Günümüzde yaşanan ahlâksızlıklar göz önüne alındığında Hz. Lut’un (as) kavminin başına gelenler hepimiz için ibretlik bir hadise olmaya devam ediyor. Tarihin her döneminde olduğu gibi Rabb’ine karşı gelip ahlâksızlığa devam edenler, Allah’ın (cc) gazabına maruz kalıyor.
İnsanlık tarihi, iman ve ahlâk yolundan çıkan azgınlara karşı nice ilâhî gazaplara şâhit oldu. Nuh, Ad ve Semud kavimlerinin kibirli insanları, zulüm ve isyanlarına bürünüp helak oldular. Yaşayışları hayvanlardan daha da aşağı olan Semud kavmi de bunlardan birisi. Fuhşiyat’ın bu derece yaygın olduğu günümüz dünyası için Hz. Lut’un (as) başından geçenler, bizim için ibretlik.
Hz. Lut, İbrahim Aleyhisselam’ın ateşe atılmasına şahit olur ve ateşin onu yakmadığını görür. Hz. İbrahim’in yeğeni olan Hz. Lut, ailesini toplayıp İbrahim Aleyhisselam’la Şam’a hicret ettikten sonra Allah (cc) tarafından Lut Gölü’nün güney tarafında bulunan Sedum halkına peygamber olarak gönderilir. Bu kavim çok azgındır. Erkekler, erkeklerle münasebeti âdet haline getirerek livata fiilini işlerler. Bilhassa genç delikanlılar, bu insanların hedefi halindedir. Neredeyse kavmin tamamı dibine kadar günaha batmış durumdadır. Böyle bir ortamda Hz. Lut (as) kendi kavmine tebliğe başlar. “Siz Allah’a karşı saygılı olmaz mısınız? Onun azabından endişe etmez misiniz? Siz insanlar arasında erkekleri tercih ederek onlara mı yaklaşıyorsunuz? Rabb’inizin sizin için yarattığı hanımlarınızı bir tarafa mı bırakıyorsunuz?” (Şuara, 161, 166) diyerek halka bu günahtan vazgeçmelerini söyler. Onlara Allah’ın gazabına maruz kalacakları uyarısında bulunur. Fakat Lut Aleyhisselam onları azaptan korkuttuğu halde ona inanmazlar ve sapıklıklarına devam ederler. Bununla da yetinmeyip Hz. Lut’un ailesini şehirden sürmek isterler.
Artık Hz. Lut’un içinde bulunduğu kavim hakkındaki ilahî hüküm verilir. Allah’ın elçileri Hz. Cibril-i Emin, Mikail ve İsrafil (as), ilk olarak İbrahim Aleyhisselam’a gelir ve Allah’ın izniyle Lut kavmini helak edeceklerini bildirirler. Fakat Hz. İbrahim, Lut kavminin kurtulması için Cenab-ı Hakk’a niyaza başlar. Bunun üzerine kendisine, “Ey İbrahim, bu mücadele ve istekten vazgeç. Hiç şüphe etme ki onlara, geri çevrilmesi mümkün olmayan bir azab gelecektir.” (Hud, 76) denilir ve melekler Yaradan’ın emriyle Hz. Lut’a doğru yola çıkarlar.
YAKIŞIKLI ÜÇ DELİKANLI
Üç melek, Hz. İbrahim’den ayrıldıktan sonra genç birer delikanlı suretinde Lut Aleyhisselam’a misafir olurlar. Peygamberin karşısında son derece yakışıklı, güzel ve civanmert üç delikanlı vardır. Hz. Lut onları evinde misafir eder, fakat dışarıdakilerin bu delikanlıların geldiğini duyup işlerin sarpa sarmasından çekinir. Korktuğu şey başına gelmiştir. Ahlâkı yerle bir olmuş mahlûkatlar, yakışıklı delikanlıları görünce pis olan hislerine hakim olamayarak Lut Peygamber’in kapısına dayanırlar. Hz. Lut’tan kendilerine bu delikanlıları teslim etmelerini isterler. Lut Aleyhisselam ise, “Ey kavmim, işte kızlarım, onlar sizin için daha temizdirler. Onları size nikâh edeyim. Beni misafirlerimin yanında mahzun ve rüsva etmeyin.” (Hud, 78) der. Fakat dinlemezler ve “Ey Lut, sen kesin olarak biliyorsun ki bizim, senin kızlarının üzerinde bir hak iddiamız yoktur ve yine sen bizim neyi istediğimizi de pekiyi biliyorsun.” (Hud, 79) şeklinde cevap verirler. Lut Aleyhisselam’ın son derece sıkıntılı bir duruma düşmesi üzerine delikanlı suretindeki üç melek, “Ey Lut! Biz Rabb’inin elçileriyiz. Onlar sana asla dokunamazlar. Sen gecenin bir kısmında ailenle beraber yola çık. Karından başka hiçbiri geride kalmasın. Hakikat şu ki artık onların başına gelmesi mukadder olan azap gelecektir. Onların mahvedilme zamanı sabah vaktidir.” buyurur.
Kapı açılır, dışarıdakiler aç kurt gibi ileri atılırlar. Fakat birden şiddetli bir çarpışla neye uğradıklarını bilemezler. Üstelik gözleri de elden gider ve kör olurlar. Bu olay bir anlık zamanda olup biter ve kimse ne olduğunu anlayamaz. Hz. Lut, kızlarını yanına alır ve meleklerle vedalaştıktan sonra gizlice kasabayı terk eder. Şehrin dışına ulaştıklarında çıkan bir rüzgâr yerden aldığı çakıl taşlarını fırlatacak derecede sert esmeye başlar. Gün doğduğunda ise Semud kavminin helakı gerçekleşir. Şehrin altı üstüne getirilir ve halkın üzerine taş yağdırılır. Yüce Kitabımız’da bu olay şöyle zikredilir: “Tanyeri ağarırken çığlık onları yakalayıverdi. Memleketlerini altüst ettik; üzerlerine sert taş yağdırdık. Bunda, görebilen insanlar için ibretler vardır. O şehrin kalıntıları işlek yollar üzerinde hâlâ durmaktadır. Bunda inananlar için ibret vardır.” (Hicr, 73-77
..alıntı..
...Öyle garip bir dünya...
...Olmaz dediğin ne varsa olur...
...Düşmem der düşersin...
...Şaşmam der şaşarsın...
...En garibi de budur ya;...
...Öldüm der durur yine de Yaşarsın...