Uçsuz bucaksız bir kâinat denizinde,dünya denilen gemiye binmiş ve bilinmezliğe doğru seyir halindeyiz.
Kâinat denilen şu deverân,sadece gördüklerimiz,işittiklerimiz ve hissettiklerimiz kadar mı?Yoksa sadece bize çizilen sınırlar kadarını mı biliyoruz.Ötesi yokmu acaba ?
Düşünebiliyormusunuz bırakın kâinat çerçevesini,bir uçağın penceresinden dahi bakıldığında yok hükmünde olan varlıklarız.Yani kâinatı bırakın dünya üzerinde dahi kapladığımız fiziki alan yani bedenimiz neredeyse yok hükmündedir.Ancak buna rağmen yeryüzünde kibirle dolaşıp,zerreden kürreye herşeyin yaradıcısı ve sahibi olan Allah'a(cc) HAŞA.! sanki bende varım dercesine,ahmakça bir iddiada bulunan varlıklarız.
Halbuki fiziki bedenimizin (nefsimiz) var oluşunun başı atık ve değersiz bir su ,sonu ise en sevdiğimiz dahi olsa bir kaç gün bile sabredemeyip kokusundan dolayı toprağa gömdüğümüz bir cifedir.(istisnaları tenzih ederiz)
Öyleyse Alemlerin Rabbi olan Allah zülcelal ve tekaddes hazretlerinin,Kur'an'ından beyanla''HALİFEM'' dediği varlık kimdir.Öyle ya her işinde hüküm ve hikmet sahibi olan Allah,kendisine neden başı sonu değersiz bir varlığı,dünya denilen mekanda temsilci tayin etmiştir ki.
İşte insanoğlu olarak üzerinde düşünmemiz ve bolca tefekkür etmemiz gereken nokta burası.
BİZ KİMİZ?NE İÇİN YARATILDIK?BİZE HALİFE DENİLMESİNDE Kİ SIR NEDİR? vb.soruların cevaplarını aramalıyız.''Kim ki nefsini bildi,o Rabbini bildi'' hadisi şerifi üzere yaradılışımız da ki maksadı,nedenleri,sırları araştırmalıyız ki,böylelikle kulluğumuzun bilincine varalım,varalım ki taklitî imândan tahkikî imâna geçelim inşallah.
''BU ALEMDE MAKSAT MÂRİFET,GERİSİ ÇELİK ÇOMAKTAN İBÂRET''
Devamı gelecek inşallah..!
