1- Allah-u Zülcelal hakkında olan tevekkül. Bu tevekkül, Allah-u Zülcelal’in vekilliğine ve yardımına güvenmektir. 2- İnsanın Allah-u Zülcelal’e karşı olan hali, çocuğun annesine karşı olan hali gibidir. Çocuk, annesinden başkasını bilmez ve güvenmez. Annesini gördüğü zaman, hemen onun kucağına koşar ve ondan ayrılmaz. Kimin kalbi de Allah-u Zülcelal’e, bakışı Allah-u Zülcelal’e ve güveni Allah-u Zülcelal’e olursa aynı bebek gibi, Allah-u Zülcelal’e giden yoldan başkasını bilmez.
3- Tevekkülün en üstün derecesi, tevekkül sahibinin her halükarda Allah-u Zülcelal’in önünde, ölünün yıkayıcısına teslim olması gibi olmasıdır. Nasıl ki, yıkayıcı eliyle ölüyü hareket ettirdiği zaman, hiçbir tepki vermeden, yıkayıcının çevirdiği tarafa dönüyorsa, insanda kendisinin cansız olduğunu ve Allah-u Zülcelal’in kudret ve azameti ile kendisini hareket ettirdiğini bilmelidir.
Cüneyd-i Bağdadi şöyle demiştir: “Tevekkül, insanın Allah-u Zülcelal’e karşı, daha yaratılmadan önceki hali gibi teslimiyet içinde olması ve Allah-u Zülcelal’in ezeldeki gibi herşeyine sahip olduğunu bilmesidir.”
İşte insan bunları bilir ve bunlarla amel ederse, Allah-u Zülcelal’e karşı tevekkül sahibi olur. Unutmamak lazımdır ki, bütün kainatı ve içindekileri Allah-u Zülcelal yaratmış ve onları rızıklandırmayı, muhafaza etmeyi üzerine almıştır. Böyle olduğu halde Allah-u Zülcelal’den başka şeylere tevekkül etmek, onlardan medet beklemek çok yanlıştır.
Bir adam, Şibli’ye gelerek, ailesinin çok kalabalık olmasından yakındı. Şibli dedi ki: “Hemen evine git ve aile fertlerinden hangisinin rızkı Allah’a ait değilse, onu evinden kov!” Onun cevabı ne kadar güzel ve ne kadar büyük bir derstir. Nitekim Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:
“Sen ölmeyen ve daima diri olan Allah’a güvenip dayan.” (Furkan; 58)
Buna bakarak, bir kimse hem Allah-u Zülcelal’in kendisine takdir etmiş olduğu şeylere razı olmayıp, hem de: “Allah’a tevekkül ettim!” derse, Allah-u Zülcelal’e karşı yalan söylemiş olur.
Onun için daima Allah-u Zülcelal’e tevekkül edip, bize nasip ettiklerini bir lütuf olarak görüp razı olmamız lazımdır. Şayet devamlı bu halde olursak, Allah-u Zülcelal vekil olarak bize yeter.
Seyda Muhammed Konyevi (K.S)