You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

TÜRKİYE’DE İRTİCA YAYGARALARI

TÜRKİYE’DE İRTİCA YAYGARALARI

Üye
TÜRKİYE’DE İRTİCA YAYGARALARI
Bismillahirrahmanirrahim
İrtica: Kelime anlamı itibari ile geriye dönmek, geriye götürmek, gerilik gibi
anlamlara geliyor. Kur'anî anlamda ise, İslâm’a kavuştuktan sonra putlara geri dönmenin
adıdır. Bugünkü anlamda ise tam manasıyla siyasi bir argo. Özellikle laik ve dinsiz çevrelerin
Müslümanlara yönelik hareketlerde kullandıkları bir kelime. Türkçe anlamı ile gerici, onların
dilinde gericilik dindarlık ile adeta özdeştir ve cumhuriyet öncesi Osmanlı düzenine dönmeyi
ya da din yasalarına dönmeyi istemektir.
Türkiye’de kimilerinin şartlarında gerici olmanın işareti Müslüman olmaktır. Her ne
kadar resmi beyanlarda “dindarlık” suç olarak gösterilmez ise de, kastedilen dindarlık, içi
boşaltılmış, kuşa benzetilmiş bir dindarlıktır. Mesela, faiz onlar için haram değildir.
Örtünmek, tesettür diye bir sorunları olmayacaktır. İçki ise ölçülü olarak içilebilir. Din ve
devlet ayrıdır. Kur'an-ı Kerim’deki hüküm bildiren ayetler, 1400 yıl öncesi için geçerlidir.
Zaman değişmiştir. Kalp temizliği ise ibadetlerin yerine geçer. Sadece Kur'an’daki güzel
ahlâk öğütleri bugün geçerliliğini korur. Yoksa cin, şeytan, melek, cennet, cehennem,
insanların Hz. Adem (a.s.)’den geldikleri, bilimsel yoldan ispatlanmadığı için “irtica”
kapsamına girer. Tabii bu sözlerin sahipleri, hangi akıl, bilimsel faraziye ya da bilimsel ispat
gibi konuları önemsemiyorlar. Kader onlar için yoktur.
Bütün bunlar Kur'an’da belirtilmeyen bir Müslüman tipidir. Daha doğrusu böyle bir
Müslüman tipi de yoktur. Tabii, irtica ile suçlanan gerçek Müslümanların nasıl olup da bu
ülkeyi geri bıraktığını, gerici olduklarını tespit etmek mümkün değildir. Toplumun geriye
götürülmesi açısından bu kesim, en fakir ve hatta genelde kırsal kesimin büyük bölümü, bu
gruba girdiği için okur yazarlık oranı oldukça düşüktür. Ne var ki, irtica ile suçlanan
gelişmeler, bu kesimin aydın-entelektüel-okumuş kesiminden kaynaklanmaktadır. Üstelik bu
Müslümanlar 80 yıldır ne iktidara, ne servete, ne de silaha sahiptir. On yılda bir, toplumu
kurtarıp bütün yetkiyi ellerine geçirenler de bunlar değildir. Para basma makineleri, bankalar,
büyük sermaye kuruluşları, basın, radyo, televizyon da bu Müslüman kesimin denetiminde
değildir. Hal böyle olunca, ülkenin geri kalmasının sorumluluğunu Müslüman kesime
yüklemek pek inandırıcı ve insaflı bir suçlama olmayacaktır. Halbuki, İstiklal Savaşında
cepheye koşan ve bağımsızlık savaşını başlatan bu imanlı halk değil miydi? İstiklal marşını
yazdıran bu iman değil miydi? Bayrağımıza kanının rengini veren şehidin imanı ve ay
yıldızda ifadesini bulan gerçek bu imandan kaynaklanmıyor muydu? Cumhuriyetin
kuruluşuna yol açan konferanslar ve birinci meclis bu kişilerle ve bu imandan kaynaklanan
heyecanla açılmamış mıydı? İlk TBMM bir cuma günü Hacı Bayram Camii’nde dualarla ve
tespihlerle çalışmalarına başlamıyor muydu?
Bu imanı ve inancı taşıyan insanları irtica ile suçlamak ve imanın sembolü olan irtica
ile sanık sandalyesine oturtmak, gerçekte İslâm’ı, İstiklal Marşını, İstiklal Savaşını ve bu
devletin kuruluşuna yol açan ve buna emek veren insanları suçlamak anlamına gelir. Asıl
irtica budur. Müslüman kızın başörtüsüne uzanan irticanın elidir, zalim ortaçağ derebeylerinin
elidir. Değil mi ki, Sütçü İmam, Kahramanmaraş’ta Müslüman kadının başörtüsüne saldıran
Fransız kafirine sıktığı ilk kurşunla, Kurtuluş Savaşını başlatıyordu. Bugün ne oldu? Ne
değişti ki o Fransızla tek devlet sevdası ile çırpınanlar, Fransız askerlerinin başaramadığı işi,
ilericilik adına bir takım insanlar tamamlamak istiyorlar.
İrtica tartışmaları Cumhuriyet tarihi boyunca hep sürüp gitti. Din alaya alındı. Dinde
reform özlemleri dile getirildi. Kendilerine yeni kıbleler arayanlar, yeni amentü gibi
saçmalıklar üretenler, geleneksel sol taban üzerinde din düşmanlığı yaptılar. Ne var ki
2
günümüzde irtica artık solun değil, sağcıların da ağzında sakızdır. Özal iktidarının dışişleri
bakanı, A.B.D.’de Türkiye’deki bir siyasi partiyi kast ederek: “Türkiye’de irticanın oyu
%5’tir.” diyebilmekte, diğer bir sağcı parti “Türkiye’de komünist parti kurulabilir ama, o
zaman dine dayalı politik örgütlenme hakkı isteyecek irticai çevrelerin önüne geçmek daha
da zorlaşabilir” diyebilmektedir.
Aslında Türkiye’de irticaya karşı sağlam panzehirlerin geliştirildiğini biliyoruz ve
görüyoruz. İçki içmek irticayı önler. Çünkü mürteciler içki içmezler. Yine çıplaklıkta irticaya
karşı önemli bir sığınaktır. Fuhuşta öyle. Milli bayram adı altında, bu asil ve necib milletin
kızlarını don gömlek sokaklara döküyorlar. Onun içindir ki içki ve fuhuş, bu kadar teşvik ve
açıklık kazanıyor.
Müslümanları irtica ile suçlayanlar, asıl kendileri korkunç bir geriliğin içinde, ülkeyi
ve milleti geri bırakmanın ağır sorumluluğunu taşımaktadırlar. Çünkü şimdiye kadar iktidarda
olanlar hep kendileri idiler. Silah ve servete, her şeye kendileri sahiptirler. On yılda bir gelip
ülkeyi ve milleti onlar kurtarıyorlardı. Onlara göre İmam Hatip Okulları, İlahiyat Fakülteleri,
Kur'an Kursları irtica yuvalarıdır. Başörtülü insanlar mürtecidirler. Sakal ve başörtüsü ise
irticanın değişmez iki işaretiydi. Hele okumuş kesimden olanlar için ise devlete ve rejime
karşı güç gösterisidir bu kıyafetler.
Gerçek gerici şüphesiz kendileridir. İnanan kızın başörtüsünü, erkeğin sakalını rejim
sorunu haline getiren mantıkla ilericilik çelişir elbette. Kaldı ki, bölgemizdeki cereyan eden
olayları anlayabilmek ve giderek dünya gündeminde daha önemli bir yer işgal eden
İslâmlaşma olayını kavrayabilmek, dünya olaylarını anlayabilmek açısından bu gereklidir.
Bunu yapmayıp, hayalinde ürettiği bir din kültürü ile olayları açıklamaya, inanan insanların
davranışlarını yönlendirmeye kalkışmak sağlıklı bir ruh halinin eseri olamaz. Ben ne
yaparsam yapayım, gerici olmaktan ve onlar da ilericilik hastalığından kurtulamayacaksa, bu
hesapta, bu gidişte bir yanlışlık olsa gerek.
