You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Sabrın en önemlisi

Sabrın en önemlisi

Profesör
Sabrın en önemlisi
İmam-ı maverdi hazretleri buyurdu ki: Sabır altı kısımdır: İlki ve en önemlisi, Hak teâlânın emirlerini yerine getirmekte ve yasaklarından sakınmakta sabır göstermektir. İkincisi, çeşitli zamanlarda karşılaşılan üzücü olaylar ve durumlar karşısında sabretmektir. Üçüncüsü, elden çıkmış ve ulaşılması imkânsız hâle gelmiş şeylere sabretmektir. Dördüncüsü, ileride meydana gelmesinden endişe edilen korkunç olaylara ve gerçekleşmesinden korkulan musibetlere karşı sabretmektir, Beşincisi, bekleyip umduğu bir ni’meti kazanmak için sabır göstermektir. Altıncısı, insanın karşılaştığı kötü ve korkunç hâller karşısında sabretmektir.
Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: “Ey îmân edenler! Din uğrundaki eziyetlere sabredin ve düşmanlarınızla olan savaşlarda üstün gelmek için sabır yarışı yapın. Sınır boylarında cihâd için nöbet bekleyin ve Allahtan korkun ki, felah bulasınız” (Âl-i İmrân-200).
“Sabrediniz” buyurması, belâlara sabretmeye işârettir. Bu, halk (avâm) içindir. “Nöbet beklesin” buyurması, günahkârlığı terk etmeye işârettir. Bu, havâs içindir. “Sabır yarışı yapınız” buyurması, ibâdet yapmaya katlanmaya işârettir. Bu da seçilmişlere mahsûstur. Bunun için, kişinin rahatlığı yakîndedir. Şerefi tevâzudadır. Saâdeti, kurtuluşu İslâmdadır. İsmeti (günahsız olması) Allahü teâlâya güvenmektedir. Akıllılığı dindedir. Gayreti dünyâyı terk etmektedir. Helaki günah işlemeye cür’et etmektedir. Pişmanlığı uyumaktadır. Şekâveti cehâlettedir. Saâdeti ilimdedir. Olgunluğu aşktadır. Güzel yaşaması sabırdadır.
Sabır, nefsin arzularını terk etmek, yapmamaktır. Eğer dünyânın bütün belâları onun üzerine gelse “Âh” bile demeyen; vefadan, cefâdan, acıdan, zenginlikten ve her çeşit ni’metten dolayı değişmeyen, mağrur olmayan ve bunların karşısında hep aynı kalan kimse sabırlıdır.
İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki: “İnsanın karşılaştığı her şey Allahü teâlânın dilemesi ile var olmaktadır. Bunun için, iradelerimizi Onun iradesine uydurmalıyız. Karşılaştığımız her şeyi aradığımız şeyler olarak görmeliyiz ve bunlara kavuştuğumuz için sevinmeliyiz! Kulluk böyle olur.”
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Sabrın en önemlisi
İnsana en zor gelen huy!

Abdullah-i Ensârî hazretleri buyurdu ki: “Sabır; nefsi istenilmeyen bir şeyden, dili şikâyetten alıkoymaktır. Sabır, insanlara en zor gelen huylardandır. Sabır üç derecedir. Birincisi, Allahü teâlânın va’d (ni’met vereceğine söz vermek; ve va’dini (azâb edeceğini) düşünerek, imân üzere kalmak. Cezadan dolayı günah işlemekten kaçınmaktır. İkincisi, ibâdete ihlâs ile ve şartlarını yerine getirerek devam etmeye sabır etmektir. Üçüncüsü, belâlara sabretmek ki, böylece sıkıntılara verilecek sevâbları ve rûhun sıkıntılarına verilecek mükâfatı düşünerek sabretmektir.”
Hayr-ı Nessâc buyurdu ki: “Belâlara sabır, yiğit kişilerin, Allahtan gelen her şeye rızâ göstermek ise, kerem sahiplerinin (evliyânın) ahlâkıdır.”
Şakik-i Belhi hazretleri buyurdu ki: “Sıkıntıya sabrın mükafatını bilen, sıkıntılardan kurtulmaya heves bile etmez”. Sıkıntılara karşılık verilecek nimetleri hatırlayarak, sıkıntı hafifletilebilir. Nitekim Allahü teâlâyı sevenler, birçok acılara katlanmışlar, hatta o acıları duymamışlar bile.
Sırri-yi Sekati hazretleri buyurdu ki: “Allahü teâlâyı seven, Ondan gelen belaların acısını hiç duymaz. Bir değil, yetmiş kılıç darbesi alsa yine duymaz”
Nitekim, Mısır halkı günlerce yemeden içmeden Yusuf aleyhisselamın güzelliğine bakakaldılar. Onun güzel yüzüne bakmakla açlıklarını unuturlardı. Bundan daha önemlisi de Mısır’ın ileri gelen kadınları, Hz. Yusuf’un güzel cemaline bakarak, ellerini kestiler, fakat acısını duymadılar. (Yusuf suresi 31)
Abdullah bin Mübârek hazretleri buyurdu ki: “Musîbet birdir, kişi, feryat eder, ağlar, sızlarsa, iki olur. Biri musîbet, diğeri sevâbın gitmesi. Bu musîbet öncekinden daha büyüktür. Sabredenlerin karşılığı ise hesapsızdır. Yâni sabredenlere verilen sevâbın miktarını Allahü teâlâdan başkası bilmez.”
Abdullah-i Antâkî şöyle anlattı: “Zühd, dört şeyden ibârettir: 1- İşleri Allâhü teâlâya bırakmak, 2- İnsanlardan uzak kalmak, 3- İhlâs (her şeyi Allah rızâsı için yapmak), 4- Sıkıntı ve musibetlere sabretmek.”
Ebû Türâb Nahşebî de şöyle anlattı: “Birisi Hâtim-i Esâm’a gelerek, zühdün evveli, ortası ve sonunun ne olduğunu sordu. “Zühdün evveli Allâhü teâlâya güvenmek, ortası ihlâs ve sonu sabırdır” buyurdu.
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Sabrın en önemlisi
Sabır insana mahsustur

