You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

turgut özal biyografi

turgut özal biyografi

Profesör
turgut özal biyografi
13 EKİM 1927

17 NİSAN 1993
Turgut Özal, banka memuru Mehmed Sıddık ve ilkokul öğretmeni Hafize Hanım’ın çocukları olarak 13 ekim 1927’de Malatya’da dünyaya geldi. Babasının görevi nedeniyle ilk ve orta öğrenimini yurdun değişik yerlerinde tamamladı. Turgut daha dört yaşında iken aile Bilecik’in Söğüt ilçesine taşındı. Burası, Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin’ Keykubat’ın Ertuğrul Bey’e yurtluk olarak verdiği, sonra da Ertuğrul Bey’in oğlu Osman Bey’in Osmanlı Devleti’nin temelini attığı yerdir. Yetiştiği bu çevre, Turgut Özal’ın kişiliğinin oluşumunda temel rol oynayacaktır.

Özal öğrenim hayatına burada başladı. Daha sonra aile Silifke’ye taşındı. Özal bu yıllarda ısrarla pilot olmayı arzu etmektedir. Fakat burada geçirdiği bir kaza onun bu arzusuna ulaşmasına engel olacaktır. Bindiği eşeğin üzerinden semer kaymış ve kolu hasar görmüştür. Bu, kolunun biraz kısa kalmasına sebep olmuş ve böylece pilotluk hayalleri de suya düşmüştür.

Mehmed Sıddık Bey’in görevi nedeniyle aile sık sık il değiştirir. Nitekim Özal bu arada orta okulu da Mardin’de bitirir. Ama Mardin’de lise yoktur. Annesi Hafize Hanım, oğlunun ya Konya Lisesi’nde ya da Kabataş Lisesi’ni okumasını arzu etmektedir. Her iki okul da paralıdır. Özal’ın paralı yatılı okuması gerekmektedir. Böylece Özal, 25 lira daha ucuz olduğu için, Kabataş’a değil, Konya Lisesi’ne verilir. Fakat bu arada ortanca oğul Korkut da Ortaokulu bitirir. Ailenin her iki çocuğu da paralı yatılı okutmaya gücü yetmemektedir. Aile buna da bir çözüm yolu bulur. İki kardeş de dayıları Süleyman Doğan’ın Malatya’daki evlerine belli bir kira karşılığında yerleştirilir. Yeğenleri Hüsnü de yanlarında kalacaktır.

Aile sonunda Kayseri’de tekrar buluştu. Özal liseyi Kayseri’de bitirir. Turgut Özal girdiği üç fakültenin de imtihanlarını başarır. Fakat bunların arasından İTÜ’nün Elektrik Mühendisliği’ni seçer. Burs almaya başlayınca ailesine yük olmaktan kurtulur.

Özal’ın yokluklar arasında geçen bu tahsil hayatı, hayata atıldıktan sonra hayır amaçlı çeşitli cemiyetlerde görev almasında da temel rol oynamıştır. Devlet Planlama Teşkilatı’nda çalışırken, daireye uğrayan ihtiyaç sahibi bir fakire verecek bir şey bulamayınca üzerindeki elbiseleri çıkarıp vermesinde, zorluklar ve yoksulluklar arasında geçen hayatının rolü büyüktür.

Üniversite yıllarında gençlik hareketlerinde de aktif rol alır. Talebe Cemiyetinde yardım kolu başkanlığı yapar. Kardeşi Korkut’la birlikte, “Anadolu’nun bağrından kopanlara İstanbul’u Tanıtma Kulübü’nü kurar. 1940’lı yılların o insan hak ve hürriyetleri açısından sıkıntılı günlerinde, Mareşal Fevzi Çakmak’ın cenazesinin İslâmi usullere göre gömülmesi ve vatandaşın omuzlarında taşınması konusunda aktif rol oynar.

