Derinliğim besliyor seni...
Sen kaynağı fersah fersah uzağımda olan, gürültüyle içime akan bir nehir gibi, kendini hiç sakınmıyorsun dökerken beyaz sularını maviliğime,
Aramızdaki uzaklık, birkaç mevsim mesafesinde, sen çıkarken kaynağından yatağın boyu akmak için .....’ta, ben derinliğimde sakladığım tekirlerin, barbunyaların en lezzetli zamanını yaşıyorum. Çünkü aylardan Eylül…
Çünkü benim sularım güneşin dikliğini kaybetmeye yüz tuttuğu bir mevsimin hüznüyle besleniyor.
Derinliğim korkutmasın seni;
Farzet ki çıplak gözle dibini görebileceğin kadar sığ olsaydı sularım, geldiğin mesafeden taşıdığın yol arkadaşların nerede biriktirirdi kendini.
Nereye koyardın verimli toprakların, kumların, ovaların seyyah ruhlu yolcularını, nereye yığardın kilini, kumunu, çakılını, şayet sığ olsaydım?
Bırak herşeyini sularıma.
Senin için ad verdim onlara: Delta
Buluştuğumuz yerin adı olsun bundan sonra…
Mesafelerin mevsimlerle ölçüldüğü bir yerden geliyorsun,
Sen ....’sın, ben Eylül;
Sen varolurken akmak zorundasın, ben durmak;
Senin büyüklüğün uzunluğunda, benimkisi derinliğimde…
Farklılıklar nasıl zenginleştirecekse geleceği,
Öyle zenginleştireceğiz birbirimizi,
Buluştuğumuz yer gibi,
Senin için ad verdim konuklarıma: Delta
Buluştuğumuz yerin adı olsun bundan sonra…
esra pekin