You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Peygamberler diyarı

Peygamberler diyarı

General
RE: Peygamberler diyarı
Kaynak islam ansiklopedisi android programı
HAZRET-İ  MUHAMMED (S.A.S) Hicret
İslam davası tüm insanlığı içine alacak... 

*Peygamberimizin hicret yolunda ayakları parçalandı mübareğin yürüyecek hali kalmamıştı. Güçlükle dağa çıkıp sevr mağarasına ulaştılar. 
Kapı önünde hazret-i Ebu Bekir, "Allah için ya Resulallah, içeri girmeyin! Ben gireyim, zarar bana gelsin, mübarek zatınıza keder, ve elem değmesin" dedi ve içeri girdi.*efendimiz sevr mağarasına girdi ve mübarek başını Ebu Bekir'in kucağına koyup uyudu. hz Sıddik'in ayağını yılan soktu. Resulullah'ın uyanmaması için hareket etmedi.gözyaşı mübareğin yüzüne damlayınca; "Ne oldu ya Eba Bekir?" buyurdular. Hz Ebu Bekir yılan ayağımı soktu" dedi.efendimiz, Ebu Bekir'in yarasına, mübarek ağız suyundan sürünce, şifa buldu.*efendimiz ve hz Sıddik ı takib eden müşrikler, mağaraya geldiler. Mağara Ağzını bir örümcek örmüş iki güvercin yuva yapmıştı İz sürücü Alkame; iz kesildi" dedi. Müşrikler, "Eğer, buraya girmiş olsalardı, kapıdakk örümcek ağının yırtılmış olurdu dediler*Müşrikler mağaraya geldiklerinde, hazret-i Ebu Bekir Ya Resulallah! Vallahi kendim için tasalanmıyorum. yüksek zatınıza bir şey gelmesinden korkuyorum. öldürülürsem tek kişiyim, hiçbir şey değişmez. size zarar gelirse, ümmet helak olur, din yıkılır" dedi. 
*Kainatın sultanı efendimiz; "Ya Eba Bekir! Üzülme!... Şüphesiz Allahü teâlâ bizimledir" buyurdu. *Hz Sıddik , "Ya Resulallah! Canım sana feda olsun! Onlardan bizi görürse" deyince, Efendimiz; "Ya Eba Bekir! İki kişi ki, üçüncüsü Allahü teâlâdır. Üzülme!.. Hak teâlâ bizimledir" buyurdu... Müşrikler geri döndüler.

*Allahü teâlâ Kur'an-ı kerimde şöyle buyuruyor: siz, O'na yardım etmezseniz, hatırlayın o vakti kafirler O'nu Mekke'den ikinin ikincisi olarak hz Ebu Bekir ile çıkardıklarında, Sevr mağarasında iken, Allahü teâlâ Resulullah'a yardım etmişti. O arkadaşı Sıddik'a "Üzülme! Allahü teâlânın yardımı, nusreti muhakkak bizimledir" demişti. *Allahü teâlâ, Ona sekinetini indirmiş, Habibini görmediğiniz manevi ordularla kuvvetlendirmiş, kafirlerin küfürünü alçaltmıştı. Allahü teâlânın tevhidi yücedir. Allahü teâlâ mutlak galiptir. Yegane hüküm ve hikmet sahibidir." (Tövbe suresi: 40)*Peygamberimiz ile hz Ebu Bekir, mağarada üç gün kaldılar. Hazret-i Ebu Bekir'in oğlu Abdullah, Mekke'de duyduklarını, mağaraya haber veriyor, azadlı kölesi ve sürülerinin çobanı Füheyre geceleri süt getirip izleri siliyordu.
*Sevr mağarasından dördüncü günü ayrılan Peygamberimiz, Kusva devesine bindi. rivayete göre terkisine hz Ebu Bekir'i bindirdi. Diğer deveye de Amir Füheyre ile yol bilen Üreykıt bindiler.
*Alemlerin efendisi, Allahü teâlânın medhettiği, beldelerin en kıymetlisi Mekke-i mükerremeden, vatanından ayrılıyordu. Devesini Harem-i şerife döndürüp, mahzun bir halde; Vallahi! Sen, Allahü teâlânın yarattığı yerlerin en hayırlı; Rabbime en sevgili olanısın! Senden güzel, yurt yoktur. Kavmim çıkarmasaydı, çıkmaz, senden başka yurt, ve yuva tutmazdım" buyurdular.*Cebrail aleyhisselam Ya Resulallah! Vatanına müştak mısın, ayrılığa üzüldün mü?" dedi. Efendimiz Evet " buyurdular. Cebrail as, Mekke'ye döneceğini müjdeleyen, Kasas suresi 85. ayet-i kerimesiyle, mübarek efendimizi teselli etdi...

*Hicret Yolculuğu sakin geçiyordu. Müşrikler, her yeri arıyor cenab-ı Hak, habibini şerden muhafaza ediyordu. Keşke hizmetle şereflenseydim  *efendimiz ve Hz. Ebu Bekir, Medine yolunda Kudeyd mevkiinde, Ümmü Ma'bed isminde cömertliğiyle meşhur, iffetli bir hanımın çadırında durdular. Ücretiyle yiyecek hurma et istediler. Ümmü Ma'bed; "Eğer olsa idi, parasız ikramda bulunurdum. Kıtlık sıkıntısıyla elimizde bir şey kalmadı" Süt Yoktur. Davarlar kısırdır" dedi *Kainatın Sultanı, Ey Ümmü Ma'bed! koyun niçin burada diyince O da; "hasta ve zayıf sürüden kaldı. efendimiz koyunu sağmama izin verir misiniz?" buyurunca; "Anam babam sana feda olsun,dedi. efendimiz, koyuna Allahü teâlânın ismini zikrettiler. Bereket ile dua ettiler mübarek elini koyunun memesine sürdüler. meme, süt ile doldu aktı kapları doldurdular. *Efendimiz mübarek elini koyunun memesine dokunup sığadılar büyük kabı Ümmü Ma'bed'e teslim ettiler. İçtikleri sütün parasını verdiler. Ümmü Ma'bed'in kocası Sevinerek; "sütü sorunca, Ümmü "Bir mübarek hanemizi şereflendirdi. Gördüklerin, O'nun himmeti ve bereketidir" dedi. *Ümmü Ma'bed efendimizi şöyle tarif etti Gördüğüm mübarek biçimli ve güzel yüzlü idi. Gözlerinde kırmızılık, sesinde naziklik vardı. Mübarek kirpikleri uzun idi. Gözü kudretten sürmeli idi. Saçları siyah, sakalı sık idi. üzerinde vakar ve ağırbaşlılık vardı. tebessüm ediyor, sözleri, dizilmiş inci gibi ağzından tatlı tatlı dökülüyordu. *Uzaktan heybetli yakından tatlı ve cazipti Yanındakiler emrini yerine getirmek için yoluna canlarını başlarını koyuyorlardı" Ümmü mabedi hayretle dinleyen kocası, Resulullah efendimize Rim vadisinde yetişti ve Müslüman oldu.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Peygamberler diyarı
Kaynak islam ansiklopedisi android programı
HAZRET-İ  MUHAMMED (S.A.S) Hicret
İslam davası tüm insanlığı içine alacak... 