Özal, 1950 yılında üniversiteden mezun oldu. Aynı yıl Ankara elektrik İşleri Etüd İdaresi’nde mühendis olarak çalışmaya başladı. Bu arada evlendi. Fakat bu evlilik kısa sürdü. 1952 yılında sona eren bu evlilikten sonra, kendisinin de çalıştığı EİEİ’de daktilocu olarak görev yapan Semra Hanım’la evlendi. Özal’ın bu evlilikten 3 çocuğu oldu.

Özal bu evlilikten hemen sonra mesleğinde ihtisas yapması amacıyla Amerika’ya gönderilir. Dönüşünde Elektrik işleri Etüd İdaresi’nde Genel Direktör Teknik Müşaviri olarak görev alır. 1958 yılında zamanın hükümetince kurulan Planlama Komisyonu’nun sekreterye görevini de yapan Özal, bu arada askerlik görevini de yapmak üzere 1959 yılında Ankara Ordudonatım Okulu’nda yedek subay olur. Devlet Su İşleri Genel Müdürü Süleyman Demirel de, usta asker Turgut Özal’ın yanında yedek subay öğrencisi olarak gelir ve Özal ona hem komutanlık, hem de öğretmenlik yapar. 1960 yılındaki askeri darbe sırasında Özal askerdir. Askerlik görevinin hemen ardından elektrik İşleri Etüd İdaresi’ndeki görevine tekrar dönen Özal, Devlet Planlama Teşkilatı’nın kuruluş çalışmalarına da katılır.

1965 seçimlerinden sonra Başbakan olan Süleyman Demirel’in yanında önce danışmanı olarak görev alan Özal, daha sonra da 1967 yılında DPT Müsteşarlığı’na getirildi. DPT’de sol planlamacılar ağırlıkta olmasına rağmen, ısrarla planlamada özel girişime ağırlık verilmesi gerektiğini savundu. 12 Mart 1971 askeri darbesinden sonra DPT’daki görevinden ayrıldı ve Amerika’ya gitti. Burada 1973 yılına kadar kalyan ve Dünya Bankası Sanayi Dairesi’nde sanayi ve maden konularında özel danışmanlık görevi yapan Özal, yurda dönüşünde özel sektörde bankacılık, demirçelik, otomotiv sanayi, tekstil, gıda, döğme ve döküm alanlarında yönetici olarak çalıştı. 1977 Genel Seçimlerinde MSP’den İzmir Milletvekili adayı oldu ve seçimi az bir farkla kaybetti. Daha sonra MESS’de Sendika Başkanı olarak görev yaptı. Kasım 1979 yılında Süleyman Demirel Başkanlığında kurulan azınlık hükümetiyle tekrar devlet memurluğuna dönen Özal’a, Başbakanlık Müsteşarı ve DPT Müsteşar Vekilliği görevi verildi. Türk ekonomisinin liberalleşmesini hedefleyen 24 Ocak kararlarının hazırlanmasında aktif görev aldı.

12 Ocak 1980 askeri darbesinden sonra kurulan Bülend Ulusu Hükümeti’nde ekonomik işlerden sorumlu Başbakan Yardımcılığı görevine getirildi. 22 ay kaldığı görevinden 14 Temmuz 1982 yýlýnda istifa etti 20 Mayıs 1983’te Anavatan Partisi’ni kuran Özal 12 Eylül sonrası yapılan ilk serbest genel seçimlerde 6 Kasım 1983’de 211 milletvekili çıkararak toplam 400 kiþiden oluşan parlamentoda çoğunluğu sağladı ve iktidar oldu.

Milli Güvenli Konseyi, seçimin Milliyetçi Demokrasi Partisi tarafından kazanılmasını ve Halkçı Parti’nin de ana muhalefet partisi olmasını arzu ediyordu. Özal’ın seçimleri kazanması sürpriz oldu. Kenan Evren Hükümeti kurma vazifesini Özal’a vermekte biraz tereddüt gösterdi ve Hükümeti de ancak 13 Aralık 1983’te onayladı. Birinci Özal Hükümeti 24 Aralık’ta güvenoyu aldı. İdari ve mali alanda devrim sayılacak kararlara imzasını attı ve ilk yapılan yerel seçimlerde de ezici bir üstünlük sağladı. 1984 yılı Mart’ında yerel yönetimlerde de iktidar oldu.

