mülkünde ortağı bulunduğuna itikat etmektir.
Şirk çeşitleri:
1-Duada şirk: bu Allah’tan başkasından,
peygamberler veya evliyalardan; rızık, şifa,
ya da buna benzer şeyler talep ederek dua
etmektir.
-Şüphesiz mescitler, (yalnızca) Allah'a aittir.
Öyleyse, Allah ile beraber başka hiç bir şeye
(ve kimseye) kulluk etmeyin (dua etmeyin,
tapmayın). (Cin 18)
-De ki: “Ben kesinlikle Rabbime dua ederim ve
hiçbir şeyi de O’na ortak koşmam.” (Cin 20)
-DE Kİ: “O'nunla beraber [tanrısal güçlere sahip
olduğunu] zannettiğiniz [varlıkları] çağırın
bakalım; sizden bir darlığı gidermeye ya da onu
[başka bir yere] yansıtmaya güçlerinin
olmadığını [göreceksiniz”]. (İsra 56)
-Allah’tan başka; sana ne fayda, ne de zarar
veremeyecek olan şeylere yalvarma! Eğer böyle
yaparsan, o takdirde sen muhakkak zalimlerden
olursun. (Yunus 106)
-Eğer Allah sana bir zarar dokundursa onu,
yine O’ndan başka kaldıracak yoktur ve eğer
sana bir hayır dilese, O'nun keremini de geri
çevirecek yoktur. Hayrını, kullarından
dilediğine verir. O, bağışlayandır, esirgeyendir.
(Yunus 107)
-Allah’tan başka yalvardıkları (tanrılar), hiçbir
şey yaratamazlar, zaten kendileri
yaratılmaktadırlar. Onlar ölüdürler, diri
değildirler. Ne zaman dirileceklerini de
bilmezler. (Nahl 20,21)
-Allah’tan ayrı olarak kendisine ne zarar, ne de
yarar veremeyen şeylere yalvarır. İşte (doğru
yoldan) uzak(lara) sapma budur! (Hac 12)
-Ve işlerin için uğraş verirken, yalnızca
Rabbinden iste. (İnşirah 8)
-Ve insana uğrunda çaba gösterdiği dışında bir
şey verilmeyecektir. (Necm 39)
-Şüphen olmasın ki [ey Muhammed,] Allah
dilediğine işittirir, halbuki sen mezarlardaki
ölüler gibi kalben ölmüşlere işittiremezsin.
(Fatır 22)
-Hakikati inkar edenleri ne kadar öfkelendirse
de içten bir inançla yalnız Allah’a bağlanarak
O’na dua edin. (Mümin 14)
2-Niyet ve arzuda şirk:
-Ey Muhammed! Hevasını-egosunu tanrı edinen
kişiyi gördün mü? Onu, sen mi yola
getireceksin? (Furkan 43)
-Ey insanlar, Allah’ın vaadi gerçektir; sakın
dünya hayatı sizi aldatmasın, o aldatıcı, sizi
Allah(ın affına güvendirmek sureti) ile
aldatmasın. (Fatır 5)
-Size verilen her şey dünya yaşamının geçici
serveti ve cazibesidir. Allah'ın yanında olanlar
ise, çok daha iyi ve süreklidir. Aklınızla
düşünmez misiniz? (Kasas 60)
-Kimler dünya hayatını ve süsünü isterse onlara
oradaki amellerin(in karşılığın)ı tam veririz ve
onlar orada hiçbir eksikliğe uğratılmazlar. Ama
onlar öyle kimselerdir ki ahirette onlar için
ateşten başka bir şey yoktur ve yaptıklarının
hepsi orada boşa çıkmıştır, amelleri hep batıl
olmuştur! (Hud 15,16)
-Kadınlardan, oğullardan, kantarlarca yığılmış
altın ve gümüşten, salma atlardan, davarlardan
ve ekinlerden gelen zevklere aşırı düşkünlük,
insanlara süslü (cazip) gösterildi. Bunlar,
sadece dünya hayatının geçimidir. Asıl varılacak
güzel yer, Allah’ın yanındadır. (Al-i İmran 14)
3-Sevgide şirk: Allah ile birlikte başkasını da
Allah’ı sevdiği gibi ya da daha çok
sevmektir.
