You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Forumcu
SORGUÇ 1.
SORGUÇ 1.

Sorguç sordu:

-bu mudur ? o mu dur ? orası mı ? burası mı? Sonra gülmek istedi gülemedi, ağlamak istedi ağlayamadı içindeki ateş yüreyini kor ediyordu kendi kendine yeryüzü geniştir dedi ve aramaya çıktı “işte bu” yu dağlar aştı ovalar geçti ve yeryüzünün en büyük şehrine geldi. Bu şehrin insanlarına baktı ve Sorguç dedi :

-siz kimsiniz ?


Onlar:

-bir Avunmuşlarız, sen kimsin yabancı dediler ?


Sorguç:

-Ben Sorguç’ um dedi. Ben sorar ve arar oldum dedi ve şöyle devam etti:
-“işte bu” yu arıyorum, o sizde mi ?


Avunmuşlar:

-Ne mutlu sana, onu buldun, dertlerinden kurtuldun, bak biz onun sayesinde, mutluyuz, huzurluyuz ve tatmin olduk dediler…


Sorguç :

-Heyacan içinde demek “sır” sizde onu bildirin de, bende kurtulayım lütfen dedi…


Avunmuşlar:

-sır şudur ki: hayat kısa, eğlen coş, ha alim olsan ha zalim olsan ha…
tarzında bir şeyler gevelediler…


Sorguç :

-Bu topluluğun önde gelenlerine baktı ve inceledi, son derece şık giyimli, varlıklı kimselerdi. kederlendi ve elini alnına koyup gerisine bir daha baktı, geridekiler daha da kalabalıktı ve önde gelenlere imrenerek bakıyorlardı. Kalabalığı görünce kederi daha da arttı…

Onlara şöyle seslendi:
-Siz bırakın “sırrı” bilmeyi avunmuşlar bile değilsiniz, siz ancak mastürbatörler sizsiniz ve bu hastalığınız bırakın tatmin olmayı, ancak tatminsizliğinizi artırır dedi…


Avunmuşlar:

Hiddetlendiler ve o na şöyle seslendiler !
-Sen ey rezil meczup, şu kılığına bak, saçın sakalın birbirine girmiş, üzerindeki yırtık çuval gibi elbise geçirmişin, bir de beline urgan bağlamışsın, bu deli halinle bize akıl mı veriyorsun, defol yoksa seni fena yaparız dediler …

Sorguç acı bir tebessüm etti ve onlardan ayrıldı. Düştü yollara ve bir şehre geldi. Bu şehirde de bol miktarda avunmuşlar vardı. Onlara hiç aldırış etmedi yalnız, onların içinde farklı bir topluluk gördü, bunlar onlardan farklıydı, hemen yanlarına ilişti:

-Sizler kimlersiniz “işte bu” ya vakıf mısınız diye sordu ?


Onlar:

-Biz tuzu kurularız, bizim tuzumuz kurudur” işte bu” ya da vakıfız dediler…


Sorguç: onlara inceledi, bunlar müzayede denilen bir yerde toplanmış; burada tablo, heykel, antika ve mimari eserler denilen şeylere bakıyorlardı, bunların önde gelenleri bu şeylere öyle bir bakıyorlardı ki sanki büyelenmiş harikulade bir şey görmüş gibi, diğerleri de onlara özenip, onlar gibi bakmaya çalışıyorlardı…


Sorguç: onlara belli etmeden güldü ve sordu:

-neymiş bakalım sır ?


Tuzukurular:

-sır: sanattır. Sanatta estetiktir güzelliktir bir yaşam biçimidir. Bu eserleri yapanlar “sır” a vakıftır bir ömür vermişlerdir dediler…


Sorguç:

- vermişler ama boş a vermişler. Bunlar var olanı taklite kalkışmışlar taklit de demeye dilim varmıyor. Sahilde kumdan ev yapmak gibi bir şey dedi…

Tuzukurular, Sorguç a, Avunmuşlar kadar sert davranmadı, herhal sanat ve estetik anlayışları gereği; sedece deli galiba diye güldüler…

Sorguç kendi kendine acaba deli kim diye sordu ve yoluna devam etti. Yönünü doğuya çevirdi ve doğu ya doğru yol aldı.
Burada bir şehre geldi daha önce gittiği şehirlere göre, yoksuldu. Bu şehrin insanları kendi aralarında avunmuşlardan bahsedip, onlar gibi yaşama özlemlerini dile getiriyorlardı; bunların arasında bir gurup Sorguç a ilişti, bu Sorguçun dikkatini çekti. Genelde o insanlara ilişirdi. Bu gurup zaten onlardan farklıydı, yabancı gibiydiler.

