You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Sevdiğiniz Deneme ve Makaleler...

Sevdiğiniz Deneme ve Makaleler...

Ah Teslimiyet..!
Sevdiğiniz Deneme ve Makaleler...
Farkettim de Edebiyat Forumuna girdiğimde karşıma çıkan tek şey şiir bölümü.. Edebiyat sadece şiirden ibaret mi? Sanırım deneme, makale, günlük, hatıra... vs. tarzı şeyler unutulmuş.. En iyisi ben açıyım gülücük


Dilerim derdim affıma vesile olur..





Yürüyorsam düşe kalka, bil ki ısrarımdan..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 15-12-2011, Saat:02:33 PM, Düzenleyen: Münzevi.
Ah Teslimiyet..!
RE: Sevdiğiniz Deneme ve Makaleler...
...Testi ve Su...( Senai Demirci )
Unutma,
çamuru testi yapmak için
biçimlendiriyorsun;
ancak istediğin şey çamurun
kendisi değil içindeki boşluktur.

Nelerle uğraştığına bir bak, dostum! Elinle, beyninle, dilinle,
kaleminle, yüreğinle hep bir şeyler yoğuruyor, eğiyor, büküyor,
dokuyor, yazıyor, örüyorsun. Bu hep böyle! Belki bıktın, belki
yoruldun. Belki de inceden inceye "Bu böyle gitmez!" çığlıkları
atıyorsun. "Mecburen, mecburiyetten" diye mırıldanıyorsun. "Nereden
çıktı bunlar?" "Hiç bitmeyecek mi?". "Ben bunlarla uğraşacak adam
mıyım?" Doğrusu, bunca soru her gün benim de yüreğime doluşuyor; beni
de umutsuz ediyor, mutsuz ediyor.


İşte sana büyük sırrı fısıldıyorum: Hayatta biçimlendirdiğimiz
şeylerin kendisini aramıyoruz aslında. Uğraşılarımızın ortasında
oluşturmaya çalıştığımız bir boşluk, kendimize ait bir oda, kendimize
özgü bir alan var. Tıpkı testi yapan ustanın çamurla uğraşırken
yaptığı gibi. Aslında ustanın testi yapmak için elini çamura bulama
nedeni çamurun ortasında bir boşluk-su doldurulacak ve su içilecek bir
boşluk- oluşturmaktır. Ne var ki, testi ustalarının çoğunun testi
yaparken su içmeye vakit ayıramaması gibi, sen, ben ve senin ve benim
gibi binlercesi testi yapmaktan başını kaldırıp testiden su içmeye
fırsat bulamıyor.
Evet, çoğu zaman, gündelik uğraşıların arasında yüreğimizin
susuzluğunu sonsuzcasına giderecek, ruhumuzu sonsuz mutluluklara
gönderecek bir "kevser"i doldurup içebileceğimiz boşluğu istiyoruz.
Gündelik uğraşılarımızla o boşluğu oluşturacak zamanların ve
mekanların kabuğunu örüyoruz, kabını şekillendiriyoruz. Farkında
olmadan serin ve tatlı bir testi boşluğu inşa ediyoruz.

Testi yapmaktan boşluğu görmeye ve kullanmaya vaktimiz olmadığı için,
inadına hep çamurla uğraştığımızı düşünüyoruz. Gel, bugün için olsun,
testi yapmayı bırak, yaptığın testiler içinde kendine ve sevdiklerine
ayırdığın o derin boşluğu farket.. Lütfen iyice bak; göreceksin ki,
herkes orada bekliyor seni. Şu boş zamanlarda arayıp durduğun,
gecelerin sessizliğinde buluşmaya çalıştığın, günlerin telaşında
özlediğin kendin bile or'dasın! Çocukluğunun oyuncak bebeği hâlâ
orada, donuk ve masum bir gülüşle ağlıyor. Babanın seni kucaklayıp
koklamakla duyacağı bitimsiz haz orada, annenin hiç zorlamadan
dudağına yapışan hayırlı evlat duasının fısıltıları orada, kalbinin
damarlarını genişletecek ferahlık duygusu orada.. Haydi, gel, sen de
su iç!


Dilerim derdim affıma vesile olur..