-İnsanlardan kimi, Allah\tan başka eşler tutar,
Allah'ı sever gibi onları severler. İnananlar ise
en çok Allah'ı severler. (Bakara 165)
4-İtaatte şirk: Allah’tan başkasını Teşri ve
hükümde ortak tutmaktır. Zira hüküm
yalnızca Allah’a has bir haktır. Kim Allah’tan
başkası için şeriat koyma hakkı tanırsa
Allah’a isyan ile küfre girmiştir. Emir ve
yasaklama hakkı sadece Allah’ındır.
-Neyiniz var, nasıl hüküm veriyorsunuz? Yoksa
bir kitabınız var da bunları orada mı
okuyorsunuz? İçinde istediğiniz her şeyi
bulabileceğiniz (bir kitap)? Yoksa vereceğiniz
her hükmün sizin [meşru hakkınız] olacağına
dair Kıyamet Günü'ne kadar Bizi bağlayan
sağlam bir vaat mi aldınız? (Kalem 36, 37, 38,
39)
-Rabbinizden size indirilen bu Kuran’ın
bildirdiklerine uyun. O’nu bırakıp da velilerin
(evliyanın / kutsallık payesi verdiğiniz kişilerin)
peşinden gitmeyin. Ne kadar az öğüt
alıyorsunuz . (Araf 3)
Veli: Yol gösteren, yardım eden, koruyan.
-Kendi asılsız uydurmalarını Allah'a yakıştıran
ya da Allah'ın ayetlerini yalanlamaya kalkışan
kimselerden daha zalim kim olabilir? Onlara
[hayatta] nasip olarak her ne ki yazılmışsa
kendilerini bulacaktır; ta ki, canlarını almak
için elçilerimiz gelip [de]
onlara: “Hani, nerde Allah'tan başka çağırıp
durduğunuz varlıklar?” diyinceye kadar. Ve
[günahkarlar]: “Bizi yüzüstü bıraktılar!” diye
karşılık verecekler ve [böylece], hakkı inkar
eden kimseler oldukları konusunda kendi
aleyhlerine tanıklık etmiş olacaklar. (Araf 37)
-Hiç şüphesiz, benim velim Kitabı indiren
Allah'tır ve O salihlerin koruyuculuğunu
(veliliğini) yapıyor. (Araf 196)
-Allah'a teşekkür edecekleri yerde, yardım
göreceklerini umarak, Allah'tan başka ilahlar/
aracılardan yardım beklerler. Oysa , yardım
istedikleri o ilahların/aracıların onlara yardım
etmeye güçleri yetmez; hatta tam tersi,
kendileri onları korumak için nöbet bekleyen
askerler gibidir. (Yasin 74, 75)
-Ey Muhammed De ki, “Allah’ın dışında
bağlandığınız ortaklarınızı gördünüz mü; onlar
yeryüzünde neyi yaratmışlar bana gösterin?”
Yoksa onların gökte bir ortaklıkları mı var?
Veya biz onlara bir kitap verdik de, ondaki bir
belgeye mi dayanıyorlar? Hayır! Nankörler
birbirlerini aldatıcı sözlerle kandırmaktan başka
bir şey yapmazlar. (Fatır 40)
-Deki: “Biz, Allah'ın yerine bize ne faydası
dokunan ne de zarar verebilen şeylere mi
yalvaralım? Ve Allah bizi doğru yola ilettikten
sonra topuklarımızın üzerinde gerisin geri mi
dönelim? Tıpkı kendisini doğru yola çağıran
arkadaşları [uzaktan] “Bizimle gel!” diye
seslendikleri halde şeytanların ayartmasına
kapılıp dünyevî zevkler peşinde körü körüne
koşturan kimse gibi (mi olalım?)” De ki: “Şüphe
yok ki Allah'ın rehberliği, yegâne rehberliktir ve
biz, kendimizi bütün âlemlerin Rabbine teslim
etmekle emir olunduk. ( Enam 71)
-Onlara: "Allah’ın indirdiğine uyun!" dense:
"Hayır, biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz
şeye uyarız (onların yolundan gideriz)" derler.
Şeytan onları alevli ateşin azabına çağırmış olsa
da mı (babalarının izinde gidecekler)? (Lokman
21)
-De ki: "Bana dini yalnız Allah’a halis kılarak,
O'na kulluk etmem emredildi." (Zümer 11)
-Tağut’a kulluk etmekten kaçınan ve Allah'a
yönelenlere müjde var. Müjdele kullarımı.
(Zümer 17)
Tağut: Allah’ın indirdiği hükümlere muhalif
olan ve onların yerine geçmek için
hükümler icat eden her kişi ve kurum
tağuttur.
-Allah tek olarak anıldığında ahrete
inanmayanların içini sıkıntı basar. Allah’tan
başkası anıldığı zaman hemen sevinir, mutluluk
duyarlar. (Zümer 45)
Kendi algılarını dinin tek ölçüsü olarak kabul
eden bazı fanatik grup, cemaat ve tarikat
mensupları da aynı durumdadır. “Yalnız Kuran
yeter” derseniz size kinlenirler. Bir takım
hazretleri de dine ortak ederseniz sizi “kardeş”
diye bağırlarına basarlar.
-Hayır, yalnız Allah’a kulluk et ve
şükredenlerden ol. (Zümer 66)
- O nankörler benden ayrı olarak kullarımı
kendilerine veliler yapacaklarını mı sandılar?
Biz kafirlere cehennemi konak olarak
hazırladık . (Kehf 102)
- Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. O
halde kulluk ve itaatte de daima Allah’a
olmalıdır. Hal böyleyken tutup yine de
Allah’tan başkasına mı saygı ve duyarlılık
göstereceksiniz? (Nahl 52)
- Yalnız O’na yönelin ve O'ndan korkun; namazı
kılın ve (Allah'a) ortak koşanlardan olmayın. (O
ortak koşanlardan olmayın ki onlar) Dinlerini
parçaladılar ve bölük bölük oldular. Her parti
kendi yanındakiyle sevin(ip övün)mektedir.
(Rum 31, 32)
-Hahamlarını ve rahiplerini Allah’tan ayrı rabler
edindiler, Meryem oğlu Mesih'i de öyle. Oysa
kendilerine yalnız tek Tanrı olan Allah'a ibadet
etmeleri emredilmişti. O'ndan başka tanrı
yoktur. O, onların ortak koştukları şeylerden
münezzehtir. (Tevbe 31)
-Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Yaşatan,
öldüren O'dur. Sizin Allah'tan başka bir dost ve
yardımcınız yoktur. (Tevbe 116)
5- Tasarrufta şirk: Bu peygamberlerin ve ya
evliyaların kainatta ve ahrette tasarruf
kudretleri olduğuna inanmaktır.
-İyi bil ki, halis din yalnız Allah’ındır. O'ndan
başka veliler edinerek: "Biz bunlara, sırf bizi
Allah'a yaklaştırmaları için tapıyoruz," diyenler
(e gelince): Şüphesiz ki Allah, onlar arasında,
ayrılığa düştükleri konuda hükmünü verecektir.
Allah, yalancı, nankör insanı doğru yola
iletmez. (Zümer 3)
-O (Allah) ki gökleri, yeri ve bunlar arasında
bulunanları altı günde yarattı; sonra Arş\a
istiva etti. Sizin, O'ndan başka bir dostunuz,
şefa'atçiniz yoktur. Düşünüp öğüt almıyor
musunuz? (Secde 4)
-Ortak koşucular, kendilerine destek olsunlar
diye Allah'ın yanında ilahlar edindiler.
(Meryem 81)
-Gerçek şu ki , sen her sevdiğini doğru yola
yöneltemezsin; fakat Allah'tır, [yönelmek]
isteyeni doğru yola yönelten; ve yine O'dur,
doğru yola girecek olanları en iyi bilen. (Kasas
56)
-İşte uyulanlar, uyanlardan uzak durdular;
azabı gördüler, aralarındaki bağlar kesildi.
