Önce Şiileri üç gruba ayıralım:
1. Mutedil Şiiler
Bunlar Zeydi mezhebine müntesip olanlar ki; kahir-i ekserisi (ezici çoğunluğu) Yemen’de bulunur ve Ehl-i Sünnete en yakın mezhep olmakla bilinirler. Hatta Kevseri gibi bazı büyük alimler onları Ehl-i Sünnetten sayar. Şevkani ve San’ani gibi bazı imamları, Ehl-i Sünnet alimleri için vaz geçilmezlerdendir. Günümüzdeki en meşhur alimi AbdulMecid Zindani olup bir çok eseri Türkçeye çevrilip basılmıştır. İman ve Tevhid kitapları meşhurdur.
2. Aşırı Şia
Bunlar gulât-ı şia olarak nam salmışlardır. Karâmita ve İsmaililer tarihte suikastları ve eroin kullanımları ile meşhur olmuşlardır. Tahrif konusunda uzmandırlar. Bir çok İslam alimi, lideri ve kahramanı onların suikastlarına kurban gitmiştir. Alp Arslan bu suikasta kurban gidenlerden birisidir. Kabe’yi tahrif edip Hacer-i Esved’i yerinden söküp götürmüşler ve ancak senelerce sonra ellerinden alınıp iade edilebilmiştir. Günümüzde resmi olarak İngiliz işbirlikçisi, Fransız vatandaşı ve Hind asıllı sosyete Hüseyin Ağahan liderliğinde devam ettiği gibi, gayr-i resmi olarak tasavvuf adı altında bir çok tarikat ve tasavvufi akımda yayılmaktadır. İskender Evrenesoğlu, Ömer Öngüt, Cübbeli gibi meşhurlar bu Bâtıni akımın dolaylı temsilcileridir.
3. Genel Şia
Daha çok Caferi veya 12 İmam Şiası ya da İmamiyye olarak bilinen Şiilerdir. Bugün İran’ın çoğunluğunu ve Azerbeycan’nın da yarıya yakınını oluştururlar. Bunun yanında İngiliz politikasının neticesi olarak Irak, Umman, Bahreyn gibi ülkerde de etkin bir biçimde bulunurlar.
Bunların en karakteristik özelliği takiyyedir.
Takiyye; cana zarar gelme riskini bertaraf etmek için azılı kafirlere karşı imanını gizlemek demektir. Bu da ruhsat (izin) olup aksi ile yani azimet ile amel daha makbul görülmüştür. Ehl-i Sünnet’teki karşılığı budur.
Şia’da ise takiyye; mezhebini Sünnilere karşı gizlemek veya şirinleştirmektir. Kafirlerle iyi geçinip Sünnileri Şiileştirmek veya yok etmektir. Bu bir ruhsat değil, imanın 7. esasıdır. Yani takiyyeye iman etmeyenin imanı batıldır, o kişi kafirdir.
Bu yüzden, ülkemizde bir çok akademisyen (mesela Hüseyin Hatemi), grup (cemaat tabiri uygun değil) lideri (mesela Mustafa İslamoğlu) dolaylı olarak Şia propagandası yapar. Mesela Mustafa İslamoğlu asla Şia demez, Ehl-i Beyt mektebi der. Direkt olarak asla eleştirmez, ama Sünnileri eleştirmekle kalmaz, sık sık Sünni alimlere hakareti de imanın bir gereği kabul eder.
İSLAM-İ DÜŞÜNCELER MÜRSEL GÖLBAŞI
SubHane RabbiyeL aLa...
mumsema gibi asiri egilim yok