Yürüyorsam düşe kalka, bil ki ısrarımdan..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Ah Teslimiyet..!
Kalk Sevgilim Kudüs'e Gidelim..
Bazı şehirleri özlemek, tek gözlü bir odaya toplaşıp, annenin yaptığı sıcak tarhana çorbasıyla ısınmayı özlemek gibidir.

O şehirlerin sokakları, annenin ellerine benzer. Ağrıdan çatlayacak gibi duran alnını okşar durur gecenin bir yarısında. Annelerin duası varsa, şehirlerin de duası vardır mırıldanıp durduğu.
Bu baş ağrılarım beni öldürecek biliyor musun?
Kalk Kudüs’e gidelim..
Allah şehrine gidelim. Allah bizi gözetsin, korusun, kollasın Kudüs hatırına. Kalbimizin ağrısı, başımızın ağrısı, ruhumuzun ağrısı hafiflesin şehre yaklaştıkça.
Tarhana çorbası içer gibi içimize çekelim, gökyüzünde yaratılıp yeryüzüne indirilen bu şehrin sokaklarını. Kudüs’ün bulutlarından tespih yapıp “subhanallah” çekelim.
Peygamber sükunetine erelim şehrin sokaklarında. Tur’a çıkalım.
Bağıralım boğazımızı yırtarcasına; “Rabbimiz biz de aşk ehliyiz bize de yüzünü göster!”
Tur Dağı paramparça olsun, kalbimiz paramparça olsun aşktan.
Kalk Kudüs’e gidelim..
Yahya peygamberin yanında büyüsün çocuklar.
Elleri taş tutacak yaşa gelsin. Kalpleri aşk tutacak yaşa.
Sokaklarına atalım kendimizi. Adımızı söyleyelim kontrol noktalarında.
Horlanalım, ezilelim, bekleyelim saatlerce. Vazgeçmeyelim inatla.
Kalk Kudüs’e gidelim..
Çöp bidonlarının arasında dolaşalım.
Bak şu küçük çocuk var ya vuracaklar onu! Hani babasının arkasında duran.
Başını babasının sırtına dayayan çocuk. İşte o!
Vuracaklar birazdan onu. Çöp bidonlarının arasında dolaşalım.
Endişe etme çocukların kalbine değen kurşunlar sekmezler hiçbir yere.
Mescide gidelim. Yıkılacaksa üzerimize yıkılsın boşver.
Sen elimi sıkı tut korkma. Mescide gidelim.
Bir bayram namazı kılalım şehirle birlikte. Zekeriya’nın yanında saf tutalım. Ve Musa’nın ve İsa’nın ve Yakup’un.
Bekle birazdan Ömer de gelir buralara. Şu beyaz sakallı adamı görüyor musun?
İşte onun tekerlekli sandalyesini itelim birlikte. Nereye gitmek isterse oraya.
Hayfa’dan aldığımız portakalları ikram edelim, o çok sever.
Birlikte Zeytindağı’na çıkalım şehre bakalım doya doya.
Kalk Kudüs’e gidelim sevgilim…
Allah bizi gözetsin, korusun, kollasın Kudüs hatırına.
Kalbimizin ağrısı, başımızın ağrısı, ruhumuzun ağrısı hafiflesin şehre yaklaştıkça…
Tarık Tufan
Bazı şehirleri özlemek, tek gözlü bir odaya toplaşıp, annenin yaptığı sıcak tarhana çorbasıyla ısınmayı özlemek gibidir.

O şehirlerin sokakları, annenin ellerine benzer. Ağrıdan çatlayacak gibi duran alnını okşar durur gecenin bir yarısında. Annelerin duası varsa, şehirlerin de duası vardır mırıldanıp durduğu.
Bu baş ağrılarım beni öldürecek biliyor musun?
Kalk Kudüs’e gidelim..
Allah şehrine gidelim. Allah bizi gözetsin, korusun, kollasın Kudüs hatırına. Kalbimizin ağrısı, başımızın ağrısı, ruhumuzun ağrısı hafiflesin şehre yaklaştıkça.
Tarhana çorbası içer gibi içimize çekelim, gökyüzünde yaratılıp yeryüzüne indirilen bu şehrin sokaklarını. Kudüs’ün bulutlarından tespih yapıp “subhanallah” çekelim.
Peygamber sükunetine erelim şehrin sokaklarında. Tur’a çıkalım.
Bağıralım boğazımızı yırtarcasına; “Rabbimiz biz de aşk ehliyiz bize de yüzünü göster!”
Tur Dağı paramparça olsun, kalbimiz paramparça olsun aşktan.
Kalk Kudüs’e gidelim..
Yahya peygamberin yanında büyüsün çocuklar.
Elleri taş tutacak yaşa gelsin. Kalpleri aşk tutacak yaşa.
Sokaklarına atalım kendimizi. Adımızı söyleyelim kontrol noktalarında.
Horlanalım, ezilelim, bekleyelim saatlerce. Vazgeçmeyelim inatla.
Kalk Kudüs’e gidelim..
Çöp bidonlarının arasında dolaşalım.
Bak şu küçük çocuk var ya vuracaklar onu! Hani babasının arkasında duran.
Başını babasının sırtına dayayan çocuk. İşte o!
Vuracaklar birazdan onu. Çöp bidonlarının arasında dolaşalım.
Endişe etme çocukların kalbine değen kurşunlar sekmezler hiçbir yere.
Mescide gidelim. Yıkılacaksa üzerimize yıkılsın boşver.
Sen elimi sıkı tut korkma. Mescide gidelim.
Bir bayram namazı kılalım şehirle birlikte. Zekeriya’nın yanında saf tutalım. Ve Musa’nın ve İsa’nın ve Yakup’un.
Bekle birazdan Ömer de gelir buralara. Şu beyaz sakallı adamı görüyor musun?
İşte onun tekerlekli sandalyesini itelim birlikte. Nereye gitmek isterse oraya.
Hayfa’dan aldığımız portakalları ikram edelim, o çok sever.
Birlikte Zeytindağı’na çıkalım şehre bakalım doya doya.
Kalk Kudüs’e gidelim sevgilim…
Allah bizi gözetsin, korusun, kollasın Kudüs hatırına.
Kalbimizin ağrısı, başımızın ağrısı, ruhumuzun ağrısı hafiflesin şehre yaklaştıkça…
Tarık Tufan


Dilerim derdim affıma vesile olur..





Yürüyorsam düşe kalka, bil ki ısrarımdan..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Sevdiğiniz Deneme ve Makaleler...
tesekkurler gulce,edebıyatın her turunu severım ama boyle bırsey aklıma hıc gelmedıgülücük
sen benden cok yasama emı :D
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Ah Teslimiyet..!
RE: Sevdiğiniz Deneme ve Makaleler...
Ölümümü görmek mi istiyorsun yusuf gülücük


Dilerim derdim affıma vesile olur..





Yürüyorsam düşe kalka, bil ki ısrarımdan..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Sevdiğiniz Deneme ve Makaleler...
Mecnun’u anlamak zamanı...


Çöl mü?..
Yakabilir mi seni;
içindeki ateş,
dışardakinden fazlaysa?
Çöl, bir umuttu Mecnun için; aşılırsa, ardında Leyla olan...
Sayılan her kum tanesi, eksilen bir sayıydı onun yolunda!
Umut varsa her şey mümkün, ona giderken.
Peki ya, artık...
..yâr yoksa!
*
Yârin olmadığı dünyaya basmak;
Dikenlere saplanmak, her adımda...


Ona bakanı seyretmek... O'nu bileni dinlemek... Ve sadece, yalnızca, O'nu sevenlerle buluşabilmek uğruna, çöllerde ölebilmek!..
Yahut... Yahut, uykulara düçar olmak;
..belki de bağlanır diye, rüyada iki âlem!


Hangi çöl, daha büyük içimizdeki çölden?
Başka hangi umut kaldı, rüyalar âleminden!..
*
Bir gün, yakalar bazı köpekleri ve onların ayaklarının altına öpmeye, patilerini yüzüne, yaşlı gözlerine sürmeye başlar...
Derler ki: "Bu adam zaten deliydi, işte şimdi tam kaçırmış!"
Sorarlar sonra neden böyle yaptığını...
Kendinden geçmiş haldedir Mecnun ve mırıldanmaktadır içini çeke çeke:
"Bu ayaklar Leyla'mın sokağından geçmiştir, belki onun bastığı yere basmıştır, belki onun ayağının tozuna bulanmıştır!.."
.....
Şimdi artık, daha erken uyumaya ve O'nu rüyalarda aramaya çalışmak zamanıdır...
Şimdi artık, zaman;
Mecnun'u anlamak zamanıdır!

Muammer Erkul
.
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.