You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Peygamberin Ahlakı

هل أنا حقاً أنا ؟
Peygamberin Ahlakı
Rasûlullah (s.a.s.), Yüce Allah'ın da nitelediği gibi büyük bir ahlâk üzere idi. Hz. Peygamber (s.a.s.), insanların en halîmi, en cesuru, en ada­letlisi, en iffetlisi idi. Cariyesi, nikâhlısı ya da mahreminin dışında hiç bir kadına eli dokunmamıştır.

Rasûlullah fs.a.s.), insanların en cömerdi idi. Yanında ne bir dinar, ne de bir dirhem bulundururdu. Şayet karanlık çöktüğü halde dinar veya dir­hemi artsaydı ve verilecek bir kimse bulamasaydı, onları muhtaç olana ve­rip dağitmayıncaya kadar evine dönmezdi. Bulabildiği arpa ve hurmadan bir yıllık yiyeceğinden başka, Allah'ın kendisine verdiğini saklamazdı. Diğerini Allah yolunda harcardı. Allah için kendisinden bir şey istenildi­ğinde mutlaka verirdi. Sonra yıllık yiyeceğine döner, ondan da isârda bu­lunarak harcardı. Öyle ki daha yıl bitmeden muhtaç duruma düşerdi.

Rasûlullah (s.a.s.), ayakkabısını onarır, elbisesini yamardı. Ailesinin iş­lerine hizmet ederdi. Onlarla birlikte et keserdi.

Haya bakımından insanların en hayâlısı idi. Birinin yüzüne bakışlarını sabitleştirmezdi. İster hür olsun, ister köle olsun, herkesin davetine icabet ederdi.

Bir yudum süt ya da bir tavşan butu bile olsa, hediyeleri kabul eder­di. Hediyeye karşılık verir ve hediyeden yerdi. Sadakayı kabul etmez ve yemezdi.

Köle ve yoksul kişiler, Rasûlullah'dan kendilerine tabi olmasını ister­lerdi. Rasûlullah da çağrılarına göre onlara uyardı.

Nefsi için değil Allah için kızardı. Şahsı ve ashabının aleyhine bile ol­sa hakkı yerine getirirdi.

Az oldukları ve sayılarını arttıracak bir insana muhtaç olduğu bir sıra­da, müşriklerin yardımı ile karşı karşıya kaldığında, onların yardımını al­maktan vazgeçti. "Hiçbir müşrikten yardım istemeyiz." buyurdu.

Rasûlullah (s.a.s.)'ın ashabı, O'nun erdemli sahâbilerinden birinin Ya­hudi düşmanları arasında öldürüldüğüne şahit oldular. Bu sahâbinin ölümü bir çok ülkenin ve ordunun yıkımı demekti. Buna rağmen Yahudi düşman­larına eziyet etmek için bunu gerekçe göstermedi. Aksine Müslümanların zekâtından, onun yüz dişi deve fidyesini ödedi. Halbuki O'nun ashabı bu durumda güçlenebilmek için bir deveye bile gereksinim duyuyorlardı.

Benî Cezîme'nin diyetini de Ödedi. Onlar imanları konusunda güve­nilir kimseler.olmadıkları halde, Yüce Allah'ın emri ile bu diyet vâcib olmuştu.

Açlıktan karnına taş bağlardı. Bulduğunu yer, hazır olanı geri çevir­mezdi. Hazır olmayan bir yiyecek için zorluk çıkarmazdı. Helâl olan bir yiyeceği yemekten çekinmezdi. Ekmeksiz hurma ya da koyun eti yahut buğday ekmeği ya da helva veyahut bal bulduğunda yerdi. Ekmeksiz süt bulduğunda, onunla yetinirdi. Taze hurma ya da karpuz bulduğunda yerdi.

Yaslanarak ya da masada yemek yemezdi. Yemek yediğinde mendilini ayaklarının üzerine atardı. Fakirlik ya da cimrilikten dolayı değil, başka­larını nefsine tercih ettiğinden dolayı, Yüce Allah'a kavuşuncaya kadar art arda üç defa buğday ekmeğini doyasıya yememiştir.

Düğün yemeğine katılır, hastayı ziyaret eder, cenazelerde bulunurdu.

Düşmanları arasında korumasız, yalnız basma yürürdü.

İnsanların en alçak gönüllüsü, büyüklenmeksizin en çok sükût edeni, sözü fazla uzatmadan en belâğatlisi ve sevinç bakımından en güzeli idi.

Dünya işlerinden olan hiç bir şeyi önemsemezdi. Bulduğunu giyerdi; bazen bir örtü, bazen pamuklu Yemen kürkü, bazen yünlü cübbe, kısaca­sı, bulabildiği mubah olan her elbiseyi giyerdi. Gümüş yüzük takardı. Ka­şı da gümüştendi. Sağ elinin serçe parmağına takardı. Bazen de sol eline takardı.

Kölesini veya başka birilerini terkisine atar; at, deve, eşek veya kır ka­tırdan ne bulabilirse binerdi. Bazen de cübbesiz, sarıksız ve takkesiz çıp­lak ayakla yürürdü.

Medine'nin en ücra köşelerine kadar gidip hastalan ziyaret ederdi. Gü­zel kokuyu sever, kötü kokulardan hoşlanmazdı.

Fakirlerle birlikte oturur, onlarla birlikte yemek yerdi. İyi ahlâklıların yanında bulunur, şerefli kişilere iyilikte bulunarak onlarla yakınlık kurma­ya çalışırdı.

Akrabalarını kendilerinden üstün olanlara tercih etmeden, onlarla iliş­kisini sürdürürdü. Hiç kimseye kaba davranmazdı. Özür dileyenin özrünü kabul ederdi.

Şakalaşırdı; fakat haktan başka bir şey söylemezdi. Güldüğünde kahkahasız gülerdi. Mubah olan oyuna karşı çıkmazdı. Ailesi ile koşma yarışma girişirlerdi. Ona karşı seslerini yükselttiklerinde o sabırla karşılardı.

Ailesi ile birlikte sütlerinden yararlandıkları deve ve koyunları, yiyecek ve giyecek konusunda kendisini onlardan üstün tutmadığı köle ve cariye­leri vardı.

Vaktini ya Allah için bir iş yaparak ya da kendisine gerekli bir şey ya­parak geçirirdi.

Ashabının bahçelerine gider, kendisine yapılan basit/gösterişsiz ikram­ları kabul ederdi. Tatlı içecekleri içerdi. Hiçbir yoksulu fakirliğinden ve hastalığından dolayı küçük görmezdi. Hiçbir zengine ya da hükümdara da servetinden dolayı saygı göstermezdi. Her iki kesimi de Allah yoluna eşit bir şekilde davet ediyordu.

Ona zehirli yemek yedirildi ve sihir yapıldı. Ne var ki O, ne kendisini zehirlemek isteyeni, ne de kendisini büyülemek isteyeni öldürmedi. Zira O, bunların öldürülmesini uygun görmedi. Şayet bunların öldürülmeleri gerekli olsaydı, Rasûlullah bu eylemlerde bulunanları terketmez, onları mutlaka öldürürdü.

Yüce Allah, O'nda, erdemli yaşam tarzı ile eksiksiz yöneticiliği bir ara­ya getirmişti.

Rasûlullah (s.a.s.), okuma yazma bilmeyen ümmî idi. Koyun güden, fa­kir, çöl ve cehalet ülkesinde dünyaya gelmişti.

Yüce Allah, O'nu Iütfu ile çepeçevre kuşatıp, babasız ve annesiz yetim olarak büyütüp terbiye etti. Yüce ve büyük olan Allah, bütün güzel ahlâkı, övgüye değer yol ve yordamı, öncekiler ve sonrakiler ile ilgili haberleri, dünya ve âhirette insanı başarıya götürecek, kurtuluşa erdirecek, gıbta edi­lecek ve kişiyi özgürlüğe kavuşturacak her şeyi O'na vahyetti. Yine göre­vini yerine getirmeyi ve lüzumsuz şeyleri terketmeyi de ona bildirdi.

Yüce Allah, emri doğrultusunda Rasülü (s.a.s.)'ne uymayı, O'na mah­sus olan eylemlerinin dışında yaptıklarını örnek edinmede bizi muvaffak kılsın. Amin


İbn Hazm
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 24-02-2014, Saat:06:40 PM, Düzenleyen: kalemşör.
Forumun Uykucu Ninesi
RE: Peygamberin Ahlakı
Onun ahlakıyla ahlaklanabilsek...
Onun yolunda tam anlamıyla gidebilsek...
[Resim: sems-i-tebrizi-sozleri-ii.jpg]

"Kalk, silkelen, kendine gel. Umutsuzluğa sarılma.
Umutsuzluk şeytandan, ümit etmek ise Allah'tandır."
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumun Uykucu Ninesi
RE: Peygamberin Ahlakı
Amin.
[Resim: sems-i-tebrizi-sozleri-ii.jpg]

"Kalk, silkelen, kendine gel. Umutsuzluğa sarılma.
Umutsuzluk şeytandan, ümit etmek ise Allah'tandır."
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.