İşte, bak: Şu cezire-i vasiada (geniş adada) vahşi ve âdetlerine mutaassıp ve inatçı muhtelif akvamı, ne çabuk âdat ve ahlâk-ı seyyie-i vahşiyanelerini (vahşi kötü ahlaklarını) def’aten kal’ ve ref’ ederek (ortadan kaldırarak)bütün ahlâk-ı hasene ile teçhiz edip bütün âleme muallim ve medenî ümeme üstad eyledi. Bak, değil zâhirî bir tasallut, belki akılları, ruhları, kalbleri, nefsleri feth ve teshir ediyor. Mahbub-u kulûb(kalplerin sevgilisi), muallim-i ukul(akılların muallimi), mürebbi-i nüfûs(nefislerin terbiyecisi), sultan-ı ervah(ruhların sultanı) oldu.
"Basar(Göz) sanatı(mahlukatı) görürde, basiret(kalp gözü) sanatçıyı(Halıkımızı, Saniimizi, Ma'budumuzu, Rabbimizi) görmezse çok abes olur."
Ne ki SEVDA:Hakka sevdalanmadıktan sonra..
Ne ki HAYAT: Hakkı yaşamadıktan sonra..
Ne ki KAVGA: Hak yolunda olmayınca..
Ne ki ÖLÜM:Şehadet vurmayınca..