Bir Hadis-i Şerif'te şöyle anlatılır,
"Cennetlik kimseler, makamlarına kavuştukları zaman; Yüce Hak, azametini ve kibriyasını gizleyen perdeyi aralar ve,
—Ben sizin, Yüceler yücesi Rabbinizim,
Daha açık manası ile şöyle buyurur,
—Yıllarca ah görsem diye ağlayıp sızladığınız Pek Yüce Rabbinizim.
Hakkın bu tecellisi, olmaz iş gibi gelir; inkar ederler.
—Haşa ki, sen bize Rab olasın!
diyerek feryada başlarlar.
O anda tecelli üç defa değişir; her defasında onlar yine inkar ederler. Sonra Yüce Hak onlara,
—Rabbınıza dair aranızda bir işaret var mı? diye hitap eder.
—Evet var.
Cevabını hep bir ağızdan verirler. Artık bundan sonra; herkese zannı, itikadı, anlayış kabiliyetinin nisbetinde tecelli olur. Bu tecelli sonunda,
—Sen bizim Yüceler Yücesi Rabbimizsin, deyip kabul ederler.
Bu müşahede için şu Hadis-i Şerif vardır,
—"Siz Rabbınıza mehtaba bakar gibi, bakıp seyre dalacaksınız"
Hal böyle olmasına rağmen, ehl-i irfan, Yüce Hakkı ilk tecellide tasdik ederler. Çünkü onlar, cümle itikadı benimsemiş; her tecelli için yetenek kazanmışlardır.
Bir Şiir;
(Bugün her kim görür yarin;
Gören onlardır yarın...
Orda ne anlar sevgiliden;
Onlar burada körlerden..)
Bu manayı biraz daha açalım..
Evet.. Hazret-i Kur'an'da şöyle buyuruldu,
—Bu âlemde âmâ olan, öbür âlemde dahi âmâ olur.
Yani her kim ki burada mana gözünü açamadı, öbür aleme göçünce aynı şekilde âmâ olur. Dolayısiyle ilahi tecelliyi görmek ona nasip olmaz.
Hak Teâla Hazretlerinden beklediğimiz şudur ki:
Cümle kullarını taklitten, gösterişten öteye geçemeyen itikattan saklaya; bu gibi şeylere bağlı kalmaktan koruya.
İbn Arabi – Özün Özü(Lübbül-Lüb)
Çeviren: İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri