Alice Harikalar Diyarı’nda ve Pinokyo’yla hemen hemen aynı yaşlarda tanıştım; gerçi Alice, çocuklar için yazılmış denemez, ama her iki öykünün de üç aşağı beş yukarı benzer derecede karanlık bir etkisi vardır. Pinokyo da Alice de, yasak alana geçişin karmaşık hazlarıyla korkusunu bir arada yaşatır. Alice’i daha çok severim; çünkü Pinokyo sadist bir dünyaya doğmuştur. Doğmuş bile denemez, tahtadan bir gecede oyulup çakılmış bir oyuncaktır. Yaramazlıklarının cezasını en ağır biçimde öder. Öykü boyunca dolandırıcılarla boğuşur durur, acımasız bir polis peşini bırakmaz, sözümona Pinokyo’nun kurtarıcısı olacak Mavi Peri bile tehdit ederek konuşur. Pinokyo’nun öyküsünde her arzunun ucu oransız bir işkenceye bağlıdır. Hepsinden daha kötüsü şu: Pinokyo yalan söyleme becerisinden mahrum edilmiştir. O kopasıca burnu hemen uzamaya başlar. Kendini savunması olanaksızdır. Masalın sonunda Mavi Peri denen (şey) laf olsun diye Pinokyo’yu gerçek çocuğa çevirir. Bana göre saçmasapan bir özü var Pinokyo’nun: Bir şeyi seviyorsan gerçek değildir.
Alice öyle mi? Alice’de tek kural meraktır; her kapıyı açar. Beklenmedik şeyler olur ama kimse zarar görmez. Kelime oyunlarıyla kelleyi kurtarmak mümkündür. Adı üstünde Harikalar Diyarı. Aynalara yaklaşmadığınız sürece bu öykünün tadını çıkarabilirsiniz.
Harikalar Diyarı’nda da sofralı bir sahne vardır. İftar sofrası değildir bu; beş çayı için hazırlanmış, onlarca kişinin oturabileceği soylu bir masaya kurulmuştur. Alice, sadece üç kişinin bulunduğu bu masaya katılmak istediğinde, sahipleri büyük bir telaşla “Yer yok! Yer yok!” diye koşturur. Yer yoktur, çünkü masanın bir yerinde tabak çanak battığında sahipleri kalkıp bir başka yerine geçmektedir. Aristokrasiyle burjuvazinin oynaşmaya başladığı ilk çağların sarsıcı bir yergisi. “Yer yok! Yer yok!” Alice, aldırmaz masaya yerleşir- sonrasında bir kelime oyunları cümbüşü başlar. Ne dersiniz? Acaba Carroll, burjuvaziyle aristokrasinin kanlı politik pazarlığını çay masasına mı yatırmıştır?
Alice bir şekilde sofraya oturur; ama ikram edilen çayı içemeden bir fırtına gelip her şeyi silip süpürür. Pinokyo ise Yunus Peygamber gibi bir balinanın karnına düşer. Orada babasıyla, Gepetto’yla karşılaşır. Balina’nın karnından kurtulmayı başardıklarında Mavi Peri sonunda Pinokyo’yu gerçek bir çocuğa dönüştürür. Acıkabilen, onarılamaz bir çocuğa.
Bazılarına dünya Harikalar Diyarı gibi görünüyor, bunu anladık, kabul, pekala… Ama niçin bazıları insana hala Pinokyo’ymuş gibi bakar?
selçuk orhan
“Somali'de, 90 günde, 29.000'den fazla çocuk açlıktan öldü. Mübarek Ramazan ayında son altmış yılın en büyük kuraklığını yaşayan Afrika ülkelerine 5 TL. yardım etmek için bir kısa mesaj atabilirsiniz:
Afrika yaz 5601 (Türkiye Diyanet Vakfı)
Afrika yaz 2868 (Türk Kızılayı)
Afrika yaz 3072 (İHH- İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı)..
..