KADER ÜZERİNE GÖNLÜMDEN GEÇENLER
Nerden başlasam nasıl anlatsam içimdekileri nasıl boşaltsam. Yok olsam keşke hiç hesap vermem gerekmese hiç yaşamasam.
Yaşanması gerekiyormuş belki de, acı çekmek gerekiyormuş, üzülmek, yıpranmak , hırpalanmak ve en sonunda huzura ermek, huzura gelmek gerekiyormuş, çekilen tüm dertlerin bir sonuca bağlanması lazımmış, tüm evreni kapladığını düşünürken, aslında bir hiç olduğunu anlaman gerekmiş.
Bu şekilde isyan etmiştim. Hey şeye, herkese, hayata yaşadıklarıma ölmek yok olmak istemiştim. Huzuru ölümde bulurum sanmıştım. Zaman geçtikçe bunları hakketmediğimi düşünerek daha çok isyan ettim. Şeytan her yanımı kaplamıştı sanki, her an biraz daha sinirleniyordum. Öfkem git gide büyürken içimde artık dertlerimden de büyük bir hal alıncabir an aynada kendime baktım. Bu öfke ile bakan kan ile bakan bu gözler bana ait olmazdı duraksadım biraz yüzümü yıkadım. Rahmet biraz fayda etmiş olacak biraz rahatladım. Nerden geçtiğini hatırlamadım ancak elime tesbih geçti, bu şekilde kendimi yemekten se rabbimi anayım dedim ve başladım “La-İlaheİllallah” zikrini çekmeye çektikçe içimde bir ferahlama öfkemde hafifleme hissettim. Dertlerimi aslında kendimin büyüttüğümü hissettim. Sonra biraz daha düşününce aşağıdaki satırları yazmaya başladım;
Yalnız unutma Dünyanın en dertli en kederli insanı dahi olsan Rabbin var. Rabbimiz bana yada sana yaşayan hiçbir mahlukata taşıyabileceğinden fazla yük vermez. Yaşadığımız bu Dünya’ da Allah sürekli biz aciz kullarını sınava tabi tutar. Sabreden isyan etmeyen kulları için Cennet’ i müjdelemiştir. Vay halimize sabretmeyen, rabbimizin hakkımızda verdiği hükümlere isyan eden kullardan olursak gideceğimiz Cehennem azabında korusun.
Başımıza her ne gelirse gelsin Rabbimizden olduğunu bilip. Kabullenmek, iyi yada kötü dahi olsa şükretmek gerekli, zira Allah hiçbir kulu hakkında haşa yanlış yada kötülüğünü istemez. Hayat dediğimiz yaklaşık 80 sene süren ömrümüzde Rabbimize ne kadar iyi bir kul olursak o oranda Cennet ile mükâfatlandırılacağımızı bizzat Rabbimiz bizlere bildiriyor. Bu açıdan Dünya ahiretin tarlasıdır. diyerek var gücümüzle Ahiretimizi kazanmak için çalışmalı Allah’ ı sevmeli ve Allah’ ın razı olduğu kullardan olmalıyız. Allah’ ın razı olması demek sizin Allah’ ı tanıyıp sevdiğiniz gibi Allah’ ın da sizi tanıyıp sevmesidir ki; sakın Allah’ ın sizi tanımadığını düşünmeyin. Zira Yaradan sizi sizden çok daha iyi tanır. Ancak her derdinizde her ihtiyacınızda Dua kapısını çaldığınız vakit rabbiniz sizi tanırsa emin olun o kapıyı çok daha hoşnut açacaktır. Hal böyleyken Rabbimizin bizden razı olmasında daha güzel ne olabilir. Bize rabbimizden başka kim yardım edebilir. Kim hacetlerimizi onun gibi görebilir. Sizi ondan çok kim sevebilir. Rabbimizin yarattıklarına olan özellikle insana olan sevgisi hiç bir şey ile kıyaslanamaz zira Allah biz kullarını bir ananın yavrusuna duyduğu sevgiden çok daha fazla sevmektedir. Rabbimiz bizi bu kadar severken, bu kadar sıkıntıyı niçin kullarına reva görüyor diye düşünürsek. Sürekli mutlu olsak mutluğun ne olduğunu bilemeyiz. Üzüntü olmasa mutluluğu bilebilir miyiz? Acı olmasa tatlıyı nasıl tanımlarız? Hasret olmasa kavuşmanın anlamı ne? Bazı şeyleri bilmek için mutlak suretle karşılığına da ihtiyaç olur ki rabbimizin hakkımızda verdiği hükümlere riayet edelim.
Sonuç olarak Allah ne kadar mutlu olursanız olun mutlaka sizi de sınava tabi tutacaktır. Çok acılar çok dertler çok üzüntüler duyabilirsiniz. Ancak başınıza gelen her şey Yaratanın takdiridir ve bizler sabredip şükretmeliyiz. Haşa isyan etmemeliyiz. Zira Allah her türlü musibete sabreden kullarını elbette mükafatlandıracağını bildirmiştir.
Gelen her neyse Allah’ tan gelir. İyi ise sevinir şükrederiz. Kötü ise rabbimizin bizi hatırlayıp sınadığı ve sabredersek mükafata erişecek kullarından olduğumuzu bilir yine şükrederiz.
En güzel isimler Allah’ ındır diyerek sabreden kullardan olup “es-Sabûr” ismiyle rabbimizden gelen her türlü şeye, yine rabbimize sığınarak dua edelim.