*Müşrikler, aleyhisselamı ve hazret-i sıddıkı arıyorlardı. Efendimiz medinede, Müslümanlığı yayacak İslâm Devletini kurup, müşrikleri ortadan kaldıracaktı*müşrikler, her şeyleriyle. efendimizle hz Ebu Bekir'i öldürene esir edene; yüz deve sayısız mal ve para vaad ettiler. Ancak Allah müslümanlarla beraberdi*Kureyşliler "Ey Süraka! Yemin ederim ki, üç kişilik bir kafile gördüm. Onlar Muhammed ile Eshabıdır" dedi. Süraka, mükafatı tek başına istiyordu. atına binip koşturdu efendimizin .izini buldu.efendimizin okuduğu Kur'an-ı kerimi şitiyordu. Hz Ebu Bekir Süraka'yı görünce efendimiz mağaradaki gibi; "Üzülme, Allahü teâlâ bizimle beraberdir" buyurdu.
*Süraka, efendimize saldırabilecek kadar yaklaştı. "Ya Muhammed! Seni, bugün benden kim koruyacak!" dedi. Server-i alem efendimiz "Beni, 
Cebbar ve Kahhar olan Allahü teâlâ korur dedi
*Süraka'nın atı, yere battı. Efendimize saldırmaya teşebbüs edince, atın ayakları yere saplandı. 
Süraka, atını kurtaramadı. Çaresizce şefkat ve merhamet sahibi olan efendimize yalvardı üstün ahlak ve yaratılışlı üzere Peygamberimiz onun dileğini kabul etti. *Süraka; "Ya Muhammed! Muhafaza olunduğunu anladım. Dua et kurtulayım. sana zarar vermem. peşine düşenlere senden hbahsetmiyeceğim" diyordu.Kainatın efendisi; "Ya Rabbi! o sözünde doğru ise, atını kurtar" diye dua edince, Allahü teâlâ duayı kabul buyurdu.Sürakanın atı, kurtulmuştu*Süraka, hayretler içerisinde Muhammed aleyhisselamın korunmakta olduğunu anladı. Pek çok mucizeye şahid oldu Ya Muhammed! Ben Süraka yım Benden şüpheniz olmasın. söz veriyorum. beğenmediğinizi yapmıyacağım. Kavmin, seni yakalayana mükafat va'detti" dedi müşriklerin yapmak istediklerini anlattı.*Süreka efendimize yol azığı ve deve vermek istedi Peygamberimiz kabul etmedi Ey Süraka İslâmı kabul etmedikçe, deveni ve sığırını arzu etmem, istemem. Sen bizi gizli tut, yeter" buyurdu. Süraka efendimizi kimselere anlatmadı Müslümanlıkla şereflendi.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Peygamberler diyarı
Kaynak islam ansiklopedisi android programı
HAZRET-İ  MUHAMMED (S.A.S) Hicret
İslam davası tüm insanlığı içine alacak... 

efendimiz, hazret-i sıddık, Füheyre ve Üreykıt, 622 yılı Eylül ayının 20. Günü kuşluk vakti "Kuba" köyüne ulaştılar. Bugün, Müslümanların Hicri yılının başı oldu.efendimiz kuba köyünde ilk mescidi yaptı*Kuba vadisinde ilk Cuma namazını kılan efendimiz ilk hutbeyi irad ettiler. Kuba mescidi, ayet-i kerimede Temeli takva üzerine kurulan mescid" (Tövbe suresi) buyrularak medh edildi.
*Mekke'de kalan hz Ali,efendimizin Kabe-i şerifteki makamına oturdu. "Resul-i ekrem'de kimin nesi var ise, alsın!" Diyerek emanetleri sahiplerine teslim etdi.*Mekke-i mükerremedeki Eshab-ı güzin, hz Ali'nin kanadı altındaydı. Resulullah'ın evinin Medine-i münevvereye getirilmesini emir buyurdu
Allah'ın aslanı Ali, Kureyş kafirlerine İnşaallahü teâlâ Medine-i münevvereye gidiyorum. diyeceğinizi söyleyin" buyurdu.*Hz Ali, Resul efendimizin eşyalarını toplayıp, Ehl-i Beyti ve akrabaları ile medine yoluna koyuldu. 
efendimize, şişmiş olan ayaklarından kanlar akar vaziyette, Kuba'da yetişti. Gündüzleri saklanıp, geceleri yaya yürüdüğü bu yolculuğun sonunda, Peygamberimizin huzuruna gidemiyecek haldeydi
*efendimiz hazret-i Ali'ye acımış, fedakar amcazadesini kucaklamış, mübarek elleriyle hakk yolunda meşakkate katlanmış narin, ayaklarını okşamış, afiyet için dua buyurmuştu. hz Ali'nin fedakarlığına; "İnsanlardan öyleleri vardır ki, Allahü teâlânın rızası için nefsini feda eder" 'Bakara suresi) nazil oldu

*Medine'ye hicret eden Eshab-ı kiram ile Medineli Müslümanlar, Kainatın sultanını bekliyorlardı.
Medine-i münevvere Efendimizi karşılamak için can atıyorlardı. O'nun muhabbetiyle yananlar, kızgın çölün suya olan hasreti gibi gözlerini ufka dikerek bekliyorlardı... *Medine... Medeniyet kelimesinin yatağı Medine... Peygamber beldesi Medine... incecik hurma ağaçları ve dümdüz damlı çatılarıyla efendimizin teşrifleriyle Medine-i münevvere" olmaya can atıyordu*Kainatın efendisi, yaratılmışların en üstünü, Efendimiz devesine binmiş, yanında mağara dostu sıddık ra ile .. Medine'ye "Nur gibi geliyordu herkes ayaktaydı gözler pür dikkat ufuktaydı gözcüler tek-bir getirerek allahu ekber sesleriyle Müjde! Resulullah geliyor dediler*Medine Ağır ağır yol alan iki deve göründü. Medineliler, sevinçle Müjde!.. Müjde!... Resulullah geliyor!.. Peygamberimiz geliyor!... Sevinin Medineliler!.. Bayram edin! Habibullah geliyor!.. Baş tacımız geliyor!.." diyerek sevinç gözyaşları döktüler*Medine- sokaklarında .Yediden yetmişe, yaşlısından hastasına herkes, eşsiz haberi bekliyordu. Medineliler en güzel elbiseleriyle Alemlerin efendisine koştular. *Efendimizin gelişiyle Herkes, sıcak çöle yalınayak çıktı kızgın çölün yakıcı sıcağına rağmen habibullah , büyük bir heybetle medineye geliyordu
Tekbir sedaları semayı çınlatıyor, sevinç gözyaşları sel gibi akıyor. Hüzün ve mutluluktan esiyor Medine, tarihin en güzel gününü yaşıyordu

*Bir tarafta, herkesin "Emin" lakabıyla tanıdığı, Allahü teâlânın Habibini öldürmek için mükafat koyanlar; diğer tarafta O'nu ve arkadaşlarını korumak, bağırlarına basmak ve ona can feda etmek istiyenler....*Medineliler Peygamberimizin nur cemalini görmek istiyordu. Medine,böyle sevinçli, ve mübarek bir an görmemişti. Efendimizin medineye teşrifi yaşanmamış bir bayramdı.*Benzeri görülmemiş ve görülmeyecek bir bayram vardı medinede çünkü habibullah medineyi şereflendirmişti çocuklar ve kadınlar hep bir ağızdan
"Tale'al-Bedirü aleyna,
Min seniyyat-il-veda;
Veceb-eş-şükrü aleyna,
Mâ de'â lillahi da,
Eyyüh-el-meb'usu fina,
Ci'te bil-emr-il muta'!.."
"Hoş geldin ya Resulallah!.. istekleriyle ortalığı çınlatıyordu.*Medineliler elen Kusva'nın yularından tutup; "Ya Resulallah! Bize buyurun..." diyordu efendimiz Devemin yularını bırakınız. O memurdur. Kimin evinde çökerse, orada misafir olurum!" buyurdular. Herkeste büyük bir heyecan ve meraktaydı Acaba Kusva nereye çökecekti?!
*Kusva, efendimizin bugünkü mescid-i şerifinin kapısına çöktü Efendimiz, "İnşaallah menzilimiz burasıdır" ve "Burası Süheyl ve Sehl'indir"
çocuklar yetimdir. "Akrabalarımızdan hangisinin evi yakındır?" buyurdular Eyyub el-Ensari hazretleri sevinçle; "Ya Resulallah! Benim evim yakındır. diyerek heyecanla evini gösterdi. Kusva'nın yükünü indirip, efendimizi buyur etti. *Medineli Müslümanlar ve Muhacirler, Efendimizin hicretine sevindiler. Çünkü Dünya kurulduğundan bu yana böyle bir misafiri ağırlamak sadece onlara nasip oluyordu... 

 
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Peygamberler diyarı
Kaynak islam ansiklopedisi android programı
HAZRET-İ  MUHAMMED (S.A.S) Medine devri

*Hicretle, Peygamberimizin, bi'setin on üçüncü yılının 12 Rebi'ul-evvel'inde, miladi 622 senesinde başlayıp on sene sürecek Medine devri başladı...
efendimiz,Eyyüb el-Ensari ra nın evinin alt katını tercih ettiler ve yerleştiler. Kainatın efendisini ağırlamak şerefi mübarek ensariye nasib oldu.
*Hz ensari Anam-babam feda olsun ya Resulallah yukarıda oturup sizin alt katta bulunmanıza gönlüm razı olmuyor.bana ağır geliyor. Ne olur zat-ı alinizin yukarıda, bizim de alt katta oturmamıza müsaade buyurunuz" dedi*Efendimiz "Ey Ebu Eyyüb! Evinin alt katı bize münasip ve elverişlidir" buyurdular. ziyaretçilerle rahat görüşme düşüncesiyle, efendimiz eyyub ensarinin evinin alt katını tercih ettiler... *Eyyub ensari ra anlatıyor evimizde su testimiz kırıldı.suların Resulullah'ın üzerine damlamasından korkarak, örtüneceğimiz tek kadife yorganımızı suyun üzerine bastırdık ki, bir damla bile efendimize damlamasın... 
*efendimize akşam yemeği gönderirdik.soğanlı veya sarmısaklı yemeği geri çevirmişti.  feryad ederek üzüntümü arz ettim:- Bu sebzede koku hissettim.yemedim. Ben, melekle konuşan bir kişiyim, buyurdu.*Soğan ve sarımsaklı yemekler için efendimiz şöyle buyurdu ey ensari o yemek haram değildir ben kokusundan hoşlanmadım, Siz onu yiyiniz, buyurdular. *Resulullah efendimizle Ebu Bekir'e yemek götürdüm. Resulullah; Ya Eyyüb Ensari otuz kişi davet et, buyurdu.yemek azdı Resul-i ekrem tekrar; buyurdular. otuz kişi. O yemekten yediler, doydular. Bir mucizeydi gelenlerin imanları kuvvetlendi ve bi'at ettiler.
*altmış kişiyi Resulullah'ın huzuruna davet ettim. 
yemeklerden yediler.Resulullah'ın mucizesini tasdik eddiler Ensardan doksan kişi çağır" buyurdular. Çağırdım, Resulullah'ın emriyle onar onar sofrada yediler; hepsi mucizeyi görüp, gittiler. yüz seksen kişi yemek yedi. Yemek ise azalmadı ve el sürülmemiş gibiydi

*Medine'ye hicret eden Muhacirlerden hastalanmıştı. Medine'nin havasına, alışamamışlardı. Mekke'nin özlemini çekiyorlardı. 
Resulullahın bu duasıyla, muhacirlere hayat geldi. Medine'ye ısındılar. İslâmiyeti yaymak için her şeye katlandılar, hatta sıkıntılardan zevk aldılar
fendimiz dua buyurdu:"Ya Rabbi, Mekke'yi sevdirdiğin gibi, bize Medine'yi de sevdir. Daha çok sevdir... Bereket ver... Medine'yi bize sağlık yatağı eyle!"*efendimiz, Medine-i münevverede sadakat ve bağlılık için, hicret eden Muhacirleri ve onları evlerinde barındıran Ensarı birbirlerine kardeş yaptılar. kardeşlik maddi ve manevi yardımlaşmaydı yurtlarından, yuvalarından ayrı kalan mekkelilerin mahzunluğu giderilmiş olacaktı. *Hazret-i Aliye Alemlerin efendisi; Sen, dünyada ve ahırette kardeşimsin buyurmuştur
*Medineli Müslümanlar, Allahü teâlânın dini için memleketlerini terk eden muhacir kardeşlerine bağırlarını açmış evlerine buyur etmiş her türlü yardımı yapıp islam için canla başla çalışmışlardı. 
*efendimiz, her muhaciri, ensar ile kardeş yaptı. kardeşlik, miras malını paylaşacak seviyedeydi.
Her Medineli; arazisini, bağını, bahçesini, evini, mallarını... ikiye ayırıyor, yarısını Muhacir kardeşine veriyordu.*fedakarlık, ancak İslâm kardeşliğiyle mümkündü Âdem aleyhisselamdan bu zamana pek çok göç olmuştu. Fakat yüce bir hicret; samimi bir kucaklaşma olmamıştı. Allahü teâlâ
Mü'minler kardeştirler" buyurdu. (Hucurat suresi) 
*sevgi ve samimiyet maddi menfaatle değil, iman ve inançla olabilirdi Peygamberimizin, mübarek kalbinden fışkıran deryalar feyz ve bereketler, Eshab-ı kiramın kalblerine akıyor, görülmemiş bir fedakarlıkla insanlat kardeş gibi seviyorlar kardeşlerini kendilerine tercih ediyorlardı.
*Ensar ve Muhacir, İslâm merkezinde el ele, gönül gönüle İslâm dininin kuvvetlenmesi için her fedakarlığa katlanmak ve şehadete kavuşmaya söz verdiler.*Resulullahın etrafında toplananlar, İslâmiyet uğrunda Hicret ederek "Devlet" olmanın ilk adımını attılar. Medine-i münevvere İslâmın beşiği ve merkezi haline geldi

*Mekkeli müşrikler, efendimizin Medine'de, Eshabını birbirlerine kardeş yapmak suretiyle kaynaştırmasını, tehlike gördüler. Müslümanlar güçlenip Mekke'ye saldırıp arazilerini, evlerini, yurtlarını alabilirler düşüncesine kapıldılar
*Mekkeli müşrikler Medineli Müslümanlara tehdit mektupları gönderdiler mektupta"Şüphesiz düşmanlarımızdan , bizi, sizler kadar öfkelendiren olmadı. bizden olanları teslim etmeniz gerekirken, yardımcı olup, kucak açtınız kusurdur. Lütfen, aramızdan çıkın O'nu bize bırakın deniliyordu.
*Hz Ka'b Peygamberimizi medh eden çok güzel bir cevap yazdı.Mekkeli müşrikler, Medinelileri tehdit edip şöyle yazdılar. Eğer düşmanımızı şehrinizden çıkarmaz veya öldürmezseniz, üzerine yürür, sizleri öldürür, kadınlarınızı hizmetimize alırız!.." diyerek tehdit ettiler*Medineli müşrikler, Abdullah bin Übey münafığının etrafında toplanıp, efendimize zarar verecekti Peygamberimize tüm gayretleriyle kenetlendiler. Geceleri sokağa çıkmadılar ve uyumadılar Eshab, silahlı olarak sabahlara kadar nöbet bekledi."*Eshab-ı kiram yekvücuttu tehlikeli hallerde tüm güçleri ile Müslüman kardeşlerine yardıma koşuyorlardı. Bunların başında Peygamberimiz vardı. efendimiz, her güzel haslette önde olduğu gibi, cesarette de Eshabının en önündeydi*Gecenin hangi saatinde olursa olsun, bir feryad işitilince, Peygamberimiz, atı ile oraya yıldırım gibi yetişir, korkulacak bir şeyin olmadığını Eshabına bildirir ve teskin ederdi. 
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Peygamberler diyarı
Kaynak islam ansiklopedisi android programı
HAZRET-İ  MUHAMMED (S.A.S) Medine devri

Mescidi nebiinin inşası

*efendimiz Medine'yi teşrif ettiklerinde ilk iş Eshabını yetiştirecek, cemaatla namaz kılacak bir mescid arzu ediyorlardı. Cebrail aleyhisselam
"Ya Resulallah! Allahü teâlâ sana, kendisi için taştan ve kerpiçten bir mescid yapmanı emrediyor" dedi. *Habib-i ekrem devesi Kusva'nın Medinede çöktüğü yeri satın almak istedi Sahipleri; "Ya Resulallah! Biz, bedeli ancak cenab-ı Hak'tan bekleriz. Orayı Allah rızası için hediye ederiz" diyerek bağışlamayı arzu ettiler. Efendimiz kabul buyurmayıp, ücretini ödedi*arsanın tesviyesi yapılıp düzeltildi, kerpiçler kesilip taşlar çekildi Temele ilk taşı, Efendimiz, mübarek elleriyle koydular. Sonra sıra ile; "Ebu Bekir, Ömer, Osman, ve Ali, taşını taşımın yanına koysun" buyurdular. Emirler uygulandı en Eshab-ı kiram mescidi bina etmek için "taşlarını koydular.
*Mescidin yapılmasında, Peygamberimiz ve tüm Eshab dinlenmeden çalıştılar. Mübarek sırtlarında taş ve kerpiç taşıdılar. Taş ile temeli yükseltip, üzerini kerpiçle ördüler. *efendimiz bir gün, kerpiç yüklenmişti Eshab huzur-şerifte fevkalade bir edeble;Ya Resulallah! Kerpici taşımama müsaade edin dedi. Hatem-ül-enbiya büyük bir nezaketle, sevab kazanmaya muhtaç olduğunu bildirip kerpici vermediler.*Mescid-i Nebi'nin inşasında en çok çalışan efendimizdi. En ağır kayaları yüklendi mübarek göğüsleri daraldı taşları taşırken yapılan işin kıymetini, kavuşulacak nimetleri müjdeleyerek Eshabını gayrete getirirdi.*Efendimizi gayretiyle Müslümanlar, büyük bir aşkla çalışıyordu Ammar bin Yaser, mescit taşlarının birini efendimiz, birini kendisi için götürürdü. efendimiz Mübarek elleri ile hz Ammar'ın sırtını sığayıp Ey Sümeyye'nin oğlu! Senin iki, başkalarının bir ecri var" buyurdular.
*Mescidin duvarları bitirildi ve üzeri örtüldü. efendimize kerpiçten iki oda yapıldı. 
üzerleri hurma kütüğü ve dalları ile örtüldü. Mescid odaları dokuza çoğaltıldı. Mescidin inşası bitince efendimiz, hz Zeyd'in evinden, kendisi için yapılan eve taşındılar... 

Hurma kütüğü

*efendimiz, Cuma günleri mescidi nebide Hannane ismindeki hurma kütüğüne dayanarak, hutbe irad ederdi. Sonradan üç basamaklı bir minber yaptırdılar. efendimiz ve Eshab Cuma günü Mescid-i Nebi'de toplandı. Efendimiz, hutbe minberine çıktığında, eski kuru hurma kütüğü, hamile deve ağlayışını andıran bir sesle ağladı
*Eshab-ı kiram, hayretle kütüğün sesini dinlediler. ses bir kesilmiyordu. Alemlerin efendisi minberden inip mübarek elleri ile kütüğü okşadılar. ağlama ve inleme kesildi. Kuru hurma kütüğünün, Peygamberimize olan muhabbetini ve aşkını gören Sahabiler, gözyaşlarını tutamadılar.*hz Enes Mescid bile onun sesinden sarsıldı", İbn-i Ebi "Hurma kütüğü, çatlayıp yerinden oynadı. efendimiz gelip mübarek elini üzerine koydu da sustu" demişlerdir. *efendimiz; "Nefsim yed-i kudretinde olan Allahü teâlâya yemin ederim ki, onu okşamasaydım, bana karşı hasret ve hüznünden dolayı kıyamete kadar ağlayacaktı" buyurdular.*aleyhisselam kuru hurma kütüğüne "İstersen seni bahçeye vereyim. budak sal ve eski haline gel. İstersen seni Cennet'e dikeyim Allahü teâlânın dostları meyvenden yesin" buyurdu. 
*Hurma kütüğü efendimize, Beni Cennet'e dik benden Allahü teâlânın dostları yesin eskiyip çürümeyeceğim bir yerde olayım." dedi
*Hurma Ağacının konuşmasını, efendimizin yanındakiler duydu. efendimiz, ona; senin İstediğini yapacağım diye mukabelede bulundu. Resulullah'ın emri ile hurma kütüğü gömüldü.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Peygamberler diyarı
Kaynak islam ansiklopedisi android programı
HAZRET-İ  MUHAMMED (S.A.S) Medine devri

*efendimiz ile hz sıddık ile hicret ettiklerinde çocuklarını Mekke'de bıraktılar Efendimiz, hz Hadice validemizin vefatından bir sene sonra hz Aişe ile Mekke'de söz kesti.Medine'yi şereflendirince, Hz. Aişe, annesi ve ve Resulullah'ın kerimelsi hz Zeyneb Medine'ye getirtildi. 
*Hz Aişe validemiz, babası hz Ebu Bekir'in evinde ikamet etti. Ebu Bekir, Server-i alem efendimize;
Ya Resulallah! Ehlinle evlenmekten seni alıkoyan nedir? diyince Resulullah; Mehirdir, buyurdu.Hz Ebu Bekir, Resulullah'a mehr gönderdi. Aişe validemizin düğünü oldu. efendimiz elli beş yaşında idi*Aişe validemiz, çok zeki ve kabiliyetliydi hadiseleri şiir halinde söyleyebilirlerdi. Öğrendiği ve ezberlediğini unutmazdı.akıllı, zeki, alime, edibe, afife ve saliha idi. Hafızası kuvvetliydi Eshab-ı kiram, ondan öğrenirdi. Ayet ile medh edildi. *efendimiz, Eshab-ını yetiştirmek, için, Mescid-i Nebi'de eşsiz sohbetler eder, Allahü teâlânın kendisine ihsan ettiği feyz ve bereketleri, kalblere akıtırdı. *efendimizin sohbetine katılmak şerefine nail olanlar, ilk sohbette kalblerinde büyük bir değişiklik hisseder ve yüksek ilahi marifetlere kavuşurlardı.*sohbetlerin bereketiyle Eshab-ı kiram, sevgili Peygamberimize,ve tüm sahabeyi canlarından çok severdi. Allahü teâlâ onları, ayet-i kerimelerle medhetmiştir.*Sahabe efendimizin huzur-ı şeriflerinde; başlarına kuş konmuş da, hareket edince uçacakmış gibi edebli ve dikkatli dururlardı. *Eshab-ı kiram peygamberlerden ve büyük meleklerden sonra mahlukatın en efdali ve en üstünüdür

İlk ezan

*Mescid-i Nebi inşa edildikten sonra,Müslümanları camiye davet edecek usül yoktu. Sadece; "Essalatü Cami'a" denilirdi.efendimiz, Eshabına namaz vakitlerinde, müminlerin camiye nasıl davet edilmesi gerektiğini sordular. Kimisi, çan çalalım; kimisi, Yahudiler gibi boru çalınsın. Kimisi de; "ateş yakalım" diyince efendimiz, hiç birini kabul etmedi.
*Hz Zeyd ve hz Ömer, rüyada ezan gördüler. Peygamberimize Yeşil bir şal ve peştamal bağlamış, eline çan almış bir kişi gördüm. çanı satar mısın?" Namaz vakitlerini bildireceğim deyince, Ben daha hayırlısını öğreteyim" dedi kıbleye dönerek yüksek sesle; "Allahü ekber, Allahü ekber..." diye okumaya başladı. *Resulullah efendimiz; Rüya haktır. O kelimeleri Bilal'e öğret, okusun!" buyurdular. Ve ezan ismi verildi.hz Bilal de, Mescid-i şerifin yüksek damına çıkarak, ilk ezanı, öğretilen kelimelerle okudu.
Hz Ömer, ezan sesini işitince, efendimizin huzuruna geldi. Hz bilalin kelimelerini aynen rüyasında gördüğünü arz etti.Cuma suresi ezan nazil olup, vahy ile de bildirildi *Hz Bilal sabah namazında Peygamberimizin kapısında Es-salatü hayrun minennevm" diye iki defa seslendi efendimiz Bilal, bu ne güzel söz! Sabah ezanında söyle!" buyurdular. *Peygamberimizin vefatına kadar müezzinlik yapan Bilal-i Habeşi'nin, sesi gür, güzel ve tesirliydi. O, ezana başlayınca, herkes aşk ve vecd içinde dinleyip, kendinden geçerdi. Ezan okurken herkesi ağlatırdı.*Eshab-ı kiramın, namaz vakitlerinde camiye ezan-ı şerif ile davet etmeleri, Medineli müşrikler ile Yahudilerin tuhafına gitti. Ezanı alay ve eğlenceye alırlardı. Onların maskaralıklarına karşı, Allahü teâlâ, Kur'an-ı kerimde "Onlar, namaza ezan ile davette bulunduğunuzda, oyun ve eğlence edinirler. onların aklı ermez bir kavimdirler buyurdu. (Maide suresi) Eshabım gökteki yıldızlar gibidir 

