You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

((Meksikalı))
SİBEL ERASLAN
Söze Karşı Bomba...


Bombay'da patlayan bombalar, sadece insanları ve binaları yok etmedi. İnsan onuruna has varoluş ve konuşabilme imkânlarını da havaya uçurdu. Aslına bakarsanız şiddetin her türü üzerinden, gezegenin barış ve selameti için bin bir emekle biriktirilmiş kadim bir alfabeyi, değerli bir insanlık dilini, medeniyet lisanını da çökerten, bir yıkımı yaşıyoruz.
Bombay patlamaları, 11 Eylül'de inşa edilen terörizm suçlamasıyla bir kere daha karşı karşıya getiriyor bizi. Müslüman ve Doğulu olmanın zahmetli bir yüke dönüştürüldüğü sürece bir kere daha giriyoruz. Her bombadan sonra, ilgili ilgisiz dünyanın her yerindeki Müslümanların yaşayacağı, kaçınılmaz bir suçlama anaforu... Bir girdap gibi sardıkça sarıyor bedenlerimizi ve ruhlarımızı, bombaların hesabını vermek veya verememek... Koşulları asla adil olmayan bir kefede tartılıyoruz oysa. Her şey 11 Eylül şablonlarına uygun olarak gelişirken, "biz yapmadık ve yapılanı lanetliyoruz" demek, hiçbirimize yeterli aklanmayı getiremiyor. Ne özürlerimiz ne de itiraflarımız yeterli bulunmuyor... Dizayn edilmiş rolleri bile isteye veya bilmeye istemeye giyiniyoruz üzerimize...

Bombalar, sadece insan gövdelerini parçalamıyor aslında, söz'ün, konuşma imkânının ve hatta varoluşun kökü kazınıyor hemen her patlamada. Her bomba biraz daha artmış halde getiriyor önlem paketlerini... Her bombadan sonra, potansiyel suçlular olarak içinde tutulduğumuz karantinanın sınırları, biraz daha genişliyor. Yeni savaşlar ve o savaşlarda denenecek yeni kimyasal silahlar, yeni işgaller, yeni hukuk dışı tecavüzler ve işkence... Kendine yeni ve güya meşru alanlar peydah ediyor... Misal: Hindistan ve Pakistan arasında çıkacak muhtemel savaş, bir kibrit çakımı kadar kolay ve mesafesizdir buradan baktığımızda... Tıpkı Irak'ın işgali ve işgalde yaşadığımız insanlık dışı manzaraların, Amerikan halkı tarafından "meşru müdafaa" olarak algılanmasında olduğu gibi... Kemikleri kırılan ya da ırzına geçilen milyonlarca Doğulunun, İkiz Kuleleri yıkan pilotlar olduğu sanrısında tecrübe ettiğimiz gibi... İkiz Kulelerin borcunu ödeyebilmek için Irak'ta 1 milyon 600 bin, Afganistan'da 1 milyon insan öldü misal... Ama borç, hala kapanmamıştır, bunu da biliyoruz...
Bombay'daki rehinler arasında, duyduğumuza göre, Elham okuyanlar paçayı kurtarmışlar. Kurtarmışlar kurtarmasına da bundan sonrasında Hindistan'da "Ben Elham'ı biliyorum" diyen babayiğit çıkar mı bilemem... Hindistan'da 150 milyon Müslüman var ve bu insanların her biri, Bombay'daki rehinelerden farksız hale getirildi son bombalardan sonra... Yani hangi örgüt hangi amaçlar için yaptıysa bu berbat girişimi... En çok Müslümanlar ve özellikle Pakistan zarar görüyor neticelerinden...

İslam Toplumları, bu konuyu ciddi bir şekilde gözden geçirmek zorundalar. Kanaat önderleri, alimler, bilginler, yöneticiler, entelektüeller, "islami cihad" konusunu, ilkeler ve pratikler bağlamında insanlara vazetmeliler. Savaş hukuku ile Barış hukuku üzerinde kafa yormaya çağırmalılar tüm düşünürleri... İsmi "barış" olan bir dini, bombalarla karartmaya hiç birimizin hakkı yok... Müslüman; erdemli, ahlak sahibi, varlığından emniyet duyulan kişidir. Bu kıyamet fotoğrafından, elindeki son ağaç fidanını, ne bahasına olursa olsun dikmeye azmetmiş, gayretli ve sabırlı, onurlu ve sevgi dolu, güvenilir kişilerin önderliğinde çıkacağımız açık...
Kendini "İslam Glasnostçusu" ilan eden şöhret tutkunu aktivistlerden, edebiyatçılardan, gazetecilerden bahsetmiyorum. Onlar, madalya ve kariyer bekledikleri mihraklardan aldılar alacaklarını ve almaya da devam ediyorlar zaten... Hayır! Onlardan söz etmiyorum. İslam toplumunun vicdanını harekete geçirecek akli selim nefeslerden ve alimler davetinden bahsediyorum... Dünyaya hakikaten gelip geçici bir imtihan durağı olarak bakan, yaradılışın özündeki sevgi gerçeğini bilfiil adalet, merhamet ve insan onuru ilkeleriyle hayata yansıtan "güzel sözlüler"e ne kadar da ihtiyacımız var.
Hayır!
Müslümanlar, "bomba"yla değil! "Güzel Sözle" konuşur...
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.