Her nefis ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz. Ankebut-57
Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler! Ankebut-64
Şeytan Melek mi ?
Şeytan Melek mi ?
Bişey diyeydin ya. Bende okuyorum okuyorum alalal diyorum. Bişey yazıyor da ben mi kaçırıyorum
Melek türü fakat farklı formda yaratılmış bir cin varlıkta olabilir , yada meleklerin içinde melekten farklı cin olarak Allah a ibadet eden bir varlıkta olabilir ,
Nasılki hayvan insana benziyor ama hayvan ayrı insan ayrı ise oda öyle olabilir kesin hüküm veremeyiz en doğrusunu Allah bilir .
“Ben o (Âdem’den) daha üstünüm. Çünkü (ey Allah'ım), beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.” (A’raf, 7/12; Sad, 38/76)
demişti. Cenab-ı Allah’ın şeytanın sözü olarak naklettiği bu söz, İblis’in yaratılışını bize haber veriyor.
Kur’an’ın iki yerinde de, “Cân”nın, ateşten yaratıldığı bildirilir.
“(Allah) Cân’nı da ateşin mâricinden yarattı.” (Rahman, 55/15)
ayeti yaratılışın “mâric”den olduğunu bildirir. Mâric, hem dumanla karışık olan ateş, hem de dumansız -yalın- saf ateş manasına gelmektedir. Ama ayette ayrıca ateş kelimesinin zikredilmesi bunun, dumansız/saf ateş manasında olduğunu gösteriyor. Böylece Cân’nın, katıksız/öz ateşten yaratılmış olduğu anlaşılıyor(2). İbn Abbas(r.a.)'a göre bu ifade, “ateşin en güzeli ve safı” manasınadır. Mücahide göre de, ateş yakıldığı zaman yükselen, sarı ve yeşilimsi alevdir(3). Âlusî, bunu “dumansız saf alev” olarak tefsir eder(4). Dikkat edilirse, bunların hepsi hemen hemen aynı manaya gelmektedir.
“Allah Teala, insanı salsâldan, yani katıksız-özlü çamurdan yarattığını bildirdiği gibi, cânnın da katıksız ateşten yaratıldığını beyan etmiştir. Eğer, me’âric kelimesi “katıksız” manasına olduğu halde, aynı zamanda “karışık” manasına olduğu nasıl söylenebilir?” denilirse, buna söyle cevap verilir:
“Ateş kuvvetli olduğu zaman, alevleri yükselir ve biribirine alabildiğine karışıp, tıpkı güzel ve uyumlu bir şekilde birbiriyle imtizaç etmiş, birbirinden ayırt edilemez hale gelmiş ve adeta, iyice karışmış çamur gibi yekpare olmuş olur. Bu durum iyice tutuşmuş fırında da gözlenir: Eğer o fırına odun atılacak olsa, hemen onu tutuşturur. İşte cinlerin yaratıldığı “me’âric”, aynen bunun gibi, kısımları birbirine girip, tek parça haline gelmiş bir ateştir ki bu ateşin dumanı, alevi ve yerde yanan kısımları birbirinden ayırt edilemez olmuştur.”(5)
Bu husustaki ikinci ayette Allah Teala iki cins varlığın yaratılışını anlatarak,
“Andolsun ki biz, insanı pişmemiş çamurdan, kokuşmuş cıvık balçıktan yarattık. Cân’nı da (insandan) daha önce semûm ateşinden yarattık.” (Hicr, 15/26-27)
buyurur. Ayetten anlaşıldığı gibi Cân, insanoğlundan önce(6) yaratılmıştır. İnsanın yaratılışının, kainattın yaratılışında son halka olduğu düşünülürse, Cân sondan bir önceki halka olarak yaratılmıştır(7).