Bu gurup Sorguç a: ey biçare edasıyla şevkatle yaklaştı :

-Ey yolcu sanki ihtiyaç sahibi gibisin. Bir şey arar gibisin sana yardım etmek isteriz, dertlerine çare bulmak isteriz ?


Sorguç onlara güldü ve dedi:

-Bir ilk önce siz bana kendinizi tanıtın, kimler siniz ?


Onlar:

-Biz din sahipleriyiz bize bu şehrin insanları misyonerler derler yani “misyon sahibi” insanlarız insanların dertlerine çare buluruz, huzura kavuştururuz. Bize İsa nın hizmetkarları da derler dediler…


Sorguç heyecanlandı onlara:

-Ey misyon sahipleri yani siz “sır” a vakıf mısınız “İşte bu” yu biliyormusunuz onu bana bildirin hadi dedi…


Misyon sahipleri :

-Tabi ki vakıfız bunun çözümü şudur: İsa babamıza inan o tanrının (haşa) oğludur. Onun tahtı göktedir o ışıktır sevgidir. Biz kulları kirli günahkar doğarız. O yeryüzüne indi bir müddet insan olarak yaşadı. İnsanlar ona eziyet ve işkence etti ve sonuçta çarmıha gerip öldürdüler. Bundan dolayı onun çektikleri bizim günahlarımıza kefaret oldu. O bize dünyada güç ve saltanat verdi. Öldükten sonrada bize bir güzellik olarak, cennet var dediler…


Sorguç onlara:

- Vay be demek öyle koskoca tanrının oğlu, insanlar tarafından öldürüldü ne acizmiş dedi… güldü ve başka bir şey sormadı yalnız, onlara dünyada gücünüz nedir ne vaad ediyorsunuz dedi ?


Misyon sahipleri :

-Biz ilk önce senin karnını doyururuz. Sana iyi bir yaşam sağlarız Dediler. Onlardan biri gelip urganına bin dolar iliştirdi, bak bu canlı dedi…


Sorguç:

-Bir kahkaha bastı ve parayı aldı boynuna götürdü, yahu, bu ne değersiz bir tasmadır insan için dedi ve bunu onlara iade etti ve onlardan ayrıldı, yoluna devam etti. Karşısına bu sefer bir delikanlı çıktı bu delikanlı çok kederli duruyordu. Bezgin bir haldeydi


Sorguç delikanlıya:

-Genç nedir bu kederin nedeni dedi ?


Genç:

-ey yabancı sende benim gibi meczub, gibi görünüyorsun, benim derdim büyüktür ben mecnun olmuşum, buna aşk derler, sevda derler, ben bir kız sevmişim, deliler gibi o beni istememiş bir başkasıyla gitmiştir. Beni bu hale düşüren bu aşktır. O beni bırakıp gitti ben, yine de onu gönlümden atamadım… Bu aşk insan için en yüce duygudur, dedi …


Sorguç:

-Bu aşk ne menem bir şeydir ki, birisi seni istemeyecek, birde ihanet edecek, sen yoluna öleceksin…
buna ancak, dense dense “güzelprestlik” denir. Sen tutulmuşun bir şekle içi beni yakar, dışı seni, yanar durursun…
dedi arkasından bir kahkaha bastı, ve kendi kendine şöyle söylendi:

daha gidecek yolum çok ve yoluna devam etti…
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 06-06-2008, Saat:10:31 PM, Düzenleyen: seminal.
Kayıtsız
<span style="color: #1C1C1C"><strong>Kayıtsız</strong></span>
RE: SORGUÇ 1.
uzun hikaye tamamını okuyamadım ama konusu güzel saol
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: SORGUÇ 1.
Hiç bir yazımı önemsemem ama burada, hakikaten bir emek var o yüzden ilginize teşekk. ederim...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 07-06-2008, Saat:03:51 AM, Düzenleyen: seminal.
General
Cvp: RE: SORGUÇ 1.
seminal Adlı Kullanıcıdan Alıntı:Hiç bir yazımı önemsemem ama burada, hakikaten bir emek var o yüzden ilginize teşekk. ederim...

