Bu gün ülkemizde islami İNANIŞ UYGULAMALARI açısından,müslüman halkımızın ikiye bölünmüş olduğunu
müşahade etmekteyim.Bu durumdan rahatsız olmam nedeniyle gündeme getirmeyi düşündüm.
Müşahade ettiğim bu ikiye bölünmenin birinci tarafı:
islami uygulamaların ,sert,katı ve tavizsiz olarak kabulü,ve 1000 yıl önce yaşamış islam alimlerinin,yaşadıkları zamanın yaşam şartlarına göre yaptıkları yorumları,ve fetvaları tartışmasız kesin kurallar olarak kabul eden ve uygulayan kesim.Bu uygulamalara bir iki örnek vermek gerekirse, tokalaşma,el zinası,göz zinası,başı örtme kesin kuralı,denizde kadın erkek ayırımı,tesettür mayosu,içki yapımı ve satımının haram kabul edimesi, ve bunu gibi verilebilecek sayısız örnekler..
bölünmenin ikinci tarafında ise:
islami uygulamaların,bu günün yaşam şartlarına göre yeniden yapılması gerektiğine,ve bunu yapabilen günümüz din adamlarının görüşlerine katılan,bu yeni yorumların gerekli ve şart olduğuna inanan,
islamın en HOŞGÖRÜLÜ din olduğunu bilen,islami uygulamalarla getirilen günah ve haramları daha
makul ve günümüz şartlarına uygun düşünen, katı ve koyu müslümanların ileri sürdükleri günlük yaşamla ilgili haram va günah görüşlerine katılmayan bir müslüman kesim.
Acaba bu iki farklı kesim arasındaki farklılıklar giderilebilir mi ? Ortak noktalar bulunarak bu iki kesim,birbirine yaklaşabilir mi ?
Ancak bu arada şunu da gözden kaçırmamak gerek :
Osmanlıda saray ve çevresi daha fazla müslüman görünebilmek çabasıyla, Türkçe-arapça karışımı
osmanlıca bir dil üretip konuşurken, Anadolu halkı bu dile aldırış etmemiş ve kendi öz dilini kullanmaya tereddütsüz devam etmiştir. Neticede Anadolu dilini korurken osmanlıca ölmüştür.
Bu olay aklıma şu soruyu getirdi; acaba kentlerdeki bu dini inanış ayırımını Anadolu yine reddedecek ve kendi inanışından sapmayacak,olay kentlerdeki çatışmalardan ibaret mi kalacak ??
HEPİNİZE SELAM