Ayetteki “semûm ateşi” hususunda, bazıları, “Bu, ateşin alevidir.” demişler; bazıları da “O, öldürücü derecede sıcak olan sam rüzgarıdır.” demişlerdir(8). Önceki ayetin de yardımı ile, ibareden anlaşılan bunun bir çeşit ateş olduğudur. Fakat, bedenin gözeneklerine, yani derideki o küçücük deliklere nüfuz edip, içine işlediği için buna, “semûm” ismi verilmiştir. İnsanın içine işleyen rüzgara da bu yüzden “sam rüzgarı” denmiştir(9) . Bir rivayette, “Semûm, dumansız ateştir. Yıldızlar da bu ateşten yaratılır.” denmiştir(10) ki, bu, “semum ateşi” ile geçen ayetteki “ateşin mârici”’nin aynı olduğunu gösterir. Buna göre aynı şeyi anlatan bu kelimelerden biri, o ateşin yalın, saf ve dumansız bir ateş olduğunu, diğeri de yakıcı ve kavurucu olduğunu anlatmış olur. Âlûsî “semum ateşi”ni, “fevkalade hararetli ateş” diye tefsir ederken buna işaret etmektedir(11). Bazı hadislerde Cân’nın yaratıldığı ateşin, bildiğimiz ateşlerden çok daha sıcak olduğu bildirilmektedir. Ebu Davud et-Tayalisî’nin İbn Mes’ud(r.a.)'dan naklettiği bir hadise göre,
“Bu (dünyada gördüğümüz) ateşler, Cân’nın yaratıldığı ateşten yetmiş kat daha hafiftir.”(12)
Ahmed Hulusi konumuzla ilgili kitabında yeni bir yaklaşım ortaya koyarak, ayetteki “semum ateşi”nin, ışınlar olabileceğini söylüyor ve şu fikirleri ileri sürüyor:
“Kur’an-ı Kerim’de, geldiği günün anlayış seviyesi nazar-ı itibara alınarak, “Biz, cinleri filanca ışınlardan yarattık.” şeklinde açıklanmamış; mecazi bir ifade ile, “dumansız ateş”, “en ince gözeneklere nüfuz edici ateş” diye tarif edilerek, insanların anlayışına, ilimlerinin bu konuyu anlayacak bir seviyeye gelmesine bırakılmıştır.”(13)
Son iki ayette konu, Cân’nın yaratılması; ilk iki ayette de İblis’in yaratılması idi. İblis ile Cân’nın aynı olup olmadığı tartışılmıştır. Daha önce de geçtiği gibi, Hasan Basrî, “Cân, cinlerin atası olan İblis’tir.” derken, Mücahid, “O, cinlerin atasıdır, ama İblis değildir.” demiştir. Kimileri de, “Cân, bütün cinleri içine alan bir cins ismidir.” derler(14). Buna göre, insan kelimesi, nasıl bütün insanları ve ataları olan Hz.Âdem (as)’i içine alan bir isim ise, Cân da, bütün cinleri ve ataları olan İblis’i içine alan bir cins ismidir. Zaten dikkat edilirse, son ayette, genel olarak insanın çamurdan, cânnın ateşten yaratıldığı anlatılırken, sanki iki cins varlıktan bahsedilmektedir.
Taberî, Hasan Basri gibi, İblis’in, cinlerin atası olduğu ve buradaki Cân ile İblis’in kastedildiği görüşündedir(15). Mukatil, Katade ve Atâ gibi önemli müfessirler de bu görüştedir. İbn Abbas(r.a.) da bu görüştedir ve ondan gelen, “Cân, cinlerin atasıdır.” şeklindeki rivayet(16) farklı bir görüşü ortaya koymuyor, Cân’nın aynı zaman da İblis olduğunu gösteriyor. Bazı kimseler daha değişik bir görüşle, “Cinler, şeytandan başka bir cinsdir.” demişlerse de, görüldüğü gibi çoğu alimin kabul ettiği doğru görüş, şeytanların, cinlerle aynı cins olduğu ve mümin olmayan cinlere, şeytan ismi verildiğidir(17).
İblis ile Cân’nın aynı olduğuna, bazı hadisleri de delil gösterebiliriz: Hz.Âişe (r.a.)'den gelen bir rivayette Resulullah (a.s),
“Melekler nurdan, Cân ateş alevinden, Âdem de, size (Kur’an’da) anlatıldığı şeyden yaratılmıştır.” (18)
demiştir. İbn Merdûye’nin yine Hz.Âişe annemizden rivayet ettiği hadiste,
“Allah, melekleri Arş’ın nurundan; Cân’nı, ateş alevinden; Âdem’i de, (Kur’an’da) size anlatılan şeyden yaratmıştır.” (19)
buyurulmuştur. Bu gibi hadislerde, yukarıdaki ayetlerde geçen “insan” yerine, insanın atası olan Âdem konduğuna göre, “Cân” yerine, o cinsin atası olan, daha önceki ayetlerde açık ismi ile geçen İblis konabilir(20). Zaten Kur’an’da, Hz.Âdem (as)’den bahsedildiği yerde, hemen yanısıra ve ona karşı olan cins olarak İblis’den bahsedilmektedir. Hadislerde de durum aynıdır. Fakat görüldüğü gibi bu bazan İblis ismi ile, bazan Cân ismi ile bazan da şeytan sıfatı ile olmaktadır.
Bu iki cinsin yaratılışlarını mukayeseli olarak ele alan şu izahlar da enteresan görünmektedir: “Cinler açısından Cân, tıpkı biz insanlar açısından Âdem gibidir. Bizim cinsimizin ilki “salsâl”dan, yani katıksız özlü çamurdan, ondan sonra gelenlerimiz de onun sulbünden yaratılmış ise; ilk cin de ateşden, ondan sonra gelen zürriyeti ise “mâric”den, yalın ateşten yaratılmıştır..”(21)
Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin acaba bendeki seni!..
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi