Biz de onların yüzüne bakamayız aslında. Yoksulluğun gözüne bakılmaz çünkü.
Usulca yere eğilip, yerde duran sebzelerin arasından seçtiklerini koyu renk pazar çantalarına koyarlar.
Öyle zannediyorum ki, o kadınların komşuları da bundan habersizler. Belki çocukları, belki yatağa bağlı ve altı temizlenmeye muhtaç babaları da bundan habersizdir. Bundan kimsenin haberi yok belki. Evindeki yıpranmış kilimin, duvar saatinin de haberi yok.
O kadınlar, insanlığın günahını toplamak için akşam üzerleri yeryüzüne inen mitolojik varlıklar gibi.
Abartıyorum. Düpedüz gerçekler işte! Utancımdan böyle söylüyorum..
Tarık Tufan
kendimizden utanmamız için ne kadar da Gözümüzün içinde olupta görmemezlikten geldiğimiz bir olay...