You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Sübhanekeyi vs.Namaz Dualarını İçimizden Okumak

Sübhanekeyi vs.Namaz Dualarını İçimizden Okumak

General
RE: Sübhanekeyi vs.Namaz Dualarını İçimizden Okumak
Hayır.O ilk tesbihi saymıyorlar.Sebebini sorsanız,o sayılmaz biz cemaate o tesbihe başlayacağımızı hatırlatıyoruz derler.

Ayrıca tesbihat bidat olmasının yanında şöyle sıkıntılar da oluyor.Kimisi yavaş zikretmek ister,kimisi hızlı.Yani orta yol tutmak zor.Yavaş kılanlar camide sünneti de kılayım öyle bitireyim diye düşündüğünde namazın ortasındayken müezzin mikrofon elinde komutlara başlarsa,namaz kılan açısından hiç hoş olmaz değil mi?Zaten camilerde orta yol değil,hızlı yol tutuluyor.Ama ne hikmetse hızlı hızlı zikrimizi bitiririz.Sonra müezzin bir Kuran okumaya başlar.Bir şevke gelir, dakikada Bakara son iki ayeti okur.Bilmiyorum ben neden herkesten farklı düşünüyorum.Herkese bunlar normal geliyor olmali ki sesini çıkaran yok.

Güzel düşünmüşsünüz;ama şuan ülkemizde binlerce ilçe müftüsü,81 tane de il müftüsü var.Bunlar emin olun her şeyin farkındalar.Ama geleneğe karşı çıkacak cesaretleri yok.Çünkü Diyanetin uygulamasına ters bir şey söyleyen ilçe müftüsü yükselip il müftüsü olamaz.İl müftüsü olan,daha büyük bir ilin il müftüsü olamaz.Gerçekler acı;ama gerçek.

Ayrıca düşünsenize ben imam oldum.Camide tesbihatı kaldırdım.Her gelen cemaate laf anlatmak ne kadar zordur değil mi?Herkes sizin gibi anlayışlı değil ki.Ne derseniz,nasıl izah ederseniz edin;herkes yanlış, bir siz mi doğrusunuz sözlerini duyar gibiyim.Ayrıca daha önce de dediğim gibi sinirli bir yapıya sahibim.Bu sebeplerden ötürü öyle bir niyetim yok.Ben etrafımdakileri uyarsam,internette de uyarımı yapsam bana yeter diye düşünüyorum.

Mesela babam benden hızlı namaz kılar,benden hızlı tesbih çeker.Kıldığı namaz sahih mi?Evet,sahih.Yaptığı zikir sahih mi?Evet,sahih.Hal böyle olunca o eskiden beni beklemek zorunda kalıyordu,ben de biraz hızlanmak zorunda kalıyordum.Ama artık hem o rahat,hem bengülücük

Diyanete ve bu uygulamayı savunanlara televizyona çıkıp bunun sünnete uygun olduğunu ispatlamalarını istiyorum.Aksi taktirde ben evimizde toplu tesbihatı kaldırdım ve uygulamamız bu şekilde devam edecek inşaAllah.

Güvendiğim bir hocaya sordum bu tesbihatı.Şöyle şöyle sıkıntılar var dedim.O bunlara cevap bile vermedi.Toplu tesbihat bidat,her bidat da bir sünneti öldürür deyip kestirip attıgülücük
Camide bile sünneti ihya edemeyen bir toplumdan siz ne bekliyorsunuz bilmem; ama benim hiçbir beklentim yok!
Bunu ilk beğenen sen ol.
-İKRA-
RE: Sübhanekeyi vs.Namaz Dualarını İçimizden Okumak
Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Sübhanekeyi vs.Namaz Dualarını İçimizden Okumak
Neden ikna olmadınız.İllaki ilahiyat oku mu diyorsunuzgülücük

Bu konuda Abdulmuizz Fida Hoca'nın geniş bir çalışması var.Buraya kopyalayayım,sizler de istifade edin.

Renkli okumak istiyorsanız linki de vereyim.http://www.islam-tr.com/forum/konu/islamda-sesli-cehri-ve-toplu-zikir-var-mi.26509/

Âişe radıyallahu anhâ’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
“Kim bizim bu dinimizde ondan olmayan bir şey ortaya çıkarırsa, o şey kabul edilmez, reddedilir.” (Buhârî, Sulh 5; Muslim, Akdiye 17; İbni Mâce, Mukaddime 2)

Muslim’in başka bir rivayeti şöyledir:
“Kim bizim dinimizde olmayan bir şey yaparsa o merduttur, makbul değildir”. (Muslim, Akdiye, 18)


Câbir radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
“…Sözün en hayırlısı Allah’ın kitabıdır. Yolların en hayırlısı Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’ in yoludur. İşlerin en kötüsü, sonradan ortaya çıkarılmış olan bid’atlardır. Her bid’at dalâlettir, sapıklıktır….”
(Muslim, Cumu’a 43; İbni Mâce, Mukaddime, 7)

Ebû Necih İrbâz İbni Sâriye (radıyallahu anh)’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
“…Benden sonra sağ kalıp uzunca bir hayat sürenler pek çok ihtilaflar görecekler. O zaman sizin üzerinize gerekli olan, benim sünnetime ve doğru yolda olan Hulefâyi Râşidîn’in sünnetine sarılmanızdır. Bu sünnetlere sımsıkı sarılınız. Sonradan ortaya çıkarılmış bid’atlardan şiddetle kaçınınız. Çünkü her bid’at dalâlettir, sapıklıktır” buyurdular.
(Ebû Dâvûd, Sunnet 5; Tirmizi, İlim 16; İbni Mâce, Mukaddime, 6)


Yukarıdaki üç hadisten anladığımıza göre kitap ve sünnete dayanmayan hiç bir şey dinden sayılmaz ve kabul edilmez. Bid'atlar ya dini bozup tahrip etmek için yada daha dindar olabilmek için ortaya çıkarılmış şeylerdir. Zaten bid'at: Allah'ın bildirmediği, Allah Rasulunun göstermediği, Sahabe'nin de yapmadığı bir şeyle Allah'a yaklaşmaktır. İşte, Kur'an ve sünnete dayanmayan ama tek dertleri Allah'a yaklaşmak olan insanların yapmış oldukları her şey bid’attır ve Allah Rasulunun dediği gibi kabul edilmez, reddedilir.
Bizim için yıldızlar olan hayat yolumuzda bizlere yol gösteren Allah Rasulunun o güzide Ashabından:
Bize Ya'lâ haber verip (dedi ki) bize el-A'meş, Habîb'den, (o da) Ebû Abdirrahman'dan (naklen) rivayet etti (ki Ebû Abdirrahman) şöyle dedi: Abdullah dedi ki; "(Sünnete) uyunuz, bid'at işlemeyiniz. Zira uyulması gereken şeylerin tesbiti sizin yerinize yapılmıştır." (Suneni Darimi, 211)

Allah Maide Suresinde şöyle diyor:
"...Bugün dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâmı beğendim..." (Maide / 3)

Allah dinimizi tamamladığını söylüyor, şimdi biz Allah'ın bildirmediği bir şey varmış gibi dinde yeni şeyler ortaya çıkarırsak, Allah’ın dininde bir eksiklik olmadığına göre:
1-) Allah’a iftira atmış oluruz. Çünkü Allah dini tamamladığını söylüyor,
2-) Allah dinimizi tamamladığına göre bu zaten dinde olmayan bir şeydir, sonradan çıkmıştır. Peygamberimiz (s.a.v)’in de dediği gibi kabul olunmaz, reddolunur.

Toplu zikirle alakalı olarak:

Abdulllah İbn Abbas'ın şöyle dediği nakledilmiştir:
"Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) döneminde insanlar farz namazların ardından yüksek sesle Allah'ı zikrederlerdi." (Buhari, Fethu'l Bâri, Ezan, bab 155, Hadis no: 841)

(Aynı senedle) İbn Abbas (r.anh) şöyle demiştir:
"Ben, ashab-ı kiramın namazı bitirdiklerini bu şekilde seslerini yükseltmelerinden anlardım." (Buhari, Ezan, 841; Muslim, 583)


İbn Abbas Şöyle demiştir:
"Ben, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)in namazının bittiğini (selamdan sonra) getirilen tekbirlerden anlardım." (Buhari, Ezan 842; Ebu Davud, Salat 191; Muslim, 583, Mesacid 23)

Bu hadislerle alakalı Buhari'nin muhtasarı olan Fethu'l-Bari’de Hafız İbn Hacer el-Askalani şöyle diyor:
İmam Nevevi şöyle demiştir:
"İmam Şafii bu hadisi ashab-ı kiramın çok kısa bir süre sesli olarak zikrettikleri şeklinde yorumlamıştır. Maksatları ise zikrin nasıl yapılacağını göstermek ve bunu cemaate öğretmektir. Yoksa her zaman zikre bu şekilde sesli olarak devam ettiklerini söyleyemeyiz. Dolayısıyla tercih edilen görüş imamın ve cemaatin zikri gizli olarak yapmalarıdır. Fakat zikri insanlara öğretmek maksadı taşınıyorsa sesli zikir yapılabilir." (Fethu'l-Bari, sf. 514)

Bu hadis toplu (sesli) zikrin Allah Rasulunun yaptığı gibi bazı hallerde yapılabileceğine delil olabilir. Ama bu işi sürekli, sohbetlerden önce yapmak, veya oturup toplu olarak yapmak bid'attır. Çünkü daha sonraları yapıldığına dair bir delil yoktur.

