''Sevgili Dostum,
Mektubunuzu dikkatle okudum. Meramınızı anladım.”Yeni nesiller Nur Risalelerini anlamıyorlar. Bu nurlu kaynaktan yararlanabilmeleri için kitapların dilini sadeleştirmek istiyorum” diyor, bu konuda benim fikrimi soruyorsunuz.
Bu “hizmet” için bir de ekip kurmuşsunuz.”Çalışmalar başladı” diyorsunuz. Bazı örnekler de göndermişsiniz, onları da itina ile inceledim. Ekip kurulduysa, çalışmalara başladıysanız, sadeleştirme büyük bir hızla devam ediyorsa bana mektup yazmanızın ve kanaitimi sormanızın ne manası var, pek anlayamadım. Yinede bu husustaki fikirlerimi açıkça söylemek niyetindeyim.
Madem sordunuz, madem düşüncelerime değer veriyorsunuz, öyleyse sözüme de kulak veriniz. Size hoş gelmeyecek tabirlerle karşılaşırsanız gücenmeyiniz.
Birincisi: Nur Risalelerini sadeleştirme hakkını nereden ve kimden alıyorsunuz? Bir müellifin eserlerinden istifade etmek, okuyucuya, onun kitaplarında tasarruf yetkisini verir mi?
İkincisi: Nur Risaleleri zengin bir kelime kadrosuna sahiptir. Ben lügatını hazırladım ve bu günkü nesillerce bilinmeyen on üç bin kelime buldum. Bilinenleri de sayarsak kelime sayısı en az ikiye katlanır. Oysa, sade dille yazınca okumaları ve anlamalarını umduğunuz insanlar azami bin kelime kullanıyorlar. Bu durumda, lisan ve lugat ilminde vakıf her kez bilir ki, manaları zayi etmeksizin sadeleştirmek yapmak muhaldir. İnsafla düşün, yirmi bin kelimeyi bin kelimeyle ifade etmek mümkün olabilir mi hiç?
Üçüncüsü: Erbabına malumdur ki, dil ile düşünce paralellik vardır. İnsani sahibi olduğu kelimeler kadar düşünebilir. Risale diline sahip olmak demek aynı zamanda tefekkür alanını genişletmek demektir. Bu kıymetli eserlerin önemli faydalarından biri de budur. Bu hikmeti kesip atmak zulüm olmaz mı?
Dördüncüsü: Risalelerde Bediüzzaman Hazretlerinin kendine has bir üslubu vardır. Belagat, fesahat, cezalet ve selasetten süzülen fevkalade tesirli bir üslup. Hem akla, hem de kalbe tesir ediyor. Bu bedi üslubu parçalamak ve tesirini kırmak cinayet olmaz mı?
Beşinci: Lisanımız bir asırdır sadmelerle sarsılıyor. Kırpıla kırpıla fakir bırakıldı, tefekkür dili olmaktan uzaklaştırıldı. Nur Risalelerinin bir hizmeti de lisanı muhafaza etmektir ve ortak bir dil kurmaktır. Siz aksi istikamette hareket etmekle yıkıcıları sevindirmiş olmuyor musunuz?
Altıncısı: Sizde bilirsiniz ki, her ilmin kendine has ıstılahları, terimleri, kavramları vardır. O ilmi elde etmek isteyen adam, bu kelimeleri öğrenmek zorundadır. O ilmi bilmek, terimleri sindirmekle mümkündür. Risalelerde de iman ilmi anlatıyor. Onunda terimleri var. Bu terimlerin günlük dilde karşılıkları yoktur ki yerine konabilsin Risalelerin dili iman dilidir. İman dili tercüme edilebilir mi, edilirse ruhu incinmez mi?
Yedincisi: Bazı kimseler Risaleleri okumak istiyorlar da anlamakla zorlandıkları için mi okumuyorlar sanıyorsun. Hayır! Nurları, enfüsi aleminde sorgulaması olan ve hakikati arayanlar okur. Bu niteliklere sahip her yaştan ve her baştan insan okuyor zaten. Anlamak için lügatlara bakıyor, bilmediklerini soruyor ve istifade ediyorlar Bu o kadar açık ki delil bile istemiyor. İnsanlar daha çok namaz kılsın diye caminin dışına seccade sermekle namaz kılanların sayısı artar mı?
Sekizincisi: Sadeleştirme örneklerini inceledim, hakiki metinden hiç de daha anlaşılır olmadıklarını gördüm. Risalelerin anlaşılıp anlaşılamaması sadece kelimelerle ilgili değil ki. Ortada derin ve ince bir bilim var, dikkat ve itina istiyor. Zengin kelime kadrosu onun sadece bir yönü. Bazı kelimelerin yerine başkalarını koymakla, belki bir derece bilinen kelimelerin sayısını arttırmışsın, ama esas dokuyu bozmakla da onu daha karışık bir hale getirmişsin. Bunun neresinde sadelik?
Dokuzuncusu: Risalelerin şiirli bir dili vardır. Ahengi ruhlara tesir eder, kalbin en derin ve ince hislerini lerzeye getirir. İnsanda sadece akıldan ibaret değildir. Akla iyilik edeceğim diye kalbe darbe vurmak akıllılık mıdır? Sadeleştirme unvanı altında bu harika, sanatlı, revnaklı, fasih ve selis üslubu tahrip etmek nurlara en büyük zarar vermektir. Malum ya, Bazen gafil dost düşmandan ziyade zarar verebilir!
Onuncusu: Kaldı ki, nurlardan istifade ettikten sonra, sizin gibi kalem erbabı zatlar, bu hakikatleri yazabilir, her edebi türde eserler verebilirler. Buna hiçbir engel yoktur. Nurlar, yazılarınıza ruh olmak kaydıyla roman, hikaye, deneme, şiir ve saire yazmanıza ne mani var? Risalelere hemen muhatap olamayanlar sizin eserlerinizi okur, istifade eder, hakikati bulabilirler.
Daha fazlasını isteyince de nurları okumaya başlarlar. Nitekim böylede oluyor. Nice Nur Talebesi var dünyada. Kitapları basılıyor, satılıyor, okunuyor, sizinde maden ilminiz ve edebi kabiliyetiniz var, gösteriniz, işte meydan! Bu yazarlar kendileri adına yazıyor ve konuşuyorlar. Nurlara halel getirmeleri söz konusu olmuyor.Çünkü Risaleler adına konuşmuyor ve yazmıyorlar.''
Sizce sadeleştirilmeli miydi? Yorumlarınızı bekliyorum...
![[Resim: ny4qc.gif]](http://s1306.hizliresim.com/1b/9/ny4qc.gif)