"Eş-şöhretü âfetün/Şöhret âfetdir" ne demekdir?
Hazırlıksız yakalanan o zât, kem-küm etti, doğru dürüst cevap bile veremedi...Bunun üzerine Efendi Hazretleri şu mürşidâne beyânâtı lutfettiler :
"Şöhret, kişinin kemâlini geçerse âfetdir..."
Nâkıs olanların hak etmedikleri bir üne sâhib olduklarında daha bu dünyâda ne gibi belâlara dûçâr olduklarını hep müşâhede ediyoruz. Gurur ve kibirleri yüzünden âhiretde başlarına gelecek belâ ve azâbın ise daha da şiddetli olacağı muhakkakdır. Halbuki Abdülkâdir Geylânî, Mevlânâ Celâleddîn Rûmî, İmâm Gazâlî gibi nice şöhretli zevât vardır ki bunların kemâli şöhretlerinden ziyâde olduğu için şöhret onlara zarar vermemişdir...
Efendi Hazretlerinin o zâta bu soruyu sormakdan maksadı şu idi. O kişi şöhret konusunda pek hırslı bir kişi olmakla berâber ne kâbiliyyet yönünden ne ilim-irfân bakımından ne de tecrübe bakımından şöhreti hazm edebilecek biri değildi...Yani Efendi Hazretleri demek istedi ki, "sen bu hâlinle şöhret sâhibi olursan, o şöhret senin başına belâ olur. Ya kendini yetiştir, kemâle er yahut otur oturduğun yerde, şöhret hırsından vazgeç..."
Burada şu inceliğe de dikkatinizi çekmek istiyorum. Efendi Hazretleri, o kişinin bu kusûrunu doğrudan yüzüne söylemek yerine bu şekilde bir soru ile îmâ yoluyla îkâz buyurdular...Orada bulunanlar o kişinin bu zafını bilmedikleri için Efendi Hazretlerinin o kişiye hitâbından tam olarak ne kasd ettiğini anlamadılar... Böylece o kişi de kimseye mahcûb olmadı...İşte ehlullahın nâkıs olan kişileri irşâd husûsunda âdet-i seniyyeleri böyledir...
Muzaffer Efendi Hazretleri