Oysa son pişmanlık; fayda vermiyor,
Zararı telafi etmiyor,
Kaybedilen hayatları,
Kırılan kalpleri,
Üzülen insanları,
Yıkılan yuvaları,
Kapanan kapıları,
Sönen ocakları, yaşamış oldukları zarardan,
Toplum hayatındaki sert kırılmalardan kurtarmaya yetmiyor.
Özür dilemenin verilmiş olan zararı telafi ve tazmin etmeye kafi gelmediği gibi.
Sevgili kardeşlerim.
İnanan veya inanmayanı ile; Sevgili Peygamberimizin şu sözüne kulak versek sanıyorum zarar etmemekle beraber çok şey kazanacağız.
İnanlar; dünya ve ahiret cennet saadetine,
İNANMADIĞINI ZAN EDELER de en azından dünya huzur ve mutluluğuna kavuşacak.
İnnel mutehabbine fillahi tahte zillil arş.
(Allah için bir birini sevenler arşın gölgesinde gölgelenirler.)
Arşın gölgesini sadece haşir gününe tahsis etmeyelim.
Arşın gölgesinin esenliğine, barış ve kardeşliğine, ahiretten daha çok dünya hayatımızda muhtacız. Aslında arşın gölgesini burada aramayanlar o saadete burada kavuşamayanlar sanıyorum ahirettede o imtiyazdan istifade edemeyeceklerdir.
Bu dünyada da;
Bela ve musibetler karşısındaki acziyetin elem ve kederinden,
Hırs ve hasedin yakıcı ateşinden, Kin ve düşmanlığın ruhsal sendolmlarından kurtulmanın; arşın gölgesi olan sevgi, hoşgörü, sağduyu ve kerdeşlik iklimine sığımaktan başka bir yolu olduğunu sanmıyorum.
Huzur ve mutlu bir yaşam için;
Tek çare, bizi arzda, arşın saadet ve mutluluk gölgelerine ulaştırabileceğinin müjdesi olan, sevgi sığınağına davet eden Allahın sevgili kulu Hz. Muhammet Mustafa (asv) nın çağrısına uyarak bir birimizi karşılıksız sevme yolunu seçelim.
DÜNYA VE AHİRET MUTLULUĞUNA ULAŞMANIN TEK YOLU OLAN, SEVGİ VE KARDEŞLİK ÜZERİNDE KALPLERİMİZİN BİRLEŞTİRMESİNİ RABBİMİZDEN DİLER VE DİLENİRİM.
Sevgilerimle.
..alıntı..
...Öyle garip bir dünya...
...Olmaz dediğin ne varsa olur...
...Düşmem der düşersin...
...Şaşmam der şaşarsın...
...En garibi de budur ya;...
...Öldüm der durur yine de Yaşarsın...