Sahabeler

*Allahü teâlâ, Kur'an-ı kerimde sahabenin üstünlüklerini şöyle bildirdi"Siz ümmetlerin en iyisi, en hayırlısı oldunuz. İnsanların iyiliği için yaratıldınız. İyilik yapılmasını emreder, kötülükten nehy edersiniz...." (Al-i imran suresi: 110)
*"İlk Müslümanlardan, Muhacir ve Ensarın öncülerinden ve bunların yolunda gidenlerden Allah razıdır bunlar da, Allahdan razıdırlar. Allahü teâlâ bunlar , Cennetler hazırladı. Cennetlerin altından nehirler akmaktadır. Ve Cennetlerde sonsuz olarak kalacaklardır." (Tövbe suresi)
*aleyhisselam" Allahü teâlânın peygamberidir O ve Eshab-ı kiram kafirlere şiddetlidirler. birbirlerine karşı merhametli, ve yumuşaktırlar. Bunları rükuda ve secdede görürsünüz. *İnce bir filiz yerden çıkıp kalınlaştı yükseldi az ve kuvvetsiz oldukları halde, etrafa yayıldılar. Her tarafı iman nuru ile doldurdular. Herkes filize nasıl büyüdü diyerek, şaşırdılar hal ve şanları dünyaya yayılıp, görenler hayret etti ve kafirler kızdılar." (Feth suresi)
*efendimiz de hadislerde, Eshab-ı kiramın büyüklüğünü, şöyle bildirdi: Eshabıma dil uzatmayınız.şanlarına yakışmayanı söylemeyiniz! Nefsim yed-i kudretinde olan Allahü teâlâya yemin ederim ki, Uhud dağı kadar altın sadaka verseniz Eshabımdan bir müd arpası kadar sevab alamaz." 
*"Eshabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız kurtulursunuz." *"Eshabıma dil uzatmakta, Allahü teâlâdan korkunuz! Benden sonra onları kötüye hedef tutmayınız! kin bağlamayınız! Onları sevenler, beni severler. sevmiyenler, benide sevmezler. Onlara eziyyet edip gücendirenler, Allahü teâlâya eziyyet ederler bunun cezası ibretliktir gecikmez, verilir." 
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Peygamberler diyarı
Kaynak islam ansiklopedisi android programı
HAZRET-İ  MUHAMMED (S.A.S) Medine devri

*efendimiz, Mescid-i Nebi'nin kuzey duvarında hurma dallarıyla gölgelik yaptırdı. Mekke'den hicret eden, bekar sahabilerin yatmalarını emir buyurdu. 
Hiçbir geliri olmayan, iman ve aşktan başka sermayeleri bulunmayan sahabilerin sayıları on ila dört yüz arasında değişirdi. *sahabiler, efendimizden geri kalmaz. Gece-gündüz Kur'an-ı kerim okur ilim öğrenir hadis-i şerif hıfz eder günlerini oruçla geçirir ibadet ve taatten bir an ayrılmazlardı.*Sahabelikte yetişenler Müslüman kabilelere gönderilir Kur'an-ı kerimi ve sünnet-i şerifleri, din-i İslâm'ı öğretirlerdi. fazilet sahibi mübarek sahabiler, büyük bir irfan ordusuydu
*efendimiz, ashabını çok sever, onlarla oturup sohbet ederler ve yemek yerlerdi. Efendimizin yanında kalanlara "Eshab-ı suffe" denirdi.
*efendimiz Eshab-ı suffenin fakir olduklarını düşündü onlar gönül rahatlığı ile ibadet ediyorlardı. efendimiz merhamet buyurup, "Ey Suffe eshabı! müjdeler olsun! ümmetimden, sizin ibulunduğunuz zor şartlara razı kimse kalmış olursa, o, elbette arkadaşlarımdandır" buyurdular.
*Efendimiz, seçkin Eshabının ihtiyaçlarını temin eder, sonra Ehl-i beytininkini giderirdi Hüreyre hazretleri şöyle anlatır:Kendisinden başka ilah olmayan Allaha yemin ederim ki, açlıktan karnımı yere dayar, taşı karnıma bastırırdım.  O gün alemlere rahmet iki cihanın süsü, nur saçarak yanıma geldiler. Halime gülümsediler Ya Hüreyre! Benimle gel!.. " buyurdular.süt bardağını al, buyurdular. Süt çok azdı arkadaşlarım doyuncaya kadar içiyor, bardak eksilmiyor sütle doluyordu
*bütün arkadaşlarım sütten içip doydular. Efendimiz gülümsediler ve; "Ya Hüreyre! Süt içmeyen bir ben bir de sen. Kaldın Haydi sen de iç!" buyurdular. içtim. "Yine iç!" buyurdular.
Anam-babam sana feda olsun ya Resulallah! Artık içemiyeceğim. Seni hak din ile gönderen Allahü teâlâya yemin ederim ki, doydum" dedim. bardağı ver" buyurdular. Allahü teâlâya hamd ve sena ettikten sonra, Besmeleyle sütü içtiler." 

*Mescidde efendimizin Suffesine karşı, Medineli sahabiler, eşsiz bir muhabbet beslerlerdi. 
Bir akşam, dermanı kalmayan Suffe, efendimize halini arz etti. efendimiz, hane-i saadetlerine, yiyecek sordular. "Şu anda evde yiyecek sudan başka bir şey yok" cevabını alınca, Eshabına; "Kim şu açı misafir eder?" buyurdular.*Eshab-ı kiramdan Medineli biri, Anam-babam sana feda olsun ya Resulallah! Onu ağırlarım" dedi. Misafiriyle evine gidip hanımına; efendimizin misafirini ağırlayacak bir şeyler hazırla" dedi. Hanımı; evimizde çocukların yiyeceğinden başka yok" dedi kocası çocukları uyut. Sonra yemeği getir" diyerek bir kişiye yetecek yemekle misafirinin odasına girdi. 
*Sofraya misafirini buyur etti. Yiyormuş gibi yaparak, misafirin doymasını bekledi.ve
çocukları ile aç sabahladılar. efendimiz
Allahü teâlâ bu geceki hareketinizden hoşnud oldu" buyurarak Haşr suresini okudu ensar kendilerinde yoksulluk ve muhtaçlık olsa bile, Muhacirleri canlarından üstün tutarlar." buyurdu.

*Eshab-ı kiramın en yükseklerinden hz ömer
efendimizin hz Sıddik'a bir şey anlattığını gördü. dinledi. Bunu görenler çekindiler. Ertesi gün, Ya Ömer! Resulullah dün size anlatıyordu. Söyle, biz de öğrenelim" Çünkü efendimiz "Benden duyduklarınızı, din kardeşlerinize de anlatınız! Birbirinize duyurunuz!" buyururdu. *Hz Ömer; hz Ebu Bekir, Kur'an-ı kerimden anlayamadığı ayet-i kerimeyi sormuş, Resulullah anlatıyordu. anlayamadım" dedi. Çünkü, hazret-i Ebu Bekir'in yüksek derecesine göre anlatıyordu. efendimiz; "Ben peygamberlerin sonuncusuyum. Benden sonra peygamber gelmeyecektir. Eğer, benden sonra peygamber gelseydi, Ömer peygamber olurdu" buyurdu. *Hz ömer üstündü ancak hz Ebu Bekir'e anlatılan tefsiri anlayamadı. Ebu Bekir'in derecesi, ondan çok yüksekti. Cebrail as, Kur'an-ı kerimin manasını, , Resulullah'a sorardı. Resulullah, Kur'an-ı kerimin tefsirini Eshabına bildirmiştir.
*Peygamberimiz, Medine'de Eshabına dini öğrettiği gibi, davalarada bakıyordu efendimiz, Eshabına, dinimizin emir ve yasaklarını anlatıyor, öğretiyordu. Din-i İslâm'ı herkesin anlayacağı şekilde anlatır, önemli bir hususu, üç defa tekrar ederdi. 
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Peygamberler diyarı
Kaynak islam ansiklopedisi android programı
HAZRET-İ  MUHAMMED (S.A.S) Medine devri

*Hz. Ömer anlatır: Eshab-ı kiramlan birkaçımız, Resulullahın huzurunda ve hizmetindeydik Ay doğar gibi bir zat geldi Hiç birimiz tanımıyorduk.
Resulullah'ın huzurunda oturdu.Ya Resulallah İslâmiyeti,anlat" dedi.Resul-i ekrem buyurdu ki: "İslâm'ın şartlarından birincisi, "Kelime-i şehadettir getirmektir. *Kelime-i şehadet demek, "Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resulüh" söylemektir. *Yerde ve gökte, allahu tealadan başka, ibadete layık yoktur. Hakiki mabud, ancak Allahü teâlâdır. O, vacib-ül-vücuddur. Her üstünlük O'ndadır. O'nda kusur yoktur. O'nun ismi Allah'tır" işte şehadet ve tevhid buna kalb ile kesin olarak inanmaktır*şehadet gül renkli, beyaz nur yüzlü, kara kaşlı ve kara gözlü, mübarek alnı güzel huylu, gölgesi yere düşmez ve tatlı sözlü, Arabistan'da Mekke'de doğduğu için Arab denilen, Haşimi evladından Abdullah'ın oğlu Muhammed adındaki zat-ı ali, Allahü teâlânın kulu ve resulü peygamberidir" demektir*İslam şehadettir Vaktinde namaz kılmaktır. Malın zekatını vermektir. Ramazan-ı şerifte her gün oruç tutmaktır. Gücü yetenin ömründe birkere hac etmesidir." *Ya Resulallah! İmanın ne olduğunu bildir" dedi.
efendimiz de, imanın inanmak olduğunu şöyle bildirdi:Allahü teâlâya, meleklerine, kitaplarına, resullerine, ahıret gününe, kadere, hayır ve şerlerin Allahü teâlâdan olduğuna inanmaktır."
*Ya Resulallah! İhsanın ne olduğunu bildir" dedi. 
efendimiz; "Allahü teâlâya; görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Çünkü sen O'nu görmüyorsan da, O seni muhakkak görür" buyurdu. *Ya Resulallah! Kıyametten haber ver!" dedi. aleyhisselam; "Bu mes'elede sorulan sorandan alim değildir" buyurdu O halde alametlerini bildir" dedi. efendimiz, "Yalın ayak, çıplak, yoksul çobanların zengin olarak yüksek bina yapmakta yarış ettiklerini görmendir" buyurdu. *Resulullah, Ey Ömer! Soranın kim olduğunu biliyor musun? diye sordu O, Cibril idi. Sizlere dininizi öğretmek için geldi, buyurdular.Bu hadise hadis-i şerif kitaplarında "Cibril hadisi" olarak geçmektedir. 
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Peygamberler diyarı
Kaynak islam ansiklopedisi android programı
HAZRET-İ  MUHAMMED (S.A.S) Medine devri

*Selman-ı Farisi'nin imanı İslâmın nuru yayılmakta efendimizin mübarek ismi kalblerde yer tutmaktadır O'nun gelmesini hasretle bekleyen insaflı ve nasipli kimseler, Medinede  imanla şerefleniyorlardı.Bunlardan birisi de Selman-ı Farisi hazretleridir *Hz farisi Müslüman olmasını şöyle anlatır İran'ın İsfehan şehrinin Cey köyündenim. Babam köyün en zengini olup, arazimiz çoktu. Evin yegane çocuğu ve babamın sevgilisi idim. Evden çıkmama izin vermezdi. bana mecusiliği öğretti. Evde ateşe tapar, secde ederdik. *Babamın malı ve mülkü çoktu bana Yavrum öldüğüm zaman malların sahibi sen olacaksın, onun için, mallarını ve arazilerini tanı" derdi. "Peki" deyip bahçeleri dolaşırdı tarlaya gittiğimde, kiliseye rastladım.ibadet ediyorlardı.hayrette kaldım. Çünkü ibadetimiz ateş yakıp, ona secde etmekten başka bir şey değildi. *Akşama kadar seyrettim. karanlık basdı. Onlara; dinin aslı nerededir?" deyince; "Şam'dadır" dediler. Şam'a gidecek kervandan bahsettiler. eve gitmekte gecikince . babam, beni aramaya başlamış ve telaş içindeydiler
*Babam; Seni aramadığımız yer kalmadı" dedi. Babacığım tarlalara çıkmıştım. bir kiliseye rastladım. İçeri girince  görmedikleri bir Allah'a iman ediyorlardı ibadetlerine şaştım kaldım. Akşama kadar onları seyrettim." dedim. *babam; "Ey oğlum! Onların yaptığı yanlış, babalarının ve dedelerinin dini, onların dininden daha doğrudur. Onların dini bozuktur. aldanma ve inanma!" dedi. Gidip araştıracağım. Hangisi bozuk hangisi doğru karar vereceğim." dedim. Babam, kızdı ve beni el ve ayaklarımdan  hapsetti. *Şam'a gidecek kervanı bekledim. hıristiyan rahiplerin, kervanını öğrendim. İplerimi çözüp kaçtım  kiliseye gittim.kervana katılarak Şam' Şam'da hıristiyan dininin en büyük alimini sordum. Ona hizmet edeceğimi söyleyip, Allahü teâlâyı tanıtmasını rica ettim.*Hz Farisi hak dini öğrenmek için Rahibe  hizmet etti Fakat bunun hak yol olmadığını anladı Rahip, fakirlere verilmek için getirilen sadaka, altın ve gümüşleri saklayıp , muhtaçlara vermedi. yedi küp altın  biriktirip. ölmüştü

*Hz farisi şöyle anlatır: Hıristiyanlar defin için toplandılar. Onlara Neden buna hürmet ediyorsunuz? hürmete layık değildir dedim.inanmadılar. rahibin biriktirdiği altınları gösterdim. altını ve gümüşü çıkardılar, rahibin cesedine Bu, defne ve techize layık değildir" diyerek yere atıp taşla örttüler. 
*Yerine başka bir rahip geçti.ilim sahibi zahid bir kimseydi , dünyaya ehemmiyet vermezdi. Ahirete talibdi  ahırete çalışır, gece-gündüz ibadet ederdi. Onu sevdim uzun zaman yanındaydım. Hizmetini severek yapdım. Birlikte ibadet ettik*Bir gün Ey efendim! Uzun zamandır yanınızdayım. Allahü teâlânın emirlerine itaat ediyor ve men ettiklerinden kaçıyorsunuz. Öldüğünüzde , ne yapayım ne tavsiye edersiniz?" diye sordum. 
Cevap olarak; "Oğlum, Şam'da ıslah edecek kimse kalmadı. Kime gitsen ifsad eder. Musul'da bir zatı tavsiye ederim" dedi. Musul'a geçtim, Hizmete girdim o da hastalandı. Vefatı üzerine derhal Nusaybin'e gittim.  *Amuriye adlı Rum şehrinde bir rahibin hizmetine girdim ölümü yaklaştı. Şöyle dedi ahir zaman peygamberi yaklaştı. O, Arablardan çıkacak, vatanından hicret edip, taşlık içinde hurması çok bir şehre yerleşecek. Hediyeyi kabul eder sadakayı kabul etmez. İki omuzu arasında nübüvvet mührü vardır" diyince Arab diyarına gitmeye karar verdim.*Amuriye'de çalışıp, birkaç öküz ile koyun sahibi olmuştum. Beni Kelb kabilesi, Arab beldesine gidecekti. Onlara; sığır ve koyunlar sizin olsun, beni Arab vilayetine götürün!" deyince,  edip yanlarına aldılar. Daha sonra ihanet edip, köledir diyerek bir Yahudiye sattılar.
*Yahudinin yerinde hurma bahçeleri vardı Ahir zaman peygamberinin hicret edeceği yer  burasıdır" diye düşündüm.Yahudiye hizmet ettim. Sonra beni amcasının oğluna sattı. O da  Medine'ye getirdi. Medinede önceden yaşamış gibi ısındım. ahir zaman peygamberine yaklaştığımı hissediyordum. 
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Peygamberler diyarı
Kaynak islam ansiklopedisi android programı
HAZRET-İ  MUHAMMED (S.A.S) Medine devri

*Medine'ye ulaşan Selman-ı Farisi  Resulullahı arayışını şöyle anlatır: Bir gün, hurma ağacına çıkmıştım Sahibim, Evs ve Hazrec kabileleri helak olsunlar. Mekke'den  Kuba'ya geldi. Peygamber olduğunu söylüyor. kabileler de O'nu kabul edip dinine giriyorlar..." diye konuştular.sözleri işitince, Sahibim bana; "Neyine lazım, diyerek tokat vurdu. 
*akşam olunca, Kuba'ya vardım. Resulullahın yanına girip; "Senin yanında fakirler vardır. hurmaları sadaka getirdim" dedim. Resulullah, eshabına"Geliniz hurma yiyiniz" buyurdu. Fakat kendisi hiç yemedi.  İşte bu peygamberlik alametiydi*Efendimiz Sadaka kabul etmiyor" dedim.bir miktar hurma alıp, Resulullah'a getirdim. hediyedir" dedim. Eshab ile birlikte yediler. "hurma yirmi beşdi. hurma çekirdekleri bin kadardı. efendimizin mucizesiyle hurma artmıştı. İşte bu peygamberlik alametiydi *Resulullah Cenaze defnediyorlardı. Nübüvvet mührünü görmeyi arzu ettiğim için iyice yaklaştım. muradımı anlayıp, gömleğini kaldırdı. Mübarek sırtında nübüvvet mührünü gördüm. öptüm ve ağladım.Kelime-i şehadeti söyleyerek Müslüman oldum. *Selman-ı Farisi, Müslüman olunca, köleliğe bir müddet devam etti. Peygamberimizin; "Kendini kölelikten kurtar ya Selman!" buyurması üzerine, sahibinden azadlık istedi Yahudi sahibine üç yüz hurma fidanı yetiştirip, kırk ukiye altın vermesi şartıyla kabul etti.
*efendimiz  Eshabına; "Kardeşinize yardım ediniz" buyurdu. üç yüz hurma fidanı dikildi. Sonra da salman-ı farisinin tanımadığı biri altın verdi. 
efendimiz "Bu altını al borcunu öde!" buyurdu. 
*Selman ra "Ya Resulallah! altın Yahudinin istediği ağırlıkta değil" deyince, efendimiz altını mübarek diline sürdü. "Al bunu! Allahü teâlâ borcunu eda eder" buyurdu. Selman altını sahibine verdi ve kölelikten kurtuldu.Eshab-ı Suffe arasına katıldı. 

*efendimiz, Kur'an-ı kerimi öyle güzel, öyle tatlı ve tesirli okurdu ki, O'nu dinleyen gayri müslimler hayran kalırdı. O'nu dinleyerek Müslüman olurlardı
*Hazret-i Bera anlatır yatsı namazından sonra efendimizi, Tin suresini okurken dinlemiştim. Öyle güzel okuyurdu ki, sesi ve okuyuşu O'ndan daha mükemmel olan kimse dinlemiş değildim."
*Eshab-ı kiramda sesi çok güzel olan, Kur'an-ı okurken ağlayan ve ağlatanlar pek çoktu. Bunlardan birisi,Hudayr idi. Bir gece, atın yanında Bekara suresini okudu Okurken at ürktü. Ve kuraan sesiyle sakinleşti. *Kuraan okununca Gökyüzünde bulutlar kandil gibi parıldar ve parıldayan nurlar semaya yükselirdi *efendimiz buyurdu ki: "Onlar melekler kuraan okununca Senin sesine yaklaşmışlardı. okumaya devam etseydin, sabaha kadar seni dinlerler, insanlar da onları görür ve seyrederlerdi. Onlar, halkın gözlerinden gizlenmezlerdi."
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.