![[Resim: 201410191628-b.jpg]](http://www.vahdethaber.com/upload/resimler/haber/201410191628-b.jpg)
Lübnan’ın kuzeyinde faaliyet gösteren Sünni gruplardan olan "Tevhid Hareketi"nin merhum lideri Şeyh Said Şaban'ın bir hutbesi:
Mü’min Kardeşlerim!
Bazı kimseler, Hz. Peygamberin: “Ümmetimin ihtilafında rahmet vardır” hadisini bir pankart gibi taşıyarak Müslümanlar arasındaki tefrikayı doğal göstermeye çalışıyorlar. Doğrusu bazı ihtilaflar vardır, rahmettir; ama kimi ihtilaflar vardır: Azabdır. Rahmet olan ihtilaf, Müslümanların, toplumun bütünün menfaatini temin etmek için en uygun seçeneği ararken ki ihtilaflarıdır(çeşitlilik ihtilafı); çünkü insanlar farklı düşüncelere sahiptir. Bu sebeple en uygun olan görüş ve tutumu bulmak ve düşmana karşı koymak üzere bazı fikirleri elemek durumundadırlar. Bizleri bir tek tavır etrafında toplayan ve rahmet olan ihtilaf çeşidi işte budur. Azab olan ihtilaf ise, bugün İslam âleminde müşahede ettiklerimizdir.
Müslümanların tefrika halinde olduklarını ve birbirilerini tekfir ettiklerini, birinin diğerini fasık ilan ettiğini görüyoruz. Onları Allah rızası için aynı çatı altında bir araya getirmek oldukça zor. Çünkü heva ve heveslerine uymuşlar. Eğer bizler, Allah’ın sözü etrafında birleşebilsek, ümmet olmak yolunda grup ve fırka taassubumuzu yenebilsek dostlarımız bize gıpta ile düşman ise hasetle bakacaktır.
Bu sebeple ben Müslümanlara, tek bir mekanda toplanmaları, aynı nasihatleri dinlemeleri ve aynı fikir etrafında bir araya gelmeleri için, Cuma namazının şehirlerde tek bir mescitte kılınmasının faydalı olduğunu hatırlatmak isterim. Yoksa ümmet bilincine katkı sağlamadıktan sonra dünyanın dört bir yanından gelip de Arafat’ta vakfe yapmanın ne faydası olacak ki… Yine Müslümanlar Arafat’tan inip de kendi ülkelerine döndüklerinde birbiriyle savaşmaya devam edecek ve birbirinin kanlarını dökeceklerse Arafat’ta yaptıkları duaların, ihramlıyken getirdikleri telbiyelerin ne anlamı kalır?!
Bugün Müslümanların parçalanmışlığını gösteren en önemli manzara kırk ayrı İslam ülkesinin kırk ayrı yöneticisinin olmasıdır. Bu yöneticiler müminlerin emiri değil mücrimlerin (günahkârların) emiri halini gelmişlerdir. Sonra onlara Emiru’l-Müminin (yani halife) diyemiyorum. Çünkü halife tektir. Ama mücrimlerin emirleri birden çoktur. Onlar günahkârdır; çünkü ümmeti paramparça yapmak günahların en büyüğüdür. Ümmeti parçalayıp farklı milletler haline getirmek dünyadaki en büyük bidattir. Dindeki en büyük bid’at İslam ümmetinin Sünni-Şii diye gruplara ayrılmasıdır.
Şia-Ehl-i sünnet diye tefrikaya düşen Müslümanlar, Allah’a nasıl hesap vereceklerini düşünüyorlar mı? Böyle bir durumdayken bizi her taraftan çepeçevre kuşatan yekvücut düşmana karşı nasıl direnebiliriz?! Müslümanların Şii-Sünni, Sufi-Selefi, siyah-beyaz gibi çeşitli fırka ve gruplara ayrılması karşı konulması gereken en büyük suçlardan ve en karanlık bidatlerden biridir. Dinde tefrika yaratmak amacıyla yapılan her türlü ayrıştırma haramdır. Çünkü Allah Teâla bizlere hayır üzerinde birleşmeyi ve hayırda yarışmayı emreder.
Her kim Selefi veya Sufi, Sünni veya Şii kimliğini ön plana çıkarırsa, bilin ki o, İslam ümmetini bölmek isteyen yalancıdır.