olurmu estağfurullah paylaşımlarınız çok kaliteli devam edin lütfenhimmmmmmgülücük
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
Cvp: RE: SORGUÇ 1.
simayım Adlı Kullanıcıdan Alıntı:
seminal Adlı Kullanıcıdan Alıntı:Hiç bir yazımı önemsemem ama burada, hakikaten bir emek var o yüzden ilginize teşekk. ederim...

olurmu estağfurullah paylaşımlarınız çok kaliteli devam edin lütfenhimmmmmmgülücük


evet paylaşımları gerçekten kaliteli elimden geldiğince okumaya çalışıyorum
bu paylaşım da çok güzel
emeğinize sağlıkiyiSmileiyiSmilegülücükgülücükhehehehehegülücükhehehehehegülücük
Bunu ilk beğenen sen ol.
münzevi_yürekli
RE: SORGUÇ 1.
eyvallah, teşekkürler...hakkın varmış mühim bir...(deneme mi diyelim?..)
özellikle en son satır dikkatimi çekti...
"daha gidecek yolum çok ve yoluna devam etti… "
Nikos Kazancakis'in "Assisili Francis" kitabını okuyorum...
Francis, yaşamış, meşhur bir keşiş...
arkadaşı birader leo ile beraber devamlı bir arayış içindeler, belki de Allah'ı...aç, susuz günlerce, aylarca yollarda, şehirlerde, dağlarda arıyorlar...
bir gün artık bu yolculuktan yorulan birader leo birader francis'e ne zaman aradıklarını bulacaklarını sorar...
Francis, Allah'ın Fukarası "belki de tanrı aramaktır" kabilinden bir şey söylüyor..."o zaman vay halimize" diyor b.leo, hatırlayabildiğim kadarıyla...
olaylar farklı da olsa...sözkonusu aramak olunca...
böyle bir çağrışımda bulundu bende...
Ay vurunca çatlatır göğsümdeki mahşeri
çünkü kavganın göbeğidir benim yerim
canlarım, kollarında Parti pazubentleri
dik başlar, erkek haykırışlarla
göndere, en yukarlara çekiyorlar
en yukarlara çatlıycak kadar aşkî yüreklerini.

Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 09-06-2008, Saat:03:45 AM, Düzenleyen: Ebuzer.
Forumcu
Cvp: RE: SORGUÇ 1.
Ebûzer Adlı Kullanıcıdan Alıntı:[b]eyvallah, teşekkürler...hakkın varmış mühim bir...(deneme mi diyelim?..)
özellikle en son satır dikkatimi çekti...
"daha gidecek yolum çok ve yoluna devam etti… "
Nikos Kazancakis'in "Assisili Francis" kitabını okuyorum...
Francis, yaşamış, meşhur bir keşiş...
arkadaşı birader leo ile beraber devamlı bir arayış içindeler, belki de Allah'ı...aç, susuz günlerce, aylarca yollarda, şehirlerde, dağlarda arıyorlar...
bir gün artık bu yolculuktan yorulan birader leo birader francis'e ne zaman aradıklarını bulacaklarını sorar...
Francis, Allah'ın Fukarası "belki de tanrı aramaktır" kabilinden bir şey söylüyor..."o zaman vay halimize" diyor b.leo, hatırlayabildiğim kadarıyla...
olaylar farklı da olsa...sözkonusu aramak olunca...
böyle bir çağrışımda bulundu bende...[/
b]

...hakkın varmış mühim bir...(deneme mi diyelim?..)

öyle bir iddiam yok hocam öyle kendi çapımızda işte...

"belki de Allah'ı...aç, susuz günlerce, aylarca yollarda, şehirlerde, dağlarda arıyorlar...
bir gün artık bu yolculuktan yorulan birader leo birader francis'e ne zaman aradıklarını bulacaklarını sorar...
Francis, Allah'ın Fukarası "belki de tanrı aramaktır"

Hocam hoşuma gitti, okuyacağım allah izin verirse bu kitabı...

Yorumlarınız için teşekk. ederim...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 09-06-2008, Saat:07:51 PM, Düzenleyen: seminal.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.