You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

هل أنا حقاً أنا ؟
Taklidin Zemmi
İmam eş Şevkani - ez zahiri- rahimehullah dedi ki :

Bunlar ümmet âlimleri arasında taklid ettikleri imamlarının bir benzerinin ve hatta ona yakın olanının dahi bulunmadığına inanırlar. Bu inançları günlerin gecelerin geçmesiyle giderek kuvvetlenmiş ve nihâyet imamlarının bütün görüşlerinin şeriata uygun olduğuna kani olmuşlardır. Onlara göre imamlarının sözleri arasında hiçbir hata ve zaaf yoktur ve imamları delilleri en iyi bilen âlimdir ve bilmediği delil yoktur. Kendilerine Kur’ân’dan veya Sünnet’ten bir delil getirildiğinde “bu delil imamımıza göre racih olsaydı kesinlikle kabul ederdi, terk ettiğine göre onun katında ercah olan delil vardır” diyerek itirazlara kulak asmaz ve naslara olan böylesi muhalefetlerde bir beis görmezler. Edebü’t-taleb, 109.

Her bidatın anası ve bütün çirkinliklerin başı olan taklid bidatına bu cahiller nasıl da kani olmuşlar?Sonunda şeriatın Allah’ın Kitab’ı ve Rasûlullah’ın Sünnet’inden elde edilmesinin önüne geçmişler ve artık bunun mümkün olmadığını iddia etmişlerdir. Sanki insan anlayışı gerilemiş, beşerin aklı ortadan kaybolmuştur! Böylelikle taklid bidatının bütün ümmeti sarmasını istemişler ve aşağılık tabakalarından kimsenin yükselmemesini arzulamışlardır.Artık mezheblerden-Allah onları yok etsin- başka uyulacak bir yolun kalmadığını iddia ederler. Kur’ân ve Sünnet’teki hüküm mezheblerinin hükmüne uyarsa kabul eder, muhalif olursa reddederler. Muvafık olduğundaki kabulleri de sadece kendi mezheblerine uygun olduğundan dolayıdır. Ancak bunu açıkça söylerlerse halkın tepki göstereceğini bildiklerinden dolayı, bu küfür ibaresi ve cahilî sözden döner, nifak ederek yine o manaya gelecek şekilde ictihad kapısı kapandı derler. el-Kavl el-Müfîd, 64.
Bunu ilk beğenen sen ol.
هل أنا حقاً أنا ؟
RE: Taklidin Zemmi
Mezheplerin reylerini ezberlemek ilim Değildir!
Rey ile fetva vermeye gelince bu ne ilimdir ne de fazilettir. Bu kimsenin yapamayacağı bir şey değildir ki! Bilakis rey, Sahabe (Radıyallahu anhum) ve onlardan sonra gelen tabiîn tarafından zemmedilmiştir. Onlar reyi kullanarak kendileri aleyhine ikrarda bulunuyorlar.



İşte Rebîa, Zührî'ye diyor ki: Ben insanlara kendi reyimi haber veriyorum. Dilerlerse alırlar, dilerlerse kaldırıp duvara çarparlar.



Ebu Muhammed (Rahimehullah) dedi ki: Ömrüme and olsun ki, işiten kimsenin duvara çarpılması hususunda muhayyer bırakıldığı hususları derhal duvara çarpmak icap eder. Onlarla dinde fetva vermemek ve onları kullanarak Allahu Teâalâ'dan haberler vermemek gerekir.



İşte Malik ölüm esnasında şöyle demiştir: “Beni her bir meselede Malik'in reyi, Ebu Hanife'nin reyi, Evzaî'nin reyi, Süfyan'ın reyi, İbni Ebî Leylâ'nın reyi, İbni Şibrime'nin reyi, Hasen bin Hayy'ın reyi, Osman el-Bettî'nin reyi ve Leys'in reyi arasında dolaştırmak istediler. Bunların hepsi reydir ve hiçbiri diğerinden faziletli değildir. Bunların hepsi de ecir verilmiş müctehidlerdir. Onlardan herhangi birini taklit eden kimse hatalıdır, kınanmıştır ve mazur değildir”.