Ebu Hurayra (r.anh) şöyle demiştir:
"Ashab-ı kiramın fakirleri Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)e gelerek: 'Ey Allah'ın Rasulu, çok mala sahip olan zengin kardeşlerimiz yüksek dereceleri ve ebedi nimet yurdunu kazandılar gitti! Onlar bizim kıldığımız gibi namaz kılıyor, bizim gibi oruç tutuyorlar. Fakat malları çok olduğu için bizim yapamayacağımız amelleri de işliyorlar. Hacca gidiyorlar, umre yapıyorlar, cihada rahatlıkla katılıyorlar ve üstelik sadaka da veriyorlar. Biz ise bunları hiçbirini yapamıyoruz' dediler.
Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onlara şöyle buyurdu:
"Ben size öyle bir şey söyleyeceğim ki, bunları sağlam bir şekilde yaptığınız taktirde sizi geçen bu kişilerin derecesine ve sevabına yetişirsiniz. Hatta sizden başka hiç kimse daha sonra size yetişemez ve içinde bulunduğunuz cemaatin en hayırlıları olursunuz. Fakat bunun aynısını yaparlar olursa anlar da size yetişip sizin gibi hayırlı insanlar zümresine dahil olurlar. Bu görev şudur: Her (farz) namazın ardından otuz üçer defa Allah'ı tesbih edersiniz, O'na hamd edersiniz ve tekbir getirirsiniz."
(Buhârî, Ezân 155, Daavât 18; Muslim, Mesâcid, 142; Ebû Dâvûd, Vitir 24)

Muslim’in bir rivayetinde şu ilâve vardır:
Birkaç gün sonra fakir muhâcirler Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e tekrar gelerek:
– Zengin kardeşlerimiz bizim yaptığımız zikirleri duymuşlar. Aynını onlar da yapıyorlar, dediler.
Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
– "Ne yapalım! Artık bu Allah'ın bir lutfudur, Allah lutfunu dilediğine verir." (Muslim, Mesâcid ,142)

Yine Ebû Hurayra (radıyallahu anh)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
“Her namazdan sonra kim otuz üç defa subhânallah, otuz üç defa elhamdulillâh, otuz üç defa Allâhu ekber der, yüze tamamlamak için de lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehu’l mulku ve lehu’l hamdu ve huve alâ kulli şey’in kadîr: Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter” derse, günahları deniz köpüğü kadar çok olsa bile affedilir.” (Muslim, Mesâcid, 146; Nesâî, Sehv, 96)

Allah Rasulu (sallallahu aleyhi ve sellem) gerek namazdan sonraki zikirler olsun gerekse de gün içerisinde yapılan zikirleri, sahabe döneminde kimisi biliyor, kimisi de bilmiyor. Allah Raslulu’nun yanına üç, beş Sahabe gelmiş soruyorlar, Rasulde onlara cevap veriyor. Allah Rasulunun bu söylediğini daha o an şu üç, beş Sahabeden başka bilen yok. Yani Allah Reasulu arkadaşlarını toplayıp: "Haydi arkadaşlar gelin toplu halde zikir yapalım, Rabbimizi analım. Ben size şu kadar şundan, şu kadar bundan diyeceğiz, diyecem sizde söyleyeceksiniz" dediğine rastlanmıyor...

Hâkim ibnu 'l Mubârak haber verdi ki Amr b. Yahya şöyle dedi :
“Babamı, babasından (naklen) şöyle rivayet ederken duydum:
(Babam) dedi ki sabah namazından önce Abdullah b. Mes'ûd'un kapısının önünde otururduk. Çıktığında, onunla beraber mescide giderdik.
Neyse (bir gün) Ebû Musa el Eş'arî yanımıza geldi ve; "Ebû Abdirrahman (yâni Abdullah b. Mesûd) şimdiye kadar yanınıza çıktı mı?" dedi.
"Hayır" dedik.
O da bizimle beraber oturdu. Nihayet Abdullah çıktı. Çıkınca toptan ona ayağa kalktık.
Sonra Ebû Musa ona şöyle dedi: "Ey Ebû Abdirrahman! Biraz önce mescidde yadırgadığın bir durum gördüm. Ama yine de, Allah'a şükür, hayırdan başka bir şey görmüş değilim.
Abdullah: "Nedir o?" diye sordu.
O da; "Yaşarsan birazdan göreceksin" dedi (ve) şöyle devam etti: "Mescidde halkalar halinde, oturmuş, namazı bekleyen bir topluluk gördüm. Her halkada (İdareci) bir adam, (halkadakilerin)ellerinde de çakıl taşları var. (idareci):"Yüz defa Allahu ekber deyin" diyor, onlar da yüz defa Allahu Ekber diyorlar. Sonra, yüz defa La İlahe İllallah, deyin diyor, onlar da yüz defa La ilahe İllallah diyorlar. Yüz defa Subhanallah deyin diyor, onlar da yüz defa Subhanallah diyorlar."
Abdullah b. Mes'ûd : "Peki onlara ne dedin?" dedi.
"Senin görüşünü bekleyerek veya "senin emrini bekleyerek" onlara bir şey söylemedim." dedi.
Dedi ki; "onlara kötülüklerini hesab etmelerini emredip (bununla) iyiliklerinden hiçbir şeyin de zayi edilmeyeceğine dair onlara güvence verseydin ya!" dedi.
Sonra gitti, biz de onunla beraber gittik.
Nihayet o, bu halkalardan birine geldi, başlarında durdu ve şöyle dedi: "Bu, yaptığınızı gördüğüm nedir?"
Dediler ki; "Ey Ebû Abdirrahman! Bunlar çakıl taşları.Onlarla Ellahu Ekber, La ilahe İllallah ve Subhanallah deyişleri sayıyoruz."
Bunun üzerine Abdullah b. Mes'ûd : dedi ki; "Artık kötülüklerinizi sayıp (hesab edin)! Ben, iyiliklerinizden hiç bir şeyin zayi edilmeyeceğine kefilim. Yazıklar olsun size! Ey Ummeti Muhammed, ne çabuk helak oldunuz! Peygamberinizin salallahu aleyhi ve sellem şu sahabesi içinizde hâlâ bolca bulunmakta. İşte onun elbiseleri, henüz eskimemiş; kapları, (henüz) kırılmamış.
Canım elinde olan Allah'a yemin olsun ki, sizler kesinlikle ya Muhammed'in dininden daha doğru yolda olan bir din üzerindesiniz (ki bu imkânsızdır) veya bir sapıklık kapısı açmaktasınız."
Onlar; "Vallahi, ey Ebû Abdirrahman, biz, başka bir şey değil, sadece hayrı (elde etmeyi) İstedik" dediler.
O da şöyle karşılık verdi; "Hayrı (elde etmek) isteyen niceleri vardır ki onu hiç elde edemeyeceklerdir. Rasulullah salallahu aleyhi ve sellem bize haber vermişti ki; Kur'an'ı okuyacak olan bir topluluğun bu okuyuşları sadece dilde kalacak, onların köprücük kemiklerini ileriye geçmeyecek. Vallahi, bilmiyorum, belki onların çoğu sizdendir."
Sonra Abdullah onlardan yüz çevirdi .
Amr b. Yahya'nın dedesi: Amr b. Selime, bundan sonra şöyle dedi: Bu halkalardaki (insanların) tamamını, en Nehrevân olayında, haricîlerin yanında bize karşı vuruşurken gördük."
(Dârimi, Mukaddime , Bab 1, Hadis no: 210 ; Taberâni 9/125; Mecmau'z Zevâ'id, 1/181, Taberani bunu hasen bir isnad ile rivayet etmiştir.
Hadisin merfû kısmı için: Muslim, Musafirin, 27 - 1/663; İbn Mâce, Mukaddime, 12 - 1/59; Ahmed b. Hanbel, 1/380, 404)
Heysemi, Taberâni'nin yaptığı rivayetin Hasen olduğunu söylemiştir.

İbni Abbas (r.anhuma)’dan : Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki : “...Benim ummetimden birtakım kimseler getirilip sol tarafa ayrılacaktır.
Ben “Ey Rabbim! Bunlar benim ashabımdırlar, derim. Cenabı ALLAH cc bana: “Bunların senden sonra neler yaptıklarını bilmezsin der.
Ben de ALLAH’ın salih kulu İsa as’ın dediği gibi “Aralarında bulunduğum müddetçe onları gözetliyordum. Sen, benim canımı alınca onları gözetleyen sen oldun. Her şeyin gözetleyicisi sensin. Onlar senin kullarındır. İstersen âzab edersin, istersen bağışlarsın. Zira izzet ve hikmet sahibi sensin (Maide:117) derim.
Cenabı Hak “Sen onlardan ayrıldığın gün, onlar gerisin geri döndüler” buyurur.
Bir rivayette peygamber (s.a.v.)’in 'Benden uzak olsunlar, benden uzak olsunlar, benden uzak olsunlar' derim” ziyadesi vardır.
(Buhari-Muslim)


Ebu'l-Bahteri anlatıyor: "Bir adam İbn Mesud'a:
-"Bir kaç kişi akşam namazından sonra camide oturup içlerinden bir onlara "şu kadar Allahuekber" şu kadar "Subhanallah" şu kadar "elhamdulillah" deyiniz, diyor dedi.
İbn Mesud: -Öyle mi? dedi.
Adam: Evet, dedi.
İbn Mesud (r.anh): -"Toplanıp bu işe başladıkları zaman gel bana bildir, dedi. Adam haber verince kalkıp mescide gitti. Üzerinde bir aba vardı. İbn Mesud (r.anh) sert mizaçlı birisiydi. Adamların zikrini işitir işitmez:
-'Ben Abdullah b. Mesud'um. Kendisinden başka ilah bulunmayan Allah'a yemin ederim ki, bid'at bir iş ortaya atmışsınız. Buna hakkınız yoktur. Siz, Rasulullah'ın ashabından daha mı iyi biliyorsunuz?' dedi.
İçlerinden Mud'ad adında birisi: -'Vallahi biz bid'at işlememişiz ve ashabından daha iyi biliriz diye de bir iddiamız yoktur', dedi. Amr b. Utbe'de: -'Ey Ebu Abdurrahman, Allah'tan af dileriz', dedi.
İbn Mesud: -'Sünnete sarılın, ondan ayrılmayın, Allah'a yemin ederim ki, sünnetten ayrılmazsanız ileriye doğru yol alırsınız. Eğer sağa sola saparsanız apaçık bir sapıklığa düşmüş olursunuz.'
(Muhtasar Hayatu's Sahabe, Kandehlevi, sf. 498; Hilyetu'l-Evliya, IV, sf. 381)

Gördüğümüz gibi Ashab zamanında da bugünkü gibi uygulamalara benzer şeyler (toplu şekilde zikirler) yapılmış ama Sahabe Rasul’den böyle bir şey görmediği için o uygulamayı durdurmuştur. Zaten yapması gerekende buydu... Çünkü Allah Rasulu şöyle buyuruyordu:

Ebû Saîd el-Hudrî (radıyallahu anh), Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’i şöyle buyururken işittim dedi:
“Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin (onu hoş görmeyip kabullenmesin) ki, bu imanın en zayıf derecesidir.”
(Muslim, Îmân, 78; Tirmizî, Fiten,11; Nesâî, Îmân,17)

Konunun başında da dediğimiz gibi, eğer bir iş Kur'an'da ve Rasulun sahih sünnetinde yoksa, ve insanlar bunu yaparken sevap kazanmak veya Allah'a yaklaşmak için yapıyorlarsa o yapılan iş bid'atleşir. İnsanların çoğu bid'atleri yaparken iyi niyetle yapıyor (ya sevap elde etmek yada Allah'a yaklaşmak için) ama iyi niyet bid'at işlemesine mani olmuyor ve bu insanlar kendilerinin güzel iş yaptıklarını sanıyor.

Yukarıda Sahabe hayatından aktardığımız bölümde İbn Mesud: 'Kendisinden başka ilah bulunmayan Allah'a yemin ederim ki, bid'at bir iş ortaya atmışsınız.' deyince onlar: 'Vallahi biz bid'at işlememişiz', demişlerdi. Çünkü o insanlar kendilerine göre Allah'ı zikrediyorlardı yani çok güzel iş yapıyorlardı ama unuttukları bir şey vardı. Acaba Allah Rasulu bu işi yapmış mı? sorusuydu. İşte onlar Allah'ın bildirmediği ve de Rasulu'nun göstermediği şekilde Allah'a yaklaşmak istediklerinden yaptıkları iş malasef bid'at oluyordu.

Yine toplu bir şekilde Allah'ı zikredip cezbeye tutulmakta Resulde ve Ashabında olmayan bir şeydir, yani bid'attir.
Amir b. Abdullah b. Zubeyr anlatıyor:
"Bir gün eve geç geldim.
Babam: -'Neredeydin?' diye sordu.
-'Birkaç kişiyi gördüm. Onlardan daha iyi müslüman görmedim. Oturmuş Allah'ı zikrediyorlardı. İçlerinden kimisi titriyor ve o kadar cezbeye tutuluyordu ki, Allah kokusundan bayılıyordu. Onların bu halini görünce yanlarında oturdum,' dedim.
Babam: -'Bir daha yanlarına gitme, dedi ve onun bu sözünü yadırgamış olduğumu zannetmiş olacak ki, sözlerine şöyle devam etti.
-'Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), Ebubekir ve Ömer (r.anhuma)'yı, Kur'an okurken gördüm. Hiç biri cezbeye tutulup bayılmıyordu, senin gördüğün bu adamlar Ebubekir ile Ensar'dan daha mı çok Allah'tan korkuyorlar?'
Amir diyor ki: "Babamın doğru söylediğini düşündüm ve bir daha da onların yanında oturmadım."
(Muhtasar Hayatu's Sahabe, Kandehlevi, sf. 499; Mecmau'z-Zevaid, I, sf. 189)

Kardeşler, biz zikre karşı değiliz, sadece zikrin Allah Rasulu'nun gösterdiği şekilde yapılması, O'nun (rasulun) göstermediği şekilde yapılmaması taraftarıyız. Hem Allah (c.c) bize:
Kendisini zikretmenin yani sürekli O'nu hatırlar bir şekilde yaşamanın en büyük bir iş olduğunu,
"...Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir..." (Ankebut / 45)
Allah'ı bütün zamanlarımızda anıp (hatırlayıp), gündemimizden hiç çıkartmazsak kendisinin de bizi anacağını,
"...Öyleyse siz, beni anın ki; bende sizi anayım..." (Bakara / 152)
Rabbinizi alçak gönüllülükle, korku ve duyarlılık içinde sabah-akşam zikredeceğimizi,
"Sabah akşam demeden, kendi içinden, korkarak ve yalvararak, alçak sesle Rabbini an ve gafillerden olma." (Araf / 205)
Allah'ı çok zikredersek kurtuluşa ereceğimizi,
"...Allah'ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz." (Cuma / 10)
Allah'ı çokça anan (zikreden) kimselerden olursak Rabbimizin bize büyük mükafatlar hazırladığını,
"Gerçek şu ki...Allah'ı çokça anan erkekler ve kadınlar var ya, işte Allah onlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır." (Ahzab / 35)

Bizleri karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için melekleri ile birlikte üzerinize rahmet ve bereket indiren Rabbimizin bir emri olduğunu, bu ayetler apaçık gösteriyor.
"Ey iman edenler! Allah'ı çokça anın." (Ahzab / 41)
Yine, aramızdaki ihtilaflarda Allah'tan sonra sözü Allah'ın Resulüne bırakalım:

Önder ve rehberimiz olan Allah'ı zikredenle zikretmeyenin ölüyle diri gibi olduğunu,
Ebû Mûsâ el–Eş‘arî (radıyallahu anh)’den rivayet edildiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
“Rabbini zikredenle etmeyenin farkı (durumu), diriyle ölünün farkı gibidir.” (Buhari, Deavat, 66)

Muslim’in diğer bir rivayeti şöyledir:
“İçinde Allah’ın anıldığı ev ile Allah’ın anılmadığı evin farkı, diriyle ölünün farkı gibidir.” (Muslim, Musâfirîn 211)

Rabbimizi nasıl anarsak O'da bizi o şekilde anacağını, Ebû Hurayra (radıyallahu anh)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
“Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: Ben kulumun beni düşündüğü gibiyim. Beni zikrettiği zaman onunla beraberim. Eğer beni yalnız başına anarsa, ben de onu yalnız anarım. Şayet beni bir toplulukla beraber anarsa, ben de onu daha hayırlı bir topluluk içinde anarım.”
(Buhârî, Tevhîd 15; Muslim, Zikir 2, 19, 50; Tevbe 1; Tirmizî, Daavât 131; İbni Mâce, Edeb 58)

Allah'ı çokça hatırlayanların öne geçeceklerini, Yine Ebû Hurayra (radıyallahu anh)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem):
– “Muferridler öne geçti” buyurdu. Bunun üzerine sahâbîler:
– Muferridler ne demektir, yâ Rasûlallah? diye sordular.
Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)de: – “Allah’ı çok anan erkeklerle kadınlardır” buyurdu.
(Muslim, Zikir,4; Tirmizî, Daavât, 128)

Allah'ı her zaman ve mekanda hatırlar bir şekilde hayat yaşamanın amellerin en faziletlisi olduğunu, bize bu hadislerde bildiriyor.
Ebu’d–Derdâ (radıyallahu anh)den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ashâbına:
– “Size en hayırlı, Allah katında en değerli, derecenizi en fazla yükseltecek, sizin için sadaka olarak altın ve gümüş dağıtmaktan daha kazançlı, düşmanla karşılaşıp da sizin onların boynunu vurmanızdan, onların da sizi öldürmesinden daha çok sevap getirecek amelin ne olduğunu haber vereyim mi?” diye sordu.
Onlar da: – Evet, söyle dediler.
Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de: – “Allah Teâlâ’yı zikretmektir” buyurdu.
(Tirmizî, Daavât, 6; İbni Mâce, Edeb 53)

Bir de Allah Kur'an'da zikirle alakalı hiçbir konuda demediği bir şeyi diyor. Kur'an'a bakalım Allah hiç bir konuda çokça namaz kılın, çokça zekat verin, çokça sadaka verin, çokça cihad edin, çokça şunu yapın demiyor. Sadece zikir hariç, çünkü Allah'ı zikretmenin bir sınırı olmaz olamaz. Nerede olursak olalım, namazda, zekatta, tebliğde, cihad da her yer ve zamanda Allah'ı zikredeceğiz.

Allah Rasulu (sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadislerinde:
"Allah'ı sevmenin alâmeti, Allah'ı zikretmeyi sevmektir." buyurmuşlardır. (Suyuti, II, 52)

İnsanlar neyi seviyorsa, neden hoşlanıyorlarsa sürekli onu konuşur, ondan bahseder. Futbol seven birisi hayatının gündemine futbolu oturtmuştur. Her yerde ondan bahseder, onu anar. Bizler Allah’ı sevdiğimizi iddia ediyoruz. Aziz olan Rabbimiz de şöyle buyuruyor:
"Eğer doğru söyleyenler iseniz (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin." (Bakara / 111)

Bizlerde diyoruz ki: Evet, her iddia bir delil gerektirir, bunun ispatlanması gerekir. Bizim delilimiz Seni (Allah’ı), her yer ve mekanda Rasulu’nun göstermiş olduğu şekilde zikretmemizdir, anlatmamızdır, hatırla(t)mamızdır, Seni, gündemimizden hiç düşürmemektir.

Kardeşler; sevenler, sevdiklerini hiçbir zaman unutmazlar, dillerinden ve kalplerinden hiç düşürmezler.
Son söz olarak...

Sufyan-ı Servi ve daha başka İslam büyükleri (imamlar) şöyle demişlerdir:
“Bid’at İblis’e, masiyetten(günahtan) daha sevimlidir. Çünkü bid’atın tevbesi olmaz, masiyetin ise tevbesi olur.”

Bid’atın tevbesi olmaz sözünün manası şudur: Allah azze ve celle ile Rasulun va'zetmedikleri bir din edinen bid’at ehline kötü ameli süslü gösterilir, onu güzel olarak görmeye başlar. Kötü olan ameli böyle güzel görmeye devam ettiği müddetçe de tevbe etmiş olmaz. (Takva Yolu, İbn Teymiyye, sf. 14)

Allah Rasulu (s.a.v.) şöyle diyor:
"Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir." (Buhari, Nikah, 1; Muslim, Nikah, 5)

"Dinin kaybolması, sünneti terketmekle başlar. Halat, nasıl ki lif lif parçalanırsa din de sünnetin birer birer terk edilerek ortadan kalkar." (Suneni Darimi, Mukaddime, 16)

"Size iki şey bırakıyorum. Bunlara sımsıkı bağlandığınız sürece, asla doğru yoldan sapmayacaksınız. Bunlar, Allah'ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir." (Muvatta, Kader ,3)

Yukarıdaki hadislerden, Rasulun sünnetinden yüz çevirenin Rasulunden kendilerinden yüz çevireceğini: dinin kaybolmasının sünneti bırakıp her birinin yerine bir bid'at yerleştirilmesi nedeniyle ortadan kalkacağını: ama eğer Rasulun bıraktığı o iki şeye (Kur'an ve sünnete) sarıldığımız müddetçe sırat-ı mustakimden sapmayacağımız Resulümüz, önderimiz, rehberimiz ve komutanız olan bizlere söylüyor.
"Ben, buna karşı sizden bir ücret değil, ancak Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen kimseler (olmanızı) istiyorum." (Furkan / 57)

Çalışma, gayret ve samimiyet bizden, başarı ise Allah'tandır.
"Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi bu gerçekten bir daha saptırma..." (Al-i İmran / 8)
"Onların dualarının sonu: Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamddir." (Yunus / 10)
Camide bile sünneti ihya edemeyen bir toplumdan siz ne bekliyorsunuz bilmem; ama benim hiçbir beklentim yok!
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 27-11-2014, Saat:02:12 PM, Düzenleyen: ibni-mesud.
-İKRA-
RE: Sübhanekeyi vs.Namaz Dualarını İçimizden Okumak
''Bu hadis toplu (sesli) zikrin Allah Rasulunun yaptığı gibi bazı hallerde yapılabileceğine delil olabilir. Ama bu işi sürekli, sohbetlerden önce yapmak, veya oturup toplu olarak yapmak bid'attır. Çünkü daha sonraları yapıldığına dair bir delil yoktur.

Allah Rasulu (sallallahu aleyhi ve sellem) gerek namazdan sonraki zikirler olsun gerekse de gün içerisinde yapılan zikirleri, sahabe döneminde kimisi biliyor, kimisi de bilmiyor. Allah Raslulu’nun yanına üç, beş Sahabe gelmiş soruyorlar, Rasulde onlara cevap veriyor. Allah Rasulunun bu söylediğini daha o an şu üç, beş Sahabeden başka bilen yok. Yani Allah Reasulu arkadaşlarını toplayıp: "Haydi arkadaşlar gelin toplu halde zikir yapalım, Rabbimizi analım. Ben size şu kadar şundan, şu kadar bundan diyeceğiz, diyecem sizde söyleyeceksiniz" dediğine rastlanmıyor...

Ebu'l-Bahteri anlatıyor: "Bir adam İbn Mesud'a:
-"Bir kaç kişi akşam namazından sonra camide oturup içlerinden bir onlara "şu kadar Allahuekber" şu kadar "Subhanallah" şu kadar "elhamdulillah" deyiniz, diyor dedi.
İbn Mesud: -Öyle mi? dedi.
Adam: Evet, dedi.
İbn Mesud (r.anh): -"Toplanıp bu işe başladıkları zaman gel bana bildir, dedi. Adam haber verince kalkıp mescide gitti. Üzerinde bir aba vardı. İbn Mesud (r.anh) sert mizaçlı birisiydi. Adamların zikrini işitir işitmez:
-'Ben Abdullah b. Mesud'um. Kendisinden başka ilah bulunmayan Allah'a yemin ederim ki, bid'at bir iş ortaya atmışsınız. Buna hakkınız yoktur. Siz, Rasulullah'ın ashabından daha mı iyi biliyorsunuz?' dedi.
İçlerinden Mud'ad adında birisi: -'Vallahi biz bid'at işlememişiz ve ashabından daha iyi biliriz diye de bir iddiamız yoktur', dedi. Amr b. Utbe'de: -'Ey Ebu Abdurrahman, Allah'tan af dileriz', dedi.
İbn Mesud: -'Sünnete sarılın, ondan ayrılmayın, Allah'a yemin ederim ki, sünnetten ayrılmazsanız ileriye doğru yol alırsınız. Eğer sağa sola saparsanız apaçık bir sapıklığa düşmüş olursunuz.'
(Muhtasar Hayatu's Sahabe, Kandehlevi, sf. 498; Hilyetu'l-Evliya, IV, sf. 381)

Gördüğümüz gibi Ashab zamanında da bugünkü gibi uygulamalara benzer şeyler (toplu şekilde zikirler) yapılmış ama Sahabe Rasul’den böyle bir şey görmediği için o uygulamayı durdurmuştur. Zaten yapması gerekende buydu.

Amir b. Abdullah b. Zubeyr anlatıyor:
"Bir gün eve geç geldim.
Babam: -'Neredeydin?' diye sordu.
-'Birkaç kişiyi gördüm. Onlardan daha iyi müslüman görmedim. Oturmuş Allah'ı zikrediyorlardı. İçlerinden kimisi titriyor ve o kadar cezbeye tutuluyordu ki, Allah kokusundan bayılıyordu. Onların bu halini görünce yanlarında oturdum,' dedim.
Babam: -'Bir daha yanlarına gitme, dedi ve onun bu sözünü yadırgamış olduğumu zannetmiş olacak ki, sözlerine şöyle devam etti.
-'Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), Ebubekir ve Ömer (r.anhuma)'yı, Kur'an okurken gördüm. Hiç biri cezbeye tutulup bayılmıyordu, senin gördüğün bu adamlar Ebubekir ile Ensar'dan daha mı çok Allah'tan korkuyorlar?'
Amir diyor ki: "Babamın doğru söylediğini düşündüm ve bir daha da onların yanında oturmadım."
(Muhtasar Hayatu's Sahabe, Kandehlevi, sf. 499; Mecmau'z-Zevaid, I, sf. 189)

Bizler Allah’ı sevdiğimizi iddia ediyoruz. Aziz olan Rabbimiz de şöyle buyuruyor:
"Eğer doğru söyleyenler iseniz (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin." (Bakara / 111)

Bizlerde diyoruz ki: Evet, her iddia bir delil gerektirir, bunun ispatlanması gerekir. Bizim delilimiz Seni (Allah’ı), her yer ve mekanda Rasulu’nun göstermiş olduğu şekilde zikretmemizdir, anlatmamızdır, hatırla(t)mamızdır, Seni, gündemimizden hiç düşürmemektir.''

Değerli kardeşim Mesud; Allah razı olsun, çok teşekkür ederim.
Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Sübhanekeyi vs.Namaz Dualarını İçimizden Okumak
Bana değil Addulmuizz Hoca'ya teşekkür edin bencegülücük Ben sadece kopyaladım çalışmasını.Kopyalamak bir saniyelik iş;ama kim bilir o çalışmasını kaç günde tamamladı.Hadislerin tek tek kendisi kaynağını gösteriyor,alıntı yaptığı kitapların cilt ve sayfa numarasını veriyor vs.Çok emek ister bu iş.

İşte ben de onun gibi geniş bir çalışma yapmak istiyorum;ama yapamam gibiSad
Camide bile sünneti ihya edemeyen bir toplumdan siz ne bekliyorsunuz bilmem; ama benim hiçbir beklentim yok!
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 27-11-2014, Saat:03:45 PM, Düzenleyen: ibni-mesud.
-İKRA-
RE: Sübhanekeyi vs.Namaz Dualarını İçimizden Okumak
Tabii Abdulmuizz Fida Hoca'ya da teşekkür ederiz ama sen de onun yazısını paylaşmakla güzel bir şeye aracı olmadın mı? gülücük

Zaman içinde senin de onun gibi çalışmalar yapabileceğine inanıyorum. gülücük
Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Sübhanekeyi vs.Namaz Dualarını İçimizden Okumak
Evet güzel bir şeye aracı oldum;ama ona değil de bana teşekkür edilmesi Hoca'ya haksızlık olur diye düşündümgülücük Paylaşmak işin kolayı,çalışma hazırlamak çok zor olanıSad

Ben inanmıyorum niyeyse.Benden yaşça büyükler,tecrübeliler;ama yine de pek inanasım gelmiyor açıkçası.Merak ettim sordum kendi çabanız mı,yoksa eğitim mi aldınız diye.Eğitimleri yokmuş,kendilerini yetiştirmişler sadece.Ayrı meslekleri var yani.Hem bahsettiğim kişinin hem de o sitedeki diğer sevdiğim bir hocanın.

Ayrıca şu müjdeyi de verdi o sitedeki yetkililerden birisi.Abdulmuizz Fida'nın çağdaş meselelere fetvalar tarzında bir kitap hazırlama niyetleri varmış.10 cilt kadar olur diyorlar.Alır okuruz o zaman.Hem kendi kitapları çıkarsa yayınevleriyle uğaşmak zorunda kalmazlar.Ümmete en ucuz dini kitap satma niyetiyle bir işe giriştiler.Cidden de yeni olmalarına rağmen en ucuz kitabı satıyorlar.

Ama yayınevleri tehdit ediyormuş,bu kitabı bu kadar ucuza satamazsın diye.Yayınevleri artık bunlara kitap satmıyormuş vs.Alan memnun,satan mennun sizene.Kaça satarsa satar.İster 2 lira karla satar,ister 30.Yayınevlerinin amacı kitabın piyasasını düşürmemek.
Camide bile sünneti ihya edemeyen bir toplumdan siz ne bekliyorsunuz bilmem; ama benim hiçbir beklentim yok!
Bunu ilk beğenen sen ol.
-İKRA-
RE: Sübhanekeyi vs.Namaz Dualarını İçimizden Okumak
Allah razı olsun onlardan, işlerini kolaylaştırsın.
Şimdi bu ümmete ucuz kitap okutayım deyip çaba içinde olan mübarek insanları merak ettim, icon internetten müsaait vaktimde araştırırım inş.
Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Sübhanekeyi vs.Namaz Dualarını İçimizden Okumak
Siteye girinci korkmayın.Üyelerin profil resimlerinde felan mücahidlerin resimleri var.ifade
Camide bile sünneti ihya edemeyen bir toplumdan siz ne bekliyorsunuz bilmem; ama benim hiçbir beklentim yok!
Bunu ilk beğenen sen ol.
-İKRA-
RE: Sübhanekeyi vs.Namaz Dualarını İçimizden Okumak
Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.