13 Nisan 1985’te yapılan ilk büyük kongrede tekrar genel başkanlığa seçilen Özal, 1987 yılında yapılan genel seçimlerde de 292 milletvekili çıkararak TBMM’de çoğunluğu sağladı. İkinci Özal Hükümeti 21 Aralık 1987 de açıklandı ve bu hükümet Türkiye Cumhuriyeti’nin 47. Hükümeti oldu.

18 Haziran 1988’de yapılan Anavatan Partisi 2. Olağan Kongresi sırasında Özal’a suikast girişiminde bulunuldu ve elinden yaralandı. Özal aynı gün takrar oy birliğiyle genel başkanlığa seçildi.

31 Ekim 1989’de Kenan Evren’den boşalan Cumhurbaşkanlığı makamına seçildi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin 8. Cumhurbaşkanı olarak 9 Kasım 1989’da göreve başladı.

Herkes Özal’ın laik bir ülkenin cumhurbaşkanı olarak cuma namazına gidip gitmeyeceğini merakla bekliyordu. Fakat o her zamanki gibi rahat ve tabulara meyden okuyan tavrıyla Ankara Kocatepe Camii’ne gitti ve cuma namazını kıldı. O gün Kocatepe’de izdiham yaşandı ve halk sevincinden gözyaşlarına boğuldu.

Türkiye’nin bölgesinde etkin rol oynamısını isteyen Özal, Balkanlara ve hemen peşinden Orta Asya’ya yaptığı o uzun ve yorucu seyahatlerden sonra döndüğü o çok sevdiği vatanında, 17 Nisan 1993’te vefat etti.

Cumhurbaşkanı seçildiğinin ertesi günü sevinç gözyaşlarıyla kendisini Kocatepe Camii’nde karşılayan halk, bu kez onu ayrılık gözyaşlarıyla aynı yerden uğurladı.

“Öldükten sonra beni İstanbul’a defnedin, kıyamete kadar Fatih Sultan Mehmed’in manevi ruhaniyeti altında bulunmak istiyorum” şeklindeki vasiyetine uyularak Adnan Menderes’in de bulunduğu yere defnedildi.

Halen kabri, çok sayıda vatandaş tarafından ziyaret edilmektedir.


seni çok arıyoruz..
hayata senin gibi insanlar lazım..
toprağın bol olsun..
Bunu ilk beğenen sen ol.
vampiriçe:):):)
RE: turgut özal biyografi
okumucam okumucam iştegülücük
bnm babaannem görmüş turgut özal ı hea
ben size anlatırım daha kısagülücük
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
Cvp: RE: turgut özal biyografi
Qbra Adlı Kullanıcıdan Alıntı:okumucam okumucam iştegülücük
bnm babaannem görmüş turgut özal ı hea
ben size anlatırım daha kısagülücük

allah cezanı vermesin emi senin
bu kadar değerli bi insanın hayatını bari oku böğğgülücük
hey allahım ya gece gece...
hıhhhhhSmile
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 10-06-2008, Saat:04:10 AM, Düzenleyen: ce'e.
vampiriçe:):):)
RE: turgut özal biyografi
beddua etme bea gülücük
ben onun hayatının kitabını okumuşumdur beagülücük
ama çok uzun okuyamıom napiimgülücük
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 10-06-2008, Saat:04:11 AM, Düzenleyen: Qbra.
Profesör
Cvp: turgut özal biyografi
Düşünce ve Hamleleriyle Turgut Özal

Turgut Özal, Türkiye’nin kaderini değiştiren, “Çağ Atlayan Türkiye” düşünü zihinlerimize inançla ve yeniden yerleştiren Devlet Adamı… Devletini ile Milletini kucaklamayı başaran bir siyasetçi... Asık suratlı ve mesafeli değil, her zaman sokakta, halkın içinde ve güler yüzlü bir lider.