Tüm ümmetin icmâsı ile reyin sıfatı şöyledir ki o zan ile hüküm vermek ve din hususunda yalanlar ortaya atmaktır. Reyi ve rey ile kavil etmeyi çok yapmak, ilim sıfatını hak ettirecek bir şey değildir. Çünkü rey, ilim değildir. Reyleri ezberlemek de ilim yolu değildir. O ancak sadece hakkı bırakıp bâtıl ile iştigal etmektir; mal kazanma kapısıdır; pazarlama ve etraftakilere baş olma, idareciler nezdinde yer edinme cihetidir; para kazanma işlerinden bir iştir.. Her kim dîni bırakıp da bunlara yönelirse, o kimse kaybetmiştir ve sonu hüsrandır. Rezil rüsvay olmaktan Allah'a sığınırız.



İlim ancak Kur'ân hükümlerini, Resûlullah (SAV)'den sahih olarak gelen haberleri bilmektir; sünnetleri nakledenlerin güvenilir olup olmadıklarını, Müslümanların nerede icmâya vardıklarını ve nerede ihtilaf ettiklerini bilmektir. İlim budur ve bu ilmi taşıyan kimse de âlimdir. Bunun dışındakiler değildir.



İbn Hazm: Bahira risalesiden bir bölüm. Kitabın çevirisi tarafımızdan yapılmış olup dileyen pdf olarak indirebilir.
Bunu ilk beğenen sen ol.
هل أنا حقاً أنا ؟
RE: Taklidin Zemmi
“Hz. Peygamber dışında ölü veya diri hiç kimseyi taklit caiz değildir, her kesin kendi gücü kadar ictihad etmesi gerekir. Din hakkında bir konuyu öğrenmek isteyenin onu, o konuda Peygamber’den (sav) nelerin nakledildiğini bilen birisine sorması farzdır. Kendisine o konuda önderlik edecek kimse ise ‘bu hususta Allah ve Resûlü şöyle buyurmuştur’ şeklinde cevap vermelidir. Şayet kendisine soru yöneltilen o konuda kendi görüşünü “bu benim görüşümdür veya bu bir kıyasla ortaya konmuş bir hükümdür, bu falanın kavlidir gibi” âyet veya hadis dışında bir görüşle cevaplandırırsa, onun sözüyle amel etmek sorana helal değildir, meselesini bir başkasına sormalıdır.

“Ey iman edenler, Allah’a Peygamber’e ve sizden olan emirlere itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz- Allah’a ve âhiret gününe gerçekten inanıyorsanız- onu Allah’a ve Rasûl’e götürün...”Nisâ, 4/59.âyetinde Allah, anlaşmazlığa düşülen bir hususun çözümü için müracaat yeri olarak sadece Allah ve Rasûlünü göstermiştir, Dolayısıyla Peygamber dışında hiçbir kimsenin görüşü meseleyi çözmede delil olamaz. Her kim bir alim veya alimleri taklit ederse, Allah’a, Peygamberine ve ülü’l-emre itaat etmemiş olur.(İbn Hazm, İhkâm, I,81-82,85)

