Bir başka müridini-ki kendisi rahat 65 veya 70 yaşlarında var-şu sözüne şahit oldum:''Buralara gelmek herkese nasip olmaz,o yüzden kıymetini bilin,ve sakın ola ki asla şeyhinizin söylediklerine uymamazlık yapmayın,ne diyorsa harfiyyen uyun,sakın kafanızda yorum yapmayın,acaba doğrumu diye düşünmeyin bu şeytandandır bilesiniz,gözü kapalı bir şekilde şeyhinizin talimatlarına uyun''
Tevbe Suresi 31 Ayet:
"Onlar, Allah'dan başka bilginlerini ve rahiplerini de kendilerine Rab edindiler,''
Nitekim bu âyetin mânâsı hakkında meşhur Hatim-i Tâî'nin oğlu Adiy demiştir ki: "Resulullah'a geldim, boynumda altından bir haç vardı, -ki Adiy o zaman henüz müslüman olmamıştı ve Hristiyandı- Resulullah (asv) Berâetün (Tevbe) Sûresi'ni okuyordu, bana "Ya Adiy şu boynundaki veseni at" buyurdu Ben de çıkardım attım "Allah'tan başka hahamlarını ve rahiplerini de rab edindiler" anlamına olan âyetine geldi, ben: "Ya Resulallah, onlara ibadet etmezlerdi" dedim Resulullah buyurdu ki:
"Allah'ın helal kıldığına haram derler, siz de haram tanımaz mıydınız? Allah'ın haram kıldığına helâl derler, sizde helâl saymaz mıydınız?"
Ben de "Evet" dedim "İşte bu onlara ibadettir" buyurdu
Rebi' demiştir ki, "Bu rablık İsrailoğullarında nasıl idi?" diye Abdul'âli-ye'ye sordum O da "Genellikle Allah'ın kitabında hahamların sözlerine aykırı olan âyetler bulurlar, bununla beraber kitabın hükmünü bırakırlar da hahamların sözlerini tutarlardı" dedi
Bu rivayetler şunu gösterir ki, herhangi birini rab edinmiş olmak için behemahal ona "rab" adını vermiş olmak şart değildir Allah'ın emrine uygun olup olmadığını hesaba katmayarak, onun emrine uymak ve özellikle de dinin hükümlerine ait olan hususlarda onu kural koymaya yetkili sanıp ne söylerse, ne emrederse doğru farzetmek, ona uyduğu zaman Allah'ın emrine ters düşeceğini düşünmeden hareket etmek, onun emirlerini taparcasına yerine getirmek onu rab edinmek ve ona tapmak demektir
Konuda bahsini yaptığım meselelerin gerçekliğine bir de bir Tasavvuf şeyhinin kitabından kaynaklar örnekler buldum,sizlerle paylaşmak istedim,sizlere bahsettiğim sofilerin durumlarını izah eden bir yazı:
Mehmed Zahid Kotku'nun Tasavvufi Ahlak isimli eserinin 1cildinde yer alan "Nefisle Mücahede ve Zikrullahın Esasları" başlıklı yazıları
5 Şeyhe Muhabbet
Beşinci vazifesi ise, üstazına, mürebbisine, şeyhine olan muhabbetten ibarettir Eğer müridde bu râbıta-i muhabbet olmasa, şeyhinden hiç bir suretle istifade edemez; çünkü feyzine sebeb olan râbıta-i muhabbettir Bu sebepten bütün turûk-u aliyyede râbıta-i muhabbet rükün, asıl ve esas olmuştur
Binâen aleyh, aşıkın ma'şûkunda kendini ifnâ ettiği gibi, sâlikin de nefsini şeyhinin nefsinde ifnâ etmesi, yok etmesi; onun emirlerinden hiç bir emre --velev ki hatâlı dahi bulsa-- kat'iyyen itiraz etmeyip, reddetmeyerek sözünü tutması lâzımdır İyi bilmeli ki, bu râbıtalar muhabbete mukàrin olmazsa, zerre kadar fayda vermediği gibi belki de zarar verir