1987 yılında ilginç bir olay yaşandı. Türkiye’de de ilk kez homoseksüeller sokağa
dökülerek kendilerine yönelik toplumdaki baskıları protesto ettiler. Dahası haklarını
savunmak için örgütlenme, hatta siyasi parti kurma yoluna gittiler. Ateistler, homoseksüeller,
feministler, hayat kadınları ve çevrecilerin katılımı ile kurulacak partinin % 10’luk seçim
barajını rahatlıkla aşabileceğine inanıyorlar. Bu faaliyetlere öncülük edenler, yalnız
İstanbul’da 500 bin sempatizana sahip olduklarını söylüyorlar. Bu arada cinsel özgürlük
arayışı içindeki insanların sayısı da giderek artmaktadır. İstanbul Teknik Üniversitesinde
yapılan bir araştırma ise, bu konunun tuzu biberi oluyordu. Gençlerden yarıdan çoğu
evlenmeden önce cinsel ilişki içine girmişti ve homoseksüel ilişkiler ise artık üniversite
öğrencisinin yabancısı değildi. Hatta hemen herkesin bilgisi altında ve yüzde olarak da % 25
dolaylarında idi. Alternatif yaşam biçimi adı verilen bu tür evlilik dışı birliktelikler büyük
şehirlerde giderek yaygınlaşırken bazı genç gruplar daha da ileri giderek, cinsel serbestliğin
olduğu kominler oluşturma yoluna gitmişlerdi. Üretim, tüketim, aile hayatı, çocuklar her şey
ortak olacaktı. Sosyete kesiminde ise, bir yandan evlilik kurumu korunurken, eş değiştirme
partilerine varan serbest ilişkiler de hiç garipsenmiyordu. Çok eşli evlilik konusundaki
yasaklama sürerken, dini nikah horlanmaya devam edilirken, yeni yaşam biçimi hemen hemen
hiçbir yasal engele takılmıyordu.
Annesi ile ilişki kuranlar, kızına tecavüz edenler, aile içi çarpık ilişkiler, gazetelerde
günlük basit haberler olarak geçiyordu. Artık Türkiye’de zina suç olmaktan çıkmış, hayali
ticaret yolu ile devletin kasasını soyanlar, rüşvetle devleti satanlar, uyuşturucu ticareti
yapanlar, bankaları hortumlayanlar…
3
TÜRKİYE’DE İRTİCA YAYGARALARI -IIBütün
bunları Müslümanlar mı yapıyor da onun için mi gerici oluyorlar? Yoksa
Müslümanlar sizin bu adi suçlarınıza ortak olmadıkları için mi irtica feryatları yükseliyor?
Bütün bu yaptıklarınızın hesabı, bir gün mutlaka sizlerden sorulacak, bakalım o zaman sizi
kim kurtaracak? Tek kurtuluş yolunun İslâm olduğunu bakalım ne zaman anlayacaksınız?
Dünyanın akışına ters düştüğünüzü ne zaman fark edeceksiniz? 1400 sene evvelki Kureyş’in
cahiliyesi sizden daha ileri ve akılcı idi. Uyanacaksınız ama mahşer günü…
Her şeye rağmen İslâm, ülkenin geleceğinde en büyük güç… Yabancı gözlemciler de
Türkiye’nin İslâmlaşmasından korkuyorlar. Ve onlar korkularında haklıdırlar. Tek çıkar yol
İslâm… Halbuki İslâm’ın gelişi onların da kurtuluşudur. Orta doğuda hatta dünyadaki barış,
huzur ve refahın biricik kaynağıdır İslâm…
Türkiye’de bütün imtiyazlı ideolojiler ve resmi ideoloji tam manasıyla iflas etmiş
durumda. Laik ideoloji, toplumsal gerçekleri görmezlikten gelerek, hukuku tek yanlı bir
emrivaki ile batı örf, adet ve ölçülerine göre düzenlerken, inanan insanların seslerini
yükseltmelerini önleyici yönde, inanç ve hürriyetini baskı altına alıcı kanunları bir anda
çıkartabiliyorlar. Güvenliğimiz NATO’nun ilkeleri doğrultusundadır. Ekonomimiz Avrupa
ölçülerine ve A.B.D.’nin dış yardım programına göre biçimlendirildi. Kültür hayatımız
batının moda akımlarına kurban edildi. IMF ve Dünya Bankasının ekonomik alandaki
buyrukları, iç ve dış siyasetimize hakim oldu. Basın ve eğitim kurumları uluslar arası
örgütlerin himayesine terk edildi. Ne var ki bu gidişin sonu tam bir iflastı ve rejim iflas etti.
Ey uyuyan asil millet! Ne zaman bu uyku sona erecek, ne zaman davana sahip
çıkacaksın? Ey Anadolu’nun bağrı yanık yiğit evladı! Bu olanlara ve bu feryatlara kulak ver.
Silkin, dikil ve ecdadının sana emanet ettiği bu cennet vatan üzerindeki baykuşların ötüşüne
son ver. Yarınlar çok geç olmadan…
Velhamdü lillahi Rabbil Âlemin.

Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.