Her nefis ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz. Ankebut-57
Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler! Ankebut-64
Tağut Nedir?
Tağut Nedir?
İman; Allah'u Teala tarafından Hz. Muhammed (sav) gönderildiği kesin olarak bilinen şeylerin tümünü kalple tasdik, dille ikrar etmek ve gereğince amel etmektir. Yani İman sadece dil ile ikrar edildiğinde kemale eren bir durum değildir. Bu durumda dilin, kalbin ve organların sorumlulukları vardır. Dilin sorumlu olduğu esas şey Allah'ı birlemek ve Rasûlü'nü kabul etmektir. Yani iki şehadettir. Kalbin sorumlu olduğu şeyler; haşyet, ümid, rıza... Organların sorumlu olduğu şeyler bunlarında tespiti terk ettiğinde (namaz gibi) veya işlenildiği takdirde ( din ile alay etmek) kişiyi küfre girdiren amellerdir.
Yani burdan şunu iyi anlamamız gerekiyorki iman için bu üç şart gereklidir. İman yalnızca tasdik değildir. Kişinin Allah'ın var olduğunu bilmesi ve bir Allah var bunu biliyorum demesi onun imanına delil değildir. Kişi Allah var dedikten sonra onu dili ile birleyip kalbiyle ona boyun eğip amelleri ilede O'nun şeriatını yaşamak zorundadır. İman'ı şu üç sınıf altında anlatmaya devam edelim. Aslu'l İman (İmanın Aslı), Vacibu'l İman (Vacip olan iman) ve Müstehap olan iman.
1) Aslu'l İman; İmanın aslı olup terk edildiği durumda veya işlenilmesi, söylenilmesi durumunda kişiyi küfre girdiren şeylerdir.
-Allah'a İman
-Meleklere iman
-Peygamberlere iman
(Bu şekilde imanın 6 şartı)
-Tağutu Reddetmek
-Vela Bera
-Oy kullanmak
.
.
.
Kim imanın aslını yerine getirmezse bu kişi küfre girmiş ve kafir olmuştur. Bir kişi açık bir şekilde Allah'ın meleklerini inkar ederse bu kişi imanın aslını bozmuş ve kafir olmuştur. Bu konuda şunuda belirtelim oy kullanmak alimlerin ittifakınca küfür bir amel olduğundan dolayı kişi oy kullandığından dolayı Tağutu Reddetmemis olduğundan, küfre girmiştir. Fakat bu meseledeki istisna şudur ki kendisine Müslüman diyen bir insanın oy kullanma meselesi burda bu kişiye direkt kafir hükmünü bizler veremeyiz. Bu konuda bu kişi bu amelle küfre girmiş fakat onun mutlak kafir olduğunu söylemek Alimlerin, kadının görevidir. Şöyle ki bu konu tekfir konusu olmaktadır ve tekfire engel şartlar mevcut olup ayrı bir konu olduğundan dolayı burda bu konuyu daha fazla açmayacağım. Ama tekfir ince bir mesele olup herkesin bu konuda konuşmaması gerekmektedir. Âlimler ile bizler arasındaki fark şudur ki oy kullanan bir kişi kadıya getirilir, kişinin bu konudaki tüm cehaleti giderildikten sonra kişi hala bu amelde ısrarcı olursa zahirine göre bu kişiye kafir hükmü verilir. Burdaki ince noktada şudur. Bu kişinin cennetlik yada cehennemlik olduğu hükmü Allah katındadır. Kişi bu konuda bir şey bildiğini iddia ediyor veya şuna bu cennetlik bu cehennemlik diye hüküm vermeye kalkarsa, Allah'ın hakimiyet noktasında kendine pay biçmiş olacaktır. Burda kadı'nın yaptığı dünya hukuku açısından o kişiye verdiği zahiri hükmüdür.
İmanın aslını yerine getirip, bunun üzerine vacipleri işlemeyi ve haramlarıyla terketmeyi eklemektır. Bunun tespitide şudur ki, Terki halinde arapça korkutmasın söz konusu olduğu ancak, terkedenin kafir olmadığı amelin işlenmesi vacip olan imandır. ( sıdk, güvenilirlik, anne babaya iyilik) Veya terki halinde azapla korkutmanın olduğu ( zina, içki içmek)
-Müstehap olan iman
Bu imanın aslını ve Vacibını yerine getirdikten sonra mendup ve Müstehapları işlemek, mekruh ve şüphelileri terketmektir.
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi