You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Rehber İlmihal (kitap)

Rehber İlmihal (kitap)

Forumcu
Rehber İlmihal (kitap)
Bismillahirrahmânirrahîm


Besmele ile başlıyorum. Sevgili arkadaşlar 1986'da Türkiye Gazetesi tarafından yayınlanan (REHBER İLMİHALİ) kitabını sizlerle paylaşmaktan büyük mutluluk duyarım. Kitabın tamamı 528 sayfadır. Vakit buldukça, inşallahü teala tüm kitabı kelime kelime paylaşacağım.

Hazırlayan: HASAN YAVAŞ

ilahiyatçı, hukukçu, sosyolog. 1950'de Balıkesir'in Savaştepe ilçesinde doğdu. 1969'da Balıkesir İmam-Hatip Okulu ve Lisesini bitirdi. 1973'de İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü, 1977'de Hukuk Fakültesi, 1980'de de Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümünden mezun oldu. Diyanet işleri Teşkilatı'nda İmam-Hatiplik ve Müftülük; Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı çeşitli liselerde din kültürü ve ahlak bilgisi ve sosyoloji öğretmenliği yaptı. Halen İstanbul Barosu'na kayıtlı olarak avukatlık yapmaktadır.

FAYDALANILAN ESERLER

1- Dürr-ül-muhtar
2- Dürr-ül-münteka
3- El-iman vel-islam
4- Eshab-ı Kiram
5- Faideli Bilgiler
6- Hadika
7- Halebi-yi Kebir
8- Herkese Lazım Olan İman
9- Hidaye
10- İbni Abidin
11- İslam Ahlakı
12- İslam Alimleri Ansiklopedisi
13- Kimya-i Saadet
14- Kitab-üs Salat
15- Kıyamet ve Ahiret
16- Ma'rifetname
17- Mavahib-i ledünniyye
18- Merakıl-felah
19- Menakıb-ı Çihar-ı Yar-i Güzin
20- Müjdeci Muktuplar
21- Ni'met-i İslam
22- Nur-ül-izah
23- REdd-ül muhtar
24- Riyad-ün-nasıhin
25- Tam İlmihal Se'adet-i Ebediyye
26- Tergib-üs-salat
27- Umdet-ül-İslam
28- Sahih-i Buhari
29- Şevahid-ün-nübüvve
30- Şir'at-ül-islam
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Rehber İlmihal (kitap)
ÖNSÖZ
İş bunu,”Rehber” bilelim:
Bismillahirrahmânirrahîm


Kitabıma besmele ile başlıyorum. Dünyadaki bütün insanlara acıyan ve faydalı şeyleri yaratıp, herkese gönderen Rabbimize hamd olsun! O’nun sevgili Peygamberi Muhammed aleyhisselâma salât ve selâm olsun! O yüce Peygamberin bildirip öğrettiği yolu, hiç değiştirmeden bugüne ulaştıran akrabâlarının ve temiz, âdil olan arkadaşlarının her birine hayırlı duâlar olsun!
Her insan, rahat ve huzur içinde yaşamak istiyor. Öyle ki, kavuştuğu mutluluklarının hiç bitmemesini arzu ediyor. Bütün insanların iki arzusu hiç sona ermiyor. Hiç ölmemek ve her arzusuna zahmetsiz, sıkıntısız kavuşmak...Bütün insanların iki arzusu hiç sona ermiyor: Hiç ölmemek ve her arzusuna zahmetsiz, sıkıntısız kavuşmak... Bu isteklere kavuşmak, dünyada mümkün değildir. Çünkü dünya fanidir (geçicidir). Birçok sıkıntılarla, dertlerle doludur. İnsan burada, her arzusuna kavuşamaz.
Yüce Rabbimiz, insanları imtihan etmek, denemek için yaratmıştır.İmtihanda ni’metlerle külfetler,hayırlarla şerler, iyiliklerle kötülükler karma-karışıktır. İnsanın, kendi isteği ile hangisini yapacağı denenmektedir. Bu imtihanda başarılı olması için, kendisine akıl verilmiştir. Her asırda gelen peygamberler ve âlimler, insanlara yol göstermişler, rehberlik etmişlerdir. Peygamberler, Allahü teâlânın emirlerini ve yasaklarını, istediklerini ve beğendiklerini insanlara açıklamışlardır. İnsan, hiçbir devirde başıboş bırakılmamıştır.
İnsanların dünyada ve âhirette, rahat ve huzura kavuşması için, onları yaratan Allahü teâlâ tarafından dinler gönderilmiştir. Din, Allahü teâlânın yoludur. Rahat ve huzura kavuşmak için bildirilen ilâçların reçetesidir. O’nun emir ve yasakları, ilâç gibidir. Kurtulmak isteyen, ilâcı kullanması gerekir. Âhirette sonsuz olan Cennet hayatında ölüm, sıkıntı, hastalık, dert ve belâ, hattâ yemek ve içmek ihtiyacı bile yoktur. Sıkıntısız, zahmetsiz her arzuya kavuşmak oradadır. İslâmiyetin emir ve yasaklarına uyarak yaşayanların, bu sonsuz saâdete kavuşacaklarını, Allahü teâlâ va’d etmektedir.
Allahü teâlânın, insanların mutluluğu için gönderdiği dinler, zaman zaman insanların başına geçen zâlimler ve nefislerin kötü isteklerine düşkün olanlar tarafından değiştirilmiştir. Aslı unutulmuş ve yerine, insan tarafından çıkan bir takım bozuk fikirler, yanlış ve eksik kurallar konulmuştur. İlk insan ve ilk Peygamber olan âdem aleyhisselâmdan beri, insanlara tebliğ edilen bu ilâhî mesajların sonuncusu, güzel dînimiz İslâmiyet olmuştur. Allahü teâlâ tarafından gönderilen her peygamber ve onun vasıtasıyla gelen her din haktır, gerçektir.
Bütün hak dinlerde olduğu gibi, dînimiz de, insanların ebedî saâdeti için önce İMÂN etmeyi, inanmayı emretmiştir. Zerre kadar, (yani çok az) imânı olanlar ve bu imân ile ölenler, sonunda mutlaka kurtulacaklar, Cennete gideceklerdir. İbâdetlerindeki noksanlığı ve günahlarını, Allahımız dilerse affedecek, dilerse Cehennemde bir müddet cezalandırıp sonra Cennete sokacaktır.
Din, emirleri yapmak ve yasaklardan kaçınmaktan ibârettir. Îmânın olgunluğu, tamlığı ve ibadetlerin, Allahü teâlâ tarafından beğenilip kabul edilmesi, AHLÂK’ın güzel olmasına bağlıdır. Dînimiz, herkese karşı iyi huylu, güler yüzlü ve tatlı dilli olmayı emretmiştir. Kimseyi incitmemeli, kalbini kırmamalı ve dinli, dinsiz herkese iyilik etmelidir. Kötü huy sâhibine zarardır. Tatlı dil, yılanı deliğinden çıkardığı gibi, kötü huy da sâhibini îmândan çıkarır.
Allahü teâlânın varlığına ve O’nun son dînini getiren MUHAMMED aleyhisselâmın peygamberliğine îmân eden her müslüman, önce dînimizin altı esasını öğrenmelidir. Bunlara “ÎMÂNIN ŞARTLARI” denir. Îmânın şartlarını bilmedikçe, müslüman olunmaz. Îslâmiyeti din olarak seçen herkes, bunlardan sonra, “ÎSLÂMIN ŞARTLARI”nı belleyerek ibâdet vazifelerini yerine getirmelidir.
Müslüman, iyi insan, akıl başında kimse demektir. Hakîkî müslüman, Allahü teâlânın emirlerine itâat eder. Kul haklarında sakınır, devlete olan borçlarını öder. Âilesine, ana-babasına, akrabâlarına, komşularına, hocasına, yoksul ve yetimlere, bütün insanlara ve hattâ hayvanlara bile iyilik yapmakta, haklarını gözetmekte kusur etmez. Vatanını, milletini ve bayrağını sever. Herkese iyilik eder. Kötülük yapanlara nasihat verir. Böyle olan müslümanı Allah da sever, kullarda sever, rahat ve huzur içinde yaşar.
Kötü huylardan kurtulup, iyi huylu olmak için,”GÜZEL AHLÂK”ın ve “KÖTÜ AHLÂK”ın neler olduğunu öğrenmelidir. Bir hastalığın tedâvisi, önce hastalığı bilmek, teşhis etmek ve sonra da ilaçlarını kullanmakla olur.
Gözbebeğimiz gibi kıymetli olan evlâtlarımızın ve gençlerimizin, güzel dînimiz İslâmiyeti kısaca öğrenmeleri ve bilerek yaşamaları için (REHBER İLMİHÂL) adını verdiğimiz bu kitabı hazırladım. Kitabımızda, din hakkında kısa ve öz bilgi verdikten sonra, dînimizin emir ve yasaklarını, ibâdetleri, güzel ahlâk ile kötü huyların neler olduğunu, kötü huylardan kurtulma çârelerini ve ilâçlarını bildirdik. Maksadımız ve niyetimiz, çocuklarına din bilgisi öğretmek ve onları İslâm ahlâkı ile yetiştirmek isteyen anne ve babalara yardımcı olmaktır.
Her noksan ve kusurdan münezzeh olan Allahü teâlâdır. Rabbimizden hepimizi hayırlı işlerde muvaffak eylemesini duâ ve niyâz ederim.


Hasan Yavaş
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Rehber İlmihal (kitap)
GENÇLERE NASİHAT


Ey temiz gençler! Ey, ömürlerini İslâm Dîninin güzel ahlâkını öğrenmekte ve yaymakta tüketen ve canlarını Allahın dînin insanlara yaymakta fedâ eden şehitlerin asîl ve kıymetli çocukları!
Şerefli ecdâdımızın sizlere tam ve doğru olarak getirdiği ve emânet bıraktığı mübârek İslâm Dînini ve bunun bildirdiği güzel ahlâkı iyi öğreniniz!
Güzel yurdumuza göz diken, can, mal, din ve ahlâk düşmanlarının saldırılarına karşı, bu mukaddes emâneti bütün gücünüzle savununuz. Her yere yayarak, insanları saâdete kavuşdurmaya çalışınız! Biliniz ki, dinimiz güzel huylu olmamızı, sevişmemizi, büyüklere hürmet, küçüklere şefkat etmeyi, dinli-dinsiz, herkese iyilik etmeği emretmektedir.
Büyüklerinize karşı gelmeyiniz! Bütün insanlara karşı güler yüzlü, tatlı dilli olunuz! Kimsenin malına, canına, ırzına, saldırmayınız! Hırsızlık etmeyiniz! Herkesin hakkını, ücretini veriniz. Allahın doğruların yardımcısı olduğunu hiç unutmayınız! Birbirimizi sevelim, yardımlaşalım ki, Allah da yardımcımız olsun!


Gençlere üç şey çok lâzımdır önce,
Biri, îmânı düzeltmektir iyice.

Biri, İslâma uymaktır her yerde,
İlmihali öğrenmeli elbette.

Bir de ihlâstır, her işde dâimâ,
Şöyle ki, hiç olmıya ucb-ü riyâ.

Bu üçü birden tahakkuk etmeli,
Böyledir, İslâmiyyetin temeli.

Hem bu ihlâs olmasa, makbûl değil,
Tasavvuftur ihlâsın kaynağı bil!
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Rehber İlmihal (kitap)
İYİ BİR MÜSLÜMAN NASIL OLUR?

Hakîkî müslüman; medenî, kültürlü ve namuslu bir insandır. Her şeyden önce, dürüst ve çalışkandır. Tahsil yapmış veya okuyarak kendi kendini yetiştirmiştir. Sözü, özü doğrudur. İşlerini, son derece dikkatle, başından sonuna kadar takip eder. Gerekirse, normal iş saatlerinden daha fazla çalışır.
Müslüman suç işlemez. Vatanı ve milletini sever. Her bakımdan, iyi ahlâkı ile çevresine örnek olur.
Dîninin emir ve yasaklarını iyi öğrenip, onlara titizlikle uyar. Çocuklarının, imânlı ve güzel ahlâklı yetişmelerine çok ehemmiyet verir. Onları, kötü arkadaşlardan ve zararlı yayınlardan korur.
Verdiği sözü tutar. Zamanın kıymetini bildiği için, her işini dakikası dakikasına yapar. Üzerine aldığı bir işi bitirmeden içi rahat etmez. Bir işi yarına bırakmak şöyle dursun, yarınki işi, mümkünse bugün yapar.
Böyle kimseler,rûhunun temizliği yanında, vücut temizliğine de çok dikkat ederler. Kullandığı eşyalar, yiyip içtikleri, evi, çevresi hep temiz olur. Ayrıca, güler yüzlü, tatlı dilli, vakur ve kibardır.
Anasına, babasına, hocasına, memleketin büyüklerine karşı son derece saygılıdır. Herkesle iyi geçinir ve kendisi ile iyi geçinilir. Kibirli değil, son derece alçak gönüllüdür. Kimse ile münakaşa etmediği gibi, kimsenin de kalbini kırmaz. İffetli, cömert, iyi niyetli, şefkatlidir. Kimseye hîle, hiyânet ve kötülük yapmaz. Böyle şeyleri düşünmez bile.
Kötü huylardan hiçbirisi kendinde bulunmaz. Buna karşılık bütün iyi huylar kendisinde toplanmıştır.
Böyle olan kimseler, dünyada rahat ettikleri âhirette de rahat ve huzur içinde olurlar.


Aradığın hazînenin nişânını verdim sana!
Belki sen kavuşursun, biz varamadıksa da!
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Rehber İlmihal (kitap)
GENÇLİĞİN KIYMETİNİ BİLMELİDİR


Gençlik çağı, nefsin kaynadığı, şehvetlerin oynadığı, insan ve cin şeytanlarının saldırdığı bir zamandır. Böyle bir çağda yapılan az bir ibâdete, pek çok sevap verilir. İhtiyarlıkta dünya zevkleri azalıp güç kuvvet gidip, arzulara kavuşmak imkânı ve ümitleri kalmadığı zamanda, pişmanlıktan, âh etmekten başka bir şey olmaz. Çok kimselere bu pişmanlık zamanı da, nasip olmaz. Bu pişmanlık da tövbe demektir ve yine büyük nimettir.
Gençlik çağı, kazanç zamanıdır. Mert olan bu vaktin kıymetini bilip, elden kaçırmaz. İhtiyarlık, herkese nasip olmaz. Nasip olsa da rahat, elverişli, vakit ele geçmez. Vakit de bulunsa, kuvvetsizlik, halsizlik zamanında, yarar iş yapılamaz. Bugün, güç kuvvet yerinde iken, hangi özürle, hangi sebeple, bugünün işi yarına bırakılabilir?
Sevgili Peygamberimiz, (Yarın yaparım diyen, helâk oldu, ziyân etti.) buyurdu. Gençlik zamanında insanı üç din düşmanı olan, nefîs, şeytan ve kötü insanlar aldatmaya uğraşmaktadır. Bunlar karşısında, az bir ibâdet pek kıymetli olur. İhtiyarlıkta yapılan, bundan kat kat fazla ibâdetlerin bu kadar kıymeti olmaz.
Gençlikte, nefsin arzuları, insanı kapladığı gibi, ilim öğrenilecek, ibâdet yapılacak en kârlı zaman da gençliktir. Gençlikte, şehvetin, asabiyetin kapladığı anlarda dînin bir emrini yerine getirmek, ihtiyarlıkda yapılan aynı ibâdetten çok üstün ve kıymetli olur. Hele başka mâniler de araya katılırsa, bunları dinlemeyip yapılan ibâdetin sevabı o kadar çoktur ki, ancak Allahü teâlâ bilir. Çünkü, mâniler karşısında ibâdet yapma güçlüğü, sıkıntısı, o ibâdetlerin, şanını, şerefini göklere çıkarır. Mâni(engel) olmayarak, kolay yapılan ibâdetler, aşağıda kalır. Bunun içindir ki, insanların yüksekleri, meleklerin yükseklerinden daha üstün olmuştur. Çünkü insan, mâniler (engeller) arasında ibâdet ediyor. Melekler ise, mâni olmadan emre itâat ediyor. Harp zamanında askerin kıymeti artar ve muharebede ufak bir hizmetleri, sulh zamanındaki büyük gayretlerinden daha kıymetli olur. Gençlik arzuları, Allahü teâlânın düşmanı olan nefsin ve şeytanın sevdiği şeylerdir. Dîne uygun şeyler ise, Allahü teâlânın sevdiği şeylerdir. Allahü teâlânın düşmanlarını sevindirip, bütün ni’metleri veren, hakîkî sahibi gazaba getirmek, akıllı insanların yapacağı şey değildir. Allahü teâlâ, hepimize akla uygun hareketler nasip edip nefse, şeytana ve din düşmanlarının sözlerine ve yazılarına aldanmaktan muhafaza buyursun!.
Benî İsrâil zamanında bir genç, Cenâb-ı Hakkın emirlerine uymaz, kötü işler yapardı. Tövbe eder, tövbesinde durmazdı. Çok günah işlese de, çok tövbe ettiği için Allahü teâlânın yardımı ile muvaffak oldu. Büyük bir günah işledikten sonra pişman oldu. Sahraya çıkıp, yüzünü gözünü topraklara sürerek dedi ki:
“Yâ İlâhî, ne kadar çok tövbe ettiysem de, tövbemi bozdum. Eğer beni günahtan korumazsan yine tövbemi bozar, ebedî felâkete düçâr olurum. O zaman benim hâlim nice olur?”
Şöyle bir ses duydu:
“Ey kulum, sen günahından vazgeçtiğin için, sana rahmetle muamele ediyorum. Tövbeni kabul edip, kötü amellerini lütuf ve keremimle affettim”.


Ne kadar çok yaşasan,
Öleceksin değil mi?
Dünyadan âhirete,
Göçeceksin değil mi?

Tapma paraya, pula!
Seni bekler musalla.
Ergeç uzun bir yola,
Çıkacaksın değil mi?

Kapılma ucba kibre!
Duracak bir gün ibre,
Issız karanlık kabre,
Gireceksin değil mi?
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Rehber İlmihal (kitap)
Kapılma ucba kibre!
Duracak bir gün ibre,
Issız karanlık kabre,
Gireceksin değil mi?

girmemeye çaremi var
güzel ve ince bir konu ALLAH razıolsun
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Rehber İlmihal (kitap)
İnsanlar ve Din


Bütün varlıkları yaratan, Allahü teâlâdır. Herşey yok iken yalnız Allahü teâlâ vardı. O hep vardır. Sonradan var olmuş değildir. Önceden yok olsaydı, O’nu var eden bir kuvvetin bulunması lâzım olurdu. Çünkü, var olmayan bir şeyi yaratacak kuvvet olmazsa, o şey hep yok olur.
Sonsuz olarak hep var olan Allahü teâlâ, her şeyin yapı maddesi olan basit cisimleri, ruhları ve melekleri önce yarattı. Basit cisimlere şimdi “element” deniyor. Allahü teâlâ bu elementleri kaç milyon sene önce yaratmış olduğunu bildirmedi. Bunlardan meydana gelen, yerleri, gökleri ve canlıları da ne zaman yaratmaya başladığını bildirmedi. Canlı cansız, her şeyin belli bir ömrü vardır. Zamanı gelince yaratmakta, ömrü bitince yok etmektedir.
Allahü teâlâ, ilk insanı, topraktan ve ruhtan meydana getirdi. Bundan önce, hiç insan yoktu. Hayvanlar, otlar, cin ve melekler, bu ilk insandan daha önce yaratıldı. Bu ilk insanın ismi “ADEM” aleyhisselâmdır. Bundan da “HAVVA” isminde ilk kadını yarattı. Bütün insanlar, bu ikisinden çoğaldı. Her hayvandan, kendi cinsleri türedi.
Allahü teâlâ, insanların dünyada rahat ve huzur içinde yaşamalarını, âhirette de sonsuz saâdete kavuşmalarını istiyor. Bunu için, rahat ve huzura sebep olan faydalı şeyleri emretti. Felâkete sebep olan, zararlı şeyleri yasak etti. İnsanlara peygamberleri vasıtasıyla din göndererek, bunları bildirdi. İlk Peygamber olan âdem aleyhisselâm ile, son Peygamber Muhammed aleyhisselâm arasında gelen bütün peygamberlerin getirdiği dinlerde, hep bu faydalı ve zararlı şeyler bildirilmiştir.
İnansın veya inanmasın, herhangi bir kimse, bilerek veya bilmeyerek, Allahü teâlânın dinleri ile bildirdiği emirlerine ve yasaklarına uyduğu kadar, dünyada rahat ve huzur içinde yaşar. Bu faydalı ilâcı kullanan herkesin sıkıntıdan, dertten kurtulması gibidir. Şimdi, hiçbir dine inanmayan çok kimsenin ve milletlerin, birçok işlerinde muvaffak olmaları, Allahü teâlânın gönderdiği son din İslâmiyete uygun olarak çalıştıkları içindir. İslâmiyete uyarak, âhirette sonsuz saâdete kavuşabilmek için ise, önce buna îmân etmek, inanmak ve bilerek, niyet ederek uymak lâzımdır.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Rehber İlmihal (kitap)
Din Nedir ve Niçin Lâzımdır?


Din, insanları dünya ve âhirette rahat ve huzura kavuşturmak, kurtuluşa götürmek için, Allahü teâlâ tarafından gösterilen yol demektir. Din ismi altında insanların uydurduğu eğri yollara din denmez. Dünyada yaygın olan Brahmanlık, Mecusîlik ve Budistlik gibi sapık inanışlar, din değildir. Bunlara inanmak, insana sonsuz kurtuluşu sağlamaz. Din, tertemiz ahlâk sâhibi olmayı emreden, sırf merhamet ve büyüklere itâat, küçüklere şefkat emreden, insanları doğruluğa götüren (ALLAH YOLU) dur. Dînin, şahsî menfaatler için kullanılması en büyük günahtır. İnsanlara karşı yumuşak davranmak, onlara iyilik etmek, onların işlerini güler yüzle, tatlı dille ve kolaylıkla yapmak, Allahın sevgisine kavuşturan yoldur. Bu hâl, insanın âhirette azaplardan kurtulmasına ve Cennet ni’metlerinin artmasına sebep olur.
Allahü teâlâ, Âdem aleyhisselâmdan beri, her bin senede, bir peygamber vasıtası ile, insanlara bir din göndermiştir. Bu peygamberlere RESÛL denir. Her asırda, en temiz bir insanı peygamber yaparak, bunlar ile dinleri kuvvetlendirmiştir. Resûllere tâbi olan bu Peygamberlere de NEBÎ denir. Bütün peygamberler, hep aynı îmânı söylemiş, hepsi ümmetlerinden aynı şeylere îmân etmeyi istemişlerdir.
Din, insanlar için büyük bir ihtiyaçtır. Bir dine inancı olmayan zavallıların rûhu, bomboş kalır ve türlü türlü yalancıların yanlış fikirlerine sarılırlar. Çünkü insan, muhakkak bir inanışa bağlanmaya muhtaçtır. En ileri, en gelişmiş milletlere mensup olanlar bile bu ihtiyacı tatmin için, çeşitli sapık düşüncelere, uydurma mezheplere bağlanmışlardır.
Din, Rûhun gıdâsıdır. Dinsiz bir adam, kafasız bir gövdeye benzer. Bir vücudu, nasıl nefes almak, yemek ve içmek ihtiyacı varsa; ruh da tam bir asalete erişmek, ter-temiz olmak, huzura kavuşmak için dine muhtaçtır. Dinsiz bir adam bir makineden, bir hayvandan farksızdır. Din, insana Allahın tanıtan, onu fenalık yapmaktan koruyan, onun yoluna açan, dimağını ferahlatan, sıkıntılı zamanlarda onu teselli eden ve ona yaşama gücünü veren, toplum içinde ona saygı, şeref, sevgi kazandıran en büyük âmildir (etkendir). Tekrar edecek olursak:
1- Din, insanlara tıpkı yiyecek, içecek gibi lâzımdır. Çünkü, nasıl yiyecek ve içecek vücut için lâzım ise, rûhun gıdâsı olan din de, ruha lâzımdır. Din ortadan kalkarsa, insanlar beyinsiz, kafasız, hissiz ve düşüncesiz bir makine, bir otomat haline girerler.
2- Din, insanlara iyi ahlâk, karşılıklı sevgi, cesaret, sabır, rahat ve huzur kazandırır. İnsanları aynı îmânda, aynı ibâdet ve işlerde, anlayış ve fazîletlerde birleştirerek, bölücülüğe, yıkıcılığa engel olur. Birbirleriyle sevişen ve haklarına saygı gösteren, annesine, babasına, âmirlerine ve devletine itâat eden bir toplum meydana getirir.
3- Din, insanlarla yaratanı arasında kurulan bir bağdır. Dünya işlerini de düzenleyen büyük bir ahlâk okuludur. İnsanları iyiliğe, dürüstlüğe, hoşgörülüğe, büyüklere karşı saygı ve küçüklere karşı şefkat göstermeye, Cenâb-ı Hakkın emirlerine uymaya ve O’na teslim olmaya, kısaca insanı faydalı, doğru yola koymaya yarayan en büyük âmildir.
4- Din, her zaman kötü niyetli olmayı, özel çıkarlar sağlamak ve gizli işler, mânâsız olaylar için mukaddes (kutsal) değerleri âlet etmeyi yasak etmektedir. Nitekim, Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde Hadîd sûresi 9 ve 10. âyetlerinde: (Gizli toplantılarda, günah işlemeyi, düşmanlık etmeyi ve Peygambere karşı gelmeyi fısıldaşmayın! Allaha karşı gelmekten sakınmayı konuşun! Gizli toplantılar, insanları üzmek ve kirletmek için, şeytanın istediği ve yaptırdığı şeydir) buyuruyor.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Rehber İlmihal (kitap)
İslâmiyet ve Diğer Dinler


Allahü teâlâ birdir. O’na giden yol da birdir. Din, Allahü teâlâyı tanıtan yol olduğuna göre, dünyada tek bir din olması gerekirdi. Halbuki, bugün dünyada birbirinden farklı birçok dinler ve inanışlar mevcuttur. Bunların içinde, “tek ALLAH”a inanan üç büyük din vardır. Onlar da Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslâmiyettir. Bu üç dînin hepsi, Allahü teâlâ tarafından gönderilen ilâhî dinlerdir. Yahudilik ve Hıristiyanlık, zamanla bozularak değiştirildi. Aslı, yok oldu. İnsanların elinde oyuncak haline geldi. Allahü teâlâ, gittikçe bozulanları, değiştirilenleri düzelterek ve temizleyerek en son ve hakîkî şekli olan İSLÂM dînin göndermiştir.
İnsanlara en son bildirilen İslâm Dîni, Allahü teâlânın Cebrâil ismindeki melek vasıtasıyle sevgili Peygamberi Muhammed aleyhisselâma gönderdiği, insanların dünyada ve âhirette rahat ve mesut olmalarını sağlayan usûl ve kurallardır. Bütün üstünlükler, şeyler, İslâmiyetin içindedir. İsl3amiyet, eski dinlerin, görünür görünmez bütün iyiliklerini kendinde toplamıştır. İslâmiyetin içinde, hiçbir zarar yoktur. İslâmiyetin dışında da, hiçbir menfaat yoktur ve olamaz.
İslâm Dîninde, insanların ilk görevi, “ÎMÂN” etmektir. İslâmın birinci şartı, îmân olup kalb ile inanmak ve dil ile de söylemektir. Îmân etmek, bütün insanlara lâzımdır. Dinde en önce lâzım olan îmândır. Îmân, Allahü teâlâya ve Peygamberi Muhammed aleyhisselâma inanmaktır. Bu da, onları sevmek ve sözlerini beğenip, kabul etmektir. Îmânın şartları, “Âmentü” de bildirilen altı esastır.
Doğru bir şekilde îmân ettikten sonra, İslâmiyetin emirlerini yapmak ve yasak ettiği şeylerden kaçınmak lâzımdır. Beş vakit (NAMAZ)’ı gevşek ve tembel olmaksızın, seve seve kılmalıdır. Ramazan-ı şerîf ayında her gün (ORUÇ) tutmalı, zengin olanlar da, her yıl malının (ZEKAT)’ ını vermeli ve ömründe bir kerre Kâ’be-i muazzamayı (HAC) etmelidir.
Dinde, yapılması yasak edilenlerden mümkün olduğu kadar sakınmalıdır. Allahü teâlânın râzı olmadığı şeyleri öldürücü zehir bilmelidir. Kusurlarını düşünüp, bunları yaptığına mahcup olmalı, utanmalıdır. Pişman olup üzülmelidir. Kulluk böyle olur. Her günahı yaptıktan sonra tövbe etmek, Allahü teâlânın emridir. Her günahın tövbesi kabul olur. Tövbeyi şartlarına uygun yapmalıdır.


Cümle âzadan günahlar dökülür,
Namaz için abdest aldığın zaman.
İki melek gelir yanında durur,
Sabah namazını kıldığın zaman.

Gökten yere iner bütün melekler,
Meleklere müştak olur felekler.
Kabul olur onda bütün dilekler,
Öğle namazını kıldığın zaman.

Ne yücedir Rabbimizin kelâmı,
Acep biz de ona bir kul ola mı?
Hah teâlâ kendi alır selâmı,
İkindi namazın kıldığın zaman.

Cennet olur mü’minlerin durağı,
Kâdir Mevlâm yakın eder ırağı.
Hazırlayıp getirirler Burağı,
Akşam namazını kıldığın zaman.

Bir gün toprak ile yüzün örtülür,
Mizânı kurarlar, günâh tartılır.
Sâlih olan azaplardan kurtulur,
Yatsı namazını kıldığın zaman.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 13-08-2015, Saat:12:53 AM, Düzenleyen: Arkadaş.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.