Taklidi caiz görenler Allah’ın, “Bilmiyorsanız zikir ehline (bilene) sorunuz.(Enbiyâ, 21/7.) “Bununla beraber mü’minlerin, toplanıp hep birden sefere çıkmaları uygun değildir.O halde onlardan bir kısmı da din ilimlerini öğrenmek ve kabileleri savaştan döndüğü zaman onları Allah’ın azabıyla korkutmak için geri kalmalıdır.(Tevbe, 9/122.) âyetleri hakkında ne dersiniz derlerse, “bu âyetler hiçbir kimsenin kendi re’yiyle fakihleşmesini emretmiyor. Onlar sadece Allah ve Resûlünün dediklerini öğrenip,kendilerine soru yöneltildiği zaman bunları haber vermek için ilim öğreniyorlar,yoksa kendi reylerini açıklamak için değil cevabını veririz”(İbn Hazm, Muhallâ, I,85-86.)
Bunu ilk beğenen sen ol.
هل أنا حقاً أنا ؟
RE: Taklidin Zemmi
İbn Hazm rahimehullah el-İhkam’da (1/89) diyor ki: “Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Hakkında ihtlaf ettiğiniz şeyin hükmü Allah’a aittir. İşte benim rabbim Allah budur, O’na tevekkül ettim ve dönüşüm de O’nadır.” (Şura 10) Allah Teâlâ’nın bizi Nebisi sallallahu aleyhi ve sellem’in sözüne döndürdüğünü görüyoruz. Nitekim az önce de geçmişti. Tevhidi ikrar etmiş bir müslümanın çekişme anında Kur’an ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’den gelen bir haberden başka bir şeye müracaat edeceği ve bu ikisinde bulunmayan bir şey getireceği işitilmemiştir. Eğer hüccet ikamesinden sonra bunu yaparsa o fasıktır. Fakat kitap ve sünnetin emirlerinin dışına çıkıp bu ikisinden başkasına itaat edilebileceğini helal sayarsa o bir kafirdir. Bize göre bunda hiçbir şüphe yoktur.

İshak b. Rahuye şöyle derdi: “Kendisine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’den bir haber ulaşıp da onun sahih olduğunu kabul eden, sonra takiyye yapmadan onu reddeden kimse bir kafirdir.” Bu konuda İshak’ın sözüyle hüccet getirmedik. Ancak bunu cahilin bizleri bu görüşte tek kalan kimseler olarak zannetmemesi için zikrettik. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’den sahih olarak geldiğini kabul ettiği bir rivayetin aksine göre hareketi helal sayanı tekfir etmemizde hüccet getirdiğimiz delil, Allah Teâlâ’nın Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’e hitaben şu ayetidir: “Fakat hayır; Rabbine yeminler olsun ki onlar, aralarında çekiştikleri şeyler hakkında seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükümden dolayı içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyet göstermedikçe îman etmiş olmazlar” (Nisa 65)


Ebu Muhammed b. Hazm der ki: aklı olana, sakınana, Allah’a ve ahiret gününe iman edene; bu ahdin Rabbi Teâlâ tarafından kendisinden alınmış bir ahit olduğuna ve Allah Azze ve Celle’nin kendisine tavsiyesi olduğuna kesin olarak inanması için yeterlidir. İnsan nefsini kontrol etsin, eğer nefsinde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’den kendisine sahih olarak ulaşan, O’nun hüküm verdiği her habere karşı sıkıntı duyuyorsa ya da Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’den gelenlere karşı nefsi teslim olmamışsa, nefsi falan ve filanın sözüne veya kıyasına ya da istihsanına meylediyorsa veya çekiştiği konularda Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’den başka birine muhakeme oluyorsa bilsin ki Allah Teâlâ yemin ederek söylemiştir - ki O’nun sözü haktır – o mü’min değildir. Allah Teâlâ doğruyu söyleyendir. Bu kimse mü’min olmadığına göre, o bir kafirdir. Üçüncü bir kısma yol yoktur.

Taklid eden veya Malik’e, Ebu Hanife’ye, Şafii’ye, Sufyan’a, el-Evzai’ye, Ahmed (b. Hanbel)’e, Davud (ez-Zahiri)ye – Allah onlardan razı olsun – tabi olan herkes bilsin ki, bu imamlar dünyada, ahirette ve şahitliklerin yapılacağı günde kendisinden berîdirler.

