Cimrileşen kelamlar, sevdasız ağıtlar.
Cemaline pervane sevdanın sızısındaki derunlar…
Ne bir çöl kadar yalnız ne de son lahza kadar ırak!
Bir garip yolcu ki asırlar öncesinden kara sevdaya yakalanan bir kuşak.
Özlemi sessiz,
Muhabbeti sessiz,
Sevdaya meftun çilesi sessiz…
Anladın mı kim o sessizliği sessiz?
Ya da kime vurgun bu sessiz?
Kimsesiz…
Ve sensiz…”
sukut-u ala/h.kubra ipek