Türkiye'de enerji, telekomünikasyon, ekonomi politikaları, dış ticaret gibi çeşitli alanlarda önemli gelişme ve ilerlemelerin önünü açmıştır. Ancak, Anayasa reformu, başkanlık sistemi reformu, özelleştirme reformu, eğitim reformu, sağlık reformu, sosyal güvenlik reformu gibi birçok planını da ömrü vefa etmediği için hayata geçirememiştir.

Turgut Özal, belki de yukarıda sayılanların hepsinden daha önemli ve daha zor bir şeyi gerçekleştirmiş, Türkiye’de "zihniyet değişimi"ne öncülük etmiş ve bunu başarmıştır. Onun döneminde, Türkiye, değişen dünyanın yeni gerçeklerini öğrenme ve ufkunu genişletme fırsatını yakalamıştır. Turgut Özal dönemi, Türkiye’nin birçok alanda dönüşümü tanıdığı yıllar olmuştur. Dönüşüm, Özal ile toplumsallaşmış, yaygınlaşmış ve derinleşmiştir. Yaşamı etkileyen bir işlevsellik kazanmıştır.

Turgut Özal, hayatı boyunca, aktif siyasetle uğraştığı yıllarda ve nihayetinde en üst noktalarda üstlendiği görevlerde de savunduğu düşünceler, ülküler uğrunda çalıştı. Sağlığında sevenleri kadar eleştirenleri de çok oldu. Bugün, birçok kişinin teslim ettiği gibi Turgut Özal’ın anlaşılması zor oldu, zaman aldı.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
Cvp: turgut özal biyografi
Düşünce ve hamle adamıdır...
Turgut Özal, berrak ve çok kapsamlı düşünürdü. Kendini en iyi şekilde geliştirmiş bir düşünce adamıydı. Karşılaştığı sorunları köklü ve makro yaklaşımlarla değerlendirir, kalıcı ve sağlıklı çözümler üretirdi. Tonton görünüşünden asla beklenmeyen cesur ve kararlı bir kişiliği vardı. Üzerine aldığı görevlerde ciddi bir sorumluluk zihniyeti ile hareket eder, neticeyi alıncaya kadar konuyu takip eder, işi bitirirdi. Yüklendiği görevlerde misafir veya kiracı değil, ev sahibi sorumluluğu ile hareket ederdi.
İmkânlar arasında gerçekleştirilebilecek en iyi alternatifi seçmeye özen gösterirdi. Uygulamada karşılaşılabilecek sorunları inceler ve çözümlerini önceden geliştirirdi. Çok iyi bir hazırlık yapmadan ortaya çıkmazdı. Uygulamanın başarısını güvenceye almadan eyleme geçmezdi. Eyleme geçince de hızlı ve kararlı bir icra sergilerdi. Bütün bunları yaptıktan sonra da neticeye tevekkül ederdi.

Türk toplumunun yetiştirdiği, uluslararası bir lider, bir dünya siyasetçisidir.
Cumhurbaşkanlığı görevine geldiğinde, TBMM’de yaptığı teşekkür konuşmasında; “21. Yüzyıla doğru giderken, üç büyük, üç temel hürriyeti geliştirmenin, sımsıkı korumanın uygar dünyanın önde gelen devletlerinden biri olmamızın vazgeçilmez şartı olduğunu görmeliyiz.” diyen Turgut Özal, bunları düşünce hürriyeti, evrensel anlamda din ve vicdan hürriyeti ve teşebbüs hürriyeti olarak sıralamıştı. Bu hürriyetlerin Türk Milletinin yaşam kalitesini yükselteceğini; dünyanın değişen şartları ne olursa olsun, kendi kaderini tayin etme konusunda milletimizi daha güçlü kılacağını savundu.

Özal, her alanda liberal bir anlayışa sahipti. İnançlara saygılı, bireyi esas alan devlet anlayışını, hoşgörü, dayanışma gibi temel değerleri her şeyin üstünde tutardı. Uluslararası bir lider olarak, dış politikada da bu öncelikler üzerinden ülkesi için çalıştı. Dolayısıyla, Özal’ın iç ve dış politikadaki icraatları birbiriyle tutarlıydı.

Halkın içinden, sivil, dindar, demokrat Cumhurbaşkanıdır.
Cenaze töreninde mahşeri kalabalığın elinde tuttuğu üç pankart; “Sivil, demokrat, dindar cumhurbaşkanı” hem Turgut Özal'ın siyasi kişiliğini hem de Türk toplumunun bir Cumhurbaşkanında görmek istediği özellikleri yansıtıyordu.

Turgut Özal, İslâm kimliğiyle evrensel değerleri uzlaştıran bir liderdi. Türk milletine, "iman, özgürlük ve bilimin ışığında kendi kapasitesini keşfetme imkânını" sağladı.

Siyasi hayatı boyunca dinle barışıktı. Toplumun manevi değerlerine kayıtsız kalmadı, istismara yönelmedi, inandığı için yakın durdu. Partisinin kongresinde kurşunların hedefi olduğu zaman elinden kanlar akarken kürsüye çıktı ve ağzından hafızalara kazınan şu cümle döküldü: 'Allah'ın verdiği canı O'nun izni olmadan kimse alamaz.'

Kendisiyle ve değerleriyle barışık bir siyasetçidir.
Siyasette reformcu kişiliğiyle öne çıktı. Göstermelik değil, Türkiye'yi dönüştüren yapısal reformlara imza attı. Yerleşik kuralları altüst etti. Deniz kıyafetleriyle kışlaya girdi, şortla askerleri selamladı. Evren'in ardından Çankaya'ya çıkarak siyasetin önünü açtı. Cumhurbaşkanı olunca topluma kapalı Çankaya'nın kapılarını ardına kadar açtı, devletin soğuk yüzünü tonton görünümü ve sempatik hareketleriyle sevimli hale dönüştürmeyi başardı.

Korkusuz bir girişimci, reformcu bir liderdir.
Türkiye'yi içine kapalı olmaktan çıkardı, ülkenin ufkunu açtı. Bu dönemde sağdan soldan gelen ağır eleştirilerin hedefi oldu. Kimi hamleleri büyük dirençle karşılandı. Türkiye'nin yönünü Avrupa'ya çevirdi, bugün AB'yi savunan çevreler tarafından itikadına varana değin ağır ithamlara maruz kaldı. Onun gözünü ne ithamlar ne de suçlamalar korkuttu. Çünkü “Benim iki gömleğim var; biri bayramlık, diğeri idamlık” diyerek yola çıkan seçkin bir siyaset ve devlet adamıydı. Onun hayal gördüğünü iddia edenler, dudak bükenler icraatları gördükçe, sonuçlar alınmaya başlayınca, yanıldıklarını kabul etmek durumunda kaldılar ve bu büyük hedeflere yöneldiler.
Turgut Özal’ın yaptıkları ve gösterdiği hedefler, Türk insanına kendine güvenmeyi, Türk olmaktan gurur duymayı da beraberinde getirdi.
O, ekonomide, felsefede, siyasette, dış politikada zihniyetleri değiştirmiştir.
Ülkemize “Çağ Atlayan Türkiye” düşünü en iyi şekilde gerçekleştirebilmek için, her türlü yeniliğe açık bir siyasi politika izlemiş, bir fırtına hızı ile zirveye tırmanmış, yine fırtına gibi ülkenin kaderini değiştiren kararlara hiç çekinmeden imza atmıştır.

