anlamadan hıfzetme,
İman etmenin feyzine müdrik
Olmadan hüküm koymak neyine
Sureta Müslüman
Olma ve kimseyi avutma
Bin bir renk içinde, cezbeden
Olmak derdiyle ortalığa serilme
Ruhsuzluğun ne kadar aşikârdır,
Kalbin lekeler içinde virandır,
Yalan yanlışa bürünme
Panayıra çıkan, görücü arayan,
Can sıkıntısına bahane bulan, edebi
Hiçe sayan olarak daha fazla küçülme
Mustafa Cilasun
Aşk, ruhu
Ve gönlü meftun eden
Halden geçiren
Haşyet zerk eden
Firkate eriştiren demdir…
Mustafa Cilasun