Uyanlar, şöyle dediler; "Ah keşke bir daha
dünyaya gitmemiz mümkün olsaydı da şimdi
onların bizden uzak durdukları gibi biz de
onlardan uzak dursaydık!" Böylece Allah,
onlara işledikleri bütün fiilleri hasretler
(pişmanlık kaynağı olarak) gösterir. Ve onlar,
ateşten çıkamazlar. (Bakara 166, 167)
6-Korkuda şirk: Allah’tan başkasının yarar
ve zarar verdiğine inanmak veya korkuda
başkalarını Allah’a denk tutmaktır.
-Allah'ın insanlar için açacağı rahmet kapısını
kimse kapatamaz ve O'nun kapattığını da kimse
açamaz: Çünkü O, kudret ve hikmet Sahibidir.
(Fatır 2)
-Allah kuluna kafi değil mi? Seni O’ndan
başkalarıyla korkutuyorlar. Allah kimi şaşırtırsa
artık onu yola getiren olmaz. (Zümer 36)
7-Tevekkülde şirk: Tevekkül; kulun işlerini
Allah’a havale etmesi, dilediğini elde
edebilmek için ona güvenmesidir.
-(O) Doğunun ve batının Rabbidir. O’ndan
başka tanrı yoktur. Yalnız O'nu vekil tut.
(Müzemmil 9)
"Vekil" kendisine güvenerek kendi işlerimizi
ona havale ettiğimiz şahıstır. Bizim dilimizde
de hemen hemen aynı manada
kullanılmaktadır. Mahkemedeki işlerimizi bu
vekilin yürütebileceğine inanır ve işlerimizi ona
havale ederiz. Bizim bir şeyler yapmamıza
hacet yoktur. O halde bu ayetin anlamı
şöyledir: "Senin bu dine çağrıda bulunmana
karşılık muhaliflerin veryansın ediyorlar ve
sana her türlü zorluğu çıkarmaktalar. Ama
sen bunun için kaygılanma. Sen işini
doğunun ve batının Rabbi ve bütün kainatın
sahibine havale et ve O'nun seni
savunacağından ve muhaliflerine karşı
bütün işlerini düzelteceğinden emin ol."
-Ve ölmeyen(diriy)e tevekkül et ve O\nu överek
tesbih et. Kullarının günahlarını, O'nun bilmesi
yeter. (Furkan 58)
-Sen, her şeyden üstün ve merhamet sahibi
olan Allah'a güven. (Şuara 217)
Yani, "Ne kadar büyük ve güçlü olursa
olsun hiç bir dünyevi iktidara aldırma; Aziz
ve aynı zamanda Rahim Olan'a tam olarak
güvenip dayanarak görevini yapmaya
devam et. O Aziz'dir, dolayısıyla O'nun
desteğini alanın üstesinden hiç bir güç
gelemez. O Rahim'dir, dolayısıyla
yeryüzünde kendi kelimesini yükseltme
uğruna mücadele edenlerin çaba ve
fedakarlıklarını boşa çıkarmaz."
-Ant olsun onlara: "Gökleri ve yeri kim
yarattı?" diye sorsan, elbette "Allah" derler. De
ki: "O halde Allah’tan başka yalvardıklarınızı
gördünüz mü, şimdi Allah, bana bir zarar
vermek istese, onlar O'nun vereceği zararı
kaldırabilirler mi? Yahut (Allah) bana bir
rahmet (fayda) vermek dilese onlar O'nun
rahmetini durdurabilirler mi?" De ki: "Allah
bana yeter. Tevekkül edenler O'na dayanırlar."
(Zümer 38)
-Allah ki O’ndan başka tanrı yoktur. Mü'minler
Allah'a dayansınlar. (Teğabun 13)
Araştırmacı Ecz. Basri TANER
(ALINTIDIR)
“Hayat tiyatro gibidir, en kötü insanlar, en iyi yerlerde otururlar.”
Aristofanes