Bir yandan özel sektörde yakın bağlar kurmuş ve özel sektör mantığını benimsemiştir, diğer taraftan ise bürokrasideki geçmişi nedeniyle devlet mekanizmasını yakından tanımaktadır. Ekonominin bu iki farklı boyutuna ek olarak uluslararası finans merkezleri ve kurumlarıyla olan ilişkileri de son derece gelişmiştir.

Anadolu coğrafyasının çok renkli insanlarından biridir.
Olağanüstü bir zekâya ve tükenmek bilmeyen bir çalışma azmine sahipti. Günlük yaşamdaki bütün davranışlarını renklendiren ve gönüllerde sevgi ve saygı uyandıran engin bir imanı vardı. Davranışlarında doğal ve ender bulunan bir tevazu ve hoşgörüye sahipti. Bir çocuk kadar tertemiz ruha, neşeli ve şakacı bir tabiata sahipti. Çocukların ve gençlerin tonton amcası, sanatçıların ve sporcuların babası, milletin cesur lideridir.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
Cvp: turgut özal biyografi
TURGUT ÖZAL’IN SÖZLERİ

“Biz çocukları severiz. Biz gençleri severiz. Biz insanı severiz. İnsandan daha mübarek, ne bir mahlûk, ne bir kurum, ne de bir doktrin vardır.”

‘‘Canım pahasına da olsa yeminime sadık kalacağım.
Tarafsız kalacağıma dair yemin ettim ama ben taraf tutacağım.
Neyin tarafını tutacağım?
Atatürk ilke ve inkılâplarının tarafını tutmaya devam edeceğim;
Anayasal kuruluşlarımıza destek olmaya devam edeceğim;
Türkiye’mizin yakın vadede Avrupa Topluluğu’nun en seçkin üyelerinden biri olmasının tarafını tutacağım;
Cumhurbaşkanlığı Makamını, her türlü iç siyaset sorunlarının üstünde tutacağım;
Ama halkımın içinde, mütevazı bir vatandaş olarak, halkımla birlikte yaşayarak…
Ve nihayet sözlerimi şu idrak içerisinde bitirmek istiyorum;
Bu sımsıcak milletin, bu güçlü ülkenin ve bu büyük Cumhuriyetin Cumhurbaşkanı olmak, benim için şereflerin en büyüğüdür.
NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!’’

‘‘Devlet de, kalkınma da, iktisadi gelişme de tek bir amaç taşır:
İnsanın, insanca, özgürce, refah ve mutluluk içinde yaşaması.’’

‘‘Bundan böyle güçlü devlet, memurları çok olan devlet değildir. Güçlü devlet, harcamaları çok, fakat iki yakası bir araya gelmeyen devlet değildir. Güçlü devlet, bir istihdam kapısı değildir. Güçlü devlet, bir mabut veya baba değildir. Hepsinden önemlisi, yeni görüşte, aslolan devletin zenginliği sonucu milletin zenginliği değil, milletin zenginliği sonucu devletin zengin olmasıdır. Yani, yeni görüşte hedef, insanın, ferdin bizzat kendisidir.’’

‘‘Biz çağı doğru okuyorduk ve çağı doğru okumak demek, Türk ekonomisini dünyadaki mukadder gelişmeleri göğüsleyebilecek donatıma kavuşturmak, dünyanın gidişatına senkronize etmek demektir.’’

‘‘Bir şeye karar verdim mi, dosdoğru giderim. O iş elimden kurtulamaz.’’

‘‘Ben öbür dünyaya inanır ve bu dünyanın bir geçiş yeri olduğunu düşünürüm. Öbür dünyada bugün yaptıklarının hesabı sorulur. İlim sahibinden ilmini, para sahibinden paranı doğru yolda kullandın mı diye sual edilir. Bize de, sana hizmet imkânı verdik, bu imkânı iyi değerlendirdin mi diye sorulur.”

...
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.