Çünkü serbestlik adına, kadını çıplak bir şekilde görmek istemektedirler.
Çünkü ekonomi adına, kadının çıplaklığını kullanmak istemektedirler.
Çünkü cömertlik adına, kadının vücudundan faydalanmak istemektedirler.
Nitekim mü'min bir kadın için problem olmayan bu tesettür eylemi, şeytani zihniyete sahip böylesi kimseler için başlı başına bir problem olmaktadır. Çırılçıplak gezenlerden rahatsız olmayan ve onların bu halini nefsani bir tebessümle karşılayan bu zihniyet, örtülü bir kadın gördükleri zaman sinirli bir telaşla konuşmaya başlamaktadırlar.
“Kızım niye öcü gibi kapanıyorsunuz?”
“Bu yaşta niye örtünüyorsunuz. Gençliğinize yazık değil mi?”
Örtünmeyi, gençliğe yazık etmek olarak algılayan bu zihniyete göre, gençliği yazık etmemek için ne yapılacağı bellidir!. Nitekim bu anlayışa göre, soyunup dökünen, erkeklerin malı ve maskarası olan Birigitte Bardot, gençliğine yazık etmeyen mümtaz kadınlardan birisidir!.
Oysa vücudunu yani etini teşhir ve takdim ederek belli bir servet biriktiren ve bu servetini köpeklere vakfeden Birigitte Bardot, gençliğine, kimlik ve kişiliğine yazık etmemiş midir?
Etini satarak kazandığı parayı köpeklere vererek, gerçek düzlemde etini, kimliğini, namus ve onurunu sokak köpeklerine vakfetmemiş midir?
İnsana ve insanlığa değer veren İslam, kadınlara da gerçek düzlemde değer vermekte ve kadınların bu değere sahip çıkabilmeleri için mutlaka ve mutlaka örtünmeleri gerektiğini beyan etmektedir.
“Ey Peygamber, eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına dış elbiselerinden (cilbablanndan) üstlerine giymelerini söyle; onların (iffetli) tanınması ve eziyet görmemeleri için en uygun olan budur. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.”Ahzab: 33/59.
Tesettür hadisesini hangi boyuttan değerlendirirsek değerlendirelim, güzel ve hikmetli gerçeklerle karşılaşmamız mümkündür.