Mahmud Sami RAMAZANOĞLU(k.s.)
Riyâdu’n-Nâsihîn’de geçtiğine göre Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: “Mi’rac gecesi Rabbimi kalb gözüyle gördüm.”
Mevâhib-i Ledünniyye’de nakledildiği vechile Efendimiz (s.a.v.) Hakk’a yakınlığı esnasında buyurdular:
- Ya Rabb! Muhakkak ki Sen geçmişümmetlere çeşitli dünyevî azablar verdin. Bazı ümmetlerin üzerine taşlar yağdırdın ve bazısını yere geçirdin ve bazısını insan sûretinden çıkarıp hayvan sûretine çevirdin. Acaba benim ümmetime ne eyleyeceksin?” dedi.Allah Tebareke ve Teâlâ ve Teakaddes Hazretleri buyurdular ki:
- Senin ümmetine edeceğim şudurki, üzerlerine rahmet inzal eylerim ve günahlarını hayrat ve hasenata tebdil eylerim ve onlardan bir kimse Bana dua ederse Ben karşılık veririm, yani duasını hüsn-i kabul ve icâbet ile telakki ederim, âsilerin hatalarını dünyada saklar, âhirette dahi onlar hakkında Senin şefaatını makbul kılarım. Eğer dost dostun muatebesini (paylama, tekdir etme) sevmiyeydi Senin ümmetini muhasebe kılmaz idim. Yani Sen Benim muatebemi sevip hoş göreceğin için ümmetini muhasebe ve ibtilaya maruz kıldım.
Veyine buyurmuştur ki:
- Ya Muhammed (s.a.v.)! İndimdeki kadrinin mahşerde mahlûkata zahir olması için bu gece ümmetinin üçte birini Sana bağışladım. Kıyamet gününde de üçte ikisini bağışlayacağım.
- Ya Muhammed (s.a.v.)! Şüphesiz Senin ümmetin itaat de eder isyan da. Onların itaatı rızamla, ma’sıyetleride kazamla (takdirimle)dir.
- Ya Habîbim! Ümmetine çok mal vermedim ki, kalbleri taş gibi katılaşmasın. Ümmetini kabirlerinde fazla kalmaması için ahir zaman ümmeti kıldım. Yani âhir zamanda dünyaya gönderdim. Cennet sen girinceye kadar diğer nebilere, senin ümmetin girinceye kadar da diğer ümmetlere mahremdir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Allah Teâlâ’ya:
- “İlâhi ve Seyyidî! Senden ne babamı ne de annemi istiyorum. Senden ümmetimi istiyorum, ümmetimi yâ Rabbi!” diye yalvardı.
AllahTeâlâ buyurdu:
- Yâ Muhammed! Ben latîf bir İlâh, Sen şerif bir nebi, ümmetin ise zaif bir topluluktur. Nasıl olur dalatif ile şerif arasında bulunan zâif ümmetin zâyi olur? Yâ Muhammed! Sen ümmetim, ümmetim diye nida ediyorsun. Ben azîmüşşan “rahmetim,rahmetim” diyorum. Rahmetim de her şeyi kuşatmıştır.
Mi’rac-ıNebevî’de Allah Teâlâ:
- “Ey Habîbim! Her mahbûb habîbine geldiğinde bir hediye ile gelir. Huzûruma hangi şeyle geldin?”diye sordu.
Efendimiz (s.a.v.), şöyle buyurdu:
- Ya Rabbi! İki şey ile geldim ki, Senin hazinen bunlardan hâlidir. Allah Teâlâ bildiği halde:
- O iki şey nedir, dedi.
Efendimiz (s.a.v.):
- Birisi noksan ibadet diğeri ümmetin isyanı. Allah Teâlâ buyurdu ki:
- Habibim! Sen huzuruma acz vei’tiraf ile geldin. O halde Sana misli misline ecir verdim ve ümmetinin isyanını affetmekle gufrana tebdil ettim.
Bu ma’nada Allah Teâlâ şöyle buyurdu: “İşte bunların kötülüklerini Allah hasenata tebdil eder.” Sonra Allah –azze ve celle-şöyle dedi:
- Ya Muhammed! Sağ tarafına bak. Baktı ki büyük dalgalı bir deniz, içinde bir oda, o odada bir ağaç ve o ağacın üzerinde gagasında bir parça toprak tezek bulunan bir kuş gördü.
Allah Teâlâ bunu izah ederek şöyle buyurdu:
-Yâ Muhammed! Bu deniz rahmetim, bu ağaç ve oda, dünya ve onun bahçeleri, kuş insan, tezek de insanların ma’siyetleridir. Bu azıcak tezek engin denizi bulandırabilir mi? Rahmet denizi bir dalgalandı mı, o günde zerresi yok olurgider. Sen şefîu’l-müznibinsin, ben de erhamü’r-rahîmim.
Rasûl-iEkrem (s.a.v.)’in Hakk Teâlâ’yı Mirac’da kalb gözüyle veya baş gözüyle görmesi hakkında ihtilaf vardır.
Abdullahb. Mes’ud ve Ebû Hureyre (r. anhüma)’nın Hz. Aişe (r. anha)’ dan rivayet ettigine göre:
- Hz. Muhammed (s.a.v.) Rabbini gördü mü, şeklindeki bir suâle cevâben Hz. Âişe demiştir ki:
- Her kim Hz. Muhammed (s.a.v.) Rabbini gördü derse yalan söylemiştir. Sonra şu âyeti okumuştur:
“Gözler Allah’ı idrak etmez. Fakat Cenâb-ı Allah gözleri idrak eder. Çünkü Allah azze ve celle latîftir, görülmez, habîrdir, her şeyi görür.” (En’am,6/103)
Abdullahbin Abbas (r.a.) dahi Rasûlullah (s.a.v.)’ın Rabb Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerini gözleriyle görmüş olduğu haberini meşhur olarak nakletmiştir.
Taberi’nin Mu’cem-i Evsât’ında kuvvetli bir isnad ile İbn-i Abbas’dan rivayetine göre:“Hz. Muhammed (s.a.v.) Rabbine nazar etti. Cenâb-ı Hakk, kelâmı Musa’ya,hulleyi İbrahim’e, nazar ve rü’yeti de Hz. Muhammed (s.a.v.)’e tahsisbuyurdu.” demiştir.
Rü’yethakkında uzun mütâlalar var ise de hulâsâsı budur.