Allah’ım! Sen biliyorsun ki, aramızda geçen hiçbir şeyde, çekiştiğimiz hiçbir konuda, hükmünde ihtilaf ettiğimiz hiçbir hususta Senin kelamın ve peygamberinin – aleyhi's-salatu ves-selâm - kelamından başkasına muhakeme olmayız. Yeryüzündeki herkes bize öfkelense de, bize muhalefet etseler, gruplaşarak harb etseler de Peygamberinin hükmettiği hiçbir şeyde nefsilerimizde sıkıntı duymayız. Bizler buna gönülden teslim olanlarız. Tereddüt etmeden o hükme koşarız. Buna muhalefet eden herkes isyankarlardır. Bunun senin katında hata olduğuna kesinlikle iman ederiz. Ben senin katındaki doğruya isabet edenim. Allah’ım! Bizi bunda sabit kıl, buna muhalif kılma! Allah’ım! Senden çocuklarımızla beraber bizi ve müslüman kardeşlerimizi de karşılık yurduna ulaşmamıza kadar bu yola sıkı sarılanlardan kılmanı dilerim. Amin ey merhametlilerin en merhametlisi!”

Buna göre bizim Allah’tan başkasına ibadet etmemiz caiz olmadığı gibi Allah’a Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetinden başkasıyla ibadet etmemiz de caiz değildir. Allah’ı ibadette birlediğimiz gibi aynı şekilde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i de tabi olmada birlememiz gerekir. Zira teşri’de O’ndan başkasına tabi olunamaz. Ne bir imama, ne bir mezhebe, ne bir görüşe ya da kıyasa veya bunun benzerlerine tabi olup da Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in sözünü terk edemeyiz. Ancak Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in namaz kıldığı gibi namaz kılar, orucumuzu O’nun tuttuğu gibi tutar, zekatımızı O’nun verdiği gibi verir, haccımızı O’nun yaptığı gibi yaparız. Dini akıllardan, görüşlerden ve fikirlerden almayız. İbadette Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnet kılmadığı hiçbir şeyi istihsanda bulunmayız (güzel görmeyiz).
Bunu ilk beğenen sen ol.
هل أنا حقاً أنا ؟
RE: Taklidin Zemmi
Hakkı kişilerle tanıma! Hakkı tanı o zaman kişileri Tanırsın!
Ya'kûbî, Tarihinde (s.192), Tûsî, el-Emali'de (134) Belazurî Ensabu'l-Eşraf'ta (2/239 no: 296 ve 2/274 no: 358), el-Muhtar, Nehcu'l-Belaga'da (262) Meclisî Biharu'l-Envar'da (22/105) her biri kendi isnadları ile rivayet ediyorlar:


Haris b. Havt el-Leysî, Ali radıyallahu anh'e şöyle dedi: "Aişe, Talha ve Zubeyr'in (Allah hepsinden razı olsun) batıl üzerinde toplanacaklarını mı zannediyorsun?" Ali radıyallahu anh dedi ki:


"Ey Haris! İş sana karışık gelmiş! Aşağı bakarsan yukarıyı göremezsin. Hak ve batıl kişilerle tanınmazlar! Sen hakkı öğren, hakkın ehlini de bilirsin. Batıl'ı öğren, onun da kimden geldiğini anlarsın!"

Belazuri bunu (Ebu Ali el-Hasen b. Ali) el-Hirmazî - el-Utbi yoluyla rivayet etmiştir.


et-Tusi; Mufid - Ali b. Muhammed el-Katib - Hasen b. Ali ez-Zaferani - İbrahim b. Muhammed es-Sekafi - Ebu'l-Velid ed-Dubbî - Ebu Bekr el-Huzelî yoluyla rivayet etmiştir. Mufid şiadır. el-Huzeli metruktur.


Kadı Abdulcebbar Tesbitu Delailu'n-Nubuvve adlı kitabında (1/211) muallak olarak Ali radıyallahu anh'den rivayet etmiş, Ebu'l-Muzaffer es-Sem'anî (Tefsirinde), Ragıb el-İsfehani (ez-Zeria'da) Gazali (el-Munkız, İhya ve Mizanu'l-Amel'de), Zemahşeri Keşşaf'ta, İbnu'l-Cevzi Telbisu İlbis'te muallak olarak Ali radıyallahu anh'ten nakletmişler, ilim ehli bu sözün anlamının doğruluğunu tasdikleyerek telakki bi'l-kabul ile kabul etmişlerdir.
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.