İmâm-ı Gazâlî hazretleri buyurdu ki: “Belâlara sabretmek insanın husûsiyetlerindendir. Hayvanlarda ve meleklerde sabır olmaz. Hayvanlarda şehvet ağır bastığından ve bu şehvete sabretmek için akılları olmadığından, onlarda sabır yoktur. Meleklerde ise şehvet yoktur. Onlar, Allahü teâlânın cemâline âşık olmuşlardır.”
Fahreddîn Râzi buyurdu ki: “Sabretmek, Allahü teâlânın hükmüne râzı olmaktır. Kalb bir şeye meylettiği zaman, yüzünü yüce âlemden çevirir. Nitekim Âdem aleyhisselâmın kalbi Cennete meyledince, Allahü teâlâ Cenneti ona mihnetli kıldı.”
Resûlullah efendimiz, “Sabır benim azığımdır” buyurdu. Sabırdan maksâd takvâdır. Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: “Muhakkak ki, azığın en hayırlısı takvâdır. Ey aklı tam olanlar, benden korkunuz” (Bekâra-197). Takvâdan maksâd sakınmaktır. Resûl aleyhisselam buyurdu ki: “Kul, harama düşerim diyerek şüpheli şeylerden kaçınmadıkça, takvâ derecesine erişemez.”
Ca’fer-i Sâdık hazretleri ise takvayı şöyle anlatır: “Takvâ, kalbde Allahü teâlânın sevgisinden başka bir şey bulundurmamaktır.”
Takvânın üç alâmeti vardır: 1- Her halükârda Allahü teâlânın rızâsını aramaktır. 2- Her işte Allahü teâlâya dönmektir. 3- Her durumda dosdoğru olmaktır.
Vehb bin Münebbih hazretleri şöyle anlatır: “Allahü teâlâ, Uzeyr aleyhisselâma şöyle vahyetmiş: Yâ Uzeyr, sana bir belâ indiği zaman Beni kullarıma şikâyet etmekten sakın. Ben sana nasıl muâmele ediyorsam, sen de bana öyle muamele et. Ben, nasıl seni meleklerime şikâyet etmiyorsam; sana bir belâ indiği zaman senin de beni kullarıma şikâyet etmemen gerekir.”
Allahü teâlâ Dâvûd aleyhisselâm’a da şöyle vahyetmiştir: “Yâ Dâvûd! Sıkıntıya karşı sabret ki, Allah’ın yardımı sana gelsin.”
Ömer bin Abdülazîz buyurdu ki: “Eğer dünya, kedersiz bir nimet olsaydı, şüphesiz o Cennet olurdu. Ve biz dünyadan göçmeye muhtaç olmazdık.”
Ka’b’ül-Ahbar buyurdu ki: “Kul, uğradığı bir musibetten dolayı Allah’tan başkasına şikâyette bulunursa, Yüce Allah tevbesini kabul edinceye kadar ibâdetlerinin tadını duyamaz.”
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
beYaz yoLcu
RE: Sabrın en önemlisi
Allah razı olsun!
Çok önemli sabır, rabbim sabırsız kullarından olmaktan korusun!
Selam ve du'ayla..
[Resim: bartsab9lp4.gif]
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.